İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, tanınmış marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet iddialarıyla ilgili ihtiyati tedbir talebine dair istinaf başvurusunun ilk incelemesi kararı.
Özet: Davacının pet şişe kalıplama makinesi sektöründeki tanınmış markalarının davalı tarafından ihlal edildiği ve haksız rekabet eylemlerinin devam ettiği iddiasıyla, davalının marka kullanımının durdurulması, ihlal teşkil eden ürünlere el konulması ve maddi-manevi tazminat talepli ihtiyati tedbir başvurusunu değerlendiren mahkeme, davalının iddiaları reddetmesine ve önceki bir davanın henüz kesinleşmemiş olmasına rağmen, sunulan bilirkişi raporları ve dosya kapsamındaki yaklaşık ispat koşullarının davacı lehine oluştuğu tespitiyle, bu aşamada davacının tedbir talebini tamamen kabul etmiştir.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO:2026/855 EsasKARAR NO:2026/1148 KararİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ:21/04/2026NUMARASI:2024/14 E. SAYILI ARA KARAR İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :TALEP: Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde; müvekkilinin pet şişe kalıplama makinesi alanında 1970'li yılların başından bu yana ticari faaliyet yürüttüğünü, müvekkilinin ... numaralı "..." markasının 07. sınıfta, ... numaralı "..." markasının 07. sınıfta TPMK nezdinde tescilli olduklarını, markalarının pek çok ülkede de tescilli olduğunu, müvekkilinin markasının Türkiye'de tanınmış marka olduğunu, davalının müvekkilinin markasını kullanması nedeniyle Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/382 Esas sayılı davasını açtıklarını, yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, davanın henüz istinaf aşamasında olduğunu, davalının müvekkilinin markasına tecavüz teşkil eden eylemlerinin halen devam ettiğini belirterek, davalının, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğratan kullanımlarına karşı ihtiyati tedbir taleplerine ilişkin olarak; davalının müvekkili şirketin haklarını ihlal ederek maddi ve manevi zarara sebebiyet veren, "..." ibaresinin her türlü ürün ile bu ürünlerin üretimi, satışı ve dağıtımı, ile bu ürünlerin her türlü tanıtım vasıtasında, materyallerinde, işyerlerinde, ..., ..., ... , ... sosyal medya hesaplarında... ve... web-sitesinde kullanılmasının durdurulması için tedbir kararı verilmesine ve bu konuda verilecek ihtiyati tedbir kararının infazı için ilgili İcra Müdürlüklerine ve Gümrük Müdürlüklerine müzekkere yazılmasını, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğratan davalıya ait ürünlere, ambalajlarına, tanıtım materyallerine ve bu ürünün üretilmesinde kullanılan her türlü makine ve kalıplara tedbiren el konulmasına karar verilmesini, HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacağın mevcut olması nedeniyle, tüm sair yasal hakları ile fazlaya dair haklarını talep ve dava etme hakları saklı kalmak kaydı ile; davalının, müvekkilinin tanınmış marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden 20.01.2017 tarihi ile huzurdaki dava tarihi olan 19.01.2024 tarihleri arasında meydana gelen fiillerinden dolayı müvekkilinin yoksun kaldığı kazanç nedeniyle uğradığı maddi zararlarına karşılık, şimdilik 100.000,00 TL (belirsiz alacak) maddi tazminat ile 200.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, SMK’nın 151/4. maddesi uyarınca hükmedilecek tazminat miktarında mahkemece hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine, Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2017/382 E. 2023/164 K. sayılı kararı kapsamında davalı tarafça davacı müvekkile ödenmesine karar verilen toplam 74.846,67 TL maddi tazminat ve 10.000,00 TL manevi tazminata dair, ilgili dava tarihi olan 20.01.2017 tarihinden, ilgili dava kararının kesinleşinceye dek işleyecek yasal faizinin müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin online mecralarındaki kullanımların önlenmesini ve adreslerindeki ürünlere el konulmasını talep etmişse de, bu taleplerin kabulünün mümkün olmadığını, ilk olarak düzenlenen tespit raporunda açıkça fiziki tespit mahallinde kullanıma rastlanmadığının belirtildiğini, her ne kadar müvekkilinin internet sitesinde yer alan ... A.