İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin Endüstriyel Tasarımın Hükümsüzlüğü, Tecavüz Edilmediğinin Tespiti ve Maddi Tazminat Davasına İlişkin İstinaf Kararı.
Özet: Davacının, kendisine gönderilen ihtarname üzerine, davalıya ait tescilli endüstriyel tasarımların yenilik ve ayırt edicilik vasfı taşımadığını iddia ederek hükümsüzlüğünü, kendi ürünlerinin bu tasarımlara tecavüz etmediğinin tespitini ve maddi tazminat ödenmesini talep ettiği, davalının ise tasarımlarının kendi şirket çalışanları tarafından oluşturulduğunu, dava şartı eksikliği ve yetkisizlik iddialarıyla birlikte davanın reddini savunduğu hukuki uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesi yaptığı bilirkişi incelemesi ve resen araştırmada, davalıya ait tasarımın daha önceki tarihlerde mevcut benzer geometrik biçimlerle aynı yerleşim ve oranda bulunduğunu, dolayısıyla tasarımlar arasındaki farkların küçük ayrıntılarda kalıp ayırt edici nitelik kazandırmadığını belirterek, davanın esasına yönelik bir karar vermiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: 2024/616 EsasKARAR NO: 2026/826İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ: 10/01/2024NUMARASI: 2022/204 E. - 2024/3 K.DAVANIN KONUSU: Tasarımın hükümsüzlüğü, tasarıma tecavüz edilmediğinin tespiti, maddi tazminatİSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından .... Noterliğnin 07/06/2022 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderilerek adına tescilli ... (3) (5) (13) (14) (17) (19); ... (25) (41), ... (12) numaralı endüstriyel tasarımlardan doğan haklarının ihlal edildiği iddiası ile ihlale son verilmesi aksi takdirde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, davalı tarafa ait tasarımlar ile müvekkile ait tasarımlar karşılaştırıldığında müvekkil ürünleri belirgin derecede farklı olduğu gibi, bir kısım müvekkil ürünleri zaten davalı tarafın tescil başvuru tarihinden önce olduğunu, davalı adına tescil edilmiş tasarımların yenilik ve ayırt edicilik kriterlerine haiz olmadığını, ilgili tasarımların yeni ve ayırt edici olmadığı gibi davacı müvekkili tarafından davalı tasarımlarından doğan hakların da ihlal edilmediğini belirterek; davalı adına tescilli ... (3) (5) (13) (14) (17) (19); ... (25) (41), ... (12) numaralı endüstriyel tasarım tescil belgelerinin devrinin önlenmesi için sicil kayıtlarına ihtiyati tedbir konulmasına ve yine davalı adına tescilli ... (3) (5) (13) (14) (17) (19); ... (25) (41), ... (12) numaralı endüstriyel tasarım tescillerinden kaynaklanan haklarını davacı müvekkiline karşı kullanmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, adı geçen davalı adına tescilli tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, müvekkilin davalının tasarım tescillerinden doğan hakları ihlal etmediğinin tespitine, şimdilik 300,00 TL maddi tazminatın dava açıldığı tarihten itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte tahsiline, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin mobilya aksesuarları imal etmekte ve satışını yaptığını, hükümsüzlük davasına konu tasarım belgeli ürünler yine müvekkil davacı şirket bünyesinde çalışan bu sektöre yıllarını vermiş, konusunda uzman hale gelmiş kişiler tarafından oluşturulduğunu ve tescil edildiğini, müvekkil şirketin, ahşap, orman ürünleri ve teknolojileri alanlarında trendlerin belirlendiği, mobilya yan sanayi ve aksesuarları sektörlerinin öncü firmalarının en yeni ürün ve hizmetlerini görücüye çıkardığı, yerli ve yabancı ziyaretçilerin bulunduğu ... 