Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin, trafik kazası sonrası oluşan yaralanmalar nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasında, davacının adli tıp kurumuna sevk edildiği halde muayene olmaması gerekçesiyle davanın reddini uygun bulan kararı.
Özet: Bir trafik kazasında yaralanan davacının, sürücü, araç sahibi ve sigorta şirketi aleyhine açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, yerel mahkeme, davacının belirtilen süreye rağmen Adli Tıp Kurumuna muayene için başvurmayarak kalıcı sakatlık oranının tespit edilememesi ve bu nedenle tazminat miktarının hesaplanamaması sonucu davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle reddetmiş olup, davacı vekili bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

T.C. BURSA BAM ... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ :
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 1 -
DAVALI : 2 -
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 3 -
VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
B.A.M. KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, 03/12/2014 tarihinde, davalı...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile ... istikametinden gelip şehir merkezi istikametine seyrettiği sırada ... girmek için kontrolsüzce manevra yaparken şehir merkezi istikametinden ... istikametine doğru seyreden müvekkil ... sevk ve idaresindeki ... Plakalı motorsiklete çarpması neticesinde kaza meydana geldiğini, müvekkilin meydana gelen kazada ... plakalı motorsikletin sürücüsünün yaralandığı, vücudunda birden çok kemik kırıkları meydana geldiğini, kusurun davalı araç sürücüsünde olduğunu, davalı ... Şti.'nin ... plakalı aracın maliki ve sigorta ettireni olduğunu, bu nedenle işleten sıfatıyla yasal sorumluluğunun olduğunu, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı Sigorta şirketi dışındaki davalılardan faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen, miktar belirlenebilir olmadığından şimdilik iş gücü kaybı için, 2.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Axa Sigorta vekili cevap dilekçesinde, davacının müvekkil şirket aleyhine Ankara .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dava dosyası ile 10.03.2015 tarihinde tazminat davası açtığı ve halen derdest olduğu, dava konusu yaralamalı trafik kazasına karışan ... Plakalı aracın 890009371 sayılı ve 09/10/2014-09/10/2015 tarihlerini kapsayan zorunlu mali sigorta poliçesiyle teminat altına alındığını, poliçe teminat limitinin 268.000,00 TL olduğunu, davacının ceza soruşturması aşamasında olay nedeniyle hiç kimseden davacı ve şikayetçi olmadığını, bu nedenle davacının işbu davaya açmakla hukuki yararı bulunmadığını, davanın öncelikle bu yönden reddini talep ettiğini, kusur oranlarını belirleyen, trafik kazası tespit tutanağı gibi, herhangi bir kanıt bulunmadığını, geçici iş göremezlik bedelinin SGK tarafından ödendiğini, müvekkil şirketin geçiçi iş göremezlik tazminatı nedeniyle vekil şirketin manevi tazminat taleplerinden sorumlu olmadığını, bu nedenlerle davanın derdestlik nedeniyle reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın esas yönden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Ltd. Şti yetkilisi cevap dilekçesinde, davacı tarafından şirket ve diğer davalılar aleyhine trafik kazası sonucu beden gücünden yoksun kalma sebebiyle uğranılan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının kazada kusurun tamamının şirkete ait araç sürücüsünde olduğunu iddia ettiğini ancak bunun doğru olmadığını, davacının da kaza oluşumunda kusuru olduğu gibi sonrasında zararın büyümesindeki tüm kusurun kendisine ait olduğunu, kazanın meydana geldiği yerin kontrolsüz bir kavşak olduğunu, kavşağa gelen tüm araçların hızlarını azaltıp gerekli tedbirleri alması gerektiğini, manevi tazminat olarak talep edilen miktarın fahiş olduğunu, davanın sigorta şirketine ihbar edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın derdestlik ile tam dava şeklinde açılmamış olması nedenleriyle ve ayrıca esas itibariyle de davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının, kaza sebebi ile maluliyet oranının belirlenmesi, kalıcı bir hasarın verlığı, yüzünde sabit iz kalıp kalmayacağı hususlarında rapor tanzimi için... Adli Tıp Kurumu Başkanlığına dosyanın, davacı ile birlikte gönderilmesine karar verildiği, davacının Adli Tıp Kurumua muayene için mahkemeye uzun bir süre başvurmaması üzerine, Adli tıp kurumuna sevkinin sağlanması için mahkeme