Ş. logosunun kullanılmasının benzerlik oluşturabileceği belirtilmişse de, bu kanaatin hatalı olduğunu, nitekim müvekkillinin internet sitesinin ilgili tarihlerde zaten bakım halinde olduğunu ve son hali ile bu logoların zaten kullanılmadığını, dolayısıyla tedbiri gerektirir herhangi bir kullanım mevcut olmadığından, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.TEDBİR TALEBİNİN KABULÜNE DAİR KARAR:İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 26/02/2026 tarihli 2024/14 E. sayılı ara kararıyla; "...Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, ikinci cevap dilekçesi, TPMK kayıtları, bilirkişi raporları ve bütün dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: her ne kadar mahkememiz dosyasına sunulan bilirkişi raporları incelendiğinde ihtiyati tedbir talebi yönünden davacı lehine yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu kanaatine varılabilir ise de; dava konusu markaya ilişkin Bakırköy 1. FSHHM'nin 2017/382 Esas sayılı dosyasında verilen kararın henüz kesinleşmediği, ilgili davada verilecek kararın mahkememiz iş bu dosyasında yapılan yargılamaya tesir edeceği anlaşılmakla bu aşamada davacı tarafın tedbir talebinin tümüyle kabulü kararının ölçülülük ilkesine uygun olmayacağı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 10/07/2025 tarihli 2025/890 Esas - 2025/999 Karar sayılı ilamı da dikkate alındığında talep edilen tedbirin amaçlarına, usul ve yasaya, hak ve yarar dengesine göre, tedbir talebi hakkında SMK 159/2-c maddesi kapsamında ters teminat tedbirine karar verilmesinin daha uygun olduğu kanaatine varılarak davacının ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile; aleyhine tedbir istenen davalı tarafça, talep eden davacı tarafın olası zararlarının karşılanması yönünden, kararın tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde 6769 Sayılı SMK 159/2-c maddesi gereğince 500.000,00 TL (beşyüzbintürklirası) tutarında teminat yatırılmasına dair karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:BGerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının ihtiyati tedbir talebinin KISMEN KABULÜ İLE;Aleyhine tedbir istenen davalı tarafça, talep eden davacı tarafın olası zararlarının karşılanması yönünden, kararın tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde 6769 Sayılı SMK 159/2-c maddesi gereğince 500.000,00 TL (beşyüzbintürklirası) tutarında teminatın mahkemeye depo edilmesine, 2-HMK 393/1. maddesi gereğince karar tarihinden itibaren 1 hafta içinde bu kararın uygulanmasının talep edilmesinin zorunlu olduğunun davacı tarafa ihtarına, talep edilmediği takdirde kararın kendiliğinden kalkmış sayılmasına,(kararın tebliği ile ihtar edilmiş sayılmasına)..." karar verilmiştir.İHTİYATİ TEDBİR KARARINA İTİRAZ: Davalı vekili süresinde sunduğu itiraz dilekçesinde; alınan ilk bilirkişi raporu ile müvekkilinin kullanımlarının ticaret unvanı kapsamında kaldığının tespit edildiğini, "..." ibaresinin herhangi bir ürün üzerinde kullanılmadığının belirlendiğini, müvekkilinin ticaret unvanı kullanımlarında dahi logosuna yer verdiğini, bu kullanımların engellenmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin ticaret unvanı kullanımlarının tecavüz teşkil etmediğinin hem alınan ilk raporda, hem de daha önce görülen markaya tecavüz davasında verilen kararda belirtildiğini, müvekkilinin "..." ve "..." gibi ünlü markaların ürettiği makinelerin satışını yaptığını, "..." markalı ürün satışının bulunmadığını, daha önce görülen davada internet üzerindeki kullanımlarının tecavüz teşkil etmediğine