İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde, vefat eden sanatçının mirasçılarının yarattığı logo eseri üzerindeki fikri sınai mülkiyet hakları ihlali ve davalı derneğin marka tescillerinin hükümsüzlüğü talepli istinaf davası kararı.
Özet: Sanatçı mirasçıları davacılar, müteveffa babalarının yarattığı ve kitap kapağında kullandığı özgün bir "..." logosunun/illüstrasyonunun fikri ve sınai mülkiyet haklarına sahip olduklarını iddia ederek, davalı spor kulübünün bu logoyu izinsiz kullandığını ve kendi adına birçok markada tescil ettirdiğini öne sürerek tescilli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmekte; davalı kulüp ise savunmasında, bahsi geçen "..." figürünün kulübün köklü tarihinden bu yana kimliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve davacılar murisinin iddia ettiği yaratımdan çok daha önce kullanıldığını belirterek, davanın reddini savunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/676 Esas
KARAR NO: 2026/907
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 07/02/2024
NUMARASI: 2021/451 E. - 2024/20 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı Vekili Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkilleri ... ve ...'nın ... yılında basılmış olan "..." adlı kitap kapağında illüstrasyonu da kendi tarafından yapılan ... logosunun yaratıcısı ve tek hak sahibi olan müteveffa ...'nın mirasçıları olduğunu, "..." ...'nın ilk kitabı olup, söz konusu kitabın yazımı için 21 yıl boyuca araştırma yapan..., bu kitabı ile hem ...'nün yazılı tarihini ortaya çıkardığını, hem de ...'nün ikonik hale gelen ...logosu'nu ve İllüstrasyonunu tasarlayarak yarattığını, 11.05.1981 tarihinde davalılar ... ve Derneği tarafından ...'ya teşekkür mektubu gönderildiğini, söz konusu mektupta ...'nın ...'ın ...logo'sunu tasarladığını ve söz konusu tasarım eseri üzerinde her türlü fikri ve sınai mülkiyet hakkı olduğu kabul edildiğini, ...'nın 19 Mayıs 2016 yılında vefatından sonra mirasçıları olan müvekkilleri ... ve ...'nın babalarının yaratmış olduğu ... yılında basılmış “... ...” adlı kitap kapağında yer alan "..." eserinden haberdar olmakla, ...'nın vefatı ile ... logosu'nun tüm hakları varisleri " olan müvekkillerine geçtiğini, müvekkilleri ...'nın vefatından sonra, ...'nın yarattığı eser ve illüstrasyonun davalılar tarafından hiçbir izin alınmadan kullanılarak TPMK nezdinde dava konusu markalarla tescil edildiğini öğrendiğini yapılan araştırma sonucunda, davalılar tarafından derneğin iç tüzüğündeki ...'ın logosu değiştirilerek, müvekkillerinin babasının yarattığı eser ve illüstrasyonun ...'ın logosu haline getirildiğinin görüldüğünü, davalılar halihazırda müvekkillerinin babasının yaratımı ve eserini hiçbir ödeme yapmaksızın, hiçbir onaylı izin almadan, hiçbir sözleşme imzalamadan kullanmakta ve bu durum ...'nın, yani hali hazırda varisleri olan müvekkillerinin fikri ve sınai mülkiyet haklarını ihlal etmekte olduğunu, bu nedenle davalılar ... adına tescilli türk patent ve marka kurumu nezdinde kayıtlı bulunan 03.04.2013 tarih ve tescil 012/08970 no'lu “... ... ..." ibareli, 20.10.2006 tarih ve ... tescil no.lu “... ... şekil" ibareli, 11.04.2006 tarih ve ... tescil no.lu "... ... ... şekil" ibareli, 03.04.2006 tarih ve ... tescil no.lu "... tv ... ... şekil" ibareli, 30.03.2006 tarih ve ... tescil no.lu "... şekil" ibareli, 07.06.2007 tarih ve ... tescil no.lu "... özel anaokulu ... ... şekil" ibareli, 05.06.2012 tarih ve ... tescil no.lu "şekil" ibareli, 23.01.2009 tarih ve ... tescil no.lu "... ... ... şekil" ibareli markalarının 6769 sayılı sınai mülkiyet kanunu uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Derneği Vekilinin Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; ... yılında Bereket Jimnastik Kulübü olarak kurulan ve daha sonra adı ... Osmanlı Jimnastik Kulübü olarak değiştirilen ... (“...”), sporun birçok branşında sayısız başarılarla 118 yıldır faaliyet göstermekte olduğunu, 26 Ocak 1911 tarihinde tescil edilen ilk Türk spor kulübü olarak ..., Fikri ve Sınai mülkiyet haklarına önem veren ve yasal gereklilikleri yerine getirmek hususunda özenli davranan bir kulüp olduğunu, ...'nin gerek Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yurtiçinde gerek WIPO nezdinde yurtdışında onlarca marka tescilinin bulunduğunu, ...'nin Dernek tüzüğünde de belirtilen resmi armasını içeren “... ...” markası Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde T/01478 tescil belgesiyle tanınmış statüsünde bulunan bir marka olduğunu, ... kurulduğu tarihten itibaren kulüp arması ile birlikte ve/ya da ayrık olarak ... figürünü kesintisiz olarak kullandığını, 1940-1941 sezonunda Süleymaniye ile yapılan maç sırasındaki tezahürattan esinle ve bu tarihten itibaren ..., “Kara Kartallar” olarak anıldığını, bu şekilde anılmaya devam etmekte olduğunu, ... figürünün Vala...'nın ...'de çizdiği söylenen ... figüründen yıllar önce kullanıldığına ilişkin çok sayıda görsel olduğunu, davacılar somut dava ile murisleri Vala...'nın ... yılında ilk, 1996 yılında ikinci basımı yapılan ... tarihi ile ilgili kitap kapağında kullanılan ve murisleri tarafından tasarlandığını ve özgün bir eser olduğunu iddia ettikleri arma üzerinde ... figürünün izinsiz kullanımının engellenmesini ve bu figürün kullanıldığı marka tescillerinin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ettiklerini, Oysa arz edilen olgular davacılar iddialarının tümüyle gerçeğe aykırı olduğunu ortaya koymakta olduğunu, davacıların FSEK kapsamında bir talepleri olmamasına karşın dava konusu ... figürü ... kuşunun doğadaki bir görünümünden ibaret olduğunu, İnternet üzerinden basit bir araştırma yapıldığında dahi sözkonusu figürün bire bir aynı çok sayıda ... fotoğrafını görmek mümkün olduğunu, arma üzerinde ... figürünün ... tarafından kuruluşundan bu güne sürekli olarak kullanıldığı da nazara alındığında, arma üzerinde ... figürü fikrinin de tümüyle ...'ye ait olduğu açıkça anlaşıldığını, bu sebeple davacılar murisinin tasarımı olduğu iddia edilen görselin bir özgün eser niteliğinde sayılamayacağı kuşkusuz olduğunu, ancak dilekçenin devamında asla kabul etmemekle birlikte dava konusu görselin bir eser niteliğinde olduğu varsayımında dahi yine de davanın reddi gerektiğini, davacılar murisi Vala..., vefat ettiği 19 Mayıs 2016 tarihine kadar, yaklaşık 40 yıl boyunca bahse konu kitap kapağındaki görselin ... tarafından ticari kullanımı da dahil kullanıldığını bildiği halde hiçbir itirazda bulunmadığını, davacılar ... yılında Türk Sporu'nda 75 yıl ... ismiyle Vala...'nın yayınladığı kitapla ilgili olarak ...'nin kendisine bir teşekkür mektubu yazarak “telif ve her türlü hakkın” Vala...'ya ait olduğunu belirttiğini öne sürerek iddialarını güçlendirmeye çalıştıklarını, Oysa mektup incelendiğinde sadece kitap üzerindeki telif haklarının Vala...” ya ait olduğunun yazıldığı kolaylıkla görüleceğini, bir kitabın telif hakkının doğal olarak yazarına ait olacağı kuşkusuz olacağını, ... Genel Sekreteri'nin teşekkür mektubunda telif hakkından söz etmesinin olağan olmadığının açık olduğunu, mektupta bu konuda beyanda bulunulmuş olması, tam da davacıların iddialarının aksine, kitap ve kapağında ...'ye ait görsellerin kullanılmış olması karşısında Vala...'rın ...''den izin aldığının kanıtı olduğunu, arz ettiğimiz hususların yanısıra ...'nin 5 Mayıs 2013 tarihli genel kuruluna Vala... da katılmış, çizimi olduğu iddia edilen ... figürünün ...'nin resmi ikinci arması olarak kabulü için yapılan teklif sonucunda “...şekli olan tescilli markasının da ikinci arma olarak kullanılması”na, Dernek Tüzüğündeki “Dernek ideal amacına ulaşmak için ticaret şirketi kurabilecektir” (m.5/d) ve dernek bu amacına ulaşabilmek için “ ... isimli logosunun önde gelmesi koşulu ile sponsorluk anlaşmaları ve isim kullanım hakkı sözleşmeleri yapabilir.” (m.5/e) şeklindeki değişiklikler olumlu oy vererek davaya konu görselin ticari amaç da dahil olmak üzere ... tarafından kullanılmasını açıkça kabul ettiğini, ... ye büyük bir sevgi bağı ile bağlı olan Vala..., başta ... tarihi çalışması olmak üzere Kulübe çok değerli katkılarda bulunduğunu, huzurdaki davadan şüphesiz en çok Vala... üzüntü duyacağını, Zira bu kıymetli üyesine ... de daima tarihine yakışır bir vefa ile karşılık verdiğini, ..., uzun yıllar Vala...'ya sosyal yardım kapsamında ödemeler yaptığını, 19 Mayıs 2016 tarihinde vefat eden Vala...'nın Acıbadem Hastanesi'nde uzun süre gördüğü tedavinin karşılığı olan 400.000 (dörtyüzbin) TL'yi de ...'nin ödediğini, dava konusu tasarımın gerçekten de...'ya ait özgün bir eser olduğunun kabulü halinde dahi, kendisine bu tasarımın olabilecek telif ücretinden kat be kat fazla maddi yardımda bulunan Kulübün, logoyu...'nın arzusu hilafına kullandığını öne sürmenin her halde ikna edici bir yanı bulunmamakta olduğunu, bu güne kadar hiçbir yerde açıklanmamış olan... ile ilgili olan bu özel bilgilerin bugün açıklanmak zorunda kalınmasının mahcubiyeti hiç kuşkusuz haksız ve hukuka aykırı taleplerle bu davayı açan davacıların üzerinde olduğunu, Vala... ve mirasçılarının uzun süre sessiz kalarak dava açma hakkını kaybettiklerini, davacıların müvekkili derneğin markalarının hükümsüzlüğünü, markaların tescil tarihlerinden itibaren çok uzun bir süre geçmesine rağmen talep etmediklerini. Müvekkil derneğe ilişkin 2006 tescil tarihli ..., ..., ..., ... no lu markaların tescili tarihinden itibaren 17 yıl 2007 tescil tarihli ... no lu markanın tescil tarihinden 16 yıl, 2009 tescil tarihli ... no'lu markanın tescil tarihinden itibaren 14 yıl, 2012 tescil tarihli ... no'lu markanın tescil tarihinden itibaren 11 yıl ve 2013 tescil tarihli ... no lu markanın tescil tarihinden itibaren 10 yıl geçtiğini, sessiz kalma yoluyla hak kaybı hukukumuzda yer alan temel bir ilke olup, bütün davalar ve haklar bakımından uygulama alanı bulmakta olduğunu, Yargıtay kararlarına göre dürüstlük kuralının bir görünüş biçimi olan güven nazariyesi ve önceki davranışlarla çelişkili davranış yasağına aykırı olarak uzun süre dava açmayan kişi hakkını kötüye kullanmış olup, sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayacağını, dava dilekçesinin 4. Sayfasının 4. Paragrafında, mirasçıların söz konusu "... " eserinden babalarının ölümünden sonra haberdar olduklarını ileri sürmeleri de açıkça kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu, davada ihtiyati tedbir verilebilmesinin koşullarının oluşmadığını, davacıların markanın devrinin önlenmesine yönelik taleplerinin hukuka uygun olmadığını bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı Vekili Cevaba Cevap Dilekçesinde Özetle; Davalı vekilinin cevap dilekçesinde beyanlarının yerinde olmadığını, arz ve izah edilen sebepler çerçevesinde, fazlaya ilişkin her türlü hakkımız saklı kalmak kaydıyla, ... adına tescilli Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kayıtlı bulunan 03.04.2013 tarih ve tescil ... no.lu “... ... ..." ibareli, 20.10.2006 tarih ve ... tescil no.lu "... ... Şekil" ibareli, 11.04.2006 tarih ve ... tescil no.lu "... ... ... şekil" ibareli, 03.04.2006 tarih ve ... tescil no.lu "... tv ... ... şekil" ibareli, 30.03.2006 tarih ve ... tescil no.lu "... şekil" ibareli, 07.06.2007 tarih ve ... tescil no.lu "... özel anaokulu ... ... şekil" ibareli, 05.06.2012 tarih ve ... tescil no.lu "şekil" ibareli, 23.01.2009 tarih ve ... tescil no.lu "... ... ... şekil" ibareli markalarının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Vekili İkinci Cevap Dilekçesinde Özetle; Mahkemece resen dikkate alınacak nedenlerle, davacının haksız ve kötü niyetli davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...davacıların huzurdaki hükümsüzlük davasını 18/05/2021 tarihinde tarihinde açtıkları, hükümsüzlüğü talep edilen davaya konu tüm markaların tescil tarihleri itibariyle SMK'nın 25/6. maddesinde belirtilen 5 yıllık sürenin geçtiği açıktır. Anılı maddede düzenlenen 5 yıllık sürenin istisnası
ise kötüniyettir. Madde lafzında marka sahibinden bahsedilmiş ise de her somut olayda sessiz kalma yoluyla hak kaybı olup olmadığının sunulu delillere ve her uyuşmazlığa göre ayrı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin temeli 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesine dayanmaktadır. Anılan madde; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmünü hâizdir. Buna göre, anılan madde ile hukuk düzeninin kişilere tanıdığı bütün hakların kullanılmasında göz önünde tutulması ve uyulması gereken iki temel ilkeye yer verilmiş olup, öncelikle hakların dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ifade edilmiş, ardından hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir. Bununla birlikte dosyadaki bilgi ve belgelerden davacıların murisi eser sahibinin davaya
konu markaların tanınmışlık vasfı ve müteveffanın kulüp nezdindeki görevi ve fonksiyonu itibari ile davalı tarafından kullanıldığını bildiği ve bilmesinin gerektiği, nitekim kulüp üyesi olarak genel kurul
toplantılarına katılmak sureti ile tescilli markaların yer aldığı karara yönelik olumlu oy kullanıldığı, karardaki imzanın müteveffaya ait olmadığına dayalı davacıların karşı savunması yönünden bu vakıanın ispatına elverişli herhangi bir delilin sunulmadığı, müteveffanın hayatı boyunca logonun marka tescili ve kullanımını bildiği ve bilmesi gerektiği beş yıldan uzun süre ile sessiz kaldığı, davacıların külli halefiyet ilkesi gereğince hak ve borçları devralmaları nedeni ile hak kaybından sorumlu olmalarının gerektiği anlaşılmıştır. Ayrıca marka tescillerinde davalının kötüniyetli hareket ettiğine dâir dosya kapsamında ispata elverişli delillere de rastlanmadığından, davacı mirasçıların kötüniyet iddiasına cevaz verilmesi mümkün olmamıştır. Tüm bu gerekçeler ışığında; davalı ... aleyhine açılan davanın, davalı gösterilen tarafın tüzel kişiliğinin bulunmaması nedeniyle taraf ehliyetini hâiz olmadığı anlaşıldığından HMK'nın 114/1-d ve 115/2.maddeleri gereğince anılı davalıya karşı açılan davanın usulden reddine, davalı ... Derneği aleyhine açılan davanın sübut bulmadığından esastan reddine" karar verilmiştir.
Davacılar Vekili İstinaf Dilekçesinde Özetle;
-Muris Vala...'nın eser hakkı sahibi olarak marka tescilinden veya markasal kullanımdan haberdar olmadığını, markaya konu eserin, murisin eseri olarak maruf hale geldiğini, ...nün bir üyesi ve bir Beşiktaşlı olan ...'nın, Türk spor tarihine dair meydana getirdiği eserlerinden biri olan "... ..." isimli eserinde yer verdiği kendi eli ürünü logoyu, hayatı boyunca kendi eseri olarak kullandığını, Davalıların ise bu eserin, muris ...'ya ait olduğunu bilmekle birlikte; murisin bu çizimi dahil tüm eserlerine/ yazılarına kaynak göstermek ve eser sahipliğini belirtmek kaydıyla, çeşitli mecralarda yer verdiklerini, Murisin eseri meydana getirdiği günden itibaren hayatta olduğu süre boyunca markaya konu edilen kara ... logosu, ...'ya ait bir eser olarak tanıtılmış ve bu şekilde bilinir hale gelmiş olduğunu, sunul delillerde haber ve yazılarda, tescile konu edilen ... figürü dahil muris tarafından oluşturulan eserlerin/ yazıların tümünün kaynak gösterilerek yayımlandığı ve hak sahibinin (eser sahibinin) muris ... olduğunun ifade edildiğini, bu içerikteki birçok yayında benzer açıklamalara yer verildiğini; böylece muris ile eserlerinin birlikte anıldığı ve bu şekliyle bilinir hale geldiklerini, murisin sağlığı boyunca eserinin bir marka tesciline konu edildiğinden haberi olmadığını, bahse konu figürün kendisi ile ilişkilendirilmeksizin bir marka niyetiyle kullanımına ise şahit olmadığını, Kara ... figürü ekte yer alan görsellerde de görüleceği üzere, muris ...'nın eseri, muris ...'ya ait çizim olarak bilinmiş ve yaygınlaşmış olduğunu, davalıların dava tarihinden önce dava konusu işareti tescilsiz olarak kullanıp kullanmadığı, kullanmışsa bu kullanımın dava tarihine kadar markasal olarak en az beş yıl olup olmadığı, eser sahibinin markasal kullanımdan veya tescilden haberdar olup olmadığı ve bu bağlamda tescilsiz kullanıma ilişkin susma ile hak kaybı olup olmadığı hukuka uygun şekilde araştırılmadığını,
-Muris ..., davaya konu marka tescilinden haberdar olmadığı ve tescile konu figür murisin sağlığında markasal kullanıma konu edilmediği için bu durumu bildiğinden veya bilmesi gerektiğinden bahsedilemeyeceğini, yapılan tescil işleminin de davalılarca kötüniyetli şekilde ve muristen habersiz olarak gerçekleştiğini, sessiz kalarak geçirilen bir süre söz konusu olmadığını, dava konusu görselin, ... Müzesi'nde yer aldığını, bu görselde dahi ...'ya ait çizimin 2013 yılında arma olarak kabul edildiğini, eser sahibinin davalı kulüp bünyesindeki pozisyonu itibariyle, kendisine ait figürün kullanımdan haberdar olması gerekeceği kanaatine varılmışsa da, somut olay nezdinde eserin, eser sahibinin sağlığında marka olarak kullanılmadığını, Müzede yer alan açıklama metninde dahi ... figürünün arma olarak 2013 yılında kabul edildiğini, 2006 - 2007 yıllarında yapılan tescil işlemlerinden murisin haberdar olduğu kanaatine varılamayacağını, davalıların, murise ait eserin marka olarak tescili veya markasal kullanımı hususunda muristen herhangi bir onay almadığını, murisi tescilden haberdar etmedikleri gibi murisin sağlığında markasal kullanım gerçekleştirmediklerini, dava konusu “...”, “... TV” veya “... Özel Anaokulu” dahi tescil edilen markalardan farklı logolar ile bilinir hale geldiklerini, Davalıların hangi markayı/ logoyu kullandıklarını, kaç farklı çeşit ... logosu kullandıklarını, birçok mecrada kulüp armasını kullanmayı tercih ettikleri dikkate alındığında; muris ...’ya ait eserin marka olarak kullanımına uzun süre sessiz kalındığının düşünülmesi hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, sadece kara ... figürü; ...'ın arması, siyah beyaz çubuklu font, ... veya ... gibi ibareler olmaksızın bir ürünün üzerinde ayırt edicilik sağlamadığını, Davacı müvekkillerinin murisi ...'nın, emeğiyle meydana getirmiş olduğu eserinin marka olarak tesciline de marka olarak kullanımına da rıza göstermediğinden; hak sahipliğinin korunması gerektiğini, davalıların ilgili eseri nasıl ve ne şekilde kullandıkları, markasal bir kullanımın olup olmadığı değerlendirilmeden eksik inceleme ile hüküm verildiğini,
-Davanın, muris ...'ya ait figürün eklendiği şekilleri içeren sekiz ayrı markanın hükümsüzlüğü talebi ile tanzim edildiğini, her bir marka bakımından tescil edildiği sınıf itibariyle markasal bir kullanımın olup olmadığının ayrı ayrı tespit edilmesi ve bu kullanıma göre değerlendirme yapılması gerektiğini, davaya konu edilen markaların bir kısmı davalılar tarafından hiç kullanılmadığını, kullanılmayan markadan haberdar olunamayacağınıdan Davaya konu edilen tüm markalar yönünden toptancı bir yaklaşımda değerlendirme yapılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olup, sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin kullanılmayan bir marka yönünden geçerli olamayacağını, davaya konu edilen sekiz markanın, tescil edildikleri sınıflarda kullanılıp kullanılmadıklarına dair bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken; bir kısım markanın hiç kullanılmadığına dair itirazlarının 02/02/2024 tarihli dilekçe ile yerel mahkemenin dikkatine sunulmuşken hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmamasının aykırı olduğunu,
-Davalıların tescil anında, eser sahipliğinden haberdar olmaları ve eser sahibinden herhangi bir onay almamış olmaları karşısında; kötü niyetli kabul edilmeleri gerektiğini, muris ...'nın sözde 2013 yılındaki olağanüstü genel kurul sırasında kendisine ait çizimin resmi arma sayılmasına dair oylamada oy kullanarak, davalıların tescilini iyiniyetli hale getirdiğini varsaydığını oysa, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, 2013 yılındaki bir olayın, 2006 yılındaki marka tescilini iyiniyetli hale getirmeyeceğini, tescil tarihleri dikkate alındığında davalıların davacı müvekkillerinin murisine ait olduğunu bildikleri hatta ve hatta muris ile özdeşleşen bu figürü, hiçbir izin/ onay olmaksızın habersiz olarak tescil ettirdiklerini, başkasına ait bir güzel sanat eserini marka olarak tescil ettiren ve hatta bunu kullanmayıp yedekleyen davalıların MK anlamında kötü niyetli hareket ettiklerini,
-murisin, meydana getirdiği ve ilk kez kendi eserinde yayımladığı figürün davalılar tarafından çeşitli mecralarda sergilenmesi hususunda tam bir güven ve iyiniyet içerisinde hareket ettiğini, çünkü davalı kulübün murise ait bir güzel sanat eserini, kendi izni ve rızası olmaksızın marka olarak tescil etmesi beklentisi içerisinde olmadığını, bir kulüp üyesi ve bir Beşiktaşlı olarak muris ... davalılara itimat etmiş olmasına karşın, eserinin marka olarak tescil edilmesi güvenin kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davalılar, muris ...'ya ait eseri ... kulübüne mal etmeye çalışmışlarsa da bahse konu eserin davalı kulüpten bağımsız olarak, murisin şahsi yaratımı olduğunu, Muris eserine, ...nün 75. yılı münasebetiyle yayımladığı bir eserinde yer verdiğini, kulübün ilgili tarihte kara ... figürünü markalaştırma niyetinde olmamasına rağmen salt kara ... ile ilişkilendirildiği için bir eser üzerinde kullanım hakkı olduğundan bahsedilemeyeceğini, davalı kulüp, 75. yıl için tamamen farklı bir logo tasarlayıp ve yayınladığını, bu halde davalıların her nevi kara ... simgesi üzerinde hak iddia etmeleri veya bu tür eserleri kullanmalarının haklı kabul edilemeyeceğini,
