İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin faydalı model hakkına tecavüzden kaynaklanan ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf kararında, faydalı model hakkına tecavüz iddiasıyla açılan davada, davacının daha önce alınan ihtiyati tedbir kararının süre şartı nedeniyle ortadan kalkmasına rağmen, mevcut bilirkişi raporları ve yaklaşık ispat koşulları dikkate alınarak, davalının davacının sınai haklarını ihlal eden ve iltibas yaratan ürünlerinin üretim, satış, pazarlama, dağıtım, depolama ve her türlü ticari faaliyetlerinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin 100.000 TL teminat karşılığında kabulüne karar verilmiştir.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO:2026/867 EsasKARAR NO:2026/1171İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ:10.03.2026 (Ara Karar) - 16.04.2026 (Ara Karar)NUMARASI:2025/156DAVANIN KONUSU:Faydalı Model Belgesi (Faydalı Model Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ:09/07/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İHTİYATİ TEDBİR TALEBİ:Davacı vekilinini ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde özetle;, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2024/165 D. İş sayılı dosyası kapsamında, talep edilen delil tespiti ve ihtiyati tedbir istemleri doğrultusunda alınan bilirkişi raporu neticesinde 02.04.2025 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda; ... nolu “...” buluş başlıklı patent belgesinin 1, 7 ve 10 nolu bağımsız istemlerinin koruma kapsamında kaldığı bu nedenle ... nolu patent belgesinin koruma kapsamında kaldığı,TR ... nolu “...” buluş başlıklı patent belgesinin 1 nolu bağımsız isteminin koruma kapsamında kaldığı bu nedenle TR ... nolu patent belgesinin koruma kapsamında kaldığı " yerinde tespitlerde bulunularak davalının müvekkilinin sınai haklarına tecavüzde bulunduğunu, İşbu bilirkişi raporu kapsamında, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/165 D. İş. Sayılı dosyada, 24.07.2025 tarihli ara karar ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389 ve 390. maddeleri ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 159. maddesi kapsamında ihtiyati tedbir talebimizin kabulüne karar verildiğini, İstanbul 22. İcra Dairesi’nin ... sayılı dosyası üzerinden 05/08/2025 tarihinde bilirkişi marifetiyle davalının bilinen iş adresine gidildiğini, mahallinde yapılan incelemede söz konusu adresin boş olduğu, davalının iş adresini değiştirdiği tespit edildiğini, Bu gelişme üzerine davalının yeni adresinin öğrenilmesini müteakip, uyuşmazlığın esasına ilişkin yukarıda esas numarası yazılı işbu dava ikame edilmiş olduğunu, esas dava dosyası kapsamında düzenlenen tensip zaptı uyarınca, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2024/165 D. İş sayılı dosyasında tesis edilen ihtiyati tedbir kararının devamına ilişkin karar verilmiş olduğu, Anılan tensip zaptına istinaden İstanbul 22. İcra Dairesi’nin... sayılı dosyası üzerinden yeniden ihtiyati tedbirin uygulanması talebinde bulunulduğunu, İstanbul 22. İcra Dairesi’nin ... sayılı dosyası kapsamında düzenlenen 16.12.2025 tensip zaptında; İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/165D.İş sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbir kararının uygulanması 29/07/2025 tarihinde talep edilmiştir. Fakat esas hakkındaki dava 22/08/2025 tarihinde açılmıştır. Dolayısıyla esas hakkındaki dava 2 hafta içinde açılmadığı gibi söz konusu evrak dosya içerisine sunulmamış karşılığında bu hususa ilişkin belge alınmamıştır. Dolayısıyla tedbir kararı bu haliyle ortadan kalkmıştır. şeklinde hüküm kurulduğunu, esas dosyada düzenlenen 01.09.2025 tarihli tensip zaptı kapsamında tensip tutanağının mahkeme ilamı niteliğinde olmadığını ve bu nedenle söz konusu tutanağa dayanılarak icrai işlem tesis edilemeyeceği gerekçeleriyle ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini, dosya kapsamı, mevcut deliller, ihlalin devam ediyor olması ve telafisi güç veya imkânsız zararların doğma ihtimali birlikte değerlendirildiğini ihtiyati tedbir koşullarının somut olayda halen mevcut olduğunu, önceki ihtiyati tedbir talepleri aynen ve tekrar ettiğini, dosya kapsamında yeniden ihtiyati tedbir kararı verilerek uygulanmasına karar verilmesini,talep ve dava etmiştir.