İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, öncelikli kullanım ve benzer hizmetler nedeniyle marka hükümsüzlüğü, tecavüzü ve haksız rekabet davalarına ilişkin ilk derece kararını istinafen değerlendiriyor.
Özet: Davacı tarafın, davalının markasının kendi önceki kullanımı, ticari unvanı ve alan adına benzediği, aynı hizmet sınıfında haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz oluşturduğu iddialarıyla açtığı marka hükümsüzlüğü, tecavüzün önlenmesi ve tazminat davasında, davalı tarafın markaların farklı olduğunu ve tecavüz bulunmadığını savunmasına karşın, ilk derece mahkemesi, tarafların benzer kelime yapısına sahip markaları kullandığını, özellikle 35. sınıftaki reklamcılık ve web tasarım hizmetleri faaliyetlerinde ortalama tüketici nezdinde karışıklık oluşturduğunu, davacının eskiye dayalı kullanımı nedeniyle üstün hak sahibi olduğunu belirterek, davalının markasının 35. sınıftaki reklamcılık hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne hükmetmiş, diğer tescilli mal ve hizmetler bakımından ise davanın reddine karar vermiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: 2024/609 KARAR NO: 2026/850İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ: 27/04/2023NUMARASI: 2019/87 E. - 2023/91 K.ASIL DAVA : Markanın hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, kaldırılması, maddi ve manevi tazminatBİRLEŞEN DAVA : Maddi ve Manevi TazminatİSTİNAF KARAR TARİHİ : 14/05/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:ASIL DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ... tescil numaralı 35. sınıfta tescili "..." isimli markası bulunmasına rağmen, müvekkilinin 35. sınıfta "... ..." ismi ile 2011 ve öncesine dayalı ticaret unvanı kullanımı ve hizmeti bulunuyor olması, davalının kendisine ait https://....com.tr. alan adresinin müvekkiline ait ....com alan adresine tüketici kesiminden aynı ve ayırt edilemeyecek derecede birebir benziyor olması, davalının sadece 16 ve 35. sınıflarda ... tescil numaralı "..." isimli markası bulunmasına rağmen, hukuka aykırı olarak 42. sınıfta da faaliyet göstererek müvekkilinin 42. sınıfta tescili bulunan ... tescil numaralı "..." markasını taklik ediyor olması, tarafların birebir aynı mal ve hizmet faaliyetinde bulunuyor olması nedeni ile tüketici kitlesini yanıltıyor olması, bu eylemlerin 6769 sayılı SMK kapsamında marka tecavüzü ve alan adı ihlali ve 6102 sayılı TTK kapsamında haksız rekabet teşkil ediyor olması nedeni ile davalının eylemlerinin marka tecavüzü, alan adı ihlali ve haksız rekabet olduğunun tespitine, men'ine, ref'ine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf markalarının ve tescil edilmiş oldukları hizmet sınıflarının farklı olduğunu, davalının bilgisayar yazılımı yapmadığını, farklı alanlarda iştigal ettiklerini, dolayısıyla marka hakkına tecavüz veya haksız rekabetin söz konusu olmadığımı, 35. sınıfta pek çok hizmetin mevcut olup, davacının hangi hizmetler için hükümsüzlük talep ettiğini netleştirmesi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.BİRLEŞEN DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ... tescil numaralı 35. sınıfta tescili "..." isimli markası bulunmasına rağmen, müvekkilinin 35. sınıfta "... ..." ismi ile 2011 ve öncesine dayalı ticaret unvanı kullanımı ve hizmeti bulunuyor olması, davalının kendisine ait https://....com.tr. alan adresinin müvekkiline ait ....com alan adresine tüketici kesiminden aynı ve ayırt edilemeyecek derecede birebir benziyor olması, davalının sadece 16 ve 35. sınıflarda ... tescil numaralı "..." isimli markası bulunmasına rağmen, hukuka aykırı olarak 42. sınıfta da faaliyet göstererek müvekkilinin 42. sınıfta tescili bulunan ... tescil numaralı "..." markasını taklik ediyor olması, tarafların birebir aynı mal ve hizmet faaliyetinde bulunuyor olması nedeni ile tüketici kitlesini yanıltıyor olması, bu eylemlerin 6769 sayılı SMK kapsamında marka tecavüzü ve alan adı ihlali ve 6102 sayılı TTK kapsamında haksız rekabet teşkil ediyor olması nedeni ile maddi ve manevi tazminat hakları saklı kalmak kaydı ile davalının eylemlerinin marka tecavüzü, alan adı ihlali ve haksız rekabet olduğunun tespitine, men'ine, ref'ine, şimdilik 1.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2019/87 esas, 2023/91 karar sayılı, 27/04/2023 tarihli kararı ile; "Davacının tescilli markası ... + ... ise de kullanımının ... şeklinde olduğu, davalı kullanımının ise ... şeklinde olduğu, bu yönüyle kelime yapısı itibariyle kullanımların benzediği, bilirkişi raporuna göre tarafların ortak olarak web sitelerinin tasarlanması, bakımı, alanda faaliyet göstermesi sebebiyle davalının tescilli markasında yer alan 35. Sınıftaki reklamcılık hizmetleri yönünden benzerlik tespit edildiği, davacının davalıya nazaran daha önceki kullanımları sebebiyle üstün hak sahibi olduğu bu sebeple benzerlik tespit edilen 35. Sınıftaki reklamcılık hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiği diğer tescilli mal ve hizmetler yönünden benzerlik tespit edilemediğinden SMK ' nun 6/1. Maddesi uyarınca hükümsüzlük koşulları oluşmadığından, davalı adına tescilli diğer mal ve hizmetler bakımından davanın reddine karar vermek gerektiği, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönünden ise, davacı ve davalı kullanımlarının ... ve ... şeklinde kelimeler yer değiştirmek suretiyle benzer olduğu yine tarafların reklamcılık hizmetleri ve web tasarım hizmetleri alanında faaliyette bulunmaları sebebiyle bu durumun ortalama tüketiciler nezdinde karışıklığa sebebiyet verebileceği davacının eskiye dayalı kullanımı ve ticari kullanımı da göz önüne alındığında davalıya nazaran marka üzerinde üstün hak sahibi olduğu, davalının davacı ile aynı ticari alandaki benzer marka kullanımının SMK' nun 29. Maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz ve TTK' nun 55/1-a)4 Maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği, marka hakkına tecavüz nedeniyle davacının SMK' nun 149/1-ç maddesi uyarınca maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği, birleşen dava ile görülen maddi ve manevi tazminat davası bakımından; davacının talebine göre SMK' nun 151/2-b maddesi uyarınca davalının elde ettiği gelir üzerinden hesaplanan 3.508,98 TL tazminatın dosya kapsamına uygun olduğu, manevi tazminat yönünden de tarafların benzer sektörde faaliyet göstermesi, kullanımların aynıyet derecesinde benzer olması, tarafların sosyal ekonomik tespit tutanakları, ve tüm dosya kapsamına göre 5.000 TL Manevi tazminatın uygun olduğu kanaatine varılmakla, davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, Asıl dava yönünden: Hükümsüzlük talebi yönünden, davanın KISMEN KABULÜ ile davalı adına tescilli ... numaralı markanın 35. Sınıfta yer alan reklamcılık hizmetleri bakımından hükümsüzlüğüne, diğer hükümsüzlük talebi yönünden reddine, Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet talebi yönünden, davanın KABULÜNE, davalı eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz, alan adı ihlali ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, men'ine ve ref' ine, https://....com.tr alan adının iptaline, Birleşen tazminat (2019/92) davası yönünden ;Maddi tazminat talebinin KABULÜ ile 3.508,98 TL maddi tazminatın 23/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Manevi tazminat talebi bakımından, davanın KABULÜ ile 5.000 TL Manevi tazminatın 23/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar vermiştir.İSTİNAF:Davalı/ birleşen dosyada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin kararında cevap dilekçesinde ileri sürülen usul itirazlarını değerlendirmediğini, mahkemenin maddi ve hukuki hatalar yaptığını, farklı yargılama usullerine ve farklı mahkemelerin görev alanına giren taleplerin tek dilekçede toplandığını, mahkemenin bu aykırılığı gidermediğini, müvekkilin yerleşim yerinin Ankara olması nedeniyle Ankara mahkemelerinin yetkili olduğunu, ayrıca arabuluculuk aşamasında tazminat kalemlerinin hukuki nedenleri netleştirilmediğinden dava şartının oluşmadığını, dava taleplerinin açıklatılmaksızın karar verildiğini, aynı hukuki nedene dayalı olarak hem markanın hükümsüzlüğüne, hem marka hakkına tecavüzün, hem haksız rekabetin men'ine/ref'ine karar verildiğini, bir eylemin aynı zamanda hem hükümsüzlüğe gerekçe hem marka tecavüzü hem de haksız rekabet teşkil edemeyeceğini, mahkeme tek gerekçeyle karışık bir karar verdiğini, davacının "... ..." markası ile müvekkilinin "..." markasının görsel ve fonetik olarak ayrıştığını; ".../..." ekinin sektörde yaygın bir kullanım olduğunu, müvekkilinin alan adı ve marka kullanımının tescilli hakkına dayandığını, bu nedenle tecavüz veya haksız rekabetin söz konusu olamayacağını, mahkeme müvekkilinin alan adının iptaline karar verdiğini kararın bu yönüyle de hatalı olduğunu, müvekkili markası davacının markası ile görsel hiçbir benzerliği sahip olmadığını, müvekkile ait web sitesine giren bir kişinin görsel ve tasarımsal olarak davacının web sitesi ile müvekkilinin sitesini karıştırma ihtimali bulunmadığını, bilirkişi raporunda dava konusu olmayan sınıflardaki faturaların da hesaba katıldığını, maddi tazminat hesaplamasının hatalı olduğunu, davacının bir kazanç kaybı kanıtlanmadığı gibi, işletme kazancını etkileyen diğer faktörlerin pazarlama, personel vb. ayrıştırılmadığını ve kararın sebepsiz zenginleşmeye yol açtığını, bilirkişi raporuna itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını ve yeni bir rapor aldırılmadığını, hesaplama yapılırken elde edilen kazanç ile birlikte marka kullanımı, sermaye amortisman, mal üretim, satış ve pazarlama ağı, personel politikası, eğitime verilen önem gibi bir çok değişkenin göz önünde bulundurulması gerekirken yalnızca elde edilen kazancın dikkate alınmaması hukuka aykırı olduğunu, maddi tazminat talep etme koşulları oluşmadığını ve maddi tazminat miktarının hatalı olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir. Davacı/ birleşen dosyada davacı istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl dava; davacıya ait ... tescil numaralı ''...'' +... şekil markasından doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, kaldırılması ile davalı adına tescilli ... numaralı ''...'' ibareli markanın SMK'nın 6/1 maddesine dayalı olarak 35. sınıfta hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. Birleşen dava, (asıl davadan tefrik edildikten sonra birleştirme kararı verilmesi sureti ile yeniden asıl dosya ile birleşen) maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verildiği, davalı/ birleşen dosyada davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Davalı vekili tarafından istinaf dilekçeleri kapsamında görev, yetki ve arabuluculuk yönünden usuli itirazlar ileri sürülmüş ise de mahkemenin 19/09/2019 tarihli ön inceleme duruşmasında işbu itirazların reddine karar verdiği, ilk derece mahkemesinin SMK'nın 156/1 maddesi gereğince görevli olduğu, SMK'nın 156/3 maddesi ile HMK'nın 16.maddesi gereğince davacının yerleşim yeri itibari ile yetkili olduğu gibi somut olayda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 110. maddesi ile düzenleme altına alınan “Davaların yığılması” durumu söz konusu olup davanın; markanın hükümsüzlüğü, tecavüzün tespiti, men ve refi istemleri ile maddi ve manevi tazminat olmak üzere birden fazla asli talep içerdiği, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat davası arabuluculuğa tâbi ise de hükümsüzlük ve tecavüzün tespiti, men ve refi istemlerine ilişkin dava, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da tazminat davası olmadığından arabuluculuğa tâbi olmadığı, bu hâli ile arabuluculuğa tâbi olmayan talepler ile birlikteki tazmin istemi yönünden de davanın arabuluculuk zorunlu dava şartına tâbi tutulamayacağı anlaşılmakla; aksi yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Dosyanın tetkikinde; davacının ... tescil numaralı ''...'' + M şekil markasının turuncu, yeşil renkli m harfini andırır şekil ile turuncu renkli ''...'' ibaresinden oluştuğu, 42. sınıfta tescilli olduğu, davalının ... numaralı ''...'' ibareli markasının ...ve ... renkli ''...'' ibarelerinden oluştuğu, 16 ve 35. sınıflarda tescilli olduğu, davalı tarafın ... no ile tescilli ... markasını, 35. sınıfta olmayan ve davacının marka tescil kapsamına dahil hizmetlerde 42. sınıfta yer alan "web tasarım" hizmetlerinde kullandığı, davacının tescilli markası ile davalı tescilli ''...'' markasının görsel ve fonetik olarak benzer olduğu, davacının www.....com isimli web sitesinin 2010 yılından beri sahibi ve kullanıcısı olduğu, davalının ise ....com.tr isimli alan adının 11/11/2016 tarihinden beri kullanıcısı olduğu, tarafların ortak olarak web tasarım alanında faaliyette bulundukları, markalar karşılaştırıldığında, ... ibaresinin baskın unsur olduğu, davacı markasında yer alan ... ibaresi ile davacı tarafından kullanılan ...ibaresi ile davalı markasında yer alan ...ibaresinin ... ibaresine nazaran daha zayıf ibare olduğu, baskın unsurun ... ibaresi olduğu, yine davacının tescilli markası ... + ... olup kullanımının ... şeklinde olduğu, davalı kullanımının ise ... şeklinde olduğu, bu yönüyle kelime yapısı itibariyle kullanımların benzediği, davacının davalıya nazaran daha önceki kullanımları sebebiyle 35. sınıf yönünden önceye dayalı gerçek hak sahibi olduğu, bilirkişi raporuna göre tarafların ortak olarak web sitelerinin tasarlanması, bakımı, alanda faaliyet göstermesi sebebiyle davalının tescilli markasında yer alan 35. sınıftaki reklamcılık hizmetleri yönünden benzerlik tespit edildiği, böylece davacı markası ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğu anlaşılmıştır. Ayrıca SMK'nın 149 ve 150. maddeleri kapsamında sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan davacının maddi ve manevi zararın tazminini talep etmekte haklı olduğu, SMK'nın 151/2-b “Sınaî mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç” değerlendirme usulüne göre hesaplama yapılması talep edilmiş olup davacı yararına hükmedilen maddi tazminat ile manevi tazminatın ihlalin niteliği, süresi, kusur durumu yönünden somut olay adaletine uygun olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla davalı/ birleşen dosyada davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Tüm bu nedenlerle istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı/birleşen dosyada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu ..... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin..../04/2023 tarih ve 2019/... E. 2023/. K. sayılı kararına karşı, asıl ve birleşen dosyada davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl dava yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Birleşen dava yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Asıl ve birleşen dosya davalısı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2026