Patent iddiasına dayalı haksız ihtiyati tedbirin yol açtığı maddi ve manevi zararlar için kusursuz sorumluluk tazminatı davası.
Özet: Bu istinaf incelemesi, davacının, rakip bir şirketin patent iddiasıyla aldığı haksız ihtiyati tedbir kararı sonucu dört ayı aşkın süre gümrükte alıkonulan iplik ürünleri nedeniyle uğradığı 108.312,71 USD değerindeki maddi kayıp, iptal olan siparişler ve mevsimlik ürünlerin değerini kaybetmesi gibi zararlar ile manevi yıpranmanın tazmini talebine ilişkindir; bilirkişi incelemesinin patent başvurusunun bilinen tekniklere dayandığını tespit etmesi ve tedbirin haksız olduğunun Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesinleşmesi üzerine, HMK m.399/1 gereği haksız ihtiyati tedbir talep edenin kusursuz sorumluluğu esasına dayanarak tazminat istemini değerlendirmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/669 Esas
KARAR NO: 2026/906
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 14/02/2024
NUMARASI: 2021/301 E. - 2024/27 K.
DAVANIN KONUSU: Patent (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
ASIL DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 12.12.2002 tarihinden beri İstanbul Ticaret Odası'na bağlı iplik alım satımıyla ilgilenen sektörde belirli tanınırlığa sahip bir şirket olduğunu, şirketin ... Bilgi bankası kayıtlarından firmanın iş konusunun “...” olarak belirlenmiş olduğunu, sektörde var olan tanınırlığını dürüst ve aktif bir çalışma hayatına borçlu olan müvekkilin davaya konu açılan haksız davalar neticesinde alınan haksız ihtiyati tedbir sebebiyle uğradığı maddi-manevi zararın tazmin edilebilmesi amacıyla işbu davanın açılması doğmuş olduğunu, davalı şirket ile müvekkili şirketin geçmişte ticari ilişki içerisinde olup müvekkilin ekonomik çıkarları sebebiyle yurtdışından direk olarak alım yapması ile mevzubahis ilişkinin sona ermiş olduğunu, davalı şirketin 17.11.1995 tarihinde kurulmuş olduğunu, tıpkı müvekkili şirket gibi iş konusunun “...” olduğunu, aynı alanda faaliyet gösteren ve birbiriyle ticari faaliyet içerisinde bulunan bu iki şirketin ticari ilişkisi daha sonra müvekkilin daha ekonomik bir alternatif olarak ...'den iplik getirmesiyle sona ermiş olduğunu, bu nedenle müvekkili ve davalının birbirinin faaliyetlerinden haberdar olamama olasılığı mümkün görünmediğini, davalının haksız ve mesnetsiz taleplerini içeren başvurusu ile İstanbul 1.Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/243 D.İş dosyasından 25.10.2019 tarihinde 2019/246 karar numarasıyla ihtiyati tedbir kararı verilmiş olduğunu, haksız ihtiyati tedbir kararı nedeniyle müvekkilinin 2 parti halinde yurda getirdiği toplam 28.887,00 Kg iplik ürününe ...Gümrük Müdürlüğünde tedbir konulmuş olduğunu ve müvekkilinin yurda getirdiği ürünleri teslim alamamış olduğunu, dosyanın bilirkişiye tevdü sonucunda yapılan incelemede, dava konusu patent başvurusu içeriğinin bir tür silikonlama işlemi yöntemi olduğu ve bu işlemlerin tekniğinin bilinen işlemleri olduğunun tespit edilmiş olduğunu 21.02.2020 tarihinde görülen duruşma neticesinde söz konusu haksız ihtiyati tedbirin kardırılmasına karar verilmiş olduğunu, karar aleyhine davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmış Bölge Adliye Mahkemesine başvurulduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesinin 2020/981 E. 2020/891 K. sayılı 04.06.2020 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddedilmiş ve tedbirin kaldırılmasına ilişkin haklı kararın kesinleşmiş olduğunu, kararın verilmesiyle kaldırılması arasındaki 4 ayı aşan süreçte müvekkil şirketin ciddi maddi kayba uğramış olduğunu, ve manevi olarak ta yıpranmış olduğunu, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararın lehine ihtiyati tedbir kararı verilen tarafça tazmin edileceği HMK madde 399/1'de hükme bağlanmış olduğunu, Yerleşik Yargıtay kararları da göz önünde bulundurulduğunda alınan ihtiyati tedbir kararı sebebiyle uğranılan zararın tazmininin ihtiyati tedbir talep eden tarafından gerçekleştirilmeli ve uğranılan zararda sorumlu olmak için yalnız tedbirin haksız olduğunun anlaşılması yeterli olup ayrıca herhangi bir kusur araştırmasına girilmesi mecburiyetinin aranmamakta olduğunu, ihtiyati tedbirden kaynaklanan zararda kusursuz sorumluluk esasının kabul edilmiş olduğunu, davanın açılmamış sayılması dahi ihtiyati tedbirin haksız sayılması için yeterli olduğunu, müvekkilinin uğradığı maddi zarara kalemlerinden bahsetmek gerekirse öncelikle ihtiyati tedbire konu olan malların bedelinin toplamda vergiler hariç 108.312,71 USD olduğunu, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle 4 ayı aşan süre içerisinde ...Gümrük Müdürlüğünde kalmış olduğunu, tedbirin verilmesinden sonra müvekkil yurda getirdiği malları teslim alamadığı için satışını da gerçekleştiremediğini, müvekkiline verilen tüm siparişlerin iptal edilmiş olduğunu, sezonluk olarak mevsimine uygun kumaşların yapımı için üretilen iplikler müvekkile teslim edildiğinde bu ipliklerin kullanılarak tekstil ürünlerine dönüştürülmesi için gereken zamanın çoktan geçmiş olduğunu, anlık değişen moda anlayışı sebebiyle o sezon için talep edilen mal, bir sonraki sezonda talep edilmiyor ve sonuç olarak malın kullanılamaz hale geldiğini, bu mallara gelecek sezonlarda talep olmayacağından söz konusu malların müvekkilin elinde kaldığını, değişen moda anlayışı sebebiyle bir daha aynı ürünlere ihtiyaç olmayacağından söz konusu ipliklerin bir daha piyasaya sunulabilme olanağının kalmadığını, gümrük vergisine konu olup da henüz vergi ve resimleri ödenmemiş malların korunduğu, gerekiyorsa küçük tamamlayıcı işlemlerin yapıldığı depolar antrepo deposu olarak adlandırılan depoda süreç içerisinde işlemlerin gecikmesinden ötürü haksız tedbire konu olan malların bir müddet bu depoda bekletilmek durumunda kalınmış olduğunu, bu süre için antrepoya ödenen 2 fatura karşılığı bedelin 6.737,80 TL olduğunu, Gümrük antrepoye gönderilmek üzere nakliye için ödenen bedelin 1.239,00 TL olduğunu, haksız ihtiyati tedbire konu malların gümrükte kaldığı süre boyunca Liman ardiye için ödenen toplamda 4 adet fatura bedelinin 29.067,27 TL olduğunu, ayrıca haksız ihtiyati tedbir sebebiyle ortaya çıkan sürecin yönetimi için alınan gümrük müşavirliği hizmeti için ödenen bedelin 19.487,70 TL olduğunu, Toplamda bahsedilen 56.531,77 TL olup bu kalemlerin tamamının haksız olarak uygulanan ihtiyati tedbir kararı sonucu zarar olarak ortaya çıktığını, haksız ihtiyati tedbire konu malın Türkiye'ye getirilmesi amacıyla ... LİMİTED isimli taşıyıcı şirketle sözleşme yapıldığını, söz konusu mallardan ilk partinin 22.10.2019 tarihinde gemiye yükletilmiş olduğunu, Türkiye'ye gelen malın gümrükte kaldığını, limana indirilememiş olduğunu, bu sebeple taşıyıcı firmayla anlaşılan teslim alma süresi aşıldığından taşıyıcı firmaya ödenen demuraj bedelinin 12.540,00 USD olduğunu, müvekkilin yukarıda bahsedilen maddi zarar kalemleri nedeniyle mağduriyet yaşamış olduğunu, söz konusu malları satabilseydi elde edebileceği kardan yoksun kalmış olduğunu, bilirkişi marifetiyle hesaplanacağını, maddi tazminat taleplerine ilişkin kalemler değerlendirildiğinde 56.531,77-TL'nin Liman Ardiye, Antrepo Ardiye, İç nakliye, Gümrük Müşavirlik Ücreti toplamı olduğunu, 12.540,00 USD Demuraj ödemi tarafından ödenen zararın tazmini olduğunu, müvekkili tarafından haksız ihtiyati tedbir nedeniyle 28.887 Kg iplik satışa arz edilemediğinden müvekkilin ortalama kg başına 5,00 USD maliyetli toplam 144.435,00 USD bedelli malı satamaması nedeniyle oluşan finansal kaybın bilirkişi marifetiyle belirlenecek toplam tutar üzerinden tüm yasal talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL zararın tazminini, arz ve izah olunduğu üzere satılamayarak ekonomik değerini yitiren ürünlerin karşılığı olarak bilirkişi marifetiyle belirlenecek toplam tutar üzerinden tüm yasal talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL zararın tazmininin gerekmekte olduğunu, müvekkili şirketin tekstil sektöründe tanınırlığa sahip olduğunu, bu dava neticesinde şirketin üzerine “taklit mal üreticisi” yapıştırılmış olduğunu, bu durumun şirketin saygınlığına gölge düşürmüş olduğunu, davalı firmanın manevi zarar olarak 100.000,00 TL manevi tazminata mahkum edilmesini talep etmekte olduklarını, netice olarak; haksız ihtiyati tedbir kararı sebebiyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 56.531,77-TL'nin Liman Ardiye, Antrepo Ardiye, İç nakliye, Gümrük Müşavirlik ücreti toplamının işleyecek ticari işlerde uygulanan recskont faizi ile birlikte davalıdan tazminine, 12.540,00 USD Demuraj ödemesi olarak fiilen haksız ihtiyati tedbir sebebiyle müvekkili tarafından ödenen zararın bankaların Amerikan Dolarına uyguladıkları en yüksek faiz tutarı uygulanmak suretiyle işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tazminine, müvekkili tarafından haksız ihtiyati tedbir nedeniyle 28.887 Kg iplik satışa arz edilemediğini, 144.435,00 USD bedelli malı satamaması nedeniyle oluşan finansal kaybın bilirkişi marifetiyle belirlenecek toplam tutar üzerinden tüm yasal talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin işleyecek ticari işlerde uygulanan reeskont faizi ile birlikte davalıdan tazminine, satılamayarak ekonomik değerini yitiren ürünlerin karşılığı olarak bilirkişi marifetiyle belirlenecek toplam tutar üzerinden tüm yasal talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL işleyecek ticari işlerde uygulanan reeskont faizi ile birlikte davalıdan tazminine, 100.000,00 TL manevi tazminat tutarının, işleyecek ticari işlerde uygulanan reeskont faizi ile birlikte davalıdan tazminini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ülkemizde iplik üretimi yaptığını ve yurt dışından iplik ithal ettiğini, TPE nezdinde ... numara ile “...” markasını kendi adına tescili, yine ... “...” ismiyle patent başvurusunda bulunduğunu, uzun yıllara dayalı iş tecrübesi ile “...” geliştirip buluş yaptığını, buluşa konu üretimin polyester ipliğinin belli tekniklerden geçirilerek yeni bir ürün elde edilmesi olduğunu, müvekkilinin müşterisi olan davalının, uzunca bir süre söz konusu ürünleri müvekkilinden satın aldığını, ürünün pazarda rağbet görmesi üzerine de müvekkilinden temin ettiği ürünün birebir aynı yöntemle ...'de yaptırdığını, üretilen bu ürünlerin ülkemize ...Gümrük Müdürlüğü'nden girişini yaptırdığını, ürünleri pazara sunmaya çalıştığını, müvekkilinin haricen öğrendiğini, ürünün patent hakkı kapsamında da koruma altında olduğunu, ihtiyati tedbir kararı verilerek davalı tarafından yeterli miktarda teminat sunulmasını, tecavüze konu ürünlerin satışını ve piyasaya arzının durdurulmasını , tecavüz sonucu üretilen ürünlere el konulmasını , davalının SMK kapsamında korunan haklarına yönelik vaki tecavüzü nedeniyle müvekkilin maddi zararlarına ilişkin olarak fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL, yoksun kalınan kazanca ilişkin olarak fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL, ticari itibar kaybı nedeniyle olarak fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 150.000,00 TL'nin tecavüzlerin vuku bulduğu tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsili ile İstanbul 1.FSHHM'nin 2020/211 E. sayılı dosya ile birleştirilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilin manevi zararın tazmini talebi de son derece haklı olduğunu, müvekkili şirket, 12/12/2002 tarihinden beri İstanbul Ticaret Odası’na kayıtlı iplik alım satımıyla ilgilenen sektörde belirli bir tanınırlığa sahip bir şirket olduğunu, şirketin ... Bilgi Bankası kayıtlarından firma detayları incelendiğinde firmanın iş konusu, “...” olarak belirlendiğini, çok uzun yıllardan beri, belirtilen sektörde var olan tanınırlığını dürüst ve aktif çalışma hayatına borçlu olan müvekkilinin, açılan haksız davalar neticesinde alınan haksız ihtiyati tedbir sebebiyle uğradığı maddi-manevi zararın tazmin edilebilmesi hukuki biz zorunluluk olduğunu, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle müvekkili şirketin üzerine “taklit mal üreticisi” yaftası yapıştırıldığını, sektördeki bu tanınırlığını uzun yıllar azimle çalışarak elde etmiş olan müvekkili şirketin, açılan haksız dava sebebiyle saygınlığına gölge düştüğünü, hiçbir sebep yokken müvekkili, bahsedilen haksız süreçle uğraşmak durumunda kaldığını, maddi olarak zor durumda kalmak bir yana manevi olarak da yıprandığını, müvekkilinin halihazırda bulunan müşteri portföyü, talep edilen malların müşterilere temin edilememesinden dolayı zarar görmüş olup müvekkilinin itibarı da zedelendiğini, müvekkilinin yaşadığı bu manevi yıpranma sebebiyle uğradığı zararın ve itibar kaybı sebebiyle uğradığı davalı firmanın manevi zararı da tazmin etmesi gerektiğini, bu nedenle davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle birleşen davada talep edilen ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkiline yöneltilen asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen İstanbul 1.FSHHM'NİN 2020/278 E. sayılı davasında;
BİRLEŞEN DAVADA TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ülkemizde iplik üretimi yaptığını ve yurt dışından iplik ithal ettiğini,TPE nezdinde ... numara ile "..." markasını kendi adına tescil ettirdiğini,yine ... "..." ismiyle patent başvurusunda bulunduğunu, uzun yıllara dayalı iş tecrübesi ile "..." geliştirip bir buluş yaptığını, buluşa konu üretimin polyester ipliğin belli tekniklerden geçirilerek yeni bir ürün elde edilmesi olduğunu, müvekkilinin müşterisi olan davalının, uzunca bir süre söz konusu ürünleri müvekkilinden satın aldığını, ürünün pazarda rağbet görmesi üzerine de müvekkilinden temin ettiği ürünün birebir aynı yöntemle taklidini ...'de yaptırdığını, üretilen bu ürünlerin ülkemize ...Gümrük Müdürlüğü'nden girişini yaptırdığını, ürünleri pazara sunmaya çalıştığını müvekkilinin haricen öğrendiğini, ürünün patent hakkı kapsamında da koruma altında olduğunu, ihtiyati tedbir kararı verilerek davalı tarafından yeterli miktarda teminat sunulmasını, tecavüze konu ürünlerin satışını ve piyasaya arzının durdurulmasını, tecavüz sonucu üretilen ürünlere el konulmasını, davalının SMK kapsamında korunan haklarına yönelik vaki tecavüzü nedeniyle; Müvekkilin maddi zararlarına ilişkin olarak fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL yoksun kalınan kazanca ilişkin olarak fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL, ticari itibar kaybı nedeniyle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 150.000,00 TL'nin tecavüzlerin vuku bulduğu tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini ve iş bu davanın aralarında bağlantı bulunması nedeniyle İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/211 Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Arz ve izah edilen nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Birleşen dosya kapsamında asıl davada davalı/ birleşen dosyada davacı .... Şti. adına TPMK nezdinde ... tescil numaralı "..." isimli patent başvurusundan kaynaklı hakların davalı ... .... Şti tarafından ihlali nedeniyle 6769 sayılı SMK hükümleri gereğince vâki tecavüz fiillerinin durdurulması, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, tecavüz oluşturan ürünlere el konulması, tecavüz nedeniyle ortaya çıkan maddi zararlara ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000-TL yoksun kazanca ilişkin olarak şimdilik 50.000-TL ticari itibar kaybı nedeniyle şimdilik 50.000-TL olmak üzere toplam 150.000-TL tecavüzün vuku bulduğu tarihi itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili ve hükmün ilanı istemleri ileri sürülmüş ise de TÜRKPATENT (TPMK) nezdindeki güncel sicil kayıt bilgilerine göre .... Şti. firmasına ait TR ... numaralı patent başvurusunun başvuru tarihinin 20/03/2019 olup patent başvurusunun 22/04/2019 tarihinde yayınlandığı, TPMK'daki güncel sicil kayıt bilgilerine göre, karar tarihi itibariyle söz konusu patent başvurusunun henüz tescil edilmediği ve inceleme işlemlerinin devam ettiği tespit edilmiştir. Başvuru sahibinin patent başvurusunu dosyaladıktan sonra 2019 yılında, 2021 yılında ve 2023 yılında başvuruda değişiklikler yaptığı görülmüştür. İstemlerin son halinin dosyada mevcut olmadığı ancak beyanda bulunan davalı/karşı davacı .... Şti. tarafından 07/04/2023 tarihli dilekçenin ekinde sunulan “... Başvuru Nolu Patentin Resmi İnceleme Raporuna Karşı Görüş” dilekçesinde ulaşılmış olup incelemesi devam eden 1 adet bağımsız istem ve 4 adet bağımlı istem bulunduğu saptanmıştır. Dosyaya sunulan uzman görüşleri ve taraf delilleri incelenerek mahkememizce görevlendirilen teknik uzmanların bulunduğu bilirkişi heyeti marifeti ile yapılan inceleme kapsamında TR ... nolu “...'' buluş başlıklı patent başvurusunun istemlerinin başvuru tarihi itibariyle yenilik vasfına haiz olmadığını ispat edecek nitelikte bir belgenin mevcut olmadığı sonucuna ulaşıldığı görülmüştür. Ayrıca huzurdaki birleşen dava hükümsüzlük istemli olmayıp tecavüz ve haksız rekabet iddiasına dayalı olmakla başvurusu yayımlanan patente tecavüzün bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmiş olup dosyamız arasına alınan bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, gerekçeli olması nedeni ile usul ekonomisi ilkesi ışığında hükme esas alınmaya elverişli görüldüğünden yeniden rapor alınması yoluna gidilmemiştir. Nitekim 6769 sayılı SMK’nın 85. maddesinin 2. fıkrası (ç) bendi gereğince, patent konusu usul ile doğrudan doğruya elde edilen ürünlerin satılması, kullanılması, ithal edilmesi veya bu amaçlar için kişisel ihtiyaçtan başka herhangi bir nedenle elde bulundurulması patent hakkının kapsamındadır. Ancak tecavüzün bulunması için suçlanan ürünün üretim yönteminin istem 1’deki adımların tamamını içeriyor olması gerekmektedir. Ancak gelinen aşamada dosya kapsamında tecavüz iddiasına konu ürün üzerinde üretim yönteminin işlem adımlarını tespit edebilmek için ürünün üretim yönteminin bilinmesi gerekmesine rağmen dava dosyasında suçlanan ürünlerin hangi yöntem adımlarıyla üretildiğine yönelik bir açıklama ve delilin bulunmadığı saptanmıştır. SMK'nın 141/2. maddesi; '' Patent konusunun, bir ürün veya maddenin elde edilmesine ilişkin bir usul olması hâlinde mahkeme, aynı ürün veya maddeyi elde etme usulünün patent konusu usulden farklı olduğunu ispat etmesini davalıdan isteyebilir. Patent konusu usulle elde edilen ürün veya maddenin yeni olması hâlinde, patent sahibinin izni olmadan üretilen aynı her ürün veya maddenin, patent konusu usulle elde edilmiş olduğu kabul edilir. Aksini iddia eden kişi bunu ispat etmekle yükümlüdür. Bu durumda, davalının üretim ve işletme sırlarının korunmasındaki haklı menfaati göz önünde tutulur.
