İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin, tanınmış kişinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddiasıyla talep edilen ihtiyati tedbir kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bir televizyon kişisinin adının marka haline geldiğini ve davalı şirketin bu ismi kötü niyetle tescil ettirerek restoranlarında kullandığını iddia ettiği bir marka hükümsüzlüğü ve tecavüz davasında, ilk derece mahkemesinin, davalının benzer ibareli ürünleri kullanmasını önlemeye ve ürünlerine el koymaya yönelik 500.000 TL teminat karşılığında verdiği ihtiyati tedbir kararı, davalı şirket tarafından ticari faaliyetinin engelleneceği gerekçesiyle istinaf edilmiştir; davacı, kendi markasının tescilini beklerken davalının adını kullanarak haksız kazanç sağladığını ve halkta yanlış intiba oluşturduğunu ileri sürerek maddi ve manevi tazminat da talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2026/752 Esas
KARAR NO:2026/1147 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:10/04/2026 tarihli
NUMARASI:2022/223 E.sayılı ara kararı
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) TEDBİR
KARAR TARİHİ:09/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:ASIL DAVADA TALEP:Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... ...'nın 2014 yılından itibaren Türkiye’de çeşitli televizyon programlarında yer alarak tanındığını, itibar kazandığını ve isminin marka haline geldiğini, müvekkilinin "..." isimli programda çok tanınmasının ardından davalıya ait restoranların açılmasının tesadüf olamayacağını, müvekkilinin isminin bir İtalyan ismi olmadığını, müvekkilinin isminin İtalya’da rastlanılan bir isim olmadığı gibi, manası konusunda yaptıkları araştırmalarda ve müvekkilinden aldıkları bilgilerden de anlaşılacağı üzere isim İtalyan olmamasına rağmen davalı taraf bir İtalyan geleneksel yemeği olan pizza ile müvekkilinin ismini birleştirerek bahse konu yerler müvekkiline aitmiş gibi intiba oluşturarak haksız kazanç sağladığını, müvekkilinin "..." ve "... ..." markalarının tescili için ... ve ... başvuru numaraları ile marka tescil başvurularında bulunmuş olup, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde işlemlerin devam ettiğini, ancak davalı şirketin kötü niyetli olarak müvekkilinden bir ay önce "..." markası için tescil başvurusunda bulunarak markasını haksız olarak tescil ettirdiğini belirterek, bu nedenle ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, davalı şirketin müvekkilinin marka haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, davalı şirketin haksız rekabet ve marka haklarına tecavüzünün men'ine/ önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, dava sonunda verilecek hükmün kesinleşmesini müteakip masrafları davalı şirketten alınarak Türkiye çapında yayımlanan bir gazetede yayımlanmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik müvekkili şirketin uğramış olduğu maddi zarara ilişkin 20.000,00-TL, manevi zarara ilişkin 10.000,00-TL, itibar tazminatına ilişkin 10.000,00-TL belirsiz alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN 2023/124 ESAS SAYILI DAVADA TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde; fazlaya ilişkin her türlü hak ve alacakları ile maddi ve manevi tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla, hükmün etkinliğini sağlamak ve müvekkilinin zarara uğramasını engellemek için öncelikle; davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu Markalar Dairesi Başkanlığı nezdinde tescilli bulunan ... kod numaralı “...'...” ibareli markanın 3. kişilere devrinin önlenebilmesi için yargılama sonuçlanıncaya kadar geçerli olmak üzere ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve Türk Patent ve Marka Kurumu siciline şerh düşülmesine, her türlü maddi ve manevi tazminat talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; davalı adına tescilli bulunan, gerçek hak sahibinin müvekkili olduğu / kötü niyet ile tescil müracaatına konu edilmiş olan ... tescil numaralı "...'..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilinden terkinine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
TEDBİR KARARI: İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 16/03/2026 tarihli 2022/223 E.sayılı ihtiyati tedbir kararı ile ; "... Dava dilekçesi ekleri, TPMK kayıtları, bilirkişi kurulu ek ve kök raporları ve bütün dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Yapılan tetkik ve incelemede, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile yaklaşık ispat şartı yerine getirilmiş olduğundan talebe konu tedbir yönünden yasal şartların oluştuğuna kanaat getirilmekle takdiren 500.000,00 TL(BeşYüzbintürklirası) teminat mukabilinde ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:1-SMK'nın 159. ve 6100 sayılı HMK'nın 389-390. maddeleri gereğince davacı vekilinin İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN KABULÜ İLE TAKDİREN 500.000 TL (Beş Yüz Bin TL) nakdi teminat veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibrazı şartıyla KABULÜNE,Davacıya ait tescilli "..." ibaresine benzer ve tecavüz teşkil eden davalı yana ait "...'..." ibareli ürünlerin kullanılmasına tedbiren önlenmesi ve durdurulması kapsamında; tespit gerçekleştirilen adresteki ürünlere el konularak yediemine teslimin,..." şeklinde karar vermiş, karara karşı davalılar vekili tarafından itiraz edilmiştir.