-Davalıların, markaların tescili hususunda bir genel kurul kararı almadıklarını, böyle bir karar alınmış olsaydı dahi; eser sahibinin eser üzerindeki haklarının devri şekli şarta tabi bir işlem olup genel kurulda alınacak bir karar ile bu şartın sağlanmasının mümkün olmadığını, Muris ...'nın marka tesciline ilişkin herhangi bir olumlu oy kullanmadığını, Muris ... böyle bir oy kullanmış olsaydı dahi eseri üzerindeki hakları devretmiş sayılamayacağını, imza aidiyeti ile ilgili inceleme yapılmaksızın "imzanın murise ait olmadığının ispat edilemediği" şeklinde bir varsayımda bulunulmasının hatalı olduğunu, davalı tarafça sunulan bir genel kurul imza tutanağında murise ait bir imza bulunmamasına rağmen murisin bu genel kurula katılıp oy kullandığı; dahası, bu genel kurul ile birlikte marka tesciline rıza gösterdiği iddia edildiğini, bir eser üzerindeki hakların devri konusunda belirlenen şartlara uyulmaksızın devrin mümkün olamayacağını, eseri üzerindeki haklarını devretmek isteyen eser sahibinin bu hususta hangi hakkın devredildiğinin açıkça ve ayrı ayrı gösterildiği bir sözleşme akdetmesi gerekeceğini, yerel mahkemenin de bu kapsamda değerlendirme yapması gerektiğini, imzanın, muris ...'ya ait olmadığını, yerel mahkemece ilgili imzanın uyuşmazlığın esasını etkileme kabiliyeti olduğu düşünülüyorsa, imza incelemesi yapılması gerektiğini, https://www.besiktaspostasi.com/besiktas-tarihi/ linkinden 20/03/2024 saat 11:03 itibariyle erişim sağlandığı üzere; yayımlanan haber içeriğinde "...’ın yaşayan en eski kongre üyelerinden biri olan tarihçi, gazeteci ve karikatürist Vala..., geçtiğimiz pazar günü yapılan seçimlerde ... Tarih ve Müze Kurulu’na ancak, toplantılara bile alınmayan yedek üye olarak seçilebildi." haberinden de anlaşılacağı üzere; her ne kadar bir Beşiktaşlı olsa da muris ...'nın davalı kulüp ile özdeşleşmesi; taraftarlığının sanatçılığının önüne geçmesi ve meydana getirdiği eserlerin dileyen herkesçe marka olarak tescil edilmesi söz konusu olmadığını, Murisin davalı kulüp ile olan bağı yaşamı boyunca devam etmişse de 2010 yılından sonra ... Tarih ve Müze Kuruluna asil üye olarak seçilmemesinden de anlaşılacağı üzere; yaşamının son yıllarında gerek yönetim kadroları gerekse sağlık sorunları sebebiyle zayıfladığını, bahse konu genel kurul 05/05/2013 tarihinde gerçekleşmesine rağmen marka tescillerinin 2006, 2007, 2009, 2012 yıllarında ve en yenisinin ise 2013 yılı Nisan ayında yapılmış olması karşısında; ilgili genel kuruldaki bir oylamanın marka tescillerine onay verildiği şeklinde yorumlanmayacağını,
-Eser sahibinin, ticari marka hakkı sahibi gibi değerlendirilmeyeceğini ve eser sahibi yönünden marka hakkı sahibi gibi sessiz kalma yoluyla hak kaybından bahsedilmeyeceğini, eser sahibi bir piyasada faaliyet göstermediği, eserini ürünlerinde kullanmadığı, herhangi bir başka marka ile rekabet etmediği için eserinin markasal kullanımı noktasında bir marka hakkı sahibi ile eş düşünülemeyeceğini, bir marka hakkı sahibinin, markasının aynısının veya benzerinin kullanıldığını derhal fark etme imkanı olabileceğini, bir pazar/ piyasa içerisinde olup ve markası aktif olarak kullanıldığını,
-yerel mahkeme tarafından verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuğunu, hukuki kurumların hatalı değerlendirilmesi ve olaya yanlış şekilde uygulanması, hükme esas alınan gerekçeler hakkında yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığını bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ... yılında kurulan ... Derneği (“...”) 121 yıldır sporun birçok branşında başarıyla faaliyet gösterdiğini, ...’nin tüzüğünde de belirtilen resmi armasını içeren “... ...” markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde T/01478 numarasıyla tescil edilmiş olan tanınmış marka olduğunu, ..., kurulduğu tarihten itibaren kulüp arması ile birlikte ve/veya tek başına ... figürünü kesintisiz olarak kullanıldığını, 1940-1941 sezonunda Süleymaniye ile yapılan maç sırasındaki tezahürattan esinlenilerek ve bu tarihten itibaren ..., “Kara Kartallar” olarak anıldığını ve bu şekilde anılmaya devam ettiğini, görselin tasarımı, logo üzerindeki tarihten de anlaşılacağı üzere ... yılına ait olduğunu, 1947 – 1948 sezonuna ilişkin gazete görselinde ise öteden beri ... logosunun üstünde ... figürünün