İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi: Çek Ciro İmzasının Sahteliği İddiasıyla Borçlu Olunmadığının Tespiti Kararına Karşı Bilirkişi Raporlarındaki Eksiklik Gerekçeli İstinaf İncelemesi.
Özet: Dava, bir şirketin vekilinin, 100.000 TL bedelli bir çekin ilk cirosundaki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını, sahte olduğunu ileri sürerek icra takibine konu bu çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti talebiyle açtığı menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesi, grafolog ve Adli Tıp Kurumundan alınan iki ayrı bilirkişi raporunun çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığını kesin olarak tespit etmesi üzerine davayı kabul etmiş, davacının borçlu olmadığına karar vermiştir. Davalı ise istinaf başvurusunda, imza incelemelerinin güncel olmayan, fotokopi belgeler üzerinden yapıldığını, mahkeme huzurunda imza örnekleri alınmadığını ve raporların denetime elverişli olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiş, davacı ise istinaf başvurusunun dayanaksız olduğunu ve kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: 2024/638 KARAR NO: 2026/923İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 31/01/2024NUMARASI: 2022/457 E. - 2024/97 K.DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından, müvekkili aleyhine İstanbul ... .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile 31.01.2019 tarihli ...Şubesi ... Seri No'lu 100.000,00 TL bedelli çeke istinaden icra takibi başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, icra takibine dayanak çekte yer alan cirodaki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin imzasının taklit edildiğini, davanın kabulü ile müvekkili hakkında İstanbul ... .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında mevcut çek bakımından İİK 72 çerçevesinde borçlu olmadığının tespitine, haksız icra takibinin durdurulmasına ve akabinde iptaline, takip alacağının %20’sinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, .... Şti.'nin .... Şti.'ye ciro ettiği 100.000 TL bedelli çeki yine ciro yoluyla ... firmasından teslim aldığını, ardından ... ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davacı ..., keşideci ... ve diğer ciranta ... aleyhine kambiyo senetlerine mahsus ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin alacağının likit ve haklı bir alacak olmasına rağmen davacı tarafından haksız ve mesnetsiz açılan bu dava sebebiyle davanın reddine ve İİK m.72/4 uyarınca müvekkilin uğradığı zararın tazmini için davacı borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesi kararıyla; davacı takibe konu bono altındaki imzanın kendisine ait olmadığından bahisle açılan menfi tespit davası açmış olup çek altındaki keşideci imzasına itirazın mutlak def'i mahiyetinde olup çek üzerinde hak sahibi görünen herkese karşı ileri sürülebileceği, 20/08/2023 tarihli Adli Tıp Uzmanı bilirkişi Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen grafolog raporu ile davacı sözkonusu 31.01.2019 keşide tarihli, ... nolu, 100.000 (yüzbin) TL bedelli çekin arka yüzündeki 1. Ciro .... Şti. kaşesi üzerindeki imzanın, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla, ...’in eli ürünü olmadığının tespit edildiği, davalının itirazları ile dosyanın ATK'a gönderildiği , 12/12/2023 tarihli ATK raporunda Tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; inceleme konusu çek arka yüzde mevcut 1. Ciro imzası ile ...'in mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği, mutlak definin herkese karşı ileri sürülebileceği anlaşılmakla," AÇILAN DAVANIN KABULÜNE, 1-Davacının ... .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında takibe konu ...31.01.2019 tarih ... seri numaralı 100.000,00-TL bedelli çek bakımından davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir. İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin verdiği kararın hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemedeki yargılamanın usulüne uygun yapılmadığını, davacı şirket yetkilisi ...'in imza itirazına ilişkin bilirkişi incelemelerinde ciddi eksiklikler bulunduğunu, mahkeme huzurunda şahsın samimi imza örneklerinin alınmadığını, incelemenin güncel olmayan ve bir kısmı fotokopi belgelerden oluşan 2007-2014 yıllarına ait eski kayıtlar üzerinden yürütüldüğünü, ATK raporunda mukayese görüntülerine yer verilmediğini, raporun denetime elverişli olmadığını, imzanın atıldığı 2019 yılına yakın tarihli belgelerin celp edilmediğini, fotokopi belge üzerinden imza incelemesi yapılamayacağına dair Yargıtay içtihatlarının göz ardı edildiğini, ATK raporuna karşı yapılan yeni bilirkişi incelemesi talebinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, eksik incelemeye dayanan yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın istinaf başvurusunun hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya tamamen uygun olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının son derece objektif ve bilimsel verilere dayandığını, davalının itirazlarının sadece yargılamayı uzatma amacı taşıdığını, dosya kapsamında hem bir belge inceleme uzmanından hem de Adli Tıp Kurumu’ndan olmak üzere iki ayrı rapor alındığını ve her iki raporun da çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını kesin olarak ispatladığını, yapılan tüm incelemelerin yerinde olduğunu belirterek, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.... .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile ......01.2019 tarihli ...Şubesi ... Seri No'lu 100.000,00 TL bedelli çeke istinaden alacaklı tarafından borçlular aleyhine kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 20/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "çekin arka yüzündeki 1. Ciro imza ile ...’in karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından benzerlik noktasında bir ilişki saptanması nedeni ile ... ...A.Ş. ... Şubesine ait alacaklısı .... Şti., keşidecisi .... ... ....Şti., olan, 31.01.2019 keşide tarihli, ... nolu, 100.000 (yüzbin) TL. bedelli çekin arka yüzündeki 1. ciro .... Şti. kaşesi üzerindeki imzanın, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla, ...’in eli ürünü olmadığının tespit edildiği "belirtilmiştir. ATK 'na ait 12/12/2023 tarihli raporda özetle;" Tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; inceleme konusu çek arka yüzde mevcut 1. Ciro imzası ile ...'in mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği "belirtilmiştir.Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.Somut olayda, davacı tarafından icra takibine konu çekteki lehtar imzasının kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü yapılan bilirkişi incelemesinde davacının istiktap imzaları ve çek keşide tarihinden öncesine ait belge asıllarının incelendiği, bilirkişi raporunda ve ATK' na ait raporda, çekin arka yüzündeki 1. ciro imza ile ...’in karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından benzerlik noktasında bir ilişki saptanmaması nedeni ile ... ...A.Ş. ... Şubesine ait alacaklısı .... Şti., keşidecisi .... ... .....Şti., olan, 31.01.2019 keşide tarihli, ... nolu, 100.000 (yüzbin) TL bedelli çekin arka yüzündeki 1. ciro .... Şti. kaşesi üzerindeki imzanın, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla, davacı şirket yetkilisi ...’in eli ürünü olmadığı tespit edildiği, bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gözetildiğinde, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...../01/2024 tarih ve 2022/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.831,00TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.708,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.123,00 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026