kaleminde hazır olması bakımından, davacı tarafa uygun bir kesin süre verildiği ancak kesin süreye rağmen Adli Tıp Kurumunda davacının yine muayene olmadığı, herhangi bir mazeret de sunmadığından, iddia edilen maluliyet oranının tespitinin mümkün olmaması karşsında, maddi tazminat hesabı yapılamadığı gibi, manevi tazminat miktarının belirlenmesi için söz konusu sürekli sakatlık oranı bilinmediğinden ispat edilmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde, müvekkilinin mahkeme tarafından verilen kesin sürede hazır edilmemesinin sebebinin yargılamayı uzatma olmadığını, müvekkilini duruşmada hazır ederek sevkini talep ettiğini, ayrıca mahkeme tarafından müvekkilinin hazır edilmesi için müzekkere yazılabileceğini, kesin sürenin yerine getirilmemesi halinde hangi haktan vazgeçildiğinin açıkça belirtilmediğini bu nedenle verilen kesin sürenin usulüne uygun olmadığını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava; trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, tazminat miktarına esas delil olan maluliyet oranı tespiti için davacı vekiline müvekkilini hazır etmek için verilen kesin sürenin usulüne uygun olup olmadığı hususudur.
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile mahkeme tarafından müvekkilini hazır etmek üzere tarafına verilen kesin sürenin usulüne uygun olmadığını iddia etmektedir.
HMK’nın “Sürelerin belirlenmesi” başlıklı 90. maddesi
“(1)Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez.
(2) Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler.” düzenlemesini içerir.
6100 sayılı HMK'nın 94. (1086 sayılı HUMK'un 163.) maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez.
Mahkemece, 02/06/2017 tarihli duruşmada bir önceki celse 2 nolu ara karar uyarınca... Adli Tıp Kurumu Başkanlığından maluliyet raporu aldırılabilmesi davacı vekiline davacı müvekkilini hazır etmesi için 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde davacı hazır edilmediği takdirde bu hakkından vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verildiği, bir sonraki celse davacı asilin vekili ile birlikte duruşmada hazır bulunduğu ve davacı vekilinin müvekkilinin hasta annesinin yanında olduğu için hazır edemediğini beyan ettiği ve mahkeme tarafından dosyanın incelemeye alınması ile celse arasında davacı vekili tarafından asilin hazır edilmemesinin yargılamayı uzatma amacı ile yapılmadığını beyanla celse arasında müvekkilinin adli tıp kurumuna sevki ile rapor aldırılmasını talep ettiği, ancak mahkeme tarafından takip eden duruşmada ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Mahkeme tarafından verilen kesin süre ile kesin sürenin gereklerinin yerine getirilmemesi halinde sonuçlarının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklanıp süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarının açıkça tutanağa geçirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda kesin sürenin sonuçları ihtar edilmiş ise de, ihtarın usulüne uygun olmadığı görülmektedir. Mahkeme tarafından davacının maluliyet oranının tespiti amacıyla adli tıp kurumuna sevki için hazır edilmesi, hazır edilmediği takdirde bu hakkında vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmiş ancak ihtar ile davacı asilin hazır bulunmaması halinde vazgeçmiş sayılacağı hakkının açıkça yazılmadığı görülmüştür. Ayrıca davacı asilin hazır edilmesi hususunda davacı vekiline süre verilmesi değil bu hususta hazır bulunması gereken davacı asile meşruhatlı davetiye çıkarılarak hazır bulunması gereken zaman ve mekanın bildirilmesi ile hazır bulunmaması halinde hangi hakkından vazgeçmiş sayılacağı hususunun da açıkça bildirilmesi gerekmekte olup davacı vekiline bu hususta verilen kesin sürenin usul ve yasaya uygun olmadığı ve davacı vekilinin bu yöndeki istinaf istemi yerindedir.
6100 Sayılı HMK 355 maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucunda, delilin toplanması için verilen kesin süre usule uygun bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1. fıkrası (a-4) bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf talebinin KABULÜ ile... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/11/2017 tarih ve ... - ... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL istinaf karar harcının talep halinde iadesine;
3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yargılama sonunda verilecek gerekçeli kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere 26/10/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip