İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ticari satımdan kaynaklı alacak nedeniyle davalının ayıplı ve gecikmeli üretim iddiasıyla icra takibine haksız itirazının iptali davası.
Özet: Açılan itirazın iptali davasında, davacı tekstil işletmesi, davalıdan ticari satıştan kaynaklanan bakiye alacağını tahsil etmek amacıyla başlattığı icra takibine yapılan haksız itirazın iptalini, alacağa faiz işletilerek takibin devamını ve icra inkar tazminatı ödenmesini talep ederken; davalı taraf, sipariş edilen ürünlerin üç ay geç ve ayıplı olarak teslim edilmesi nedeniyle ana müşterisinden kendi alacağında önemli bir kesinti yapıldığını ileri sürerek, borcunun bulunmadığını ve takibe yaptığı itirazın haklı olduğunu savunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/444 Esas
KARAR NO:2026/518
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:04/07/2023
KARAR TARİHİ:17/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...’in ... Tekstil isimli işletmenin sahibi olduğunu, giyim sektöründe ticari
faaliyetlerini sürdürdüğünü, davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı tarafın davacıdan
toplu olarak mal alışı yaptığını,
devam eden ticari faaliyetler neticesinde davacının bakiye alacağı bulunmasına rağmen davalı tarafın
ödeme yapmadığını, işbu dava tarihine değin davacıyı oyaladığını, bu nedenle alacağın tahsili talebiyle
davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunan bedel üzerinden .... İcra Müdürlüğü'nün
2023/... E. sayısı ile icra takibi başlatıldığını, karşı tarafın işbu icra takibine haksız ve hukuka aykırı
olarak itiraz ettiğini, davanın ikame edilmesi öncesinde, dava şartı niteliğindeki arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu, yapılan görüşmeler neticesinde anlaşma sağlanamayarak son tutanak tanzim edildiğini,
dolayısıyla davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın hiçbir haklı gerekçesi mevcut olmadığından
işbu davayı açarak itirazın iptalini talep etme gereği hasıl olduğunu,
.... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... E. Sayılı icra dosyasından davalı tarafa 02.05.2023 tarihinde ödeme emri tebliğ edildiğini, davalı tarafından 03.05.2023 tarihinde itiraz edildiğini, davalı tarafın icra
dosyasına göndermiş olduğu itiraz dilekçesinde "Müvekkilin hiçbir borcu bulunmadığı, bu nedenle
borca, faize ve borcun tüm ferilerine itiraz ettiği, davalı vekilinin itiraz dilekçesinde her ne kadar davacının borcu bulunmadığını iddia etmekte ise de
davacı firma nezdinde tutulan kayıtların bir örneği her halükarda davalı firma defter kayıtlarına da
işlenmiş olacağından yapılan tüm ödemelere rağmen bakiye borcun kalmış olduğu her türlü yazılı belge
ile sabit olduğunu, davalı firmanın kendi ticari kayıtlarına itibar etmeksizin borcu olmadığını ileri
sürdüğünü, dolayısıyla salt bu beyanın, ticari defter kayıtlarının aksine aleyhe delil olarak değerlendirilemeyeceğini, bu nedenle yapılan itirazın hiçbir kanuni dayanağı olmadığı gibi itiraz
dilekçesinde somut bir gerekçe ve delilden de söz edilmediğini, tüm bu açıklanan nedenlerle davalı tarafın hiçbir haklı gerekçesi olmaksızın .... İcra
Müdürlüğü'nün 2023/... E. sayılı dosyasına itiraz etmiş olduğundan, fazlaya ilişkin hakları saklı
kalmak üzere şimdilik 37.996,72,00 TL üzerinden takibin iptali ile alacağa faiz işletilmesi suretiyle
takibin devamına karar verilmesi ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına
hükmedilmesinin arz ve talep olunduğunu,
beyan ve iddia ederek; İzah olunan nedenlerle, alacaklarını HMK 107 ve 109 gereği artırma ve fazlaya
ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla;
davalarının kabulüne,
.... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın şimdilik
37.996,72 TL olarak ve tahkikat sonucu belirlenecek bedel üzerinden dava değerinin artırılması
