Danıştay 9. Daireden limited şirket ortağının hisse devri sonrası vergi borçlarından sorumluluğunda amme alacağının doğduğu zamanın vadesi olarak yorumlanması ve tahsil zamanaşımı nedeniyle ödeme emirlerinin iptaline ilişkin önemli içtihat.
Özet: Bir limited şirket eski ortağının, adına düzenlenen vergi borcu ödeme emirlerinin iptali talebine ilişkin davada, mahkeme davacının şirket ortaklığından ayrıldığı tarihten sonra vadesi gelen borçlardan sorumlu olmadığına ve borçlu şirket hakkında yapılan tahsilat işlemlerinin zamanaşımını düzenli olarak kesmemesi nedeniyle bazı borçların zamanaşımına uğradığına hükmederek ödeme emirlerini iptal etmiş; bu karar, yapılan istinaf başvurusunun reddiyle büyük ölçüde kesinleşmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YDOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/3803 Karar No : 2025/5087 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ...VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:Dava konusu istem:... Makina Sanayi İnşaat Taahhüt Doğalgaz Tes. Elk. Haf. Kum. Nak. Tur. Tic. Ltd.Şti'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ila ..., ..., ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı ödeme emirleri ile ...sayılı ödeme emrinin 38, 39, 40, 43, 52, 59, 60, ve 61. sırasındaki vergi borçlarına ilişkin kısım yönünden, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde limited şirket ortaklarının limited şirketlerin amme borçlarından sorumluluğuna ilişkin düzenlemelerin yer aldığı, 3. maddesinde, amme alacağı teriminin Kanun'un 1. ve 2. maddeleri kapsamına giren alacakları ifade ettiğinin belirtildiği, bu nedenle amme alacağı teriminin 6183 sayılı Kanundaki usullere göre tahsili mümkün olan, tahakkuk ettiği halde vadesinde ödenmemiş Kanun kapsamına giren alacakları ifade ettiğinin kabulü gerektiği, ayrıca amme alacağının doğduğu zaman kavramıyla, tahakkuk eden alacağın 6183 sayılı Kanun'a göre takip edilebilecek hale geldiği zamanın kastedildiğinin anlaşıldığı, öte yandan, amme alacağının doğduğu zaman kavramıyla, vergiyi doğuran olayların gerçekleştiği, alacağın ilgili olduğu vergilendirme döneminin kastedildiği düşünülebilir ise de, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde bu amaçla, vergi hukukunun vergilendirme dönemi ya da vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği dönem kavramları kullanılabilecekken amme alacağının doğduğu zaman kavramının kullanılması, vergi ile ilgili faaliyet döneminde ortak olan kişilerin değil, tahakkuk eden verginin ödenmesi gereken tarihte ortak sıfatı taşıyan kişilerin muhatap alındığını gösterdiği, dava konusu ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı ödeme emirlerinde yer alan muhtelif amme alacaklarına ilişkin borçların vade tarihlerinin 2010 ila 2016 yıllarına ilişkin olduğu, ...sayılı ödeme emrinin 38, 39, 40, 43, 52, 59, 60, ve 61. sırasındaki vergi borçlarının vade tarihlerinin ise 26/08/2009, 18/10/2009, 26/12/2009 tarihleri olduğu görüldüğünden, hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılan davacının, 25/08/2009 tarihine kadar şirket ortağı olması nedeniyle, bu tarihe kadar tahakkuk etmiş vergi borçlarından sorumlu tutulması kanun gereği olmakla birlikte, bu tarihten sonra tahakkuk edecek vergiler nedeniyle herhangi bir sorumluluğu olmayacağından, dava konusu ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı ödeme emirleri ile... sayılı ödeme emrinin 38, 39, 40, 43, 52, 59, 60, ve 61. sırasında yer alan vergi borçlarına ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı, 2021/18 ila 24 sayılı ödeme emirleri ile ...sayılı ödeme emrinin 38, 39, 40, 43, 52, 59, 60, ve 61. sırası dışında yer alan vergi borçlarına ilişkin kısım yönünden; 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2008, 2009 vade tarihli borçlara ilişkin olarak, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 2003, 2007, 2008, 2009, 2010 yıllarında şirkete tebliğ edildiği, asıl borçlu şirketin aracına 2006, 2008, 2012, 2018, 2019, 2020, 2021 yıllarında haciz uygulandığının belirtildiği, 2006 yılında uygulanan haczin 2003 yılında tebliğ edilen ödeme emri yönünden, 2008 yılında uygulanan haczin 2007 yılında tebliğ edilen ödeme emri yönünden, 2012 yılında uygulanan haczin de 2008 ve sonrasında tebliğ edilen ödeme emirleri yönünden zamanaşımını kestiği, daha sonra aynı araca uygulanan hacizlerin ise zamanaşımını kesmeyeceği açık olduğundan, tahsil zamanaşımını kesen başkaca bir sebebin de olmadığı görüldüğünden, 31/12/2011, 31/12/2012 ve 31/12/2017 tarihleri itibariyle zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından, tahsil zamanaşımına uğrayan vergi borçlarına ilişkin olarak davacı adına düzenlenen anılan ödeme emirlerinde de hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesi kararının; ... tarih ve... ila ..., ... sayılı ödeme emirleri ile ... sayılı ödeme emrinin; 1 ila 18, 19 ila 42, 44 ila 61. sırasında, ... sayılı ödeme emrinin; 1 ila 20, 22 ila 35, 37 ila 45. sırasında, ...sayılı ödeme emrinin; 6 ve 7. sırasında, ... sayılı ödeme emrinin; 1 ila 3, 5 ila 8, 15, 16, 18 ila 32, 35 ila 44, 46 ila 49, 51, 52 ve 53. sırasında,... sayılı ödeme emrinin; 1 ila 6, 9 ila 20, 23 ila 31. sırasında yer alan borçlara ilişkin kısımlarına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine, ...tarih ve ...sayılı ödeme emrinin; 18 ve 43. sırasında, ... sayılı ödeme emrinin; 21 ve 36.sırasında, ... sayılı ödeme emrinin;1 ila 5, 8 ve 9. sırasında, ... sayılı ödeme emrinin; 4, 9 ila 14, 17, 33, 34, 45, 50, 52 ve 53. sırasında, ... sayılı ödeme emrinin; 1, 27, 8, 21, 22. sırasında yer alan borçlara ilişkin kısımlarına karşı yapılan istinaf başvurusunun, ... sayılı ödeme emri içeriğinde yer alan, 2009/Eylül, Kasım dönemlerine ilişkin beyan üzerine tahakkuk eden katma değer vergisi; 2021/26 sayılı ödeme emri içeriğinde yer alan, 2009/Aralık dönemine ait beyan üzerine tahakkuk eden katma değer vergisi ile 2010/Haziran dönemine ait vergi ziyaı cezası; ... sayılı ödeme emrinin içeriğinde yer alan, 2010 yılına ilişkin beyan üzerine tahakkuk eden kurumlar vergisi, 2010/Ocak-Mart, Temmuz-Eylül dönemlerine ait gecikme zammı, 2011/Temmuz, Ağustos, Kasım dönemlerine ilişkin beyan üzerine tahakkuk eden katma değer vergisi ile 2010 yılına ilişkin özel usulsüzlük cezası; 2021/28 sayılı ödeme emri içeriğinde yer alan 2011/Temmuz dönemi vergi ziyaı cezası, 2010/Ekim, dönemine ait vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi, gecikme faizi, 2011/Temmuz dönemine ait beyan üzerine tahakkuk eden katma değer vergisi, gecikme faizi, 2010/Eylül, Kasım, Nisan-Haziran dönemlerine ilişkin özel usulsüzlük cezaları, 2011 yılına ilişkin beyan üzerine tahakkuk eden kurumlar vergisi, 2009/Ekim, Aralık dönemlerine ait vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi, ... sayılı ödeme emri içeriğinde yer alan, 2009/Eylül ila Kasım dönemlerine ilişkin beyan üzerine tahakkuk eden katma değer vergisi ve gecikme faizi borçlarının tamamının şirketteki hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılan davacının şirket ortaklığının sona erdiği dönemden sonraki dönemlere ait olduğunun görüldüğü, bu durumda, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un limited şirket ortaklarının limited şirketlerin amme borçlarından sorumluluğuna ilişkin 35. maddesinde yer alan düzenleme gereği davacının ortak olmadığı dönemlere ilişkin bu borçlar nedeniyle takibinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: İlk savunma ve istinaf dilekçelerindeki iddialarla kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE:MADDİ OLAY: ... Makina Sanayi İnşaat Taahhüt Doğalgaz Tes. Elk. Haf. Kum. Nak. Tur. Tic. Ltd.Şti'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ila ..., ..., ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.İLGİLİ MEVZUAT:213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 19. maddesinde; vergi alacağının, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı, vergi alacağının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil ettiği açıklanmış; 20. maddesinde; verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibarıyla tespit eden idari muamele olduğu, 21. maddesinde, tebliğin, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi olduğu, 22. maddesinde, tahakkukun tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesi olduğu, 23. maddesinde de, verginin tahsilinin kanuna uygun suretle ödenmesi olduğu tanımlanmıştır.6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun, "Kanunun şümulü" başlıklı 1. maddesinde, devlete, vilayet özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi feri amme alacakları ile bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümlerinin tatbik olunacağı öngörülmüştür.Anılan Kanun'un 35. maddesinde, 29/07/1998 yürürlük tarihi itibariyle, 4369 sayılı Kanun'un, 21. maddesi uyarınca yapılan değişiklikle, "Limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar" hükmü yer almakta iken, anılan madde 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 3. maddesi ile yeniden düzenlenmiş ve yapılan değişiklik ile limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, 2. fıkrasında ise, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların, devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu oldukları belirtilmiş, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gereken zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır.5766 sayılı Kanunun yürürlük maddesi olan 27. maddesi uyarınca, 6183 sayılı Kanunun 35. maddesinde yapılan değişiklikler, 5766 sayılı Kanunun Resmi Gazete'de yayımlandığı tarih olan 06/06/2008 itibariyle yürürlüğe girmiştir.Öte yandan, 5766 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinde, "Bu Kanunla 6183 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler ve eklenen hükümler, hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tahsil edilmemiş bulunan amme alacakları hakkında da uygulanır" düzenlemesine yer verilmiştir.Aynı Kanun'un tahsil zamanaşımını düzenleyen 102. maddesinin 1. fıkrasında; amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı, zamanaşımının kesilmesi başlıklı 103. maddesinde; ödeme, haciz tatbiki, cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, ödeme emri tebliği, mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, bu muamelelerden herhangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, ihtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, amme alacağının teminata bağlanması, kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, iki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi ve amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması hallerinde zamanaşımının kesileceği, kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Bölge İdare Mahkemesi kararının, ... ila ... sayılı ödeme emirleri ile ...sayılı ödeme emrinin 38, 39, 40, 52, 59, 60, 61. sırası dışında, ... sayılı ödeme emrinin 21, 36. sırasında, ...sayılı ödeme emrinin 1 ila 5, 8, 9. sırasında,...sayılı ödeme emrinin 4, 9 ila 14, 17, 33, 34, 45, 50, 52 ve 53. sırasında, ... sayılı ödeme emrinin 8, 21, 22. sırasında yer alan vergi borçlarına ilişkin kısımlarına yönelik hüküm fıkraları usul ve hukuka uygun olup ileri sürülen temyiz iddiaları, kararın belirtilen kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının, ... sayılı ödeme emrinin 38, 39, 40, 52, 59, 60, 61. sırasında, 2021/26 sayılı ödeme emrinin 21, 36. sırası dışında, ... sayılı ödeme emrinin 6, 7. sırasında yer alan vergi borçlarına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemi yönünden;Davalı idarece, savunma dilekçesinin ekinde yer alan belgeler ile Vergi Mahkemesince verilen ara kararı gereği ibraz edilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu ... sayılı ödeme emrinin 38, 39, 40, 52, 59, 60, 61. sırasında yer alan vergi borçlarının vade tarihlerinin 2009 yılına ilişkin olduğu ve söz konusu vergi borçlarının dayanağı olan ve şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 23/06/2010 tarihinde şirkete tebliğ edildiği, ... sayılı ödeme emrinin 21, 36. sırası dışında yer alan vergi borçlarının vadelerinin 2010 yılına ilişkin olduğu, bahse konu vergi borçlarının dayanağı olan ve şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 23/06/2010 ve 11/04/2014 tarihlerinde şirkete tebliğ edildiği, ... sayılı ödeme emrinin 6, 7. sırasında yer alan vergi borçlarının vade tarihinin 2011 yılına ilişkin olduğu vergi borçlarının dayanağı olan ve şirket adına düzenlenen ödeme emrinin 27/05/2011 tarihinde şirkete tebliğ edildiği, ödeme emirlerinin tebliği ile zamanaşımının kesildiği, davalı idare tarafından, asıl borçlu şirkete ait araca 2006, 2008, 2012, 2018, 2019, 2020, 2021 yıllarında haciz uygulandığının belirtildiği, 2010 ve 2011 yıllarında şirkete ödeme emirleri tebliğ edildikten sonra 2012 yılında uygulanan haczin söz konusu vergi borçlarına ilişkin zamanaşımını kestiği, 2018, 2019, 2020, 2021 yıllarında defaten uygulanan hacizlerin ise zamanaşımını kesmeyeceğinden, ve olayda zamanaşımını kesen başkaca bir sebep de bulunmadığından, 2012 yılında uygulanan haciz ile kesilen ve 01/01/2013 tarihinde tekrar işlemeye başlayan zamanaşımı süresinin 21/12/2018 tarihinde sona erdiği, söz konusu ödeme emirlerinin ise davacıya 04/12/2021 tarihinde tebliğ edildiği görüldüğünden, tahsil zamanaşımına uğrayan vergi borçları nedeniyle davacı adına düzenlenen ..., ..., ... sayılı ödeme emirlerinin anılan kısımlarında hukuka uygunluk, Bölge İdare Mahkemesi kararının anılan kısımlarında ise sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Bölge İdare Mahkemesi kararının, ... sayılı ödeme emrinin 4, 9 ila 14, 17, 33, 34, 45, 50, 52 ve 53. sırası dışında,... sayılı ödeme emrinin 2 ila 6, 9 ila 20, 23 ila 26, 28 ila 31. sırasında yer alan vergi borçlarına ilişkin kısımlara ve... sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemi yönünden;Yukarıda yer alan mevzuat ve getirilen yeni hükümler, yürürlük tarihinden sonra doğacak amme alacakları için uygulanacağı gibi daha önce doğmuş olup, yürürlük tarihi itibariyle halen ödenmemiş amme alacakları için de uygulanacağı sonucunu doğurmaktaysa da 5766 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla anılan maddenin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesince verilen 28/04/2011 tarih ve E. 2009/39, K. 2011/68 sayılı karar ile 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline hükmedildiği, bu kararın da 15/10/2011 tarih ve 28085 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, vergi borcundan sorumlu tutulan şahıslar hakkında önceden varolmayan bir takım yeni sorumluluk yolları ve yeni sorumluluk kriterleri getiren değişikliklerin henüz tahsil edilmeyen amme alacakları için uygulanamayacağı da dikkate alındığında, geriye yürütülerek söz konusu alacakların tahsiline ilişkin olarak yapılacak işlemlere uygulanması hukuka aykırılık oluşturacağından, yukarıda belirtilen ödeme emirlerine konu borçların davacının sorumlu tutulduğu 2008/Haziran dönemi öncesine ait kısmı yönünden uyuşmazlığın, kamu alacağının ait olduğu dönemlerde yürürlükte bulunan 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun'un 4369 sayılı Kanun'un, 21. maddesi ile değiştirilen 35. maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekmekte olup söz konusu düzenleme ile limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil olanağı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları ifade edilmiştir. Ödeme emirlerine konu borçların 2008/Haziran dönemi ve sonrasına ait vergi borçlarına ilişkin kısım yönünden ise yukarıda yer verilen olay tarihinde yürürlükte bulunan Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; 6183 sayılı Kanunun 1. maddesine göre bir amme alacağı olan vergi alacağının anılan Kanun uyarınca tahsil edileceği, 213 sayılı Kanunun 19. maddesine göre de vergi alacağının, vergiyi doğuran olay ile doğacağı ve vergi alacağının doğmasının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil edeceği, yani amme alacağı türlerinden birisi olan vergi alacağının, vergiyi doğuran olayla birlikte doğduğu, dolayısıyla vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin vergiyi doğuran olay ile gerçekleştiği ve vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesiyle, mükellefin vergi borçlusu, devlet, vilayet özel idareleri ve belediyelerin de vergi alacaklısı sıfatına sahip olduğu, vergi alacağının doğmasından sonraki aşamada ise, kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak vergi alacağının tarh ettirildiği, tarh ettirilen verginin tebliğ edilmesi üzerine tahakkuk ederek ödenebilir aşamaya geldikten sonra verginin tahsili aşamasına geçilerek, kanunda belirtilen surette ödenmesiyle vergilendirme sürecinin tamamlandığı, ancak vergi borcunun vadesinde ödenmediği durumda ise kamu gücü kullanılarak, alacaklısı veya alacaklı adına kamu gücü kullanma konusunda yetkili makamlar tarafından cebren tahsil aşamasına geçildiği ve cebren tahsil esaslarının hüküm altına alındığı 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde tahsilatın yapılacağı anlaşılmaktadır. 213 sayılı Kanunun 19. maddesi uyarınca vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi ile vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin kurulduğu, mükellefin artık vergi borçlusu olduğu, tarh, tebliğ ve tahakkuk ettikten sonra vadesinde ödenmeyen vergi alacağının ise cebren tahsilata ilişkin esasların hüküm altına alındığı 6183 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yapıldığı, dolayısıyla, sadece vergi borçlarını değil diğer amme alacaklarını da kapsayan 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yer verilen "amme alacağının doğduğu zaman" kavramından kastedilenin vergi hükümleri açısından "vergiyi doğuran olay" olduğu ve verginin tahakkuk edip vadesinde ödenmemesi durumunun ise vergi alacağının, cebren tahsil edilme şartlarının gerçekleşmesine işaret ettiği sonucuna ulaşılmıştır.Bu itibarla, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde değinilen amme alacağının doğduğu zaman kavramından anlaşılması gerekenin, amme alacağının da konusu olan vergi alacağının doğduğu zaman olduğu da açıktır. Aksine bir yorum anılan maddede yer alan; "Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur." hükmünü de etkisiz kılar. Zira, amme alacağının doğduğu zamanı temyize konu kararda değinildiği gibi tahakkuk edip kesinleşen verginin kamu alacağı haline gelmesine indirgendiği durumda aynı tarihte ödenmesi de gerekli olan mezkur alacak için vade tarihi aramak anlamsız olacaktır. Nitekim kesinleşen ve kamu alacağı haline dönüşen bu alacak için sonrasında düzenlenen ödeme emrinde gecikme faiziyle birlikte yer alan gecikme zammı da bu tarih itibarıyla işletilmeye başlanır ve ödeme emri ile talep edilir. Ayrıca tahakkuk eden verginin sadece ödenmesi gereken tarihte ortak sıfatı taşıyan kişilerden aranabileceği şeklindeki hukuki değerlendirme ise, payı devralan ve devreden ortağın müteselsil sorumluluğuna ilişkin olarak getirilen kusursuz ve müteselsil sorumluluk ilkesiyle bağdaşmadığından 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesindeki düzenlemeden asıl borçlu şirkete ait amme alacaklarının doğduğu dönemde şirketin ortağı olan kişilerin ortak olunan dönemlerle sınırlı olarak amme alacağının ödenmesinden sermaye hisseleri oranında sorumlu olacağının anlaşılması gerekmektedir.Dosyanın incelenmesinden, davacının 19/12/1996-24/08/2009 tarihleri arasında ortağı olduğu, ... Makina Sanayi İnşaat Taahhüt Doğalgaz Tes. Elk. Haf. Kum. Nak. Tur. Tic. Şti'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen, ... sayılı ödeme emrinin 4, 9 ila 14, 17, 33, 34, 45, 50, 52 ve 53. sırası dışında yer alan, ... sayılı ödeme emrinin 2 ila 6, 9 ila 20, 23 ila 26, 28 ila 31. sırasında yer alan vergi borçları ile... sayılı ödeme emrinin 2004, 2006, 2007, 2008, 2009 yıllarının muhtelif dönemlerine ait vergi borçlarını içerdiği anlaşılmıştır. Bu durumda Bölge İdare Mahkemesince ...sayılı ödeme emrinin 4, 9 ila 14, 17, 33, 34, 45, 50, 52 ve 53. sırası dışında yer alan, ... sayılı ödeme emrinin 2 ila 6, 9 ila 20, 23 ila 26, 28 ila 31. sırasında yer alan ve ... sayılı ödeme emrinde yer alan vergi borçlarına ilişkin kısımları yönünden; davacının sorumlu tutulduğu kamu alacağının ait olduğu 2008/Haziran dönemi öncesine ait vergi borçlarına ilişkin olarak olay tarihinde yürürlükte bulunan 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun'un, 4369 sayılı Kanun'un, 21. maddesi ile değiştirilen 35. maddesi uyarınca değerlendirme yapılması, 2008/Haziran dönemi ve sonrasına ait vergi borçlarına ilişkin olarak ise, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca davacının şirket ortağı olduğu dönemlere ilişkin vergi borçlarının ödenmesinden sorumluluğu bulunduğu hükmü dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Öte yandan Bölge İdare Mahkemesince bozma kararı üzerine davacının sorumlu olduğu dönemlerdeki sermaye payı, amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla yapılan takibin usulüne uygun olarak tamamlanıp tamamlanmadığı gibi hususların da değerlendirilerek karar verileceği tabiidir.Ayrıca, Bölge İdare Mahkemesince, ... sayılı ödeme emrinin 1. ve 27. sırasında yer alan vergi borcuna ilişkin kısım yönünden davalı idarenin istinaf isteminin hem reddine, hem de gerekçeli reddine karar verildiği, ... sayılı ödeme emrinin 7. sırasında yer alan vergi borcuna ilişkin kısım ile ... sayılı ödeme emri yönünden ise değerlendirme yapılmadığı ve hüküm kurulmadığı anlaşılmıştır.Bu durumda, ... sayılı ödeme emrinin 1. ve 27. sırasında yer alan vergi borçlarına ilişkin kısım yönünden çelişki giderilmek suretiyle hüküm kurulması gerektiğinden, ... sayılı ödeme emri ile ... sayılı ödeme emrinin 7. sırasında yer alan vergi borcuna ilişkin kısım yönünden ise eksik hüküm nedeniyle Bölge İdare Mahkemesi kararının söz konusu kısımlarının da bozulması gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, kısmen gerekçeli reddine ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, ...sayılı ödeme emrinin 4, 9 ila 14, 17, 33, 34, 45, 50, 52 ve 53. sırası dışında, ... sayılı ödeme emrinin 2 ila 6, 9 ila 20, 23 ila 26,28 ila 31. sırasında yer alan vergi borçlarına ilişkin kısmı ile ... sayılı ödeme emrine ilişkin kısmının BOZULMASINA, ... sayılı ödeme emri ile ... sayılı ödeme emrinin 7. sırasında yer alan vergi borcuna ilişkin kısmının hüküm kurulmak, ... sayılı ödeme emrinin 1 ve 27. sırasında yer alan vergi borçları yönünden ise çelişki giderilmek üzere BOZULMASINA, ... sayılı ödeme emrinin 38, 39, 40, 52, 59, 60, 61. sırasında, ...sayılı ödeme emrinin 21, 36. sırası dışında, ... sayılı ödeme emrinin 6, 7. sırasında yer alan vergi borçlarına ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, diğer kısımlarının ONANMASINA,Bozulan kısım hakkına yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 26/11/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.