karar verildiğini, davacının daha önce zaten hüküm verilmiş bir konu hakkında yeniden karar verilmesini sağlamaya çalıştığını, bu nedenle davacının ihtiyati tedbir talep etmesinin ve Mahkemenin de tedbir kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, alınan ikinci raporda müvekkilinin unvan kullanımlarının markasal kullanım olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, ilk raporla çeliştiğini, Mahkemece çelişki giderilmeksizin ihtiyati tedbir kararı verilmesinin doğru olmadığını, son raporda sektör uzmanı bilirkişinin bulunmadığını, bu rapora itibar edilemeyeceğini, davacının markalarının tescilli oldukları 07. sınıftaki emtiada müvekkilinin marka kullandığının ispat edilemediğini, her bir emtia için tek tek değerlendirme yapılması gerektiğini, davacının mağazacılık hizmetleri için tescilli bir markasının bulunmadığını, müvekkilinin bu sınıfta ... A.Ş. ibaresini kullanmakta özgür olduğunu, müvekkilinin tescilli markalarının davacının markaları ile benzer olmadığını, markaların hitap ettikleri tüketici kitlesinin bilinç düzeyinin yüksek olduğunu, tarafların hitap ettikleri tüketici kitlelerinin tamamen farklı olduklarını belirterek, dosyada davacı yanın talebine istinaden hukuka aykırı olarak verilmiş tedbir kararının Mahkemece itirazları doğrultusunda kaldırılmasına karar verilmesini, aksi kanaatte ise fahiş teminatın mümkün mertebe düşürülmesine karar verilmesini talep etmiştir.TEDBİRE İTİRAZIN REDDİ KARARI: İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 21/04/2026 tarihli 2024/14 E. sayılı ara kararıyla; "...Dava dilekçesi/ekleri, TPMK kayıtları, bilirkişi raporları, mahkememizin 26/02/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararı, mürafaa duruşmasındaki beyanlar ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde: her ne kadar mahkememiz işbu dosyası kapsamında görülen dava maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olsa da tazminat talebinin marka hakkına tecavüz iddiasına dayandığı, dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporları da dikkate alındığında gelinen aşamada ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü yönünden yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu ve tedbirin ölçülü olduğu kanaatine varılmakla; HMK'nın 394/2. maddesi kapsamında davalı vekilinin yerinde görülmeyen ihtiyati tedbire yönelik itirazının reddine..." karar verildiği görülmüştür.İSTİNAF BAŞVURUSU: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; itiraz dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, alınan ilk bilirkişi raporu ile müvekkilinin kullanımlarının ticaret unvanı kapsamında kaldığının tespit edildiğini, "..." ibaresinin herhangi bir ürün üzerinde kullanılmadığının belirlendiğini, müvekkilinin ticaret unvanı kullanımlarında dahi logosuna yer verdiğini, bu kullanımların engellenmesinin mümkün olmadığını,Müvekkilinin ticaret unvanı kullanımlarının tecavüz teşkil etmediğinin hem alınan ilk raporda, hem de daha önce görülen markaya tecavüz davasında verilen kararda belirtildiğini, müvekkilinin "..." ve "..." gibi ünlü markaların ürettiği makinelerin satışını yaptığını, "..." markalı ürün satışının bulunmadığını, Daha önce görülen davada internet üzerindeki kullanımlarının tecavüz teşkil etmediğine karar verildiğini, davacının daha önce zaten hüküm verilmiş bir konu hakkında yeniden karar verilmesini sağlamaya çalıştığını, bu nedenle davacının ihtiyati tedbir talep etmesinin ve Mahkemenin de tedbir kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu,Alınan ikinci raporda müvekkilinin unvan kullanımlarının markasal kullanım olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, ilk raporla çeliştiğini, Mahkemece çelişki giderilmeksizin ihtiyati tedbir kararı verilmesinin doğru olmadığını, Son raporda sektör uzmanı bilirkişinin bulunmadığını, bu rapora itibar edilemeyeceğini, Davacının markalarının tescilli oldukları 07. sınıftaki emtiada müvekkilinin marka kullandığının ispat edilemediğini, her bir emtia için tek tek değerlendirme yapılması gerektiğini, davacının mağazacılık hizmetleri için tescilli bir markasının bulunmadığını, müvekkilinin bu sınıfta ... A.