suretiyle talep edilecek bedel üzerinden iptaline,
alacağa faiz işletilmesi suretiyle itiraza uğrayan tüm alacaklar yönünden takibin devamına,
haksız ve kötüniyetle itiraz eden borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar
tazminatına hükmedilmesine,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmektedir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davacı vekilinin dava dilekçesinde iddia ettiği hususların hukuka ve dosya kapsamına aykırı olduğunu,
davanın reddi gerektiğini,
davalı şirketin, ... Mağazacılık Tekstil San. Ve Tic. A.Ş. Şirketi'nin fason giysi üretimini yapmakta
olduğunu, ... A.Ş.'den gelen giysi dikim siparişlerinin çok fazla olduğu dönemlerde davalı şirketin
harici 3. Kişilere bu siparişleri diktirdiğini, davalı şirketin ...'dan aldığı siparişin dikilmesi için kumaşları ve model bilgisini davacıya vererek
5.100 adet çocuk dolumlu (şişme) montu dikilmesi konusunda anlaştığını, davacı tarafından dikimi
yapılacak giysilerin kumaşı ve modelinin davalı şirket tarafından davacıya teslim edildiğini, davacının da verilen modele uygun şekilde ayıpsız ürün üreterek davalıya teslim etme borcu altına girdiğini, taraflar arasındaki tek ticari ilişkinin de bu olduğunu, ancak davacı tarafça ürünlerin 3 ay gecikmeli üretildiğini, ...'a hem ürünlerin geç teslim edilmesi sebebi ile hem de ürünlerde bir kısım hatalı üretim olduğu, bir kısım da deformeli ürün olduğu yani ürünlerin kalite kontrolünden geçememesi sebebi ile davalının alacağından kesinti uygulandığını, dilekçe ekinde yer alan faturalar ve indirim mutabakat formundan da anlaşılacağı üzere davacının diktiği ürün sebebi ile davalının hak edişinden 142.719,26 TL kesinti yapıldığını, davacının ayıplı imalatının davalıyı zarara uğrattığını, bu durumun derhal davacıya bildirildiğini, ancak davacının hiçbir şekilde davalının zararının karşılanmasına yanaşmadığını, ayıplı üretim sebebi ile davalının zararının doğduğunu, doğan zarar sebebi ile de fatura karşılığı icra takibine konu alacağın ödenmediğini, dilekçelerinin ekinde yer alan tüm bilgi ve belgelerden de davacı tarafın ayıplı ürün teslim ederek davalıyı zarara uğrattığının görüleceğini, söz konusu ayıplı üretimin tespitinin ... tarafından yapıldığını, tutanak altına alındığını ve iskonto faturası kesilerek davalıdan ürünlerin satın alındığını, bu sebeple davanın ... Mağazacılık Tekstil San. Ve Tic. A.Ş. 'ye ihbarını da talep ettiklerini, neticeten, davacı tarafın diktiği ürünler sebebi ile davalının zarara uğradığını bilmekte buna rağmen haksız bir şekilde davalı şirkete karşı icra takibi başlattığını, davacının herhangi bir alacağı olmamakla birlikte davalı şirketin doğan zararından kaynaklı alacak hakkı bulunmadığını, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını, davanın reddine karar verilerek alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini, alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesini, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için dosyanın talimat yoluyla bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından sunulan 16/09/2024 tarihli raporda özetle;
"Raporumun Tespit Edilen Hususlar Bölümünde Görüleceği Üzere; Tarafımıza Tevdii Edilen İSTANBUL ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2023/444 Esas SAYILI Dosyası Genel Olarak Tetkik Edildiğinde Dosyasında Bilirkişi Olarak Tarafıma Verilen Görev Doğrultusunda Dosya Kül Halinde İncelendiğinde Yukarıda YAPILAN İNCELEMELER VE TESPİTLER KISMINDA Yapılan Açıklamalardan Işığında
DAVACI ... Yasal Defterlerini Yasal Sürede TTK VE VUK GÖRE YÜKSEKOVA Noterliğinde tasdik ettikleri görülmüştür.
satılan emtialar ŞAHSIN yasal defter kayıtlarına Tek Düzen Muhasebe Sitemi Genel Tebliğine uygun olarak işlendiği tespit edilmiştir.