İHTİYATİ TEDBİRİN DEĞERLENDİRİLMESİ:İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2025/156 Esas 10.03.2026 tarihli ara kararı: "...Tüm dosya kapsamı ve mahkememiz 2024/165 D.İş sayılı dosyasında alınan 17/03/2025 tarihli bilirkişi raporu çerçevesinde yaklaşık ispat şartı dikkate alınarak talebe konu tedbir yönünden yasal şartların oluştuğuna kanaat getirilmekle talep edenin tedbir talebinin kabulü yönünde aşağıdaki şekilde tedbir kararı tesis olunmuştur. KARAR;Ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere,1-6100 sayılı HMK'nın 389-390 maddeleri ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159. maddesi gereğince İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN takdiren 100.000,00 TL (yüzbintürklirası) teminat ya da bu miktardaki teminat mektubu karşılığında KABULÜ ile; a)Bilirkişi raporları ile tespit olunan, davalı şirket tarafından üretilip/ürettirilip satışa sunulan ve davacının marka ve ticari takdim şekilleri ile ayırt edilemeyecek kadar benzer ve iltibas yaratan ürünlerin ve benzerlerinin her tür ambalaj, etiket ve ürünlerinin üretim, satış, pazarlama, reklam, tanıtım, Internet üzerinde kullanım, dağıtım, depolama, ithalat/ihracat ve ticari maksatla elde bulundurulmasının TEDBİREN ÖNLENMESİNE, b)Karşı tarafa ait ...-.../ Facebook hesabına ve ... /.../ Instagram hesabında sergilediği tespit olunan ve iltibasa yol açtığı anlaşılan ürünlerin görsellerini kaldırması için karşı tarafa 30 GÜNLÜK KESİN SÜRE VERİLMESİNE, KESİN SÜRE İÇERİSİNDE YERİNE GETİRİLMEDİĞİ TAKDİRDE VE TALEP EDEN TARAFINDAN teminat süresinde yatırıldığında ismi geçen tüm sitelere ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE, tedbire ilişkin Erişim Sağlayıcıları Birliğine müzekkere yazılmasına, 2-6100 sayılı HMK'nın 393/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içinde teminat yatırılmadığı takdirde ya da teminat yatırılsa bile aynı süre içinde kararın infazı için ilgili icra dairesine başvurulmadığı takdirde işbu tedbirlerin kendiliğinden kalkmış sayılacağının talep eden tarafa ihtarına,..." karar verilmiştir.İHTİYATİ TEDBİRE İTİRAZ:Davalı vekili 17/03/2026 tarihli dilekçesinde özetle; Davacının daha önce ikame ettiği delil tespiti ve tedbir talebi sürecinde, işletmesinin adres değişikliği sebebiyle eski adrese gidildiğini, dolayısıyla tarafına ait hiçbir ürün görülmediğini, incelenmediğini ve numune alınmadığını, bu durumun o tarihteki icra /tespit tutanakları ile de sabit olduğunu, buna rağmen davacının duruşma esnasında huzurdaki mahkemeyi yanıltarak“ürünlerin bizzat incelendiği ve benzerliğin tespit edildiği”'yönünde mesnetsiz beyanlarda bulunduğunu, hiç görülmeyen ve teknik incelemesi yapılmayan ürünler hakkında ihlal çıkarımı yapmak,hayatın olağan akışına ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının bu soyut ve yanıltıcı beyanlarına itibar edilerek ticari faaliyetlerimi durdurma noktasına getirmeye çalışan bu denli ağır bir tedbir kararı verilmesinin ölçülülük ilkesini zedelediğini ve telafisi imkansız zararlar doğurduğunu, davacı tarafın ihtiyati tedbir müessesesini kötüye kullanarak ticari itibarını hedef aldığını, ayrıca her ne kadar ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırı olduğu ve kaldırılması gerektiği kanaatinde ise de aksi yönde bir değerlendirme yapılması halinde dahi davacı tarafından yatırılan teminat miktarının yetersiz olduğunu ve olası zararlarını karşılamaktan uzak olduğunu, mahkememizin 10/03/2026 tarihli ara kararı ile verilen 30 günlük kesin süre ve ihtiyati tedbir kararı uyarınca; davacının patent ihlali iddiasına konu ettiği dava dosyasında yer alan ve benzerlik teşkil ettiği ileri sürülen tüm ürün görselleri ve içerikleri işletmesine ait sosyal medya hesaplarından ivedilikle kaldırıldığını, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, davacı tarafın gerçeğe aykırı beyanlarla mahkemeyi yanıltmaya çalıştığının açık olduğunu, bu beyanlara dayanılarak verilen ihtiyati tedbir kararının devamının hakkaniyete aykırı olduğu gözetilerek, söz konusu beyanlara itibar edilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. İHTİYATİ TEDBİRE İTİRAZIN DEĞERLENDİRİLMESİ:İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2025/156 Esas 16.04.2026 tarihli ara kararı: "... Tüm dosya kapsamı ve sunulan beyan dilekçeleri dikkate alınarak değerlendirildiğinde