696 sayılı KHK ile sürekli işçi kadrosuna geçen davacının, iş sözleşmesindeki asgari ücretin belirli bir oran fazlası ücret maddesine rağmen eksik ödeme yapıldığı iddiasıyla açtığı ücret farkı alacağı davasının istinaf incelemesi.
Özet: Sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı, iş sözleşmesinde brüt asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak kararlaştırılan ücretinin 2019 yılından itibaren davalı bakanlık tarafından eksik ödendiğini iddia ederek ücret farkı ile ikramiye, ilave tediye gibi çeşitli işçilik alacağı farklarının tahsilini talep etmiş, davalı ise ücretlerin toplu iş sözleşmesi ve ilgili bakanlık görüşleri doğrultusunda belirlendiğini savunarak davanın reddini istemiş, ilk derece mahkemesi ise sözleşmedeki ücret düzenlemesinin dikkate alınmaması nedeniyle davacının ücret farkı ve kısmen diğer işçilik alacağı farkı taleplerini haklı bularak kabul etmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2026/1977 E.  ,  2026/1930 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/2302 E., 2025/2209 K.
BİRLEŞEN DAVA
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/107 E., 2021/194 K.
Bölge Adliye Mahkemesince usulden yapılan bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Bakanlığına (Bakanlık) ait işyerinde hizmet alım sözleşmesi kapsamında alt işveren şirketler nezdinde çalışmakta iken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) hükümlerine göre 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, davalı Bakanlık ile davacı arasında sürekli işçi kadrosuna geçirilirken imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde asgari ücretin belirli bir oran fazlasının davacının ücreti olarak öngörüldüğünü, sözleşme hükmüne göre ücretin her yıl asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlenmesi gerekmesine karşın 2019 yılından itibaren davalı tarafından sözleşmedeki düzenleme gözetilmeksizin ücret belirlendiğini ve eksik ödeme yapıldığını iddia ederek ücret farkı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa ait işyerinde hizmet alım sözleşmesi kapsamında alt işveren şirketler nezdinde çalışmakta iken 696 sayılı KHK hükümlerine göre 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, davalı Bakanlık ile davacı arasında sürekli işçi kadrosuna geçirilirken imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde asgari ücretin belirli bir oran fazlasının davacının ücreti olarak öngörüldüğünü, sözleşme hükmüne göre ücretin her yıl asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlenmesi gerekmesine karşın 2019 yılından itibaren davalı tarafından sözleşmedeki düzenleme gözetilmeksizin ücret belirlendiğini ve eksik ödeme yapıldığını iddia ederek ikramiye farkı, ilave tediye farkı, hizmet zammı farkı, gece çalışması zamlı ücreti farkı, hafta tatili ve fazla çalışma ücreti farkı ile ulusal ... ve genel tatil ücreti farkı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde; 696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçiş sonrası işçi ücretlerinin ... tarafından düzenlenen toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak belirlendiğini, Aile, Çalışma ve ... Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğünün görüşü doğrultusunda 01.01.2019 tarihindeki günlük brüt ücretlerin 85,28 TL'nin altında kalması hâlinde bu ücretler asgari ücret seviyesine yükseltilerek üzerine %4 oranında zam yapıldığını, 85,28 TL'nin altında kalmadığının tespiti hâlinde ise mevcut ücret üzerine %4 oranında zam yapıldığını, İdare tarafından yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığını, davacının ücretinin düşürülmesi gibi bir uygulama söz konusu olmadığından dava konusu alacaklara hak kazanamayacağını, davacının ücret bordrolarından ve puantaj kayıtlarından anlaşılacağı üzere fazla çalışma yapması hâlinde kendisine ödendiğini, davacı tarafça talep edilen faiz tarih ve oranlarının ayrıca hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki imzalanmış 02.04.2018 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin "Ücret esas ve ödeme şekli" başlıklı 7/1 hükmünde "İş bu sözleşme süresince işçiye her ay brüt asgari ücretin %84 fazlası üzerinden günlük olarak ödeme yapılır" yazılı bulunduğundan, davacının dava konusu uygulama nedeni ile ücret farkı alacağı bulunduğu yönünde kanaate varıldığı, talep