Ş. ibaresini kullanmakta özgür olduğunu, Müvekkilinin tescilli markalarının davacının markaları ile benzer olmadığını, Markaların hitap ettikleri tüketici kitlesinin bilinç düzeyinin yüksek olduğunu, tarafların hitap ettikleri tüketici kitlelerinin tamamen farklı olduklarını belirterek, dosyada davacı yanın talebine istinaden verilmiş hukuka aykırı tedbir kararına yaptıkları itirazın reddine dair ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini, Mahkeme aksi kanaatte ise fahiş teminatın mümkün mertebe düşürülmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER:Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; ... tescil numaralı "..." ve ... numaralı "..." markalarının 07. sınıfta davacı adına tescilli oldukları tespit edilmiştir.Bakırköy 1. FSHHM’nin 06/07/2023 tarihli, 2017/382 Esas, 2023/164 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; taraflarının aynı olduğu, yapılan yargılama sonucunda; "… H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalının davacı adına tescilli "..." esas unsurlu marka tescili kapsamındaki "ahşap, metal, cam ve plastik malzeme işlemek için makinalar, takım tezgahları; tornalar, frezeler, planyalar, testereler, zımpara makinaları, endüstriyel bile makinaları, keski makinaları, plastik enjeksiyon makinaları, diş açma makinaları, pet işleme makinaları, polikarbonat işleme makinaları, polipropilen ve plastik işleme makinaları," emtialarının üzerinde "..." ibaresini markasal olarak kullanmak suretiyle davacının bu marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, bu tecavüzün önlenmesine ve kaldırılmasına, davalı tarafça yukarıda belirtilen makinalar üzerinde "..." ibaresinin davalı ürünlerinden ve bu ürünlerin tanıtımında kullanılan evraklardan çıkarılmasına, çıkarılması mümkün olmadığı takdirde toplatılarak imhasına, 2-Toplam 74.846,67 TL maddi tazminat ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar kesinleştiğinde masrafı davalı tarafa ait olmak üzere hüküm özetinin tirajı en yüksek bir gazete ile ilanına,4-Davacının fazlaya dair taleplerinin reddine…" karar verildiği, Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 14/05/2025 tarihli, 2023/1441 Esas, 2025/654 Karar sayılı kararı ile; "…H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-Davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 06/07/2023 tarihli 2017/382 E. - 2023/164 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalının davacı adına tescilli "..." esas unsurlu marka tescili kapsamındaki "ahşap, metal, cam ve plastik malzeme işlemek için makinalar, takım tezgahları; tornalar, frezeler, planyalar, testereler, zımpara makinaları, endüstriyel bile makinaları, keski makinaları, plastik enjeksiyon makinaları, diş açma makinaları, pet işleme makinaları, polikarbonat işleme makinaları, polipropilen ve plastik işleme makinaları," emtialarının üzerinde "..." ibaresini markasal olarak kullanmak suretiyle davacının bu marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, bu tecavüzün önlenmesine ve kaldırılmasına, davalı tarafça yukarıda belirtilen makinalar üzerinde "..." ibaresinin davalı ürünlerinden ve bu ürünlerin tanıtımında kullanılan evraklardan çıkarılmasına, çıkarılması mümkün olmadığı takdirde toplatılarak imhasına, -Davalıya ait ... alan adının iptaline,-Davalı .... A.