'' şeklinde düzenlenmekle birlikte dosyada mevcut beyanlardan ve delillerden patent başvurusunun konusu olan yöntemle/usulle elde edilen
ürünün “yeni” olmadığının tespit edilmesi ve patent başvurusunun konusu olan usulle elde edilen ürünün fiziksel ve kimyasal özellikleri geliştirilmiş polyester olduğunun belirtilmesi nedeni ile işbu yasal düzenleme gereğince ispat yükünün birleşen dosya davacısı üzerinde bulunmakla birlikte tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemin ispatına elverişli delillerin sunulmadığı anlaşılmakla; sübut bulmayan birleşen davanın reddine, Asıl davanın KISMEN KABULÜ ile,
A-56.531,77TL Ardiye, Nakliye, Danışmanlık ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
B-12.540 USD demuraj bedelinin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince ilgili yabancı para birimi için uygulanan en yüksek mevduat faizi tatbik edilerek davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
C-Yoksun kalınan kazanç nedeniyle 481.594,47 TL'nin , 10.000TL'si yönünden dava tarihinden itibaren, bakiyesi yönünden ıslah tarihi olan 21/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
D-Fazlaya dair istemlerin Reddine, 2-Birleşen İstanbul 1.FSHHM'nin 2020/278 E sayılı davasının REDDİNE karar verilmiştir. " karar verilmiştir.
Davalı/Birleşen Davacı Vekili İstinaf Dilekçesinde Özetle;
-Müvekkili şirketin iplik üretimi yaptığını, TPE nezdinde 20.03.2019 tarihli, ... numaralı başvuru ile ‘’...’’ ismiyle patent başvurusunda bulunduğunu, inceleme aşamasında olup henüz sonuçlanmadığını, Davacı/ Birleşen Davalının, müvekkilinin patent müracaatı ile koruma altına aldığı ürünleri uzunca bir süre müvekkilden satın aldığını, birebir aynı yöntemle taklidini ...’de yaptırdığını, üretilen bu ürünlerin ülkemize ...gümrük müdürlüğünden girişini yaptırdığını, ürünleri pazara sunmaya çalıştığını müvekkilinin haricen öğrendiğini, Davalının getirdiği ürün numunesinin Gümrük Müdürlüğü'nün İstanbul Laboratuvar Müdürlüğü'nde olduğunun öğrenilmesi üzerine, söz konusu ürünlerin incelemesinin yapılabilmesi için, ürün numunesinin ilgili müdürlükten celbi talebiyle İstanbul 1. FSHHM 2019/226 D. İŞ. dosyası ile delil tespiti talebinde bulunulduğunu, sunulan 27.01.2020 tarihli Bilirkişi Tespit Raporu'nda özetle; bu üründe patente konu olan istemlerde açıklanan işlemlerin uygulanıp uygulanmadığının ürün üzerinden tespit edilemeyeceği, bu işlemlerin tespitinin ve patente tecavüz olup olmadığının üretim yerinde inceleme ile mümkün olabileceği yönünde görüş bildirildiğini, itiraz üzerine mahkeme tarafından 06.02.2020 tarihinde bu kez dosyanın 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiş ise de; ancak henüz işbu dosya bilirkişiye gönderilmeksizin 06.03.2020 tarihinde; ''... 1/2 Müstemir Yetki ile çalışan Mahkemenin 2019/243 D.İş sayılı dosyasından aynı konuda talepte bulunulduğu, anılan dosyada mürafaa yayılarak rapor alındıktan sonra tedbir talebinin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle reddine karar verildiğinden, aynı konuda açılmış değişik dosyası istinaf edilmiş olmakla bu yönde Mahkemece karar verilmesine yer olmadığına, tedbir kararından sonra, esas ile ilgili dava açmadığından, tedbir kendiliğinden kalktığından tespit talep edenin delil tespit isteminin HMK 401. Madde gereğince reddine'' karar verildiğini, yukarıda belirtilen bilirkişi raporunda, "ihlalin üretim yerinde tespit edilmesi" değerlendirmesinin, Davacı/Birleşen Davalının ürünleri ...'de ürettirmesi nedeniyle fiilen mümkün olmadığını, 6769 sayılı Sinai Mülkiyet Kanunu’nun 141/2. Maddesi hükmü ''Patent konusunun, bir ürün veya maddenin elde edilmesine ilişkin bir usul olması hâlinde mahkeme, aynı ürün veya maddeyi elde etme usulünün patent konusu usulden farklı olduğunu ispat etmesini davalıdan isteyebilir. Patent konusu usulle elde edilen ürün veya maddenin yeni olması hâlinde, patent sahibinin izni olmadan üretilen aynı her ürün veya maddenin, patent konusu usulle elde edilmiş olduğu kabul edilir. Aksini iddia eden kişi bunu ispat etmekle yükümlüdür. Bu durumda, davalının üretim ve işletme sırlarının korunmasındaki haklı menfaati göz önünde tutulur. '' hükmüne göre ispat külfetinin karşı tarafta olduğunu,
-Yerel Mahkemenin, asıl davada haksız ihtiyati tedbir kararı nedeni ile uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zararın tazminine ilişkin olarak; İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar
Hukuk Mahkemesinin 2019/243 D.İş dosyası kapsamında 25/10/2019 tarihinde ihtiyati tedbir kararının verildiği, işbu ihtiyati tedbir kararı nedeni ile 2 parti halinde yurda getirilen toplam 28.887,00Kg iplik ürününe Ambarlı
Gümrük Müdürlüğünde tedbir konulduğu ve huzurdaki Davacı/Birleşen Davalının yurda getirdiği ürünleri teslim alamadığı, patent başvurusu
içeriğinin bir tür silikonlama işlemi yöntemi olduğu ve bu işlemlerin tekniğin bilinen
işlemleri olduğunun tespit edilmiş olmasının ortaya konulması ile 21/02/2020 tarihinde görülen duruşma
neticesinde söz konusu haksız ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verildiği, işbu karar aleyhine yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesinin 2020/981E.-2020/891
K. sayılı kararı ile esastan reddedildiği; bu hâli ile somut olayda, müvekkilinin Davacı/Birleşen Davalı aleyhinde aldığı ihtiyati tedbir kararının infaz edildiği ve ilerleyen aşamada ihtiyati tedbirin kalkmış olduğu; bu durumda ise ihtiyati tedbirin haksız olması nedeni ile Davacı/Birleşen Davalının ihtiyati tedbir kararının uygulanmasından doğan maddi zararını isteyebileceği şeklinde hüküm tesis ettiğini ancak atıfta bulunan İstanbul 1. FSHHM 2019/243 D.İş sayılı dosyasında müvekkilinin talebi Yerel Mahkemece 25.10.2019 tarihinde talebi uygun bulunarak, geçici olarak ihtiyati tedbir kararı verildiğini, ihtiyati tedbir kararı üzerine Davalının, tedbir kararına itiraz ettiğini ve itiraz duruşması 17.12.2019 tarihinde yapıldığını ve tedbirin devamı ile 2 kişilik bilirkişi heyetine dosyanın tevdiine karar verildiğini, Bilirkişi Heyeti tarafından sunulan 27.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda da; müracaat konusu patentin, bir tür iplik silikonlama işlemi yöntemi olduğu, istemlerde açıklanan işlemlerin tekniğin bilinen işlemleri olduğu, tespit konusu olan bobin halindeki polyester tekstüre ipliğin kullanıma hazır iplik olduğu, bu üründe patente konu olan istemlerde açıklanan işlemlerin uygulanıp, uygulanmadığının ürün üzerinden tespit edilemeyeceği, bu işlemlerin tespitinin ve patente tecavüz olup olmadığının üretim yerinde inceleme ile mümkün olabileceği, bobinlerin sübjektif incelemesinde her iki bobinin polyester tekstüre iplik olduğu, FITIR incelemesinde benzer yapıda olduklarının görüldüğü belirtildiğini, Bilirkişilerin işbu tespitiyle, inceleme konusu bobinlerin sübjektif incelemesinde her iki bobinin polyester tekstüre iplik olduğu, fıtır incelemesinde benzer yapıda olduklarının görüldüğü hususu tespit edilmiş olmakla, patente ihlalin mevcudiyeti de tespit edildiğini, ancak Bilirkişiler Yerel Mahkemece tayin edilen görev alanlarının dışına çıkarak patent müracaatına konu buluşun müvekkilinin buluşunun ''yeni olmadığı, tekniğin bilinen işlemlerinden olduğu'' yönünde görüş bildirdiklerinden bu hususa taraflarınca itiraz edildiğini, bir buluşun ''Tekniğin bilinen işlemleri olup, olmadığı'' hususunda karar verecek olan mercii Türk Patent ve Marka Kurumu olduğunu, Bilirkişilerden, talep edilen ise karşı yanın ürününde ve/veya üretim yönteminde, müvekkilinin patent müracaatında bulunduğu buluşa ilişkin, SMK 89/ 5. Madde hükmü doğrultusunda; patent başvurusunun veya patentin sağladığı koruma kapsamının belirlenmesinde, tecavüzün varlığının ileri sürüldüğü tarihte istemlerde belirtilmiş unsurlara eşdeğer nitelikte olan unsurlar da dikkate alınarak, istemlerde talep edilen unsur ile aynı işlevi gören, bu işlevi aynı şekilde gerçekleştiren ve aynı sonucu ortaya çıkaran unsurlar bulunup, bulunmadığı yönünde tespitlerde bulunmak olduğunu,