gibi dava tarihi dikkate alınarak en son 2020/10 dönemine ait ücret farkının hesaplandığı, davacının dava konusu uygulama nedeni ile ücretin yanlış hesaplandığı ve işçilik alacaklarının eksik hesaplandığı yönünde kanaate varıldığı, dava konusu işçilik alacağı farklarının hesaplanarak hüküm altına alındığı, ancak fark, ikramiye, hizmet zammı ve hafta tatili çalışma alacağı sübut bulmadığından bu taleplerin reddedildiği, tüm dosya kapsamı ve hesaplama yöntemi itibarıyla denetime elverişli 01.05.2023 tarihli bilirkişi raporunun dikkate alındığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre ileri sürülen istinaf sebepleri ile resen bakılacak kamu düzenini ilgilendiren hususlar dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; ancak İlk Derece Mahkemesi kararının harca yönelik hükmünün düzeltilmesine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.01.2025 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b(1) hükmü gereğince esastan reddine karar verildikten sonra İlk Derece Mahkemesinin ilgili hüküm fıkrasının çıkarılarak yerine yeni hüküm fıkrasının eklenmesi yönünde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmeksizin usulden bozulmasına ve dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılamada; İlk Derece Mahkemesince davalı bakanlık harçtan muaf olmasına rağmen hükmün 7. maddesi ile; ''Davacı tarafından yatırılan asıl dava ve birleşen davada alınan toplam 113,70 TL peşin harcın ve 460,00 TL ıslah harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' şeklinde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının 2018 yılı asgari ücreti korunarak bu ücret üzerine %4 oranında ücret zammı yapıldığını, ücretin düşürülmesinin söz konusu olmadığını, davacının bir yandan bireysel iş sözleşmesinde diğer taraftan da toplu iş sözleşmesinde öngörülen ücret kriterlerinin uygulanmasını istemesinin mümkün olmadığını,
2. İlk Derece Mahkemesince birleşen dava yönünden cevap dilekçesine rastlanılmadığı tespitinin yerinde olmadığı, UYAP ile oluşturulan elektronik sistem üzerinden sunulduğunu, cevap dilekçeleri incelenmeksizin savunma hakları ihlal edilerek hüküm kurulduğunu,
3. İşçilerin ücretlerinin asgari ücretle ilişiğinin kesilerek brüt ücrete geçişi yapıldığından hizmet alım sözleşmesinde geçen yüzdelik dilimin kıyas yoluyla toplu sözleşme hükümlerinin yanında kullanılmasının mümkün olmadığını, davacıya toplu iş sözleşmesi ile yapılan ek ödemeler de dikkate alındığında davacının ödenmeyen işçilik alacağının bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava türü, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ile talep edilen fark alacaklarının bulunup bulunmadığı ve faiz türü ile faiz başlangıç tarihlerinin yerinde olup olmadığı hususlarındadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (375 sayılı KHK) geçici 23. maddesinin ve bu KHK gereğince 31.10.2020 tarihine kadar uygulanması öngörülen 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi Hükümleri'nin amacı; gerek alt işverenin taraf olduğu ve 31.10.2020 tarihinden önce sona erecek olan toplu iş sözleşmesinden yararlanmakta olan, gerekse alt işverenin taraf olduğu herhangi bir toplu iş sözleşmesinden yararlanmayan işçileri belli bir süre için toplu iş sözleşmesi etkisinden mahrum bırakmamaktır. Bu nedenle 02.04.2018 tarihinde 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi Hükümleri'nden yararlanmaya başlayan yahut alt işveren nezdindeki toplu iş sözleşmesinin bitimini müteakip kanun gereği kendiliğinden yararlanmaya başlayan işçilerin, aynı dönem içinde bir başka toplu iş sözleşmesinden yararlanmayı talep etmeleri, 375 sayılı KHK gereği mümkün değildir. Bir toplu iş sözleşmesinin geriye etkili olarak yürürlüğe konulabilmesi kural olarak mümkün olsa da sonraki toplu iş sözleşmesi hükümlerinin geriye etkili olabileceği en erken süre önceki toplu iş sözleşmesinin bitim tarihidir. Sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçiler yönünden yapılacak değerlendirmede de bu ilkeden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Buna göre sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin kadroya geçirildikleri işyerinde yürürlükte bulunan bir toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri için en erken tarih her hâlükârda 01.11.2020 tarihi olmalıdır.
