İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, çalışanın baskı altında imzaladığı iddiasıyla açtığı kambiyo senedine dayalı menfi tespit davasında, şirketin haksız fiil zararı iddiaları ve ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararını istinaf incelemesinde değerlendirdi.
Özet: Eski bir çalışanın, işveren şirket tarafından kayıp ürün bedelleri bahanesiyle zorla senet imzaladığı ve banka transferleriyle ödeme yaptığı iddiasıyla açtığı menfi tespit davasında, işverenin çalışanın şirkete büyük zarar verdiğini ve davanın ticari nitelikte olmayıp iş ilişkisinden kaynaklandığını iddia etmesi üzerine, ilk derece mahkemesinin uyuşmazlığın iş hukukuna tabi olması nedeniyle görevsizlik kararı vererek dosyayı İş Mahkemesine göndermesi üzerine, davalı şirket bu kararı istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO:2026/874 EsasKARAR NO:2026/1134İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:01/04/2026NUMARASI:2025/409 Esas, 2026/314 KararDAVANIN KONUSU:Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Menfi TespitKARAR TARİHİ:09/07/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya, çalıştığı davalı şirket tarafından şirketin kaybolan ürünlerinin sorumluğunun çalışanda olduğu ve bu ürünlerin ödemesini müvekkilinin yapması gerektiği söylenilerek ödeme yapması gerektiği ve yapılacak bu ödemelerin sehven ödeme tutarı iadesi açıklaması ile gönderilmesi konusunda baskı yapıldığını, yapılan bu baskılar sonucunda tutarın zorla davalı şirket hesabına gönderildiğini, akabinde davacıya yönelik baskıların devam ettiğini ve 8 saat boyunca bir odada tutularak paranın davacı tarafından ödeneceği yönünde ikna edilmeye çalışıldığını, davacının 24.06.2024 tarihinde baskı altında zorla enet imzalatıldığını, bunun yanında davacının kendi hesabınından şirket hesabına sehven ödeme tutarı iadesi açıklaması ile 1.600.443,21 TL ödeme gönderilmesi yönünde baskı yapıldığını ve bu tutarın zorla davalı şirket hesabına gönderildiğini, bu baskılar sonucunda müvekkiline zorla senet imzalatıldığını ve aynı zamanda davalı şirket yetkilileri tarafından kurgulanarak müvekkilinin borçlandırıldığını, davacının borçlu durumda olmamasına rağmen 12.06.2024 ve 24.06.2024 tarihlerinde ödeme yapılmaya zorlandığını ve davacı tarafından davalı şirketin İBAN hesabına; ...'ın 24/06/2024 tarihli 1.600.443,21 TL tutarlı, ... 12/06/2024 tarihli 100.000,00 TL tutarlı, ... 12/06/2024 tarihli 100.000,00 TL tutarlı, ... 12/06/2024 tarihli 100.000,00 TL tutarlı, ... 12/06/2024 tarihli 100.000,00 TL tutarlı ödemeler yapıldığını, ilgili ödemelerin yapılmasına müteakip ödenen senedin müvekkiline iade edilmediğini, akabinde zorla baskı ile imzalatılan senedin davalı şirket tarafından haksız olarak takibe konulduğunu, tüm bu nedenler ile İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile davalı şirkete hiç bir borcu bulunmayan müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, alacağın % 20'sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş bu davanın davacı borçlu tarafından Ticaret Mahkemelerinde ikame edilmiş olsa da dava konusu alacağın taraflar arasında herhangi bir ticari işten kaynaklı fatura, cari hesap, sözleşme ilişkisinden kaynaklı alacak olmadığından mahkemenin görevsiz olduğunu, görevli mahkemelerin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, esasa ilişkin olarak da; davacının davalı şirketin eski çalışanı olup, haksız ve hukuka aykırı eylemleri ile müvekkili şirketin 10.166.200,00 TL zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, davacının ileri sürdüğü iddiaların dayanaksız ve kendi içerisinde de çelişkili olmasının yanı sıra aynı zamanda davacının el yazısını ve imzasını havi dilekçe ekinde sunulan belgeler ile de örtüşmediğini belirterek davanın reddine, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:"-Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İstanbul Anadolu İş Mahkemesine gönderilmesine, " şeklinde karar vermiştir.İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf isteminde;Davacının müvekkili şirketin eski çalışanı olup haksız ve hukuka aykırı eylemleri ile müvekkili şirketin 10.166.200,00-TL zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, Davacının 02.06.2014 yılından itibaren iş akdi fesih tarihine kadar distribütörler ile ... şirketleri arasındaki iletişimi ve terminal yönetim sürecinde dağıtım kurgusu yönetimine dair görev yaptığını, davacının zararı gidermek ve elde edilen haksız kazancı iade etmek üzere ödeme talebinde bulunduğunu, davacının uzun yıllar çalışmış olması, yapmış olduğu usulsüzlüklere ilişkin pişman olduğunu söylemesi göz önünde bulundurularak ödeme talebi kabul edilmiş olup davacının el yazısı ve imzasını kapsayan Muvafakat ve Taahhütname ile dava konusu senet ve başkaca senetler tanzim edildiğini, kurumsal müşteriler için sipariş vermiş olduğu cihaz (telefon, tablet vb.) temin süreçlerinde söz konusu cihazları kendisi teslim alarak ikinci el piyasasında satışlarını gerçekleştirdiğini kabul ettiğini,Dava konusu senet alacağının konusunun davacının haksız fiili sonucunda müvekkilinin uğradığı zarara ilişkin olduğundan asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, davacı taraf ile Müvekkil şirket ... arasındaki iş ilişkisi de SGK kayıtlarından tespit edilebileceği şekilde 31/12/2023 tarihinde sona erdiğini, senetlerin imzalandığı tarihte taraflar arasında iş ilişkisi bulunmadığını, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2020/10865 E. , 2021/2234 K.; Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2016/10378 E. , 2018/6170 K.; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2015/29179 E. , 2015/31702 K; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2014/13995 E. , 2014/22031 K.; Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2016/10532 E. , 2016/10931 K.sayılı kararlarında da görüleceği üzere; takibe konu alacağın özel bir mahkemede görülmesinin mümkün olmadığını, alacaklara ilişkin Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olduğunu belirterek kararın kaldırılarak dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesini talep etmiştir.GEREKÇEDava, İİK 72.maddesine dayalı olarak açılan borçsuzluğun tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince görevsizlik nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davacının senedin davalı işveren tarafından zorla imzalatıldıığını ileri sürdüğü, davalının da dava konusu senedin davacının hukuka aykırı eylemleri nedeni ile davalı şirketi zarara uğratması nedeni ile düzenlendiğini ileri sürdüğü, taraf beyanları ve SGK Kayıtlarına göre taraflar arasında iş sözleşmesi olduğunun sabit olduğu, davacının 12/06/2024 Tarihinde işten ayrılış bildirgesinin dosyada mevcut olduğu dikkate alındığında mahkemece iş mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 30TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.09/07/2026