İHTİYATİ TEDBİR KARARINA İTİRAZ:Davalı vekili süresinde sunduğu itiraz dilekçesinde, müvekkili şirketin aktif devam eden ticari faaliyeti ve müvekkil şirketin "...’..." markalı Türkiye’deki 8 şubesinin varlığı dikkate alındığında 500.000,00 TL teminat karşılığında müvekkilinin tüm kullanımlarını sekiz şubede değiştirerek yeniden markalaşma çalışması yapmasının bu aşamada haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu kapsamda, müvekkil şirketin "..." markasına ilişkin hükmedilen 500.000,00 TL teminat miktarının neredeyse bir günlük zararına tekabül edeceğinden ve tedbir kararına dayanak bilirkişi raporunun itirazları uyarınca eksik ve hatalı olması sebebiyle bu rapora dayalı verilen ihtiyati tedbir kararının ters teminat uygulanarak kaldırılmasını talep ettiklerini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin emsal kararları doğrultusunda, müvekkilinin yalnızca bir günlük zararına tekabül eden teminat miktarlı tedbir kararına hatalı ve eksik tespitler içeren bilirkişi raporuna dayalı olarak hükmedilmesinin tamamen hatalı olup, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, mahkeme aksi kanaatte ise ters teminat olarak değiştirilerek kaldırılması gerektiğini, müvekkilin özellikle markanın tanınmasına ilişkin yaptığı yatırımlar dikkate alındığında, özellikle restorancılık sektöründe faaliyet göstermesi sebebiyle verilen ihtiyati tedbir kararının müvekkili şirketin ekonomik faaliyetlerini durduracağını, hatta mahvına neden olacağını, müvekkili şirketin ileride telafisi mümkün olmayan zararlara uğrayacağını, bunun yanında, müvekkilinin binlerce müşterisi olduğu dikkate alındığında müşterileri tarafından tüm restoranlarının nihai bir mahkeme kararı olmaksızın değiştirilmesinin müvekkilinin itibarını zedeleyeceğini, tüketici nezdinde güvenirliğine zarar vereceğini, takdir edilen 500.000,00 TL teminatın müvekkilinin yalnızca bir günlük zararını ancak karşılayabileceğini, müvekkili şirkete maddi açıdan bir güvence sağlamadığını, verilen ihtiyati tedbir kararının orantısız ve uyuşmazlığın esasını çözecek nitelikte olduğunu, dosya kapsamında aynı bilirkişi heyeti tarafından iki kez rapor tanzim edildiğini ve işbu bilirkişi heyeti raporlarında, itirazlarının ve dosyaya sunmuş oldukları uzman raporunun hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda davacı yanın kullanımlarının SMK’nın 6/3. maddesinin Türk marka hukuku prensibine uygun olarak incelenmediğini, davacının markasal olmayan kullanımlarının hatalı bir şekilde geniş nitelikte yorumlanarak "markasal nitelikte" kabul edildiğini, bilirkişinin davacının önceki tarihli kullanımlarını inceleyerek sınıf tespitini SMK uyarınca yapması ve dava konusu marka ile sınıfsal ve markasal olarak ayniyet bulunup bulunmadığı incelemesi gerekirken, tanzim edilen raporda yalnızca davacı tarafından ispatlanamayan tanınmışlık hususuna dayanılarak doktrin üretildiğini, dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi heyeti raporlarının tamamen hatalı olduğunu, müvekkili tarafından dosyaya sunulan uzman mütalaası ile "marka hukuku prensipleri" kapsamında açıkça çeliştiğini, hal böyleyken, hatalı bir rapora dayalı olarak verilen tedbir kararının da müvekkiline telafisi güç zararlar vereceğini belirterek, arz ve izah edilen açıklamalarına binaen tazminat talepleri ve fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla; İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 16.03.2026 tanzim tarihli ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair kararının esasına yönelik inceleme yapılarak esasen kaldırılmasını, Mahkeme aksi kanaateyse ihtiyati tedbir kararının kaldırılarak ters tedbir uygulanmasını talep etmiştir.