2022 Fuarına katıldığını, işbu fuar sektörel pazarlama için çok önemli bir fırsat olup 22-26 Ekim 2022 tarihleri arasında 5 gün süren bir fuar olduğunu, davacı dava dilekçesinde müvekkil şirket ürünün kendilerince kullanıldığına dair beyan ve ikrarlarda bulunduğunu, bu haksız kullanımdan ötürü davacı aleyhine dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ayrıca davacının menfi tespit talebine ve tazminat istemine ilişkin arabuluculuk yoluna başvurmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu endüstriyel tasarımların sektöründeki duruma ilişkin delil sunmadan başkaca sektörlere ait ürünlerdeki benzerlikleri iddia ederek hükümsüzlük talep etmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle davacının tedbir taleplerinin reddine, mahkeme aksi kanaatteyse davacının haksız kullanımından doğması muhtemel zararın büyüklüğü karşısında 100.000 TL tutarındaki teminat bedelinin yetersiz kalacağı gerekçesiyle 500.000 TL'ye yükseltilmesine, yetkisizlik kararı verilerek İstanbul Anadolu Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğuna karar verilmesine, davanın usulden reddine, nihayetinde haksız ve mesnetsiz davanın tümden reddine, yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2022/204 E. 2024/3 K. 10/01/2024 tarihli kararı ile; "Davalıya ait ...-... tescil numaralı tasarım ile bilirkişiler tarafından re'sen araştırma çerçevesinde bulunan 19/11/2013, 19/03/2015 ve 12/12/2018 tarihli ürün görsellerinin kıyaslamasında, davacı tasarımının silindir oranlarda bir öğenin (A) dikdörtgen tabanlı, tabandan dışa doğru daralan ve üst köşesi yuvarlatılmış iki adet öğenin (B) içinden geçmesi ile oluştuğu, resen yapılan araştırmalarda tespit edilen 19/11/2013, 19/03/2015 ve 12/12/2018 tarihli görseller incelendiğinde benzer geometrik biçimlerin aynı yerleşim ve oranda bir araya gelmesi ile oluştuğu, tasarımlar arasında bulunan farkların küçük ayrıntılarda olup bu farkların ayırt edici nitelik kazandırmadığı, tasarımların aynı kök tasarımın versiyonu olarak algılandığı, genel izlenimlerinde belirgin farklılıkların bulunmadığı, bu itibarla tasarımlar arasında bilgilenmiş kullanıcı nezdinde genel izlenimde belirgin farklılıkların bulunmadığı, benzer olarak algılandıkları ve ...-.... tescil numaralı tasarımın hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle yenilik vasfını haiz olmayan dava konusu davalı adına tescilli tasarımların hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir. Yenilik ve ayırdedicilik kriterini karşılayamayan davalı tasarımlarının hükümsüzlüğüne karar verilmesi dolayısıyla, söz konusu hükümsüzlük kararının geçmişe etkili mahiyeti nazara alınarak davacının, talebi doğrultusunda davalıya ait dava konusu tasarımlarından doğan haklarına tecavüz etmediğinin tespitine karar vermek gerekmiştir. Toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre davalı yana ait ... kod numaralı ürünün davacıya ait ...-.... numaralı tasarım tescili arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılık bulunmadığı ve benzer olarak algılandıkları; bu itibarla davalı yanın, davacıya ait ...-....numaralı tasarım tescilinden doğan haklara tecavüz ettiği anlaşılmıştır. Davacı yanın seçimlik hakkına göre tecavüz oluşturan ... kodlu ürün satışları ve mali tablolarında beyan edilen genel yönetim gideri öncesi hesap edilen faaliyet karlılık oranları üzerinden yıllar itibarı ile elde ettiği muhtemel kazanç toplamının 2.562,25 TL olarak bulunduğu, duruşma tutanağı yazımı sırasında maddi hata yapılarak 2.262,25 TL maddi tazminata hükmedildiği, gerekçeli kararın kısa karar ile çelişkili olamayacağı ilkesi sebebiyle, maddi tazminat davasının 2.262,25 TL olarak kabulüne dair, -Davacının davasının KABULÜ ile;-Davalıya ait ........., ..., ..... tescil numaralı tasarımların hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, -Davacının, davalıya ait ........; ..., ....; ...... tescil numaralı tasarımlarından doğan haklarına tecavüz etmediğinin tespitine, -Davalının, davacıya ait ...-15 tescil numaralı tasarımdan doğan haklarına tecavüzü nedeniyle 2.262,25 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine " karar vermiştir.İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davanın kabulüne yönelik verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması yönündeki taleplerinin reddedildiğini, yalnızca tek bir uzmanın görüşü doğrultusunda hüküm kurulmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ve eksik incelemeye dayalı bir değerlendirme yapıldığını, davacının menfi tespit ve tazminat taleplerine ilişkin zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmadığını, davanın konusunun bir alacağın ödenmemesine ilişkin olması sebebiyle arabuluculuğun dava şartı olduğunu, bu eksikliğe rağmen yargılamaya devam edilmesinin usule aykırı olduğunu ve davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu, mahkemenin yetkisizlik kararı vermemesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin daha önce noter aracılığıyla gönderdiği tecavüzün durdurulması ihtarına davacının herhangi bir itirazda bulunmadığını, mahkemenin yeni bir heyet tayin etmek yerine kök raporu tekrar eden ek raporla yetindiğini, mobilya aksesuarları sektöründe seçenek özgürlüğünün kısıtlı olması nedeniyle küçük detayların "bilgilenmiş kullanıcı" nezdinde ciddi farklılıklar yarattığını, ancak bilirkişinin bu ayrıntıları göz ardı ettiğini, bilirkişi raporunda müvekkiline ait tasarımların "yeni olmadığına" kanıt olarak sunulan görsellerin aslında müvekkilin...’daki ve ...’daki müşterilerine tescil öncesi gönderdiği numuneler olduğunu, bu ürünlerin müvekkilinir kendi ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, bilirkişinin müvekkilinin kendi ürününü müvekkiline karşı bir "önceki teknik" gibi kullanmasının maddi hata teşkil ettiğini, hükümsüzlüğü istenen tasarımların paralel çizgiler, silindirik gövde yapısı, tırtırlı tekstüre yüzeyler ve ayak genişlikleri gibi unsurlarla mevcut tasarımlardan net bir şekilde ayrıldığını, bu teknik farkların bilirkişi tarafından analiz edilmediğini, müvekkilinin 2007 ve 2008 yıllarına dayanan daha eski tarihli tescillerinin mahkemece değerlendirilmediğini, davacının benzerlik iddiası kabul edilse dahi müvekkilinin çok daha eski tarihli kullanım ve tescil haklarının öncelikli olduğunu, davacının dayandığı tasarıma karşı Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan hükümsüzlük davasının 2024/45 E. sonuçlanmasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkili aleyhine hükmedilen yargılama giderlerinin fahiş olduğunu ve hatalı takdir edildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, dosyanın eksik inceleme nedeniyle iadesini veya istinaf aşamasında yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAFA CEVAP:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, dava dilekçesindeki 300 TL tazminat dahil edilmeksizin ıslah ile arttırılan tutar olan 2262,25 TL olarak tazminata hükmedildiğini, toplamda 2.562,25 TL talep edildiğini, mahkeme hataya düşerek 2262,25 TL'ye hükmettiğini ve vekalet ücretini de bu tutardan verdiğini, dava konusu 8 adet tasarımın hükümsüzlüğü talep edildiğini, söz konusu 8 tasarım açısından müvekkilinin tasarımdan doğan hakları ihlal etmediğine ilişkin menfi tespit talep edildiğini, kabul edilen her bir tasarım açısından hükümsüzlük ve menfi tespit talepleri açısından müvekkili yararına ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarına objektif dava yığılması olduğundan arabuluculuğa başvurulması şartı bulunmadığını, davalı tarafın bu yöndeki itirazı yerinde olmadığını, mahkemenin davalının itirazını yerinde görmeyerek esasa girerek hüküm kurması usul ve yasaya uygun olduğunu, davaların yığılması olduğundan açılan davaların biri için yetkili mahkemede dava açılabileceğini, ihlal nedeniyle açılan tazminat davasında yetkili mahkeme müvekkili ikametgahı yeri mahkemesi olduğu ve dolayısıyla Bakırköy Mahkemelerinin de yetkili olduğunu, davalı tarafın yetki itirazının reddine yönelik verilen karar usul ve yasaya uygun olduğunu, davalının iddiaların somut bir delile dayanmadığını, davalının soyut iddialarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olduğunu, davalının istinaf isteminin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkiline eksik vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek davalının istinaf isteminin reddi ile, mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne, maddi tazminat taleplerinin 2.562,25 TL olarak düzeltilerek kabulüne ve hükümsüzlüğüne karar verilen davalı adına tescilli tasarımların her biri açısından ayrı ayrı