yaklaşık ispat şartlarının oluştuğu, davalının tedbirin kaldırılmasına yönelik itirazlarının (yetki, tedbir şartları ve diğer itirazlar yönünden) yerinde olmadığı, davalının zararının takdir edilen teminatla güvence altına alındığı anlaşılmakla tedbire itirazın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde karar tesis olunmuştur. KARAR:Ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; 1-Tedbire yapılan itirazın REDDİNE,.." karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Ara kararın gerekçesiz olduğunu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, dosyaya sunulan somut, teknik ve hukuki itirazların hiçbirini karşılanmadığını, kararın hangi hukuki ve maddi vakıalara dayandırıldığı açıklanmadığını, itirazlarımızın neden reddedildiği hususunda denetime elverişli bir gerekçe kurulmadığını, davacı tarafça daha önce ikame edilen delil tespiti sürecinde müvekkili işletmenin adres değişikliği nedeniyle eski adrese gidildiğini, işyerinde hiçbir fiili inceleme yapılmadığını, ürünlerden herhangi bir numune alınmadığını, bu durumun icra ve tespit tutanakları ile de sabit olmasına rağmen, davacı taraf duruşma esnasında "ürünlerin bizzat incelendiği" yönünde gerçeğe aykırı beyanlarda bulunarak mahkemeyi yanılttığını, hiç görülmeyen ve üzerinde teknik inceleme yapılmayan ürünler hakkında ihlal çıkarımında bulunulmasının hayatın olağan akışına ve dürüstlük kuralına temelden aykırı olduğunu, mevcut bilirkişi raporu, üretim sürecini gözlemlemeden sadece nihai görsel sonuç üzerinden varsayımlara dayandığını, bu nedenle mevcut rapor hükme esas alınamayacağını, Sadece patent vekili/hukukçu değil, doğrudan "mücevherat/kuyumculuk üretim teknolojileri uzmanı" bilirkişilerin de yer alacağı yeni bir heyetle, müvekkilin üretim tesisinde "yerinde inceleme" yapılmadan tesis edilen bu ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırı olduğunu, yaklaşık ispat şartlarının oluştuğu belirtilmiş ise de somut olayda teknik analiz gerçekleştirilmediğini, dava konusu ... ve TR ... tescil numaralı patentler "metot" ve "proses" patentleri olup, doğaları gereği açıkça usul patenti oldukları, hükme esas alınan rapor hiçbir istem analizi (claim chart) içermemekte, patent istemleriyle dava konusu ürün arasında adım adım bir eşleşme kurmamakta ve tamamen nihai sonuç üzerinden denetime elverişsiz yorumlar yaptığını, üretim sürecinde patentle aynı işlem sırası tatbik edilmemişse tecavüzün varlığından söz edilemeyeceğini, SMK m. 89 kapsamında "eşdeğer unsur incelemesi"nin yapılmaması ve yargıtay içtihatlarına aykırılık oluşturulduğunu, somut olayda dava konusu ürünün yeni olduğu davacı tarafça ispat edilmediği gibi, üretim süreci incelenmediğini ve davalı müvekkiline üretim yöntemini açıklama imkânı dahi tanınmadığını, HMK m. 389 kapsamında tedbir şartlarının oluşmadığını, yerel mahkemenin bu soyut, teknik dayanaktan yoksun ve yanıltıcı beyanlara itibar ederek müvekkilinin ticari faaliyetlerini durdurma noktasına getiren aleyhe tedbir kararını ayakta tutması, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkelerini derinden zedelediğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:Dava, patent ve tasarıma dayalı haklara tecavüz iddiasına ilişkindir.Dairemiz önüne gelen uyuşmazlık ise; İlk derce mahkemesinin 10.03.2026 tarihli ihtiyati tedbir ara kararına yapılan davalı itirazının reddine dair 16.04.2026 tarihli ara karara ilişkindir.Ara karara karşı, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı tarafından, ...sayılı "..." buluş başlıklı patentin ve ... sayılı "..." buluş başlıklı patent ve tasarıma dayalı haklara tecavüz iddiası ile dava açılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Değişik iş dosyasından alındığı anlaşılan bilirkişi raporu ile yaklaşık ispat koşulunun aşama itibariyle sağlandığı, sınırlama getirilen hak nazara alındığında takdir edilen teminatın hakkaniyete ve dosya kapsamına uygun olduğu, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, devam eden yargılamada değişen delil durumuna göre her zaman yeniden talepte bulunabilmesi ve değerlendirme yapılması mümkün olup, mevcut delil durumuna göre ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve karara itirazın ise reddine karar verilmesi yerinde olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.09/07/2026