TEDBİRE İTİRAZIN REDDİ KARARI:İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 10/04/2026 tarihli 2022/223 E. sayılı ara kararıyla; "...Dava dilekçesi/ekleri, beyan dilekçeleri, bilirkişi raporu, davalı yanın sunmuş olduğu beyan ve itiraz dilekçeleri, mürafaa duruşmasındaki taraf vekillerinin beyanları ve bütün dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğine; ihtiyati tedbir talebi yönünden yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu, teminatın ve tedbirin ölçülü olduğu kanaatine varılmakla; HMK'nın 394/2. maddesi kapsamında yerinde görülmeyen davalılar vekilinin ihtiyati tedbire yönelik itirazının reddine..." karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF BAŞVURUSU:Davalılar vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; müvekkil şirketin aktif devam eden ticari faaliyeti ve müvekkil şirketin "...’..." markalı Türkiye’deki 8 şubesinin varlığı dikkate alındığında 500.000,00 TL teminat karşılığında müvekkilinin tüm kullanımlarını sekiz şubede değiştirerek yeniden markalaşma çalışması yapmasının bu aşamada haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu kapsamda, müvekkil şirketin "..." markasına ilişkin hükmedilen 500.000,00 TL teminat miktarının neredeyse bir günlük zararına tekabül edeceğinden ve tedbir kararına dayanak bilirkişi raporunun itirazları uyarınca eksik ve hatalı olması sebebiyle bu rapora dayalı verilen ihtiyati tedbir kararının ters teminat uygulanarak kaldırılmasını talep ettiklerini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin emsal kararları doğrultusunda, müvekkilinin yalnızca bir günlük zararına tekabül eden teminat miktarlı tedbir kararına hatalı ve eksik tespitler içeren bilirkişi raporuna dayalı olarak hükmedilmesinin tamamen hatalı olup, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, mahkeme aksi kanaatte ise ters teminat olarak değiştirilerek kaldırılması gerektiğini, müvekkilin özellikle markanın tanınmasına ilişkin yaptığı yatırımlar dikkate alındığında, özellikle restorancılık sektöründe faaliyet göstermesi sebebiyle verilen ihtiyati tedbir kararının müvekkili şirketin ekonomik faaliyetlerini durduracağını, hatta mahvına neden olacağını, müvekkili şirketin ileride telafisi mümkün olmayan zararlara uğrayacağını, bunun yanında, müvekkilinin binlerce müşterisi olduğu dikkate alındığında müşterileri tarafından tüm restoranlarının nihai bir mahkeme kararı olmaksızın değiştirilmesinin müvekkilinin itibarını zedeleyeceğini, tüketici nezdinde güvenirliğine zarar vereceğini, takdir edilen 500.000,00 TL teminatın müvekkilinin yalnızca bir günlük zararını ancak karşılayabileceğini, müvekkili şirkete maddi açıdan bir güvence sağlamadığını, verilen ihtiyati tedbir kararı orantısız ve uyuşmazlığın esasını çözecek nitelikte olduğunu, dosya kapsamında aynı bilirkişi heyeti tarafından iki kez rapor tanzim edildiğini ve işbu bilirkişi heyeti raporlarında, itirazlarının ve dosyaya sunmuş oldukları uzman raporunun hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda davacı yanın kullanımlarının SMK’nın 6/3. maddesinin Türk Marka Hukuku prensibine uygun olarak incelenmediğini, davacının markasal olmayan kullanımlarının hatalı bir şekilde geniş nitelikte yorumlanarak "markasal nitelikte" kabul edildiğini, bilirkişinin davacının önceki tarihli kullanımlarını inceleyerek sınıf tespitini SMK uyarınca yapması ve dava konusu marka ile sınıfsal ve markasal olarak ayniyet bulunup bulunmadığı incelemesi gerekirken, tanzim edilen raporda yalnızca davacı tarafından ispatlanamayan tanınmışlık hususuna dayanılarak doktrin üretildiğini, dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi heyeti raporlarının tamamen hatalı olduğunu, müvekkili tarafından dosyaya sunulan uzman mütalaası ile "marka hukuku prensipleri" kapsamında açıkça çeliştiğini, hal böyleyken, hatalı bir rapora dayalı olarak verilen tedbir kararının da müvekkiline telafisi güç zararlar vereceğini belirterek, arz ve izah edilen açıklamalarına binaen tazminat talepleri ve fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla; İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 16.03.2026 tanzim tarihli ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair kararının esasına yönelik inceleme yapılarak esasen kaldırılmasını, Mahkeme aksi kanaateyse ihtiyati tedbir kararının kaldırılarak ters tedbir uygulanmasını talep etmiştir.
DELİLLER:Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; 30/09/2020 başvuru, 13/03/2022 tescil tarihli, "...+Şekil" markasının 30 ve 43. sınıflarda; "Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Pizza, dondurulmuş pizza. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." İçin ... adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.15/12/2020 başvuru, 03/02/2022 tescil tarihli, ... tescil numaralı "...+Şekil" markasının 43. sınıfta "Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." için davacı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince marka vekili ... ve gıda mühendisi ...’den alınan 10/02/2025 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; “…Dosyaya sunulan belgelerden davacının yazılı, görsel basında, sosyal medyada (şef) “...” olarak yaygın olarak anıldığı ve toplumda bu şekilde bilindiğinin görüldüğü; davacının “...” ismi ile yeme-içme sektöründe ülkemizde tanınmış bir şef olduğu ve faaliyetlerini bu ad altında gerçekleştirdiği; hizmet sektöründe markanın üzerine konulacağı bir mal söz konusu olmadığından, klasik anlamda bir markasal kullanımın aranmasının söz konusu olmadığı;Hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı “...” ibaresi 30.09.2020 tarihi itibariyle koruma altına alınmış, 14.03.2022 tarihinde sicile tescil edilmiş olup, bu tarihlerden önce davacının “...” ibaresi üzerinde yiyecek sektöründe SMK m.6/3 anlamında gerçek hak sahipliği elde etmiş olduğu;Davacının “...” ismi ile yiyecek alanında tanınmış bir kişi olup, bu alanda verdiği hizmetler ile tanındığı göz önünde bulundurulduğunda, yine yiyecekler ile ilgili mal ve hizmet sınıfları olan 30 ve 43. sınıfta tescilli davaya konu markanın davacıya ait “...” ibaresi ile ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimali doğuracağı; nitekim, davacının İtalyan olmasının yanı sıra ülkemizde bilinen bir şef olması, pizzanın kökeninin İtalya’ya dayalı bir yiyecek olması, “...” isminin ülkemizde yaygın bilinen bir yabancı bir isim olmaması karşısında, “...” ibaresi ile karşı karşıya kalan ortalama seviyedeki tüketicinin söz konusu markanın davacıya ait olduğunu veya davacı ile iktisadi veya idari olarak bağlantılı bir işletmeye ait olduğunu düşünme ihtimalinin bulunduğu;Bu bakımdan, davacının SMK m.6/3 anlamında gerçek hak sahibi olduğu “...” ibaresi ile yüksek seviyede benzerlik arz eden “...” ibaresinin davacının gerçek hak sahipliği elde ettiği yeme-içme sektörü ile bağlantılı 30 ve 43. sınıfta tescilli olup kullanılması halinde ortalama seviyedeki tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimali doğacağı;Davacı ad ve soyadı ... ... olup, “...” isminin ülkemizde yaygın bilinen bir yabancı ad olmadığı; davacının İtalyan bir şef olduğunun ülkemizde bilindiği; “...’nun pizzası” anlamına gelen davaya konu “...’...” markasında davacının adının kullanılmasının davacı ile bağlantı kurulmasına sebep olduğundan, davacının SMK m.6/6 kapsamında adının davaya konu markada kullanılmasını engelleme hakkını haiz olduğu;Davaya konu hükümsüzlüğü talep edilen markanın başvuru tarihinde davacının İtalyan asıllı “...” şef olarak ülkemizde bilindiği; davacının isminden oluşan “...” marka başvurusunun davalı tarafından engellenmesi, dolayısı ile marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemenin söz konusu olduğu; ayrıca, davacının İtalyan asıllı bir şef olarak ülkemizde biliniyor olması, “...” ibaresinin ülkemizde bilinen bir yabancı ad olmaması ve pizzanın ülkemizde herkesin de bildiği üzere kökeni İtalya’ya dayalı bir yiyecek olması karşısında, “...” ibaresinin tesadüfen seçilmemiş olduğu ve davaya konu “...” markası ile davacının markasının ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinilmesinin de söz konusu olduğu; bu bakımdan davaya konu markanın kötü niyetle tescil edildiği…" yönünde görüş bildirildiği tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince aynı heyetten alınan 13/10/2025 tarihli ek bilirkişi raporunda, heyetin markalar yönünden aynı görüşlerini korudukları bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince bilgisayar mühendisi ...’dan alınan 05/05/2026 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; internet siteleri ve platformlarında davalı şirketin marka kullanımlarına ilişkin inceleme ve tespitlerin yapıldığı, kullanımların 2020 yılında başladığı tespit edilmiştir.
G E R E K Ç E:Asıl dava markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi, maddi, manevi ve itibar tazminatı davası, birleşen dava ise marka hükümsüzlüğü davasıdır.Dairemizin önüne gelen uyuşmazlık ise, asıl davada verilen ihtiyati tedbir kararına davalı vekilinin yaptığı itirazın reddi kararına ilişkin olup, karara karşı davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Alının kök ve ek bilirkişi raporunda davacının 43. sınıfta yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri için "..." ibaresi üzerinde öncelik hakkı bulunduğuna dair görüş bildirildiği, ayrıca birleşen davada davalı ve asıl davada davalı şirketin ortağı olan ...’ın 30/09/2020 başvuru, 13/03/2022 tescil tarihli, "...+Şekil" markasının tescil başvurusuna davacı tarafından itiraz edildiği de tespit edilmiş olmakla, davalı şirketin markayı kullanmaya başladığı tarihe göre, yaklaşık ispat koşulu gerçekleştiğinden, Mahkemece asıl davada ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, hükmedilen 500.000,00 TL nakdi teminatın da yeterli olduğu kanaatine varılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harç, peşin alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 09/07/2026 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.