Davacı ... ADLI ŞAHSIN 2022 YASAL DEFTERİ BİR BÜTÜN OLARAK İNCELENDİĞİNDE YUKARIDA TESPİTLER KISMINDA TESPİT EDİLDİĞİ ÜZERE (ALACAĞIN TAHSİLİ : 31.12.2022 TARİHİNDE İLGİLİ ALACAĞINI ... Tekstil Pazarlama Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinden 31.12.2022 TARİHİNDE YEVMİYE DEFTERİ KAYITLARINA GÖRE BANKA YOLUYLA TAHSİL ETTİĞİ 143 VE 144 NUMARALI YEVMİYE KAYDI İLE ALACAĞIN KAPANIŞI YAPILDIĞI YEVMİYE DEFTERİ ÜZERİNDEN TESPİT EDİLMİŞTİR. ) BUNA GÖRE ; DAVACININ DAVALIDAN BİR ALACAĞININ OLMADIĞI YASAL DEFTER ÜZERİNDEN TESPİT EDİLMİŞTİR." şeklinde görüş bildirilmiştir.
Mahkememizce dosyanın davacının ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle birleştirici rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından sunulan 02/05/2025 tarihli raporda özetle;
"Davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelendiği Bilirkişi Raporu ile davacının davalıdan alacaklı olmadığının, bakiye olmadığının belirtildiği,
İlgili rapor incelendiğinde,
-Davacı şirketin sadece yevmiye defterinin incelendiği,
-Vergi Usul Kanunu gereği defter-i kebir ile envanter defterlerinin incelenmediği,
-Açıklamalardan 2022 yılı yevmiye defterinin incelendiğinin anlaşıldığı, ancak zorunlu yevmiye defteri kapanış tasdikinin olup olmadığının belirtilmediği,
-2022 yılı yevmiye defteri açılış tasdik tarihinin 01-12 Aralık 2021 olması gerekirken bu tarihin 31.12.2022 olarak belirtilmesinin de hatalı olduğu,
-Bilirkişi Raporunda davacı şirketin icra ve dava konusu edilen 344.064,00 TL tutarlı faturayı kayıt ettiği, banka yolu ile tahsil ettiğinden davalıdan olan borç-alacak bakiyesinin bulunmadığının belirtildiği, davacının davalıdan fatura bedelinin tahsil edildiği beyanına rağmen hangi tarihte hangi tutarlarla ile tahsilatın yapıldığının belirtilmediği görülmektedir.
-İş bu raporu davalının kabul ettiği, davacı vekilinin ise itiraz ettiği ve yeni bir bilirkişi ile davacı vekilinin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesini talep ettiği, Sayın Mahkemenin 05.02.2025 tarihli celse (1) no.lu ara kararı ile bu talebin reddedildiği,
-İşbu red kararına rağmen 21.02.2025 günü saat 14:00’deki davalının ticari defterlerinin inceleme günü ve saatinde davacı şirkete ait bir kısım defter tasdik bilgi ve sayfa suretlerinin dosyaya davacı vekilince ibraz edildiği görülmüştür.
-Görev tanımım sadece davalının kayıtlarını incelemek olduğundan ve Sayın Mahkemenin tekrar inceleme talebini red etmiş olduğundan davacının suret belgeleri konusunda raporda tespit yapılmamıştır.
Diğer yandan sadece suret sunulduğundan e-defter olmayan ticari defterler fiziki ortamda görülmediğinden herhangi bir tespitinde geçerliliği hukuken mümkün olmayacaktır.
Tarafımca incelenen davalı ticari defter ve kayıtlarında çok ayrıntılı bilgiler yukarıda yer almakta olup, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının en azından davacı ile ilgili kısmının gerçeğe uygun tutulmadığı, bu ticari kayıtlar ile ... iadelerinin de değerlendirilerek bir sonuca varılmasının uygun olmayacağı sonucuna varılmaktadır.
Davalı şirketin farklı farklı sunulan cari hesap ekstreleri ile bu iki ayrı ekstre grubunun ticari defterlerde yer almaması bu sonuca varılmasına etkendir.
Davalı şirketinde ticari defter ve kayıtlarında icra ve dava tarihi itibariyle davacı şirkete borcunun olmadığı bir bakiyenin olmadığı görülmüştür." şeklinde görüş bildirilmiştir.