-Müvekkilinin patent müracaatına konu buluşun, iplik üretimi değil, ... üretim geliştirilmesine ilişkin olduğunu, Bilirkişi Raporunda, bilirkişilerin tespit konusu olan bobin halindeki polyester tekstüre ipliğin kullanıma hazır iplik olduğu, bu üründe patente konu olan istemlerde açıklanan işlemlerin uygulanıp uygulanmadığının ürün üzerinde tespit edilemeyeceği, bu işlemlerin tespitinin ve patente tecavüz olup olmadığının üretim yerinde inceleme ile mümkün olabileceği yönündeki görüş beyan ettiğini, 6769 sayılı SMK 141/2 maddesine göre ispat yükünün davalıda olduğunu, İstanbul 1 FSHHM 2019/226 D.İş sayılı dosyada 06.02.2020 tarihli bilirkişi seçimi ara kararı ile dosyanın 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiş iken, gerek anılan rapora, gerekse de İstanbul 1 FSHHM 2019/243 D.İş sayılı dosyaya sunulan bilirkişi raporlarına yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, Bilirkişiler dahi karşı yanın tesislerinde üretilen ürünlere ilişkin inceleme yapılması gerektiği yönünde kanaat bildirdiğini, dava da işbu hatalı hükme dayanılarak açıldığını ve ihtiyati tedbirin haksız olduğu iddiası ileri sürüldüğünü, patent başvurusuna konu buluşunun tekniğin bilinen yöntemlerinden olduğu hususu yargılamanın hiçbir safhasında bir iddiadan öte geçmediğini, bu hususta laboratuvar ortamında herhangi bir inceleme dahi yapılmadığını,
-Davacı/Birleşen Davalı Yerel Mahkemeye sunduğu 21.12.2023 tarihli ıslah dilekçesinde; ardiye, nakliye, gümrük müşavirliği hizmetleri alacağı olarak 56.531,77 TL, demuraj bedeli olarak 12.540,00 USD ve yoksun kalınan kazanca ilişkin olarak da 16.531,49 USD karşılığı TCMB USD efektif satış kuru 29,1637 üzerinden toplam 481.594,47-TL'nin tahsilini talep ettiğini, Yerel Mahkeme Davacı/Birleşen Davalının işbu talebi doğrultusunda davanın ''kısmen kabulüne'', 100.000,00 TL tutarındaki manevi tazminat talebi yönünden ''fazlaya ilişkin kısmın ise reddine'' karar verdiğini, Davacı/Birleşen Davalının ıslah dilekçesine konu taleplerinin Yerel Mahkemeye Mali Müşavir bilirkişisi ... tarafından sunulan 22.08.2023 tarihli Bilirkişi Ayrık Raporuna dayandığını, hükme esas alınan rapordaki değerlendirmelerin tamamı, Yerel Mahkemeye sunulan 18.05.2022 tarihli Bilirkişi Raporu'nun 7, 8 ve 9. Sayfalarında yer alan "Hesaplamalar" başlıklı kısım ile birebir benzerlik içerdiğini, Davacı/Birleşen Davalının taleplerinin dayanağı olan tazminat şartlarının, somut olayda gerçekleşmediğini, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle açılacak tazminat davasının şartlarının, haksız bir ihtiyati tedbir kararının verilmiş olması ve zarar olduğunu, ihtiyati tedbir nedeniyle bir zarar doğmuş ise bunun mutlak olarak karşılanmasının amaçlanmadığı, hakimin, durumun gereğine göre tazminatta indirime gidebileceği, burada ''fedakarlığın denkleştirilmesi'' esasına göre hareket edilmesi gerektiğini,
-Yerel Mahkeme asıl davada manevi zarara ilişkin talebi reddetmekle, müvekkilinin kusurlu olmadığına kanaat getirdiğini, asıl davada Davacı/Birleşen Davalının ileri sürdüğünün tamamen aksine müvekkilin herhangi bir kusurunun olmadığını da tespit ettiğini, ihtiyati tedbirin haksız olduğuna da kanaat getirilmemesi gerekirken, ihtiyati tedbirin haksız olduğu yönündeki aksi hükme itiraz ettiklerini,
-raporlar arasında çelişki olduğunu, Patent Uzmanı bilirkişisi ..., Tekstil Mühendisi Sektör Bilirkişisi Prof. Dr. ... ve Mali Bilirkişisi ... tarafından 18.05.2022 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporunun sonuç kısmından özetle; dava dosyasında, TR ... nolu “...“ buluş başlıklı patent başvurusunun, başvuru tarihi itibariyle yenilik vasfına haiz olmadığını ispatlar nitelikte bir verinin bulunmadığının sonuç ve kanaatine varıldığının anlaşıldığı; Patent Uzmanı bilirkişisi ..., SMK uzmanı Bilirkişisi ... tarafından 29.08.2023 tarihinde hazırlanan yeni bilirkişi heyetinin ikinci bilirkişi raporunun sonuç kısmından özetle; Tecavüz bakımından; Dava konusu patent başvurusunun polyester üretimi için bir yöntemle ilgili olduğunu, dosyada tecavüz teşkil ettiği iddia edilen ürünlerin üretim yöntemine ilişkin bir beyan, açıklama, bilgi ya da delil bulunmadığını, bu nedenlerle, tecavüz teşkil ettiği iddia edilen ürünler kapsamına girip girmediğinin değerlendirilemediğini, hükümsüzlük iddiaları bakımından; Dava konusunun hükümsüzlük olmadığı ancak dosyada dava konusu patent başvurusunun patentlenebilirlik kriterlerini haiz olmadığı yönünde beyanların ve delillerin bulunduğunu, dava konusu patent başvurusunun inceleme işlemlerinin halen devam etmekte olması, söz konusu başvurunun tescil edilip edilmeyeceğinin belli olmaması, tescil edilse dahi koruma kapsamının henüz belli olmaması nedenleriyle bu aşamada hükümsüzlük incelemesinin uygun olmadığının sonuç ve kanaatine varıldığının anlaşıldığı belirtildiğini, 18.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda açıkça müvekkilinin TR ... nolu “...“ buluş başlıklı patent başvurusunun, başvuru tarihi itibariyle yenilik vasfına haiz olmadığını ispatlar nitelikte bir verinin bulunmadığı yönünde görüş belirtildiğini, rapora katıldıklarını, Davacı/Birleşen Davalı gerek davaya sunduğu tüm beyanlarıyla, gerekse özel uzman görüşleriyle ( 27.11.2019 tarihli Dursun Yılmaz tarafından oluşturulan TPMK İtiraz / Görüş Formu ve 27.07.2021 tarihli Prof. Dr. ... ve Dr. Öğr. Üyesi ... tarafından hazırlanan Uzman Görüşü) ile müvekkilinin patent başvurusunun haksızlığı yönünde iddia ve savunmalarını ispatlamaya çalıştığını ancak Yerel Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde tüm bu iddiaların haksız olduğu anlaşıldığını, Mahkemeye sunulan 29.08.2023 tarihli Bilirkişi Raporundaki değerlendirmelerine kesinlikle katılmadıklarını, temel taleplerinin tam olarak tüm teknik konulara ilişkin bilimsel manada teknik bir inceleme yapılması gerektiği olmasına rağmen, dosyaya sunulan ve hükme esas teşkil eden raporda Sayın Bilirkişiler sadece evrak üzerinde, herhangi bir laboratuvar incelemesi dahi yapılmaksızın ürünlerin mevcut olmadığı, delil sunulmadığı şeklinde genel değerlendirmelerde bulunduklarını, Heyete konusunda uzman, üniversitelerin tekstil mühendisliği fakültelerinden bir tekstil mühendisi eklenmesi gerektiğini, Bilirkişilerin müvekkilin patent başvurusuna açıkça tecavüz teşkil eden ürünlere ilişkin olarak, ''dosyada poşet içerisinde 5 adet iplik bobini bulunduğu, bunlardan 2 tanesinin T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı numune poşeti içerisinde yer aldığı, 1 tanesinde iplik bobininin davacı/ birleşen davalı ... İplik'e ait olduğuna dair bir kağıt bulunduğu, diğer 3 adet iplik bobininden bir tanesinde ise bobinin müvekkil Keten İplik'e ait olduğuna dair kağıt bulunduğu, netice itibariyle bu ürünlerin müvekkile ait olduğundan bahisle patent başvurusu tecavüzü bakımından "İncelenmesine gerek olmadığı" şeklindeki tespitleriyle tamamen yetersiz ve gerekçesiz olarak rapor tanzim ettiklerini, tecavüz incelemesinde bağımsız istemlerin unsurlarına ayrılacağı ve her bir unsurun suçlanan ürün üzerinde mevcut olup olmadığının incelenmesi gerektiği, huzurdaki davaya konu patent başvurusunun ise henüz tescil edilmediğinden olası bir tescil durumunda patentin istemlerinin son halinin nasıl olacağının belli olmadığı yönünde görüş bildirildiğini, patent başvurusu ile hukuki korumanın doğduğundan, Bilirkişilerin mevcut başvurudaki İstem 1'deki adımların tamamının, suçlanan ürünün üretilme yönteminde bulunması gerektiği, ancak suçlanan ürün üzerinde üretim yönteminin işlem adımlarının tespit edilmesinin mümkün olmadığı, tecavüz incelemesi yapılabilmesi için söz konusu ürünün üretim yönteminin bilinmesi gerektiği, bu ürünlerin üretim yönteminin istem 1'deki adımların tamamını içermesi halinde müvekkilinin patent başvurusunun koruma kapsamına gireceği anlamına geleceğini belirttiklerini, ancak suçlanan ürünlerin hangi yöntem ve adımlarla üretildiğine yönelik bir açıklama veya delil bulunmadığından herhangi bir inceleme yapılmadığı yönünde görüş bildirildiğini, dosyada bizzat Sayın Bilirkişilerin de tespit ettiği üzere poşet içerisinde bulunan 5 adet iplik bobininden, 1 tanesi Davacı/ Birleşen Davalı ... İplik'e aitt olup, tecavüz ile suçlanan bobin mevcut iken, buna ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmaksızın Sayın Bilirkişilerin bu bobinlerin hangi yöntem adımlarıyla üretildiğine yönelik bir açıklama ya da delil bulunmadığından bahisle inceleme yapmadıklarını belirtmeleri hukuka uygun olmadığını, bu incelemenin yani müvekkiline ait ürünler ile karşı yana ait ürünlerin laboratuvar ortamında birebir incelemesinin yapılması gerektiğini, Yerel Mahkeme heyete İTÜ Tekstil Mühendisliği Fakültesi'nde bulunan öğretim üyelerinin eklenmesi ve laboratuvar ortamında inceleme yapılması yönündeki taleplerini değerlendirmediğini, Bilirkişiler, dosyada mevcut beyanlardan ve delillerden patent başvurusunun konusu olan yöntemle/usulle elde edilen ürünün “yeni” olmadığı, müvekkilinin patent başvurusunun konusu olan usulle elde edilen ürünün fiziksel ve kimyasal özellikleri geliştirilmiş polyester olduğunu, bunun da taraflarınca sunulan 07.04.2023 tarihli dilekçenin ekinde yer alan “... Başvuru Nolu Patentin Resmi İnceleme Raporuna Karşı Görüş”ün 6. Sayfasının 3. Paragrafında bu şekilde beyan edildiği, farklı özelliklere sahip polyesterlerin bilindiği, iyileştirilmiş özelliklere sahip polyesterin 6769 sayılı SMK’nın 141. maddesinin 2. fıkrası bağlamında yeni olmadığı yönünde görüş bildirdiklerini, Bilirkişilerin, halihazırda bir başvuru safhasında olan bir patente ilişkin hiçbir bilimsel değerlendirme yapmaksızın, -laboratuvarda teste dahi tabi tutmaksızın- sadece farklı özelliklere sahip polyesterin bilindiği, iyileştirilmiş özelliklere sahip polyesterlerin yeni olmadığı yönündeki işbu görüşünün herhangi bir bilimsel dayanağını olmadığını,
-Müvekkilinin uzun yıllara dayalı iş tecrübesi ile "polyelit iplik üretim yöntemi" olarak geliştirdiği ve yaptığı bir "buluş" ile, polyester esaslı hammadde kullanılarak belli modifikasyon işlemlerinden geçirilmiş yenilikçi bir ürün elde edilmiş ve bu üründe müvekkili tarafından "polyelit" olarak adlandırılmış olduğunu, Bilirkişilerin ileri sürdüğü üzere, "farklı özelliğe sahip polyesterler", "iyileştirilmiş özelliklere sahip polyesterler" şeklinde çok basit bir tanımlama ile değerlendirilemeyeceğini, söz konusu polyelit iplik ile piyasada mevcut sürekli polyester iplik ve bu iplikler kullanılarak aynı şartlarda üretilen örme kumaş numunelerinin incelenmesi ve gerekli test ve analizlerin yapılması sonucunda müvekkili tarafından geliştirilen polyelit iplik ile üretilen kumaşın piyasadaki diğerlerinden önemli derecede farklı özelliklere sahip olduğunu, bu haliyle müvekkilin geliştirdiği polyelit ipliği ile elde edilen örme ürünlerin yapı ve özellikleri bakımından tekniğin bilinen durumuna göre yenilik unsuru taşıdığının dosyaya sunulu bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, son rapor ile uzman görüşü ve diğer raporların çeliştiğini, çelişkiler giderilmeksizin yetersiz ve eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesisi hukuka uygun olmadığını,
-Yerel Mahkemenin birleşen dava dosyasında; TÜRKPATENT (TPMK) nezdindeki güncel sicil kayıt bilgilerine göre müvekkiline ait TR
... numaralı patent başvurusunun başvuru tarihinin 20/03/2019 olup patent başvurusunun 22/04/2019 tarihinde yayınlandığının, TPMK'daki güncel sicil kayıt bilgilerine göre, karar tarihi itibariyle söz konusu
patent başvurusunun henüz tescil edilmediğinin ve inceleme işlemlerinin devam ettiğinin tespit edildiğini; müvekkilinin patent
başvurusunu dosyaladıktan sonra 2019 yılında, 2021 yılında ve 2023 yılında başvuruda değişiklikler yaptığınını görüldüğünü; istemlerin son halinin dosyada mevcut olmadığını ancak müvekkili tarafından 07/04/2023 tarihli dilekçenin ekinde sunulan “... Başvuru
Nolu Patentin Resmi İnceleme Raporuna Karşı Görüş” dilekçesinde incelemesi devam
eden 1 adet bağımsız istem ve 4 adet bağımlı istem bulunduğunun saptandığını, dosyaya sunulan uzman görüşleri ve taraf delilleri incelenerek Mahkemece görevlendirilen teknik uzmanların bulunduğu bilirkişi heyeti marifeti ile yapılan inceleme kapsamında TR ... nolu
“...'' buluş başlıklı patent başvurusunun istemlerinin başvuru
tarihi itibariyle yenilik vasfına haiz olmadığını ispat edecek nitelikte bir belgenin mevcut olmadığı sonucuna ulaşıldığının, ayrıca huzurdaki birleşen dava hükümsüzlük istemli olmayıp tecavüz ve haksız rekabet iddiasına dayalı olmakla başvurusu yayımlanan patente tecavüzün bulunup bulunmadığının tespit edilmesinin gerektiğini, dosya arasına alınan bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, gerekçeli olması nedeni ile usul ekonomisi ilkesi ışığında hükme esas alınmaya elverişli görüldüğünden yeniden rapor alınması yoluna gidilmediğini belirttiğini, bu kısma kadar açıkça müvekkilinin patent başvurusunun başvuru tarihi itibariyle yenilik vasfına haiz olmadığını ispat edecek bir belgenin dosyada mevcut olmadığı yönünde görüş belirten 18.05.2022 tarihli bilirkişi raporunu esas aldığını, işbu raporun müvekkilinin haklılığını açıkça ortaya koyduğunu ancak birleşen davalarının gerekçesinin hemen devamında Yerel Mahkeme bu kez; ''6769 sayılı SMK’nın 85. maddesinin 2. fıkrası (ç) bendi gereğince, patent konusu usul ile doğrudan doğruya
elde edilen ürünlerin satılması, kullanılması, ithal edilmesi veya bu amaçlar için kişisel ihtiyaçtan başka
herhangi bir nedenle elde bulundurulmasının patent hakkının kapsamında olacağını, tecavüzün bulunması için suçlanan ürünün üretim yönteminin istem 1’deki adımların tamamını içeriyor
olması gerektiğini, gelinen aşamada dosya kapsamında tecavüz iddiasına konu ürün üzerinde üretim yönteminin işlem adımlarını tespit edebilmek için ürünün üretim yönteminin bilinmesi
gerekmesine rağmen dava dosyasında suçlanan ürünlerin hangi yöntem adımlarıyla üretildiğine yönelik bir açıklama ve delilin bulunmadığının saptandığını, SMK'nın 141/2. Maddesi ile; '' Patent konusunun, bir ürün veya maddenin elde edilmesine ilişkin bir usul olması hâlinde mahkeme, aynı ürün veya maddeyi elde etme usulünün patent konusu usulden farklı olduğunu ispat etmesini davalıdan isteyebilir. Patent konusu usulle elde edilen ürün veya maddenin yeni olması hâlinde, patent sahibinin izni olmadan üretilen aynı her ürün veya maddenin, patent konusu usulle elde edilmiş olduğu kabul edilir. Aksini iddia eden kişi bunu ispat etmekle yükümlüdür. Bu durumda, davalının üretim ve işletme sırlarının korunmasındaki haklı menfaati göz önünde tutulur.
'' şeklinde düzenlenme yapıldığını, buna rağmen, dosyada mevcut beyanlardan ve delillerden patent başvurusunun konusu olan yöntemle/usulle elde edilen
ürünün “yeni” olmadığının tespit edilmesi ve patent başvurusunun konusu olan usulle elde edilen ürünün
fiziksel ve kimyasal özellikleri geliştirilmiş polyester olduğunun belirtilmesi nedeni ile işbu yasal düzenleme gereğince ispat yükünün birleşen dosya davacısı müvekkil üzerinde bulunmakla birlikte tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemin ispatına elverişli delillerin sunulmadığının anlaşıldığını, tüm bu nedenlerle de sübut bulmayan birleşen davanın reddine karar verildiğini'' şeklinde bir karar tesis ettiğini, birleşen davada bir yandan lehe olan Bilirkişi Raporuna yer verildiğini, bir yandan ise tamamen aleyhe olan diğer Bilirkişi Raporuna yer verilerek, her ikisi de hüküm tesisine yeterli, elverişli ve uygun görüldüğünü,
-itiraz edilen 29.08.2023 tarihli Bilirkişi Raporundaki tamamen hatalı, eksik ve yetersiz değerlendirmelere göre hüküm tesis ettiğini, ''...tecavüzün bulunması için suçlanan ürünün üretim yönteminin istem 1’deki adımların tamamını içeriyor
olması gerektiği, gelinen aşamada dosya kapsamında tecavüz iddiasına konu ürün üzerinde üretim yönteminin işlem adımlarını tespit edebilmek için ürünün üretim yönteminin bilinmesi
gerekmesine rağmen dava dosyasında suçlanan ürünlerin hangi yöntem adımlarıyla üretildiğine yönelik bir açıklama ve delilin bulunmadığının saptandığı'' yönündeki tüm tespitlere ilişkin olarak dosyanın konusunda uzman üniversite kürsülerinden örneğin İTÜ TEkstil mühendisliği fakültesinden uzman bilirkişilerin olduğu bir heyete tevdii ve incelemelerin kağıt üzerinde değil de laboratuvar ortamığında bilimsel verilerle yapılması gerektiğini, davaya konu ürünlerde (müvekkilin ürünü ile suçlanan ürün) üretim yönteminin tespiti hususunda herhangi bir karar almayarak, SMK 141/2. Maddesini tamamen hatalı yorumlayarak ispat yükünün müvekkilinde olduğu şekilde tamamen hatalı bir karar tesis edildiğini,
-Birleşen dava dosyamıza davacı/birleşen davalının sunduğu 02.10.2020 tarihli cevap dilekçesinde; müvekkilinin '' Buluş olarak ifade ettiği ipliğin uzun yıllar öncesinden bu yana ülkemizde ve dünyada üretilen ve kullanılan tüm sektörce bu niteliği bilinen bir ürün olduğu, yeni bir ürün olduğu ve/veya buluş olduğu iddiasının külliyen gerçek dışı olduğu, teknik olarak doğal elyaf, akrilik elyaf, sentetik elyaf olarak değişik kalınlık ve denyelerde birbirine karıştırılarak, bükülerek, kendi aralarında katlanarak, puntalanarak tüm üreticiler tarafından tamamen aynı şekil ve şartlarda üretildiğini ve satıldığını, bundan dolayı ipliğin pazarda ANONİM olarak kabul edildiğini, '' ileri sürdüğünü, müvekkilinin patent müracaatına konu buluşu Davacı/Birleşen Davalının ileri sürdüğü ''ANONİM'' yöntemlerden olmadığını, ispat yükünün davalıda olduğunu,
-Mahkemenin dosyaya uzman tekstil mühendisi eklenmesi talebini reddettiği gibi, özel uzman raporlarını da dikkate almadığını, Çukurova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Tekstil Mühendisliği Prof. Dr. Osman Babaarslan tarafından düzenlenen Ocak 2021 tarihli Teknik Yorum Özel uzman raporunda üretime ilişkin olarak tüm bu süreçler çizimlerle desteklenmiş, sonuç itibariyle uygulanan bu süreç sonrasında tamamen yeni yapı ve özelliklere sahip bir katma değerli tekstil malzemesinin üretildiği yönünde görüş belirtildiğini, Çukurova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Tekstil Mühendisliği Prof. Dr. Osman Babaarslan tarafından düzenlenen 10.06.2021 tarihli Özel Uzman Raporunda Modifiye Edilmemiş ve Müvekkil Tarafından Modifiye Edilmiş İpliklerin özellikleri sıralandığını, sonuç itibariyle; müvekkili şirket tarafından üretilen polyester esaslı polyelit iplik ve bu ipliklerden elde edilmiş örme ürünlerin yapı ve özellikleri bakımından tekniğin bilinen durumuna göre yenilik unsuru taşımakta olduğu yönünde görüş bildirdiğini, Gaziantep Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hatice Kübra Kaynak tarafından hazırlanan 14.06.2021 tarihli özel uzman raporunda müvekkili tarafından geliştirilen POLYELİT iplik ile piyasada mevcut sürekli poliester iplik ve bu iplikler kullanılarak aynı şartlarda uzman tarafından üretilen örme kumaş numunelerinin incelendiği, gerekli test ve analizlerin yapıldığı belirtilerek müvekkili tarafından geliştirilen Polyelit İplik ile piyasada mevcut sürekli poliester iplik ve bu iplikler kullanılarak, aynı şartlarda üretilen örme kumaş numunelerinin incelendiği ve karşılaştırma amacıyla gerekli test ve analizlerin yapılması sonucunda; müvekkili tarafından geliştirilen Polyelit İplik ve bu iplikte üretilen kumaşın, piyasada mevcut sürekli poliester iplik ve bu ipliğin kumaşından önemli derecede farklı özelliklere sahip olduğunun tespit edildiğini, Kimya Mühendisi Patent Vekili Ersin Dereligil tarafından hazırlanan Özel Amaçlı Mütalaada, bu durumda Davacı/Birleşen Davalı'nın ithal ettiği ürünün müvekkilinin patent başvurusuna konu üründen farklı teknikle üretildiğini ıspat külfeti altında olduğu, yasa gereği aksi durumda ihlalin varlığının kabul edilmesi gerektiğini, 05.04.2023 tarihli ve 2023-GE-221242 evrak sayısı ile TPMK'ya sunulan Resmi İnceleme Raporuna Müvekkil tarafından TPMK'ya sunulan 05.04.2023 tarihli ve 2023-GE-221242 evrak sayılı Karşı Görüşün ''Nihai Görüş'' başlıklı son kısmında aynen: ''... nolu patentimiz renkli polyester, özellikle dopedyed (eriyikten boyalı) renkli polyester lifleri için geliştirilen bir yöntemdir. Buluş konusu üretim yöntemi ile elastana ihtiyaç duyulmadan polyester ipliğe daha iyi tuşe, dolgunluk, esneklik ve nem tutma özelliklerinin kazandırılması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda geliştirilen yöntemde her bir işlem adımı ve işlem adımında belirtilen proses parametreleri önem arz etmektedir. ... nolu patentte başvuru sahibinin iddiası bir bütün olarak üretim yönteminin patentlenebilir olduğudur. Başka bir deyişle tekniğin bilinen durumundaki işlem adımlarının bu şekilde kombinlenip kritik proses parametreleri ile desteklendiği ve tuşe, hacim, esneklik, nem tutma, maliyet anlamında avantaj sağlayan böylesi silikon katkılı polyester ipliklerinin elde edildiği bir yöntem tekniğin bilinen durumunda bulunmamaktadır.'' denildiğini, Sonuç itibariyle Resmi İnceleme Raporuna Karşı Görüş ile müvekkilinin patent başvurusunda; tarifname, özet, resimler ile desteklenen istemlerde talep edilen unsurların, Türk Patent ve Marka Kurumu’nun düzenlemiş olduğu resmi inceleme raporunda belirtilen ve “X” kodu ile kodlanmış D1- JP2004292966, D2-KR20080059232, D3- JP2007231434, D4: US20110183563 ve D5: TW200902782 nolu dokümanlar ile karşılaştırıldığında benzer olmadığı ve belirtilen Teknik duruma göre üstünlük sağlandığı, ... nolu patent başvurusunda belirtilen buluşun tekniğin bilinen durumuna göre “yeni olduğu“ ve “buluş basamağı” içerdiği belirtildiğini, dosyaya sunulu gerek tüm özel uzman raporları, TPMK'ya sunulu Resmi İnceleme Raporuna Karşı Görüş ve en önemlisi de 18.05.2022 tarihli Bilirkişi Heyet Raporu müvekkilinin haklılığı açıkça ortaya konulduğunu, birleşen davanın reddinin hatalı olduğunu, SMK. 97/4 madde hükmüne göre '' 97.(4) Bu Kanun hükümlerine göre patente sağlanan koruma, patent başvurusunun Bültende yayımlandığı tarihten itibaren, başvuru sahibine geçici olarak tanınır.'' hükmü ile, müvekkilinin başvurusu 22.04.2019'da yayınlandığını ve hukuki korumasının da başladığını, kararın kaldırılarak asıl davanın reddine, birleyen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı/Birleşen Davada Davalı Vekili İstinaf Başvurusu Ve İstinafa Cevap Dilekçesinde Özetle;
-davalı yanın patent başvurusunun açıkça kötüniyetli olduğunu, bu başvurunun ve başvuru dolayısıyla yasa kapsamında oluşan korumanın kullanılarak alınan ve uygulanan ihtiyati tedbirin müvekkilinin ticareti engellemek kastıyla yapıldığını, Davalı ihtiyati tedbir talep ederken açıkça kötüniyetli olup tedbir kararının verilmesinde kusurlu olduğunu, Davalı şirketin 1995 yılında kurulduğunu, kuruluşundan bu yana tekstil sektörüne yönelik iplik ticareti ile iştigal etmekte olup davaya konu patent başvurusunda tanımlanan işlemin tekniğin bilinen işlemi olduğunu, dünyada ve ülkemizde bu ürünün yılardır üretildiğini, alınıp satıldığını , ürünün yeni olmadığını net olarak bildiğini, Müvekkilinin geçmişte bu ürünü davalı şirketten tedarik ettiğini ve ürünü yurt dışından kendisi direkt ithal etmeye başladığında haksız ihtiyati tedbir ile karşı karşıya kaldığını, ürünün ülkemizde bir çok firma tarafından üretilmesine , alınıp satılmasına rağmen davalı taraf söz konusu patent başvurusunun sağladığı korumayı sadece müvekkili aleyhinde kullandığını ve müvekkilinin ürünleri tedarik etmesini bu yolla engellediğini, ürünlerin nerelerde üretildiğini alınıp satıldığını örnek ve delilleri ile sunduklarını, müvekkilince ithal edilen ürünlere gümrükte tedbir koydurmak suretiyle ürünlerin teslim alınmasını engellediğini, müvekkilinin başkaca ürün ithal etmesini de bu vesile ile engellediğini, sezonluk talep gören ürünlerini sezonlarının bitişine kadar alamayan ve müşterilerine taahhütlerini yerine getiremeyen müvekkilin büyük maddi ve manevi zarar yaşamasına sebebiyet verdiğini, gümrük idareleri ve müşterilerine karşı taklit ürün tedarik eden , haksız rekabet yaratan bir firma imajının oluşmasına sebebiyet verdiğini , 2019 tarihinden bu yana müvekkili haksız yere hukuki süreçlerle uğraşmak zorunda bıraktığını ve müvekkil şirket yetkililerinin derin manevi zarar yaşamasına kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, davalı yanın kusurunun ispat edilememesi nedeniyle manevi tazminata dair taleplerinin reddine karar verilmesinin açıkça hatalı olduğunu,
-Davalıya ait patent başvurusu patentlebilir bir başvuru niteliğinde olmayıp başvurunun açıkça kötü niyetli olduğunu, Davalının ‘buluş’ olarak ifade ettigi iplik uzun yıllardır Ülkemizde ve Dünyada üretilen ve kullanılan tüm sektörce bu niteliği bilinen bir ürün olup yeni bir ürün olduğu ve/veya buluş olduğu iddiası külliyen gerçek dışı olduğunu, İstanbul 1. FSHHM'nin 2019/243 D.İş Sayılı dosyasında atanan Bilirkişi heyetince yapılan inceleme sonucu hazırlanan raporda da aynı tespitler yer aldığını, raporda , 'tedbir talep eden yanın patent tescil müracaatını yaptığı ve tedbir başvurusuna dayanak olarak sunduğu 2019 04191 nolu patent başvurusu içeriğinin , bir tür iplik silikonlama işlemi yöntemi olduğu, istemlerde açıklanan işlemlerin tekniğin bilinen işlemleri olduğu tespit edilmiştir.' Aynı raporun 7. Ve 8. Sayfasında Davalı yanın patent başvurusunda 1 adet bağımsız 7 adet bağımlı istem bulunduğu ifade edilmiş , bunlar tek tek yazılmış ve patent başvurusunun bir iplik üretim yöntemi olmadığı polyester tekstüre ipliğin silikonlanması işlemi olduğu 1 adet bağımsız ve 7 adet bağımlı istemden ve çeşitli işlem aşamalarından oluşan başvurunun aşama ve işlemlerinin her birinin tekniğin bilinen adımları oldugu , bunların fabrikalarda hali hazır yapılan işlem aşamaları olduğu açıkça tespit olunmuş olduğunu, 29.06.2021 tarihinde dosyaya sundukları dilekçe ve ekinde davaya konu patent başvurusunda açıklanan ürün ile alakalı , söz konusu patent başvurusu yapılan ipliği yıllardır üreten KARAN TEKSTIL VE TICARET A.Ş.'nin TPMK'ya davaya konu patent başvurusu için yaptığı itiraz ve ekleri sunulduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu'nun davalı Keten Iplik Sanayi Tic. Ltd. Sti'nin davaya konu 20/03/2019 tarihli başvurusuna yönelik yazmış olduğu ve dosyaya sundukları 7/09/2021 tarihli , TPMK Kurum uzmanı Ünal İPKİM tarafından hazırlanan ARAŞTIRMA RAPORU'nda 'C. ILGILI DOKÜMANLAR' bölümünde KATEGORI başlığı altında X ve Y kategorileri kullanıldığını, Kategori açıklaması bölümünde ise X için ' Buluşun yeni olmadığını veya buluş basamağı içermediğini tek başına gösteren doküman' ve Y için ' Buluşun buluş basamagı içermediğini başka bir dokümanla bir araya getirildiğinde gösteren doküman' ifadeleri kullanıldığını, yazılan bu rapor kapsamında söz konusu başvurunun buluş niteliginde olmadığı tespit olunduğunu, Davalı yanın söz konusu araştırma raporuna itirazından sonra TPMK tarafından 26.01.2023 tarihli inceleme raporunda ;'İlgili istemden polyester ipliğin bobinden alınması ve silikon ile muamele edilerek kurutulması ve tekrar bobinlenmesi süreci açıklanmakta ve koruma talep edilmektedir. İlgili teknik alanda olan kişi tarafından bilinmeyen ve yeni olarak ifade edilebilecek hiçbir teknik özelliğin ve işlemin olmadığı, istemin yeni olmadığı ''Aynı şekilde 2, 3 ve 4 istemlerde; 1. istemde yer alan özelliklerin farklı kelimelerle daha geniş bir şekilde ifade edilip; yeni bir teknik özellik veya işleyiş içermemesi raporda belirtilen dokümanlar ve ilgili teknik alandaki bilgiler ışığında nedeniyle yeni olmadığı' '5. İstem silikon verilmiş ipliğin kuru buhar ile fikse edilme süresi ve sıcaklık değerlerine ilişkin bilgiler açıklanmıştır. Teknik alanda uzman olan herhangi bir kişi tarafından bilinen çalışma aralıkları olan ilgili bu değerler yeni değildir. 6. İstemde verilen dinlendirme koşulları herhangi bir işletmede bulunan özel olarak ayarlanmayan (15-30 veya 20-25 derece) ve ne gibi teknik özellik kazandırıldığı açıklanmayan değerlerdir. 1 güne kadar dinlendirme 20 ila 50 saat arası dinlendirme gibi değerler teknikte bilinmekte ilgili dokümanlarda açıklanmaktadır. ''Polyester ipliğin çile halinde olması ve fikse edilmiş çile halinde ipliğin bobinlere sarılması ilgili teknik alanda yenilik getiren yapılanmalar değildir. ''Bu nedenle, tekniğin bilinen durumu göz önüne alındığında, buluş konusu 1 nolu istem ve ona bağlı olan 2-8 nolu istemler 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 83 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre yeni değildir. ''İstem 1’e bağlı 2–8 nolu istemler yeni olmadığı için buluş basamağına da sahip değildir. Bu nedenle buluş konusu 1 nolu istem ve ona bağlı olan 2-8 nolu istemlerin 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 83 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına göre buluş basamağı içermediği görülmektedir." Hususlarının tespit edildiğini,
-Davaya konu ve aynı teknik yöntemle üretilen polyester ipliği halihazırda satan çok sayıda firma mevcut olduğunu, Davalı yanın sadece tedbir talebini yaptığı dönemlerde piyasada söz konusu ürüne yoğun talep oluşmasından dolayı müvekkilinin ticaretini engellemek kastıyla ve kötü niyetle patent başvurusunu yapıp yasanın sağladığı imkanları hukuka aykırı şekilde menfaatine kullanmak amacıyla hareket ettiğini, Mahkemece aldırılan 29.08.2023 tarihli raporda, 'Dosyada mevcut beyanlardan ve delillerden patent başvurusunun konusu olan yöntemle/usulle elde edilen ürünün “yeni” olmadığı değerlendirilmiştir. Çünkü patent başvurusunun konusu olan usulle elde edilen ürünün fiziksel ve kimyasal özellikleri geliştirilmiş polyester oldugu belirtilmiştir (örnegin, bkz. ... no.lu patent başvurusu, tarifname, syf. 2, son paragraf – syf.3, ilk üç paragraf; ve Beyanda Bulunan Davalı/Karşı Davacı Keten Iplik San. Tic. Ltd. Sti. tarafından 07.04.2023 tarihli dilekçenin ekinde sunulan “... Başvuru Nolu Patentin Resmi Inceleme Raporuna Karsı Görüş” syf.6, üçüncü paragraf). Farklı özelliklere sahip polyesterler bilinmektedir. İyileştirilmiş özelliklere sahip polyesterin 6769 sayılı SMK’nın 141inci maddesi 2inci fıkrası bağlamında yeni olmadıgı değerlendirilmiştir.' davaya konu patent basvurusunun bir tür iplik silikonlama işlemi yöntemi oldugu, istemlerde açıklanan işlemlerin tekniğin bilinen işlemleri olduğu, Davalı yanın patent basvurusunda yer alan istemlerin bir iplik üretim yöntemi olmadığı polyester tekstüre ipliğin silikonlanması işlemi oldugu 1 adet bağımsız ve 7 adet bağımlı istemden ve çeşitli işlem aşamalarından olusan başvurunun aşama ve işlemlerinin her birinin tekniğin bilinen adımları olduğu, bunların fabrikalarda hali hazır yapılan işlem aşamaları olduğu, Davalı yanca davaya konu patent başvurusundaki ürün ile müvekkili tarafından ithal edilen ürünün karşılaştırılmasının yapılmaya çalışıldığı görülmekte ise de, bunun dava yönünden önemi olmadığını, bu ürün ile müvekkili tarafından ithal olunan ürünün yapım tekniğinin aynı oldugu ortaya konulsa dahi davaya konu patent başvurusunda yer alan iplik silikonlama yönetimi uzun yıllardır dünyada ve ülkemizde uygulanan bir yöntem olup tüm ürünlerde bu nedenle birbirine benzemekte veya aynı veya benzer şekillerde üretilmekte olduğunu, kararın manevi tazminata ilişkin davanın reddine dair kısmının kaldırılarak 100.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