kullanıldığını, arma üzerinde ... figürü fikrinin tümüyle ...’ye ait olduğunu, bu sebeple Vala...'nın tasarımı olduğu iddia edilen görselin bir özgün eser niteliğinde sayılamayacağını, Mahkeme kararının gerekçesinde yapılan "dava konusu figürün eser olduğu" tespitini asla kabul etmemekle birlikte dava konusu görselin bir eser niteliğinde olduğu varsayımında dahi Davacıların istinaf taleplerinin reddi gerekeceğini, Davacıların murisi Vala..., vefat ettiği 19 Mayıs 2016 tarihine kadar, yaklaşık 40 yıl boyunca bahse konu kitap kapağındaki görselin ... tarafından ticari kullanım da dahil olmak üzere kullanılmasına rıza gösterdiğini ve bu kullanıma karşı herhangi bir itirazda bulunmadığını, ekte delil olarak sunulu görsellerde 2003, 2004 ve 2006 yıllarına ait “...” Dergisinde ... Logolu markaların açıkça tanıtımı yapıldığını, aynı Dergide Vala...'nın da yazar olduğunu, Vala...’nın logo önünde gururla poz verdiğini, Vala...'nın Davacıların da belirtmiş oldukları üzere yaşamı boyunca ... bünyesinde farklı şekillerde görev aldığını, uzun yıllar genel kurul üyesi olarak pek çok kararın alınmasında rol üstlendiğini, ...’nin 5 Mayıs 2013 tarihli genel kuruluna Vala... da katıldığını, çizimi olduğu iddia edilen ... figürünün ...’ nin resmi ikinci arması olarak kabulü için yapılan teklif sonucunda “...şekli olan tescilli markasının da ikinci arma olarak kullanılması”na, Dernek Tüzüğündeki “Dernek ideal amacına ulaşmak için ticaret şirketi kurabilecektir” (m.5/d) ve Dernek bu amacına ulaşabilmek için “... isimli logosunun önde gelmesi koşulu ile sponsorluk anlaşmaları ve isim kullanım hakkı sözleşmeleri yapabilir.” (m.5/e) şeklindeki değişikliklere olumlu oy vererek davaya konu görselin ticari amaç da dahil olmak üzere ... tarafından kullanılmasını açıkça kabul ettiğini, açık bir iznin bulunmadığı varsayımında dahi, Vala... ve mirasçılarının uzun süre sessiz kalarak dava açma haklarını kaybettiklerini, markaların tescil tarihlerinden itibaren 10-17 yıl arasında fiilen sessiz kaldıkları ve dava açmadıklarını, esasen Vala..., bu kullanımı hayatı boyunca açık bir şekilde onayladığını, ancak mirasçıları aradan yaklaşık 15 yıl geçmesine rağmen, hükümsüzlük davası açtığını, Vala...’nın yaklaşık 40 yıl boyunca dava konusu logonun ... tarafından kullanıldığını ve marka olarak tescil edildiğini bildiği, buna karşı çıkmadığı, bilakis gurur duyduğunu, davayı açmaları hakkın kötüye kullanılmasını teşkil edeceğinden istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli; 03.04.2013 tarih ve ... tescil no.lu “... ... ..." ibareli, 20.10.2006 tarih ve ... tescil no.lu "... ... Şekil" ibareli, 11.04.2006 tarih ve ... tescil no.lu "... ... ... şekil" ibareli, 03.04.2006 tarih ve ... tescil no.lu "... . ... ... şekil" ibareli, 30.03.2006 tarih ve ... tescil no.lu "... şekil" ibareli, 07.06.2007 tarih ve ... tescil no.lu "... özel anaokulu ... ... şekil" ibareli, 05.06.2012 tarih ve ... tescil no.lu "şekil" ibareli, 23.01.2009 tarih ve ... tescil no.lu "... ... ... şekil" ibareli markalarının Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
FSEK uzmanı bilirkişi ..., FSEK uzmanı... ve sektör bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 15/02/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; Marka hükümsüzlüğü talebi yönünden 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, bununla birlikte 5 yıllık hak düşürücü sürenin istisnası kötüniyet olduğunu, Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacıların murisi eser sahibinin davaya konu markaların davalı tarafından kullanıldığını bildiği, klüp üyesi olarak genel kurul toplantısına katıldığı, marka tescillerinde davalının kötüniyetli hareket ettiğine dair delile rastlanmadığı bu çerçevede davalının kötüniyetli davranıp davranmadığının Sayın Mahkeme tarafından takdir edilmesi gerektiği, dosyadaki bilgi ve belgelerden davacıların murisi eser sahibinin davaya konu markaların davalı tarafından kullanıldığını bildiği, klüp üyesi olarak genel kurul toplantısına katıldığı, arma kullanımlarında davalının kötüniyetli hareket ettiğine dair delile rastlanmadığı bu çerçevede davalının kötüniyetli davranıp davranmadığının takdirinin Sayın Mahkeme tarafından Takdir edilmesi gerektiği,
şeklinde kanaatlerinin olduğu anlaşılmıştır.
Muris ... tarafından oluşturulan logo eser vasfı yönünden tetkik edildiğinde; FSEK'in 1/B maddesinde tanımı yapılan; ''Eser: Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri'' düzenlemesi ile FSEK 4. maddesi kapsamında eser sahibinin bütünlük, tonlama, çizgi gibi unsurlar bakımından hususiyetini taşıdığı, güzel sanat eseri kategorisine dâhil olduğu, böylece FSEK kapsamında koruma altına alınan güzel sanat eseri niteliğini hâiz olduğu, FSEK 27. maddesi kapsamında koruma süresinin eser sahibinin ölümden (2016) itibaren ... yıl süreyle devam ettiği saptanmıştır.
Davacıların muris ...'nın mirasçıları olduğu, murisin ... yılında basılan, ... Logosunu meydana getiren kişi olduğu, Davacı mirasçılar tarafından, muris ...'nın ... Mayıs 20... yılında vefatından sonra babalarının eser sahibi olduğu ... yılında basılmış “... ...” adlı kitap kapağında yer alan "..." eser ve illüstrasyonun davalılar tarafından hiçbir izin alınmadan kullanılarak TPMK nezdinde tescil edildiği iddiası ile kötüniyete ve telif hakkı ihlaline dayalı olarak marka hükümsüzlük davasının 18/05/2021 tarihinde ikame edildiği, uyuşmazlığın dava konusu eserin, marka olarak kullanılıp kullanılmamasına davacıların murisinin muvafakatinin bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, ...' nin 5 Mayıs 20... tarihli Genel Kuruluna ...'nın da katıldığı, çizimi olduğu iddia edilen ... figürünün ...' nin resmi ikinci arması olarak kabulü için yapılan teklif sonucunda “...şekli olan tescilli markasının da ikinci arma olarak kullanılması”na, Dernek Tüzüğündeki “Dernek ideal amacına ulaşmak için ticaret şirketi kurabilecektir” (m.5/d) ve Dernek bu amacına ulaşabilmek için “ ... isimli logosunun önde gelmesi koşulu ile sponsorluk anlaşmaları ve isim kullanım hakkı sözleşmeleri yapabilir.” (m.5/e) şeklindeki değişikliklere olumlu oy verdiği, davaya konu görselin ticari amaç da dâhil olmak üzere ... tarafından kullanılmasının genel kurulda açıkça kabul edildiği, marka olarak kullanılmasına yönelik olarak da yasanın aradığı anlamda bilme durumunun gerçekleştiği, sessiz kalındığının kabulü ile verilen kararda aykırılık bulunmadığı ancak gerekçeli kararda görsellere yer verilmesinin de doğru olmadığı anlaşılmakla, düzeltilmiş gerekçe ile davacılar istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
2-İstanbul .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../02/2024 tarih, 2021/.... E., 2024/.... K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3-Davalı ... aleyhine açılan davanın davalı gösterilen tarafın tüzel kişiliğinin bulunmaması nedeniyle taraf ehliyetini haiz olmadığı anlaşıldığından HMK nın 114/1-d ve 115/2.maddeleri gereğince anılı davalıya karşı açılan davanın usulden REDDİNE,
-Davalı ... Derneği aleyhine açılan davanın esastan REDDİNE,
4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile 672,70 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacıların yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4/c-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4/d-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 55.500,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı ... Derneği'ne verilmesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacılar tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davacılar tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 15,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.184,40 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacılara verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026