Ş.’nin ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinine,-Toplam 74.846,67 TL maddi tazminat ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Karar kesinleştiğinde masrafı davalı tarafa ait olmak üzere hüküm özetinin tirajı en yüksek bir gazete ile ilanına,-Davacının fazlaya dair taleplerinin reddine…" karar verildiği, kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığının 11.03.2026 tarih, 2025/3794 Esas-2026/1448 Karar sayılı kararı ile onanarak 11/03/2026 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince alınan 10/03/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; davacı tarafından dosyaya sunulan ve bahsi geçen "..." internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 22.10.2015 tarihinde kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin "... A.Ş." isimli firma olduğu, ilgili internet sitesi içerik saylayıcısı tespiti için detaylıca incelendiğinde firma adının "... A.Ş.", açık adresinin "... Başakşehir/İstanbul" olarak belirtildiği ve web sitesinin içeriklerinde "..." ibarelerinin ve görsellerin kullanıldığı, bahsi geçen “..." isimli Instagram, “..." isimli Facebook, "..." isimli Youtube ve "..." isimli Youtube sosyal medya hesaplarına ait sayfaların kullanımda ve aktif olduğu ve genel profil sayfası ve paylaşımlar kontrol edildiğinde bahse konu sosyal medya içeriklerinde tespite konu "..." ibarelerinin ve görsellerinin kullanıldığı, ... Başakşehir İstanbul adresine gidildiği, mahalde kendisini şirketin ortağı olarak tanıtan ...'in söz alarak; "... ibaresi ticaret unvanımızda yer alır. Biz üç ortağız: ..., ... ve .... Bunun kısaltmasıdır. Biz yalnızca ticaret unvanımızda kullanıyoruz. Bilirkişi ile üç adet katalog, bir adet kartvizit ve bir bloknot kağıdı paylaşıyorum. Ayrıca bir adet fatura örneği ve vergi levhası paylaşıyorum. Biz ürünler üzerinde ... ibaresini değil distribütörlüğünü yaptığımız ... markasını kullanırız." dediği, taraflarınca paylaşılan vergi levhasına göre mükellefin; ticaret unvanının ..., iş yeri adresinin ... BAŞAKŞEHİR İSTANBUL, vergi numarasının ... olduğu, taraflarınca paylaşılan fatura örneğinin sağ üst köşesinde çark içinde A harfini ihtiva eden şekil unsurunun yanında ... A.Ş. unvansal kullanımının yer aldığı, taraflarınca paylaşılan katalog, bloknot kağıt ve kartvizit üzerinde ayrıca mahallin dış mekandaki tabelası ile ilgili internet sitelerinde yer alan kullanımlarda, çark içinde A harfini ihtiva eden şekil unsuru yanında davalı yanın ticaret unvanını ihtiva eden ... A.Ş. İbaresinin kullanıldığı, her ne kadar davalı yanın ticaret unvanının ... olduğu görülmüşse de söz konusu kullanımda yer alan ... A.Ş. ibaresinin de unvan şeklinde olduğunun değerlendirildiği, unvansal kullanımının yer aldığı, ... A.Ş, ... A.Ş +Şekil ile ilgili kullanımda ticaret unvanının hiçbir ögesinin farklı renkte, büyük puntolarla ya da öne çıkarılarak kullanılmadığı, fiziki tespit mahallinde bulunan emtialar üzerinde, raporda fotoğraflandığı şekilde, davacı yan markası ile iltibas yaratacak herhangi bir markasal kullanımın bulunmadığı, davalı yanın yukarıda belirtilen internet sitelerinde yer alan ... + ŞEKİL şeklindeki kullanımlarda ise davalı yanın ticari unvanı olan ... A.Ş. kelime unsuru bulunurken, ticari unvanda yer alan ve davacı yan markasını da kelime unsuru olarak oluşturan ... ibaresinin büyük puntolar ve farklı renk kullanımıyla öne çıkarıldığı, bu yönüyle söz konusu kullanımın bir markasal kullanım olarak değerlendirilebileceği ve davacı yan markası ile benzerlik oluşturabileceği, somut olayda davacı yan dilekçesinde belirtilen hususlarda tespitlerin yapıldığı, konunun her hal ve şartta cevap dilekçeleri ve tüm dosya delillerinin toplanması ile birlikte nihayete kavuşturulabileceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince alınan 13/10/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; davacının tescilli "..." markalarını markaların tescilli olduğu 07. sınıf emtialarda kullanıp kullanmadığı yönünde yapılan inceleme neticesinde davacının markasının Türkiye'de distribütörler vasıtasıyla ciddi ve markasal olarak kullanıldığı, ... tescil numaralı "..." markası