lehimize vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiğini, sadece 1 uzmanın görüşüne göre karar vermesi adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ve hatalı değerlendirme yapıldığını, davacı tarafça vekalet ücretinin eksik belirlendiğine yönelik istinaf istemi yerinde olmadığını belirterek davacının istinaf isteminin reddini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davalıya ait ......., ..., ... tescil numaralı tasarımların hükümsüzlüğü, davacının, davalıya ait .....; ...,...; .... tescil numaralı tasarımlarından doğan haklarına tecavüz etmediğinin tespiti, davacıya ait ..... tescil numaralı tasarımdan doğan haklarına tecavüz iddiasına dayalı olarak maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davacı vekili ve davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Davalı vekili tarafından istinaf dilekçesi kapsamında yetki ve arabuluculuk yönünden usuli itirazlar ileri sürülmüş ise de mahkemenin 04/01/2023 tarihli ön inceleme duruşmasında işbu itirazların reddine karar verdiği, SMK'nın 156/3 maddesi ile HMK'nın 16.maddesi gereğince davacının yerleşim yeri itibari ile mahkemenin yetkili olduğu gibi somut olayda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 110. maddesi ile düzenleme altına alınan “Davaların yığılması” durumu söz konusu olup davanın; tasarımın hükümsüzlüğü, tecavüz olmadığının tespiti ile maddi tazminat olmak üzere birden fazla asli talep içerdiği, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat davası arabuluculuğa tâbi ise de hükümsüzlük ve tecavüz olmadığının tespiti istemlerine ilişkin dava, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da tazminat davası olmadığından dava tarihi itibari ile ( menfi tespit davasına yönelik arabuluculuk düzenlemesi 7445 sayılı Kanun'un 31 ve 43. maddesi gereğince 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe girmiş olup) arabuluculuğa tâbi olmadığı, bu hâli ile arabuluculuğa tâbi olmayan talepler ile birlikteki tazmin istemi yönünden de davanın arabuluculuk zorunlu dava şartına tâbi tutulamayacağı anlaşılmakla; aksi yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de Bakırköy 2.FSHHM'nin 2024/45 esas sayılı dosyasında davalı tarafça davacı aleyhine ... ... sayılı tasarıma yönelik hükümsüzlük davasının ikame edildiği, dava açma iradesinin tahkikat aşamasında ileri sürüldüğü, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi içeriğinde beyan edildiği, sözlü yargılama aşamasından önce arabuluculuk görüşmelerinin tamamlandığının duruşma zaptına yansıdığı, bu kez davalı tarafça istinaf sebebi yapıldığı tespit edilmiştir. Davacı iddiasının dayanağı olan tasarım aleyhine davalı tarafından açılan hükümsüzlük istemli davanın kabulü halinde, hükümsüzlük kararı SMK'nın 79. maddesi gereğince geriye etkili olacağından, ilgili dava işbu davanın neticesini etkileyecek niteliktedir. Dolayısıyla HMK'nın 165. maddesi gereğince işbu dosyanın bekletici mesele yapılması gerekirken bu yön üzerinde durulmayarak davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Ayrıca kök ve ek bilirkişi raporlarında yenilik ve ayırt edicilik incelemesi kapsamında birbiri ile çelişen tespitlerin bulunmasına ve davalı tarafın kapsamlı itirazlarının mevcut olmasına rağmen çelişkinin giderilmemesi ve itirazların karşılanmaması nedeni ile davalı vekilinin istinaf isteminin bu yönlerden kabulü gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle, davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, belirtilen hususlarda inceleme yapılması amacı ile dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-Davacı ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 3-Bakırköy .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin ..../01/2024 tarih, 2022/.... E. 2024/... K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,4-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talepleri halinde kendilerine iadesine,6-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7-İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2026