Davalı/Birleşen Davacı Vekili İstinafa Cevap Dilekçesinde Özetle; ülkemizde iplik üretimi yapmakta olan ve yurtdışından iplik ithal eden müvekkili şirketin TPE nezdinde 20.03.2019 tarihli, ... numaralı başvuru ile ‘’...’’ ismiyle patent başvurusunda bulunduğunu, temel olarak buluşa konu üretim polyester ipliğin belli tekniklerden geçirilerek yeni bir ürün elde edilmesi olduğunu, işbu patent müracaatı ile kanundan doğan patent hakları başvuru tarihi olan 20.03.2019 tarihi itibariyle başladığını, Müvekkilinin müşterisi olan Davacı/ Birleşen Davalı ise, müvekkilinin patent müracaatı ile koruma altına aldığı ürünleri uzunca bir süre müvekkilinden satın aldığını, ürünün pazarda rağbet görmesi üzerine de müvekkilinden temin ettiği ürünün birebir aynı yöntemle taklidini ...’de yaptırdığını, üretilen bu ürünlerin ülkemize ...gümrük müdürlüğünden girişini yaptırdığını, ürünleri pazara sunmaya çalıştığını müvekkilinin haricen öğrendiğihi ve bu durum üzerine müvekkilinin delil tespiti talebinde bulunduğunu, patent korumasını ihlal eden Davacı/Birleşen Davalıya yönelik olarak sahip olduğu hukuki haklarını kullanması en doğal hakkı oludğunu, müvekkilinin ihtiyati tedbirin alınmasında herhangi bir kusuru bulunmadığını, haksız ihtiyatî tedbirden kaynaklanan davada sadece maddî zararlar istenebileceğini, manevî zararların istenebilmesi için Türk Borçlar Kanunu m. 56 ve 58’in şartlarının oluşması gerekeceğini, Davacı/Birleşen Davalının İstanbul 1 FSHM'nin 2019/243 D.İş dosyasından alınan ihtiyati tedbir kararı nedeniyle müvekkilinin kötüniyetli olduğu yönündeki tüm iddiaları haksız ve gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin karşı tarafın manevi zarar yaşamasına kendi kusuru ile sebebiyet verdiği yönündeki tüm Davacı/Birleşen Davalı iddiaları tamamen soyut ve afaki iddialar olduğunu, davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Asıl dava; haksız ihtiyati tedbir sebebiyle uğranılan maddi-manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Birleşen dava: Asıl davada davalı/ birleşen dosyada davacı .... Şti adına TPMK nezdinde ... tescil numaralı "..." isimli patent başvurusundan kaynaklı hakların davalı ... .... Şti tarafından ihlali nedeniyle 6769 sayılı SMK hükümleri gereğince vâki tecavüz fiillerinin durdurulması, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, tecavüz oluşturan ürünlere el konulması, tecavüz nedeniyle ortaya çıkan maddi zararlara ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000-TL yoksun kazanca ilişkin olarak şimdilik 50.000-TL ticari itibar kaybı nedeniyle şimdilik 50.000-TL olmak üzere toplam 150.000-TL tecavüzün vuku bulduğu tarihi itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili ve hükmün ilanına ilişkindir.
Mahkemece görevlendirilen Patent Uzmanı bilirkişisi ..., Tekstil Mühendisi Sektör Bilirkişisi Prof. Dr. ... ve Mali Bilirkişisi ... tarafından 18.05.2022 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporunun sonuç kısmından özetle; Davacının dava dilekçesinde 75.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğunu, dava dosyasında, TR ... nolu “...“ buluş başlıklı patent başvurusunun, başvuru tarihi itibariyle yenilik vasfına haiz olmadığını ispatlar nitelikte bir verinin bulunmadığının sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece görevlendirilen Patent Uzmanı bilirkişisi ..., SMK uzmanı Bilirkişisi ... tarafından 29.08.2023 tarihinde hazırlanan yeni bilirkişi heyetinin ikinci bilirkişi raporunun sonuç kısmından özetle; Tecavüz bakımından; Dava konusu patent başvurusunun polyester üretimi için bir yöntemle ilgili olduğunu, dosyada tecavüz teşkil ettiği iddia edilen ürünlerin üretim yöntemine ilişkin bir beyan, açıklama, bilgi ya da delil bulunmadığını, bu nedenlerle, tecavüz teşkil ettiği iddia edilen ürünler kapsamına girip girmediğinin değerlendirilemediğini, hükümsüzlük iddiaları bakımından; Dava konusunun hükümsüzlük olmadığı ancak dosyada dava konusu patent başvurusunun patentlenebilirlik kriterlerini haiz olmadığı yönünde beyanların ve delillerin bulunduğunu, dava konusu patent başvurusunun inceleme işlemlerinin halen devam etmekte olması, söz konusu başvurunun tescil edilip edilmeyeceğinin belli olmaması, tescil edilse dahi koruma kapsamının henüz belli olmaması nedenleriyle bu aşamada hükümsüzlük incelemesinin uygun olmadığının sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece görevlendirilen Mali Müşavir bilirkişisi ... tarafından 22.08.2023 tarihinde hazırlanan son bilirkişi raporunun sonuç kısmından özetle; Mali İnceleme neticesinde; ... iplik lehine yapılan hesaplamanın revizesinde faiz ile birlikte; 54.392,07 TL ve 29.145,89 USD bedel hesap edildiğini ve sonuç olarak 401.896,94 TL sonucu ve kanaatine varıldığının anlaşılmıştır.
Birleşen davada davacı-asıl davada davalı tarafça; müvekkili .... Şti adına TPMK nezdinde ... tescil numaralı "..." isimli patent başvurusuna tecavüz iddiasından kaynaklanan dava açtığı, dosyaya celp edilen patent belgeleri ve bilirkişi raporlarından patentin yargılama sırasında henüz tescil edilmediği anlaşılmıştır.
6769 Sayılı SMK'nın "Patent veya Faydalı Model Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller" başlıklı, 141/4 maddesinde; "Mahkeme, 99'uncu maddenin üçüncü veya yedinci fıkrası ile 143'üncü maddenin onuncu veya onikinci fıkrası uyarınca yapılan yayımdan önce, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak karar veremez" hükmü düzenlenmiştir. Mahkemece birleşen davada karar verebilmek için, patent başvurusunun sonuçlanmasının beklenmesi, sonuçlandıktan sonra tescili halinde son istem setinin getirtilerek, istim ve tarifnameye göre davacının tecavüzünün bulunup bulunmadığının tespiti gerekirken, patent başvurusunun tescili beklenmeden karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemenin kabulüne göre yapılan incelemede:
Davacı tarafça patent müracaatına konu buluşun, polyelit iplik üretim yöntemi olduğu, bir ara mamul konumundaki POY (kısmen oryente olmuş iplik) yapısındaki polyester malzemeyi alarak yeni bir yapı ve özellikle ürüne dönüştürülmesi için yeni bir yöntem ve geleştirilmiş ürüne Poly Elit isminin verildiği beyan edilmiştir.
6769 Sayılı SMK 141/2 maddesinde; "(2) Patent konusunun, bir ürün veya maddenin elde edilmesine ilişkin bir usul olması hâlinde mahkeme, aynı ürün veya maddeyi elde etme usulünün patent konusu usulden farklı olduğunu ispat etmesini davalıdan isteyebilir. Patent konusu usulle elde edilen ürün veya maddenin yeni olması hâlinde, patent sahibinin izni olmadan üretilen aynı her ürün veya maddenin, patent konusu usulle elde edilmiş olduğu kabul edilir. Aksini iddia eden kişi bunu ispat etmekle yükümlüdür. Bu durumda, davalının üretim ve işletme sırlarının korunmasındaki haklı menfaati göz önünde tutulur." hükmü düzenlenmiştir.
Mahkemece öncelikle birleşen davaya konu patentin TPMK'daki tescil kayıtları tescil edilen istem seti, tarifname ve çizimlerinin getirtilerek, tescil başvurusunun sonuçlanmış olması halinde, SMK 141/2 maddesine göre taraf beyanlarına göre ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün belirlenmesi, ispat yükü kendisine düşen tarafa tecavüze yönelik iddialar yönünden ispat imkanı tanınması, ispat yükü davalıda ise tescil edilen istem setine göre, Tekstil Mühendisliği Fakültelerinden öğretim üyesi bilirkişinin de olduğu heyetten, gerekirse labaratuvar analizi de yapılarak, patente tecavüz olup olmadığının belirlenmesi, daha sonra asıl davanın değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmediğinden, kararın 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı/Birleşen Davada Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2-İstanbul .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ..../02/2024 tarih, 2021/.. E. 2024/... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yasa yoluna başvuran Davalı/Birleşen Davada Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026