ve ... (başvuru no ...) tescil numaralı "..." markalarının 07. sınıfta "plastik enjeksiyon makinaları" dahil olmak üzere aynı/benzer emtialar için davacı adına tescil edilmiş olduğu, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, markalar arasındaki benzerlik nedeniyle, davalı kullanımlarını gören tüketicinin aklına davacı markasının geleceği (doğrudan karıştırma) veya her iki firma arasında organik ve/veya ekonomik bağ bulunduğu kanısını oluşturacağı (dolaylı karıştırma) gerekçesiyle marka hakkına tecavüz koşullarının mevcut olduğunun kabul edilebileceği, Yargıtay'ın kümülatif koruma kapsamında tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabetin birlikte olabileceği yönündeki içtihadındaki değişiklik göz önüne alınarak, davaya konu eylemlerin TTK 55/1/a/4 maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil edip etmediğini takdirin Mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.G E R E K Ç E :Dava, marka hakkına tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasıdır.Dairemizin önüne gelen uyuşmazlık ise, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararına davalı tarafın yaptığı itirazın reddi kararına ilişkin olup, karara karşı davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy 1. FSHHM’nde açılan ve kesinleşen 06/07/2023 tarihli, 2017/382 Esas, 2023/164 Karar sayılı kararla davalının "..." markasını davacının markalarının tescilli oldukları 07. sınıftaki mal ve hizmetlerde kullanmasının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine ve bu tecavüzün önlenmesine, ... alan adının iptaline, davalının ticaret unvanını da markasal olarak kullanması nedeniyle ticaret unvanının terkinine karar verildiği, kararın kesinleştiği, işbu davanın da davalının önceki davanın açıldığı tarihten işbu davanın açıldığı tarihe kadar önceki davaya konu tecavüzlerine devam ettiği iddiasıyla açıldığı, buna göre işbu davadaki marka kullanımı iddialarının kesinleşen karara konu kullanımların devamı niteliğinde olduklarının anlaşıldığı, işbu davada tecavüzün tespiti ve önlenmesinin talep edilmediği, yalnızca tazminat talebinde bulundukları tespit edilmiştir.Bu durumda, davacının kesinleşen Bakırköy 1. FSHHM’nin 06/07/2023 tarihli, 2017/382 Esas, 2023/164 Karar sayılı ilamıyla davalının "..." markasını ve "... .... A.Ş." ticaret unvanını kendi markasının tescilli olduğu mal ve hizmetlerde kullanmasını önleyebileceği, yeniden bu konuda ihtiyati tedbir talep etmekte hukuki yararı bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Tüm bu nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden kazanılmış haklar korunarak yeniden hüküm kurulmasına, davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına yaptığı itirazın kabulüne, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma gerekçesine göre davalı vekilinin diğer istinaf talepleri incelenmemiştir.H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-Davalı vekilinin istinaf isteminin esastan KABULÜNE,2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 21.04.2026 tarihli tedbire itirazın reddine dair ara kararının KALDIRILMASINA,Davalı vekilinin 26/02/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararına yaptığı itirazın KABULÜNE,İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 26/02/2026 tarihli, 2024/14 Esas sayılı ihtiyati tedbir talebini kısmen kabulüne dair kararının KALDIRILMASINA,Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine,3-İlk derece yargılaması yönünden; -İşin niteliğine göre harç alınmasına yer olmadığına,-Yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte değerlendirilmesine,4-İstinaf yargılaması yönünden; -Davalı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde iadesine,-İstinaf yargılaması sırasında davalı tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 09/07/2026 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.