Mahkememizce 21/05/2025 tarihli celse 1 nolu ara karar ile;
"Sunulan birleştirici rapor içeriği ve davacı vekilinin bu yöndeki talep ve itirazı gözetilerek davacı tarafın muamele merkezi olan Yüksekova/Hakkari olduğu gözetilerek, davacının ticari defter ve kayıtlarının mali müşavir bilirkişi vasıtasıyla incelenmesi hususunda Yüksekova/Hakkari Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasına, yazılacak talimatta davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının( Mahkememizce davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesini içerir 02/05/2025 tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda daha önce davacının defterlerinin incelendiği talimat raporunda eksik inceleme yapıldığı bildirilen ticari defter ve kayıtlar eksiksiz olarak incelenmek suretiyle) eksiksiz incelenerek ilk alınan talimat raporundan sonra davacı tarafın defter ve kayıtlarında düzeltme yapmasının mali yönden kabul edilebilir olup olmadığı, incelenen her bir defter ve kayıt bakımından ayrı ayrı belirtilmek suretiyle defter ve kayıtların usulüne uygun tutulup tutulmadığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olup olmadığı, dava konusu alacak talebine yönelik kısmi tahsilat yapılıp yapılmadığı, tahsilatın miktarı ve davacının davalıdan bakiye alacağının olup olmadığının tespiti için dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmesi ve mahkemece defter ve kayıt incelenmesi için gün tayin edilerek, davacı vekiline belirlenen inceleme gün ve saatinde ticari defter ve kayıtların ibrazı aksi halde karşı tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtların esas alınacağı hususunda HMK 222.Maddesi gereği ihtar içerir davetiye tebliğ edilmesinin istenilmesine," şeklinde karar verildiği, karar uyarınca sunulan 03/11/2025 tarihli talimat raporunda özetle;
"Raporumun tespit edilen hususlar bölümünde görüleceği üzere; tarafımıza tevdii edilen istanbul ...asliye ticaret mahkemesi ... esas sayılı dosyası genel olarak tetkik edildiğinde dosyasında bilirkişi olarak tarafıma verilen görev doğrultusunda dosya kül halinde incelendiğinde yukarıda yapılan incelemeler ve tespitler kısmında yapılan açıklamalardan ışığında
Davacı ... yasal defterlerini yasal sürede ttk ve vuk göre yüksekova noterliğinde açılış tasdiklerini yaptığı, ancak ttk kapanış tasdiki yapılması gereken 2022 yıllına ait yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yapılmadığı tespit edilmiştir. buna göre yukarıda detaylı açıklandığı üzere kapanış tasdiki yaptırmayanlar ticari defterlerini kendi lehlerine delil olarak kullanamazlar. ticari defterlerin mahkemelerde tacirin lehine delil olabilmesi için 6102 sayılı türk ticaret kanunu’na uygun şekilde tutulmuş olması zorunludur. ticari defterlerin kanun’a uygun tutulmanın varlığından söz edebilmek için üç şartın birlikte gerçekleşmesi gereklidir:
•tutulması zorunlu olan tüm ticari defterler eksiksiz olarak tutulmuş olmalıdır. ticari defterlerin bir kısmının tutulmamış olması halinde, tutulan ticari defterler tacirin lehine değil, sadece aleyhine delil olarak kullanılabilir.
•tutulması gerekli ticari defterler usulüne uygun olarak tutulmuş olmalıdır (ttk m. 64/1).
•açılış ve/veya kapanış onayı aranan ticari defterlerde, bu onaylar yapılmış olmalıdır (ttk m. 64/3)ttk’nın 64. maddesine göre, tacirlerin defterlerinin kendi lehlerine delil olarak kullanılabilmesi için defterlerinin kanuna uygun olarak tutulması gerekmektedir. defterlerin kapanış tasdiklerinin yaptırılmaması defterlerin kanuna uygun olarak tutulmadığını gösterir. bu nedenle yevmiye defterinin kapanış tasdiklerini yaptırmayanlar, ticari defterlerini herhangi bir uyuşmazlık durumunda kendi lehlerine mahkemelerde delil olarak kullanamazlar. ayrıca kapanış tasdiki yaptırılmış ticari defterler sahibi lehine delil olmasının yanında, diğer tacirin de aleyhine delil olabilecektir.
kapanış tasdiki yaptırılmamış defterler defter sahibi tacirin lehine ve uyuşmazlığın karşı tarafı diğer tacirin aleyhine delil olarak kullanılamaz.
