Haksız azil nedeniyle vekalet ilişkisinin sonlanması sonrasında avukatın hukuk müşavirliği ve takip ettiği dosyalardan kaynaklanan vekalet ücreti alacağı talebinin Yargıtay içtihadı doğrultusunda incelenmesi.
Özet: Avukat, müvekkili şirket tarafından haksız azledildiği iddiasıyla ödenmeyen vekalet ücretlerini talep ederken, şirket azlin avukatın güvene dayalı vekalet ilişkisine aykırı davranışları ve özen yükümlülüğünü ihlali nedeniyle haklı olduğunu savunmuştur; ilk derece mahkemesi ise önceki kesinleşmiş yargı kararlarına atıfta bulunarak azlin haklı olduğuna hükmetmiş ve avukatın sadece azil tarihi itibarıyla kesinleşen işlerden vekalet ücretine hak kazanabileceğini, talep edilen bazı büyük dosyaların azil anında henüz kesinleşmediğini belirtmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/1004 E., 2025/1333 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 48. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI: 2024/147 E., 2025/71 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin avukat olduğunu, 01.01.2009 tarihinde davalı şirket ile müvekkili arasında Hukuk Müşavirliği Ücret Sözleşmesi imzalandığını ve müvekkilince şirketin hukuk müşavirliğinin yapıldığını ve çok sayıda dava ve icra dosyalarını vekil olarak takip ettiğini, davalı şirketin iştirakleri arasında bulunan ... Holding AŞ ile davacı arasında düzenlenen 31.03.2011 tarihli sözleşme tadili ile taraflar arasındaki sözleşmenin Hukuk Müşavirliği hizmetine ait bölümünün tarafların karşılıklı rızaları doğrultusunda sözleşmeden çıkartıldığını, ancak sözleşmenin diğer bütün hükümlerinin yürürlükte olduğunu, taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin devam ederken ....Noterliğinin 25.04.20 12... yevmiye sayılı azilnamesi ile müvekkilinin haksız olarak vekaletten azil ettiğini, azilnamenin müvekkiline 16.05.2012 tarihinde tebliğ edildiğini, keşide edilen ....Noterliğinin 23.05.2012 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile azlin haksız olduğunu ve sözleşmeden kaynaklanan vekalet ücretlerinin ödenmesi gerektiğini ihtar ettiğini, vekalet ücretlerinin ödenmediğini, müvekkilinin davalının çok sayıda dosyasını vekil sıfatı ile takip ettiğini, takip ettiği dosyaların ciddi emek harcanması gerektiren borçlar hukuku ve ticaret hukuku alanlarında yoğun hukuki tartışmalar içeren ihtilaflar olduğunu, İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/ 70... /71 Esas sayılı dosyaları ile ilgili müddeabih üzerinden %15 ücret ödenmesi gerektiğini, karşı vekil ücretinin de ödenmesini talep ettiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 79.650,00 USD müvekkil vekalet ücretinin ve 50.953,80 TL karşı taraf vekalet ücretinin azil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili; taraflar arasında 01.01.2009 tarihinde hukuk müşavirliği ücret sözleşmesi imzalandığını, vekalet ilişkisi devam ederken 25.04.2012 tarihli .... Noterliğinin ... yevmiye nolu azilnamesi ile müvekkilinin haksız olarak vekaletten azledildiğini ileri sürerek; takip ettiği dava dosyaların ilişkin 154.532,85 TL vekalet ücreti alacağının azil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili; vekaletin güvene dayalı bir sözleşme olduğunu, azlin haklı olduğunu, sözleşmeye aykırı olarak başkaca avukatlara yetki verdiğini, masraflara ilişkin yapılan ödemelere dair belge sunmadığını, özen yükümlülüğüne aykırı davranıldığını, disiplin soruşturması ve cezai soruşturmaya konu olacak davranışlar sergilemesi nedeni ile azledilen avukata karşı müvekkilinin güveninin kalmadığını, müvekkilince avukatın azledilmesinin haklı bir nedene dayanması nedeni ile davacı avukatın herhangi bir ücret talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen davada davalı vekili; taraflar arasında 01.01.2009 tarihli hukuk müşavirliği ücret sözleşmesi akdedildiğini, ancak mutabakat ile 31.05.2011 tarihinde vekalet ilişkisinin sonlandırıldığını, davacının özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, azlin haklı olduğunu, davacının alacağının bulunmadığını, ücrete hak kazanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 2020/9 97... /875 Karar sayılı ilamı ile verilen kesin nitelikteki kaldırma kararında; taraflar arasında devam eden yargılamalar esnasında Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 2015/620 Esas,2016/1447 Karar, 26/01/2016 tarihli ilamı ile durumun tartışıldığı, azlin haklı olduğuna karar verildiği ve ilgili ilamın kesin delil niteliği taşıdığı, iş bu hali ile yargılamaya konu azlin haklı gerekçe ile yapılmış olduğunun kesinleştiği, taraflar arasında devam eden tüm dosyalarda, azlin 20.10.2006 tarihli açıklanamayan "Hakim-dekorasyon" ibareli belgeye dayandığı, azil haklı olduğundan davacı yalnızca azil tarihi itibari ile kesinleşen dava ve işlerden vekalet ücretine hak kazanacağı, asıl dava dosyasına konu İstanbul Anadolu 17. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2011/70 Esas ve 2011/71 Esas sayılı dosyalarının azil tarihi itibari ile kesinleşmediği, bilirkişi raporu ile birleşen dava dosyasında ise talep edilen dosyaların azil tarihi itibari ile kesinleşen işlerin tek tek tespit edildiği, bilirkişice birleşen dosyalarda toplam 26.872,00 TL akdi vekalet ücreti, 13.400,00 TL yasal vekalet ücreti olmak üzere azil tarihi itibari ile toplam 40.772,00 TL vekalet ücreti alacağı tespit edilmekle raporların denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 40.772,00 TL'nin 25.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekili; Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin kararının huzurdaki dava açısından kesin hüküm teşkil etmediğini, dosyaların taraflarının ve dava sebebinin aynı olmadığını, o dosyadaki hükme dayanılarak azilnamenin içeriği ile sınırlı yapılan yargılama ile azlin haklı olduğu kanaatine varılamayacağını, azil sebebi olarak ileri sürülen makbuzdan 6 yıl sonra azlin yapılmasının kötüniyetli olduğunu, azlin haklılığının ispatlanamadığını, davalı şirket sahibi tarafından azle konu bedelin başarı ödülü olarak verildiğini, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile azil gerekçesi olarak ileri sürülen olaylarda kusurunun bulunmadığının sabit olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada haksız azil iddiasına dayalı vekalet ücreti alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali, birleşen davada ise taraflar arasında akdedilen hukuk müşavirliği ücret sözleşmesi gereğince vekalet ücreti alacağı istemine ilişkindir. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre ve özellikle İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/588 E., 2014/151 K. sayılı kararında da davacı avukatın azledilmesinin tartışılması ve azlin haklı olduğunun kabul edilmesine, bu kararın Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 2015/620 E., 2016/1447 K. sayılı ilamı ile onanmasına, bu itibarla, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen anılan mahkeme kararındaki davacı avukatın haklı nedenle azledildiğine dair hükmün, işbu dava açısında da azlin haklı olduğu yönünde güçlü delil teşkil etmesi nedeniyle kararın yerinde, kanun ve somut olaya uygun olmasına, ve ileri sürülen temyiz sebepleri ile sınırlı inceleme yapılacağının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.