Sürekli işçi kadrolarına geçirilen işçilerin 375 sayılı KHK gereğince üyelik şartı aranmaksızın yararlandıkları toplu iş sözleşmesinin süresi 31.10.2020 tarihinde sona erdiğinden, bu tarihten sonra 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun kapsamında işveren ile yetkili sendika arasındaki toplu iş sözleşmesinden yararlanmak için bu Kanun'un 39. maddesinde öngörülen şartların da gerçekleşmesi gerekmektedir. Sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin işyerinde uygulanmaya başlanan toplu iş sözleşmesinden yararlanıp yararlanamayacakları belirlenirken 31.10.2020 tarihinden önceki ve sonraki dönem bakımından yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda gece zammı alacağı yönünden; 01.01.2019-01.02.2021 dönemine ilişkin tüm aylar bakımından ayrı ayrı saat ücretinin %35 zamlı olarak ödenmesi gerektiği gerekçesiyle fark alacak hesabı yapılmıştır. Yukarıdaki açıklamalara göre değerlendirme yapıldığında davacının, ... ... Sendikası (...) ile ... ve ... ... Sendikası (TÜHİS) arasında 10.08.2020 tarihinde imzalanan ve 01.01.2019 - 31.12.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinden yararlanması, en erken 01.11.2020 tarihi itibarıyla mümkündür.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi Hükümleri'nde ise gece çalışması ücretinin %10 zamlı olarak ödeneceği düzenlendiğinden, davacının 01.11.2020 tarihine kadar olan çalışma dönemi bakımından gece zammı alacağının saat ücretinin %35 zamlı şekli ile hesaplanması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3. Somut uyuşmazlıkta; fark ilave tediye alacağı bakımından 2019 yılında ödeme dönemlerine ilişkin tarihlerin; 01.2019, 04.2019, 07.2019, 10.20 19... .2019 olarak belirlendiği gerekçesiyle davacının söz konusu tarihlerdeki yevmiyesine göre sırasıyla; 18, 13,13,13,18 gün üzerinden bordrolarda görünen ödemeler mahsup edilmek suretiyle hesaplama yapılmıştır. Ancak 30.01.20 19... .08.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı'na göre 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun (6772 sayılı Kanun) kapsamına giren kurumlarda çalışan işçilere 2019 yılında bu Kanun'un 1. maddesine göre yapılacak ilave tediye ödeme tarihleri; 31.01.2019, 31.05.2019, 09.08.20 19... .12.2019 olarak belirlendiğinden alacağın muacceliyet kazandığı tarihlerdeki yevmiyeler üzerinden hesaplama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, dört dönem üzerinden hesaplanması gerekirken beş dönem için fark ilave tediye alacağının hesaplanması, 01.20 19... .2019 dönemleri bakımından 13'er gün yerine 18'er gün üzerinden hesaplama yapılması hatalıdır.
Ayrıca 2020 yılı fark ilave tediye alacağı yönünden yapılan incelemede; 25.01.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı'na göre 6772 sayılı Kanun kapsamına giren Kurumlarda çalışan işçilere 2020 yılında bu Kanun'un 1. maddesine göre yapılacak ilave tediye ödeme tarihleri; 31.01.2020, 22.05.2020, 27.07.20 20... .12.2020 olarak belirlendiğinden alacağın muacceliyet kazandığı tarihlerdeki yevmiyeler üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada ise; ödeme dönemlerine ilişkin tarihlerin uyuşmadığı, dört dönem için ödeme yapılması gerekirken üç dönem üzerinden hesaplama yapıldığı, 12.2020 dönemine ait 18 gün fark ilave tediye ücretinin hesaplandığı anlaşılmakla hükmün ayrıca bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Diğer yandan 2020 yılı bakımından kadar arabuluculuk son tutanak tarihinin 01.02.2021 olduğu göz önüne alındığında, ilk ödeme dönemi yönünden davacının fark ilave tediye alacağına hak kazandığının kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; bu dönem için 13 gün yerine 30 gün üzerinden hesaplama yapılması da hatalı olmuştur.
4. İlave tediye alacağına dava ve ıslah tarihlerinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizin işletilmesi talep edilmiştir. İlave tediye alacağı ise 6772 sayılı Kanun'dan kaynaklandığından bu alacağa temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekir. Diğer taraftan taleple bağlılık ilkesi de gözetilmelidir. Kanun düzenlemesi ve davacı talebi birlikte dikkate alınarak hüküm altına alınan ilave tediye alacağına "mevduata uygulanan en yüksek faiz oranını geçmeyecek şekilde yasal faiz” işletilmesine karar verilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmesi isabetsizdir.
5. Somut uyuşmazlıkta, tarafların dava şartı arabuluculuk kapsamında arabuluculuk faaliyetinde bulundukları ve sürecin sonunda anlaşamadıkları görülmektedir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda arabuluculuk masrafının kamu üzerinde bırakılmasına karar verilmiş ise de 7036 sayılı Kanun'un 3/14 hükmünün son cümlesi uyarınca; arabuluculuk gideri yargılama gideri olup anlaşmaya varılamaması hâlinde, ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanmaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 326/2 hükmüne göre yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınması gerektiği de dikkate alındığında arabuluculuk masrafının yazılı şekilde kamu üzerinde bırakılması hatalıdır. Bu sebeple yargılamanın sonunda, arabuluculuk ücretinin de tarafların haklılık durumununa göre paylaştırılması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.