Davacı ... adlı şahsın 2022 yasal defteri bir bütün olarak incelendiğinde yukarıda tespitler kısmında tespit edildiği üzere (alacağın tahsili : 31.12.2022 tarihinde ilgili alacağını ... tekstil pazarlama sanayi ve ticaret limited şirketinden 31.12.2022 tarihinde yevmiye defteri kayıtlarına göre banka yoluyla tahsil ettiği 143 ve 144 numaralı yevmiye kaydı ile alacağın kapanışı yapıldığı yevmiye defteri üzerinden tespit edilmiştir. )
Davacının 2022 yıllı kapanış kaydı yapılmayan yevmiye defterine alacağının tahsilini banka yoluyla yapıldığını yasal defterlere kaydedilip , dava tarihinde sonra 10.01.2024 tarihinde yasal defterinde düzelteme yapmış olması 2024 yılında yapılan düzeltmenin açıklama kısmına, “ 213 sayılı kanunun 217.maddesine istinaden yapılan düzeltmedir” ibaresinin yazılması gerekmektedir. düzeltme bu yönde yapılmadığında kabul edilebilir bir düzeltme değildir.
Dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde ve dosya içerisinde bulunan 02.05.2025 tarihli bilirkişi raporu ile davalı tarafın yasal defterleri de incelenmiş olup , davacının yasal defter kayıtlarından anlaşıldığı üzere dava tarihi itibariyle ; davacının, davalı şirketten bir alacağının olmadığı tespit edilmiştir ." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
Davacı tarafça talimat ek raporuna karşı itiraz dilekçesi sunulduğu, dilekçede talimat yoluyla davacının ticari defter ve kayıtlarını inceleyen bilirkişi hakkında maddi menfaat talep edildiğinden bahisle suç duyurusunda bulunulduğunun bildirildiği, dilekçe ekinde davacının şikayetçi olarak ifade tutanağının sunulduğu, şikayete ilişkin Yüksekova ... tarafından mahkememiz dosyasının istenildiği, mahkememizce dosyanın UYAP sistemi üzerinden gönderildiği anlaşılmış olup, mahkememizce davacı vekilinin rapora karşı itirazları gözetilerek davacı ticari defter ve kayıtlarının Mahkememizde hazır edilmesi suretiyle davacı, davalı ve ihbar olunan ...'un ticari defter ve kayıtları incelenerek birleştirici rapor tanzimi için dosyanın daha evvel davalı defterlerini inceleyen mali müşavir bilirkişiye tevdine karar verildiği, bilirkişi tarafından sunulan 20/04/2026 ek raporda özetle;
"Kök raporda belirtildiği üzere Talimat Raporu incelendiğinde,
-Davacı şirketin sadece yevmiye defterinin incelendiği,
-Vergi Usul Kanunu gereği defter-i kebir ile envanter defterlerinin incelenmediği,
-Açıklamalardan 2022 yılı yevmiye defterinin incelendiğinin anlaşıldığı, ancak zorunlu yevmiye defteri kapanış tasdikinin olup olmadığının belirtilmediği,
-2022 yılı yevmiye defteri açılış tasdik tarihinin 01-12 Aralık 2021 olması gerekirken bu tarihin 31.12.2022 olarak belirtilmesinin de hatalı olduğu,
-Bilirkişi Raporunda davacı şirketin icra ve dava konusu edilen 344.064,00 TL tutarlı faturayı kayıt ettiği, banka yolu ile tahsil ettiğinden davalıdan olan borç-alacak bakiyesinin bulunmadığının belirtildiği,
-Davacının davalıdan fatura bedelinin tahsil edildiği beyanına rağmen hangi tarihte hangi tutarlarla ile tahsilatın yapıldığının belirtilmediği,
Ve Ek Rapor ile de farklı bir tespite ulaşılamadığı,
Tarafımca kök rapor öncesi incelenen ve ek rapor ile tekrar irdelenen davalı ticari defter ve kayıtlarında kök raporda çok ayrıntılı bilgiler yer almakta olup, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının en azından davacı ile ilgili kısmının gerçeğe uygun tutulmadığı, bu ticari kayıtlar ile ... iadelerinin de değerlendirilerek bir sonuca varılmasının uygun olmayacağı sonucuna varılmaktadır.
Davalı şirketin farklı farklı sunulan cari hesap ekstreleri ile bu iki ayrı ekstre grubunun ticari defterlerde yer almaması bu sonuca varılmasına etkendir.
Davalı şirketinde ticari defter ve kayıtlarında icra ve dava tarihi itibariyle davacı şirkete borcunun olmadığı bir bakiyenin olmadığı görülmüştür. Ancak bu tespitin aynında ayrıca kök raporda
“2023 yılı açılış bilançosunda ise davalının davacıya 30.564,00 TL veya 18.850,40 TL borçlu olması gerekirken 2023 yılı açılışında herhangi bir bakiye bulunmamaktadır.
2023 yılı kayıtları incelendiğinde 17.01.2023 tarihinde davalının davacıya 55.000,00 TL ödeme yaptığı bu işlem ile bakiye olmadığından davalının davacıdan 55.000,00 TL alacaklı hale geldiği,
31.03.2023 tarihinde ise davalının davacıya olan 55.000,00 TL borcunu 120.02 Alıcılar Hesabındaki ....LTD.ŞTİ.hesabına devrederek kapattığı, bu işlem ile 2023 yılı bakiyenin sıfırlandığı, başkada bir kayıt olmadığı, 31.03.2023 ve 31.12.2023 tarih itibariyle davalının davacıya borcu ya da alacağı olmadığı tespit edilmiştir.” Şeklinde yapılan tespit ile davalının kayıtlarının maalesef bu kadar tutarsızlığı gözler önüne serilmiştir.
Davalının bu muhasebe sisteminde davacıya gerçekten borçlu olup olmadığını tespit etme imkanı da aslında bulunmamaktadır. Ancak davacının da alacaklı olduğunu usulüne uygun tutulan ticari defter ve Dava dilekçesinde davacı davalıdan alacaklı olduğunu iddia etmektedir. Daha sonra bir yandan bilirkişiden şikayet etmekle beraber onun yaptığı tespit ile dava tarihinden sonra düzeltme ile davalıdan alacaklı olduklarını ispat etme yoluna gitmektedirler.
Muhasebe sisteminde elbette düzeltme kaydının yapılması gerekçelendirme ile her zaman mümkündür.
Ancak davacının düzeltme ile alacaklı olduğunu ispat etme çabası en azından dava dilekçesindeki
iddiaları yaralamaktadır. Fiili duruma göre dava açılmadığını göstermektedir. Bundan sonra yapılacak bir düzeltme samimi ve etik olmayacaktır." şeklinde görüş bildirilmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan herbiri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. HMK'nın 190.maddesinde de; ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu vurgulanmıştır.
Bu kapsamda somut olaya bakıldığında; yukarıda ayrıntılarına yer verilen ve dosya kapsamına göre denetime elverişli bulunan 20/04/2026 tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı ve bu sebeple sahibi lehine delil olma vasfına haiz olmadığı, dava konusu olup takibe dayanak cari hesap bedellerinin alacak bakiyesi olarak kayıtlı olmadığı, davalının kayıtlarının da usulüne uygun tutulmadığı bu sebeple davalı defterleri ile de davacının alacaklı olduğunun belirlenemediği görülmüştür. Dava dışı ...'un incelenen ticari kayıtlarına göre ise, davacı ile arasında ticari ilişki tespit edilemediği, davalı ile ... arasındaki ticari ilişki kapsamında da davacının alacağının varlığı bakımından herhangi bir tespite gidilemediği bildirilmiştir. Bu hali ile; ispat yükü kendisinde olan davacının alacaklı olduğunu ispatlayamadığı gözetilerek davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 458,91-TL harcın mahsubu ile fazla alınan 273,09-TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına,
5-Karar kesinleşinceye kadar yapılacak giderlerin davacının yatırmış olduğu gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye avansın davacıya iadesine,
6-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 37.996,72-TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine
7-3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/06/2026
Katip ... Hakim ...