İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, sahte çeklere dayalı menfi tespit davasını ihtisas mahkemelerine iş bölümü nedeniyle gönderme kararı aldı.
Özet: Bir şirket, sahte kaşe ve imzalarla düzenlendiğini iddia ettiği çeklere ilişkin borçlu olmadığının tespiti, icra takibi başlatılmasının önlenmesi ve kötü niyet tazminatı talebiyle menfi tespit davası açmış; ancak mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Hakimler ve Savcılar Kurulunun iş dağılımı kararlarına dayanarak, davanın konusunun belirlenen ihtisas mahkemelerinin görev alanına girdiğini belirterek dosyayı ilgili mahkemelerden birine tevzi edilmek üzere tevzi bürosuna göndermiştir.

T.C.

İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/1415 Esas
KARAR NO:2026/526
DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:16/07/2026
KARAR TARİHİ:17/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ticari faaliyetine sorunsuz bir şekilde devam eden, yüksek cirolara sahip bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin hiçbir şekilde haberi dahi olmaksızın sahte kaşe ve imzalar bir kısım çeklerde lehdar ve ciranta olarak gösterildiği bilgisinin alınması üzerine gerekli araştırmalar yapılmış ve söz konusu çeklerin davalı ... A.Ş.’nde bulunduğu, bu çeklerin faktoring işlemi yapılarak paraya çevrildiği bilgisine ulaşıldığını, taraflarından hemen ... şirketine ulaşılldığını ve yapılan araştırma neticesinde müvekkili şirketin kaşesi ve imzasının sahte olarak düzenlendiği çeklerin kısmi görüntülerine ulaşıldığını, hiçbir aşamada faktoring şirketi tarafından müvekkili şirketin aranmadığı ve çeklere ilişkin bilgi alınma yükümlülüğünün yerine getirilmediğinin bildirildiğini beyan ederek dava konusu çeklerde ki müvekkili şirket adına atılı kaşe ve imzanın sahte olması, çeklerde ki imzaya ilişkin itirazları çerçevesinde müvekkili şirketin dava konusu çeklere ilişkin borçlu bulunmadığının tespitine, dava sonuçlanıncaya kadar dava konusu çeklere dayanılarak müvekkil şirket hakkında icra takibi başlatılmamasının önlenmesine ilişkin olarak ihtiyati tebir kararı verilmesine, davalı yanın haksız ve kötüniyetli olduğu, gerekli araştırma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu, ayrıca arabuluculuk süreci dahil olmak üzere tüm aşamalarda bilgi verilmesine rağmen müvekkil şirkete yönelik haksız tutumunu devam ettirdiği sabit olmakla, davalı yanın %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine,yargılama giderleri ile ücret-i vekâletin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
GEREKÇE:
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1'inci maddesi mahkemelerin görevinin ancak yasa ile belirlenebileceğini ve göreve ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olduğunu açıkça ifade etmiştir. Kesin yetki halleri de bu çerçevede değerlendirilir. Bu yasal düzenlemeye paralel olarak görev ve kesin yetki halleri dava şartları arasında sayılmıştır (HMK m.114/1-c ve ç)
26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun "Hukuk mahkemelerinin kuruluşu" başlıklı 5. maddesinin 17/4/2013 tarihli ve 6460 sayılı Kanunun 10. maddesiyle değişik beşinci fıkrası hükmüne göre; "İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır." Görüldüğü üzere, bu fıkra hükmünde de, açıkça, bir yerdeki birden çok aynı tür mahkeme arasındaki "iş dağılımı"ndan bahsedilmiş; iş dağılımını belirleme yetkisi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna verilmiş ve dairelerin, belirlenen iş dağılımına göre tevzi edilen davalara bakmak zorunda oldukları hükme bağlanmıştır.
Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 25/11/2021 tarih ve 1232 sayılı kararı uyarınca 15/12/2021(tarihi dahil) tarihinden itibaren, Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki iş dağılımına göre İstanbul 6.7.8.9. Asliye Ticaret Mahkemelerinin ihtisas mahkemesi olarak iş bu dosyaya bakmaya görevli olduklarından, dosyanın ilgili mahkemelerden birine tevzi edilmek üzere tevzi bürosuna gönderilmesine karar verilmiş ve iş bölümü nedeniyle verilen karar gönderme kararı olup HMK'nın 341. maddesinde belirtilen istinafa tabi nihai karar niteliğinde olmadığından kesin olmak üzere aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen gerekçeler uyarınca;
1-Dava dosyasının konusu itibariyle ihtisas mahkemesi olan İstanbul 6.7.8.9. Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi edilmek üzere Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na GÖNDERİLMESİNE,
2-Esasın bu şekilde KAPATILMASINA,
3-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin tevzi olunan mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
4-Harç, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin esas mahkemesinde karara bağlanmasına,
5-Adli yardıma itirazın görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/07/2026
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır