İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, faktoring sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında kayyım atanmış şirketler aleyhine takip yasağı bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.
Özet: Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan faiz alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, davacı faktoring sözleşmesi gereği doğan borcun ödenmediğini iddia ederken, davalı şirketler kayyım atanması ve TMSF tarafından şaibeli işlemlerin incelenmesi sürecini gerekçe göstererek davanın reddini talep etmiştir; ilk derece mahkemesi 678 sayılı KHKnın 37. maddesi uyarınca TMSF kayyımlığındaki şirketler aleyhine borç tahsili takibi yapılamayacağı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş, ancak istinaf mahkemesi daha önceki bir kararında bu maddenin takip yasağı getirmediğini, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verdiğini ve yargılamanın esasa girilerek devam etmesi gerektiğini belirtmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: 2024/935 KARAR NO: 2026/897İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 14/03/2024NUMARASI: 2022/211 E. - 2024/166 K.DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkili ile davalı .... A.Ş. arasında 18/12/2015 başlangıç tarihli 20.000.000,00-TL azami hacimli faktoring sözleşmesi imzalandığını ve davalı ... A.Ş.'nin de işbu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, sözleşme gereği müvekkili şirketçe vadesi geçmiş ve tahsil edilememiş güncel faiz alacak tutarının 944.908,64-TL olduğunu, ilgili sözleşme kapsamında müvekkili şirket nezdinde bulunan hesapların kat edildiğini, müvekkili tarafından faiz alacağının ödenmesi gerektiğinin karşı tarafa .... Noterliği'nin 10/05/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile ihtar edildiğini ancak ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini, .... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası ile davalı şirketler aleyhine 944.968,64-TL bedelin tahsili için icra takibinde bulunulduğunu, davalıların borca, borcun faizine ve takibe itirazı neticesinde icra takibinin durduğundan bahisle borçluların itirazının iptaline, haklarında başlatılan icra takibinin devamına, davalıların inkar olunan alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete Gaziantep 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 05/08/2016 tarihli 2016/5027 değişik iş sayılı kararı ile yeni kayyım heyeti atandığını, daha önce atanan kayyımların görev ve yetkilerinin TMSF'ye devredildiğini, TMSF tarafından şaibeli olabileceği ve terör örgütüne finans sağlayabileceği sebebi ile geçmişe yönelik yapılan bütün sözleşmeler ve ticari ilişkilerin incelemeye alındığını, bu incelemeler sonuçlanıncaya kadar davanın bekletilmesi gerektiğini, davacı tarafından başlatılan icra takibinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında faiz sözleşmesi bulunmadığını ancak davacı tarafından faiz talebinde bulunulduğundan bahisle davanın reddine, icra takibi usulsüz ve yasaya aykırı olduğundan takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete Gaziantep 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 05/08/2016 tarihli 2016/5027 değişik iş sayılı kararı ile yeni kayyım heyeti atandığını, daha önce atanan kayyımların görev ve yetkilerinin TMSF'ye devredildiğini, takibe konu borcun gerçek bir borç olup olmadığının şüphe oluşturduğunu, TMSF tarafından şaibeli olabileceği ve terör örgütüne finans sağlayabileceği sebebi ile geçmişe yönelik yapılan bütün sözleşmeler ve ticari ilişkilerin incelemeye alındığını, ilgili ceza soruşturmalarının henüz sonuçlanmadığını, davacı tarafından başlatılan icra takibinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında faiz sözleşmesi bulunmadığını ancak davacı tarafından faiz talebinde bulunulduğundan bahisle davanın reddine, icra takibi usulsüz ve yasaya aykırı olduğundan takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin 08/03/2018 tarihli yapılan yargılama sonunda; ..."Somut olayda faktoring sözleşmesine dayalı borcun tahsili amacı ile başlatılan icra takibi söz konusudur. Takibe konu faktoring sözleşmesinin asıl borçlusu ..... A.Ş. aleyhine 678 sayılı KHK'nun 37/1 maddesi uyarınca, kefil ... A.Ş. aleyhine 678 sayılı KHK'nun 37/2 maddesi uyarınca borç tahsili için icra takibine gidilemeyeceği anlaşılmakla, bu nedenlerle davanın usulden reddine" karar verilmiştir.Dairemizin 03/03/2022 tarihli 2020/1035 Esas 2022/335 Karar sayılı kararıyla"...Somut olayda davacı ile davalı ... ... A.Ş arasında faktoring sözleşmesi imzalandığı, diğer davalı ... A.Ş'nin ise sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, ancak daha sonradan her iki davalıya da mahkeme kararıyla kayyım atandığı ve yine mahkeme kararıyla davalı şirketlere atanan kayyımların görev ve yetkilerinin TMSF'ye devrine karar verildiği ve TMSF tarafından da yönetim kurulları oluşturularak üyeliklerine atamalar yapıldığı anlaşılmaktadır. 678 Sayılı Kanunun 37.maddesi, TMSF'nin kayyım olarak atandığı şirketler aleyhinde borçların tahsilinde izlenecek yolu belirlemekte olup anılan madde bu şirketler aleyhine takip yasağı veya dava yasağı getirmemektedir (Yargıtay 12.Hukuk Dairesi'nin 2017/7110 Esas - 2018/12260 Karar sayılı ilamı). Dolayısıyla mahkemece yargılamaya devam edilip bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan sebepler gereğince davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilerek, ilk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan hususlar gereğince davanın esasıyla ilgili yargılama yapılmak üzere 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına." karar verilmiştir.İlk derece mahkemesinin 14/03/2024 tarihli yapılan yargılama sonunda; "....Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda; davacı ile davalı .... A.Ş. arasında 18/12/2015 başlangıç tarihli 20.000.000,00-TL azami bedelli faktoring sözleşmesi akdedildiği, davalı ... A.Ş.'nin anılan sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, davacı tarafça anılan sözleşmeden doğan işlemiş faiz alacağı miktarı olan 944.908,64-₺'nin tahsili için davalı borçlu tarafa .... Noterliği'nce düzenlenen 10/05/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edildiği sabittir. Mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarından davacı şirketin davalılardan 916.596,77-₺ faiz, 45.829,84-₺ BSMV olmak üzere toplam 962.426,61-₺ alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de taleple bağlılık ilkesi gereği davaya konu icra takibi ile talep edilen miktar olan 944.908,64-₺'nin bilirkişi heyetince tespit edilen miktardan daha az olması nedeni ile .... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazların iptali ile icra takibinin takip talebindeki şartlarla devamına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Diğer yandan İİK'nin 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davasında kabul edilen dava değeri üzerinden alacaklı-davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız ve alacağın likit olması zorunludur. Somut olayda, davalı şirketlere anılan takip ve itirazın yapıldığı tarih itibarıyla TMSF'nin kayyum olarak atanmış olması ve bu çerçevede kayyum talimatıyla itiraz edilmesi dikkate alındığında kayyumun göreve başlamadan önce yapılan bir borç ilişkisi nedeniyle başlatılan takibe yönelik itirazda bulunması ve konunun yargıya taşınmasını talep etmesinin makul ve kabul edilebilir olduğu değerlendirilmiş ve icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;-taraflarının harçtan muaf olduğunu, buna ilişkin T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2019/2199 K. 2019/4173 . 8.7.2019 sayılı kararını sunduklarını, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/854 E. 2021/430 K. Sayılı ve 8.6.2021 tarihli kararıyla davanın kabülüne karar verildiğini, Müvekkil şirketler ... ... .... A.Ş. ve ... A.Ş. 15 Temmuz 2016 Tarihinden Sonra Gaziantep 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 05/08/2016 Tarih Ve 2016/5027 Değişik İş sayılı kararı ile yönetim için kayyım atanmış daha sonra müvekkili şirkete Gaziantep 3. Sulh Ceza Hakimliği’nin 2016/5555 Değişik İş Sayılı Kararı ile kayyım heyetinin görev ve yetkileri tasarruf mevduatı sigorta fonu’na devredilmiş olduğunu, -Davacı yan tarafından iddia edildiği üzere haklı bir fesih mevcut olmadığını, khklarda yer alan kanun maddeleri gereği ödemeler ve işlemlerin askıya alınmış olunup, bu durum davacı yana haklı sebeple fesih yetkisi tanımadığını, 678 sayılı KHK’nun 37 maddesinde yer alan hükümler doğrultusunda şirkete; "doğmuş veya doğması muhtemel borçlara karşı öncelikle şirket lehine kefil olmuş şirket ortaklarına gidilmedikçe şirketten alacak talep edilemez." hükmü gereği, müvekkili şirkete TMSF kayyım atanmış olup , 22 Kasım 2016 tarihli KHK/678 sayılı kanun hükmünde kararnamenin 37. Maddesi uyarınca ; "şirketin doğrudan veya dolaylı borçlarının ödenmesi için öncelikle şirket lehine kefil olan ortak, yönetici veya bunlarla bağlantılı üçüncü gerçek veya tüzel kişilerin malvarlığına müracaat edilir." denildiğini, TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketlerin kefaleti MADDE 37 – (1) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerde, şirketin doğrudan veya dolaylı borçlarının ödenmesi için öncelikle şirket lehine kefil olan ortak, yönetici veya bunlarla bağlantılı üçüncü gerçek veya tüzel kişilerin malvarlığına müracaat edilir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, bu kapsamda şirket borçlarının ödenmesi ya da şirket sermaye ihtiyacının karşılanmasını teminen, kefillerin varlıklarının doğrudan veya ticari ve iktisadi bütünlük yoluyla satılması konusunda yetkilidir. (2) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerin, müşterek müteselsil borçluluğu kapsayan kefaletler dahil, kefil olduğu borçlarda ise kayyımlık kararının devamı süresince borcun öncelikle asıl alacaklıdan ya da diğer kefillerden tahsili yoluna gidilir.-Davacı yanın davaya konu taleplerinin ve tedbir taleplerinin reddi gerektiğini, şirketlerine doğrudan , ihtiyati haciz , ihtiyati tedbir ve haciz işlemlerine yönelik takip iş ve işlemleri yapılamayacağını, buna rağmen sayın mahkeme ihtiyati tedbir kararının devamına karar verdiğini,Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında 01/09/2016 tarihli ve 29818 sayılı Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren 674 sayılı KHK’nın 20. Maddesinde yer alan ; “19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler, bu Kanun Hükmünde Kararname ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. ” hükmü uyarınca TMSF makamının oluruyla .... A.Ş. hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 134. Maddesine istinaden Ticari ve İktisadi Bütünlük(TİB) kapsamına alınmasına karar verildiğini, Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında 22.11.2016 tarihli ve 29896 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 678 sayılı KHK’nın 33. Maddesi ile 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 134. Maddesinin 5. fıkrasının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirildiğini, “Ticari ve iktisadi bütünlük oluşturulmasına karar verilmesinden itibaren iki yıl içerisinde ticari ve iktisadi bütünlük oluşturan varlıklar ile ilgili işletmelere ait menkul , gayrimenkul ve her türlü hak ve alacaklar ile üçüncü kişiler nezdindekiler de dahil nakit varlıklarının imtiyazlı alacaklılar dahil üçüncü kişiler tarafından Haczi , muhafaza altına alınması ve satışı talep edilemez , mahcuzların maliklerinin iflasına karar verilemez , ilgili takyidatlar hakkında zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlemez. ” hükmü getirildiğini, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu 1. Tahsilat Daire Başkanlığı tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük oluşturulduğunu, -şirketin hukuki yapısından dolayı işlemlerin yapılması için işler 3. Kişilere yapılması için devredildiğini, gerek KHK hükmü, gerekse Ticari İktisadi Bütünlük kararları doğrultusunda şirketlerinin TMSF tarafından hukuken korunmakta olup, davacı yan tarafından kötü niyetli olarak bu hukuki korumaların sözleşmenin feshi yöntemiyle bertaraf edilmeye çalışıldığını,-Davacının faiz alacak talebi haklı olmadığı gibi taraflarının ticari defterlerinde de inceleme yapılması gerektiğini, öncelikle kayyım atanan ilk şirkete başvuru ardından ... üzerine başvuru yapılabilecek bir usule tabii iken her iki davalıya dava yöneltilmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, -müvekkili şirketin hiçbir şekilde temerrüde düşmediğini aksine müvekkili açısından mücbir sebep meydana geldiğini, ortada sözleşmeler üstü bir durum söz konusu olup kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; -İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.03.2024 tarih, 2022/211 E. 2024/166 K. Sayılı dosyasında, "Somut olayda, davalı şirketlere anılan takip ve itirazın yapıldığı tarih itibarıyla TMSF'nin kayyum olarak atanmış olması ve bu çerçevede kayyum talimatıyla itiraz edilmesi dikkate alındığında kayyumun göreve başlamadan önce yapılan bir borç ilişkisi nedeniyle başlatılan takibe yönelik itirazda bulunması ve konunun yargıya taşınmasını talep etmesinin makul ve kabul edilebilir olduğu," gerekçesiyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verildiğini, Müvekkili şirketin alacağı likit ve hesaplanabilir durumda olduğunu, davalı şirketlerin ticari defter ve kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde müvekkili şirketin alacağı net bir şekilde tespit edildiğini, davalı şirketlerin yönetimleri ilk olarak 05.08.2016 tarihinde kayyuma devredildiğini, akabinde Gaziantep 3. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/5555 d.iş sayılı dosyasından verilen kararla kayyum heyetinin görev ve yetkileri TMSF'ye devredildiğini, bu davaya konu alacaklar, ....Noterliği'nin 10.05.2017 tarih, ... yevmiye no.lu ihtarla hesapların katedilmesinden kaynaklandığını, dolayısıyla davalı şirketlerin TMSF'ye devrinden 10 ay sonra bu ihtarname gönderildiğini, ihtarın tebliği akabinde ödemelerin yapılmaması üzerine davalı şirketler aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyasında icra takibi başlatılmış, bu takibe de 18.05.2017 tarihinde davalı şirketler tarafından itiraz edildiğini, kat ihtarı ve icra takibinin açıldığı tarih itibariyle TMSF'nin davaya konu alacakları bilmeme ihtimali olmadığını, Davaya konu alacakların hesabı da yargılamayı gerektirmeyen, ticari defter ve kayıtlara bakılarak net bir şekilde belirlenebilir alacak olması nedeniyle kayyumum göreve başlamadan önce yapılan borç ilişkisine itiraz etmesini haklı kılan bir husus bulunmadığını, -678 sayılı KHK. 37.Maddesinde TMSF tarafından kayyum atanan şirketler aleyhine takip ve dava yasağı söz konusu olmadığını, davaya konu icra takibinin davalı/borçluya taraflarınca gönderilen ihtarnamede, icra takibinde ve dava dilekçesinde de açıkça belirttikleri üzere vadesi geçmiş ve tahsil edilememiş alacağa ilişkin olduğunu, davalıların ticari defter ve kayıtlarında inceleme yapılarak karar verildiğini. İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir kararı verildiği belirtilmişse de dosyanın muhteviyatından taraflarınca böyle bir talepte bulunulmadığı gibi ilk derece mahkemesince de bu yönde bir karar verilmediğini, yerel mahkeme dosyası ile ilgili olarak alınan 28.04.2023 ve 13.12.2023 tarihli bilirkişi kurulu raporları dikkate alınarak verilen davanın kabulü kararı hukuka uygun olup, icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, 18/12/2015 tarihli faktoring sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.Mahkemece .... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası getirtilmiş olup incelenmesinde; alacaklı ... A.Ş. tarafından borçlular .... A.Ş. ve ... A.Ş. aleyhine borç sebebi 18/12/2015 tarihli faktoring sözleşmesi kapsamında doğan faiz alacağı gösterilerek 944.908,64-TL alacağın tahsili talebi ile 12/05/2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlu vekillerinin yasal süresi içerisinde borca ve fer'ilerine ilişkin itiraz dilekçeleri sunduğu, itiraz sonucunda icra takibinin durduğu, iş bu itirazın iptali davasının mahkememize İİK 67. maddesi uyarınca 1 yıllık yasal süresi içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından tanzim olunan 28.04.2023 tarihli raporun sonuç kısmında "...Davacı ... A.Ş. ile davalı .... A.Ş. arasında akdedilen ve diğer davalı ... A.Ş.'nin müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu 18.12.2015 tarihli Geri Dönülebilir. Faktoring Sözleşmesi çerçevesinde davalıya dava konusu 5 adet kredi de toplam anapara 38.142.307,36-TL kredi kullandırıldığı ve bu tutarın davalı ... hesabına ödemelerin yapıldığı, ilgili kredilerin anaparalarının davacıya tevdi edilen vadeli çekler ile karşılandığı krediye konu faiz ödemelerin ise 3'er aylık dönemler halinde davalı tarafından ödendiği, en son ödemenin 01.07.2017 tarihinde yapıldığı incelemeler neticesinde görülmi Davacı tarafından, dava konusu faiz ödemelerinin yapılmaması üzerine, 24.02.2017 tarihi itibarı ile muhatapların hesaplarının kat edildiği, anapara alacağına ilişkin ödeme aracı olarak bir kısım çekler davacı tarafından teslim alındığı ve henüz vadelerinin gelmediği, davacı tarafından vadesi geçmiş ve tahsil edilememiş faiz alacağı 910.393,21-TL olduğu, davacı tarafından keşide edilen .... Noterliği'nin 28.02.2017 tarihli ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtar edildiği, yine söz konusu ilişkiden kaynaklanan 31.03.2017 dönemine ilişkin faiz alacağının 34.515,43.-TL tahakkuk ettiği fakat tahsil edilemediği, dolayısıyla hesapları kat edilmiş olan cari hesap ilişkisinden kaynaklanan davacının güncel faiz alacak tutarının 944.908,64-TL olduğu yönünde, 10.05.2017 tarihinde ihtarname keşide edildiği görülmüştür. Yapılan incelemeler ve hesaplamalar neticesinde davacının talep edebileceği alacak miktarı 916.596,77.-TL faiz, 45.829,84.-TL BSMV olmak üzere toplam 962.426,61.-TL olacağı hesaplamakla birlikte, taleple bağlılık esası çerçevesinde, davacı Şirketin icra takip talep tarihi itibariyle talep ettiği tutar olan 944.908,64.-TL'den davalıların müteselsilen sorumlu oldukları..." şeklinde görüş belirtilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından tanzim olunan 13.12.2023 tarihli ek raporun sonuç kısmında "...Davalılar vekili tarafından dosyaya sunulan itiraz dilekçesinde özetle “Davalı şirketlere Gaziantep 3.Sulh Ceza Hakimliği” nin 2016/5027 D. İş sayılı kararı ile kayyım atandığı ve 2016/5555 D. İş sayılı kararı ile görevlerinin TMSF” ye devredildiği, TMSF” ce devredilen şirketler hakkında TİB kararı verildiği, 678 sayılı KHK ye göre müvekkili şirketlerden alacak talep edilemeyeceği, raporda asıl alacağa bileşik faiz yürütülmüş olduğu, davacının faiz alacak talebinin haklı olmadığı gibi taraflarının da ticari defterlerindeki inceleme ile karşılaştırılması gerektiği, müvekkili şirketin hiçbir şekilde temerrüde düşmediği aksine müvekkili açısından mücbir sebep meydana geldiği" beyan edilmiştir. Kök raporumuzda açıklandığı üzere; davacı şirket tarafından keşide edilen .... Noterliği'nin 10.05.2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı şirketlere; 18.12.2015 tarihli Faktoring Sözleşmesi kapsamında kat edilen hesaba ilişkili olan 944.908,64 TL tutarının ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 3 iş günü içerisinde ödenmesi ihtar edilmiştir. İhtarnamenin tebliğ mazbatasında davalı şirketlere 12.05.2017 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu görülmekte olup, buna göre davalıların (+3 işgünü) 17.05.2017 tarihi itibarıyla temerrüde düştüğü anlaşılmaktadır. Davacı şirket tarafından davalı şirkete sağlanan finansman tutarına istinaden, davacı şirketin ticari defter kayıtlarında; davalı şirket tarafından anapara borcunun ilgili dönemlerde davacı şirkete çekler ile ödendiği ve davacı şirket tarafından 3 er aylık dönemlerde kalan anapara borcu üzerinden tahakkuk ettirilen faiz miktarlarına istinaden son olarak 01.07.2016 tarihinde tahsilat yapılmış olduğu, bu tarihten sonra faiz tahsilatlarının yapılamamış olduğu, kök raporda ayrıntısı verildiği üzere ve aşağıdaki özet tabloda gösterilen alacak hesabı yapılmıştır...Yapılan incelemeler ve hesaplamalar neticesinde davacının talep edebileceği alacak miktarı 916.596,77.-TL faiz ve 45.829,84-TL BSMV olmak üzere toplam 962.426,61-TL olacağı hesaplanmış olup, taleple bağlılık esası çerçevesinde davacı Şirketin 12.05.2017 icra takip tarihi itibariyle talep ettiği tutar olan 944.908,64-TL asıl alacak tutarından davalıların müteselsilen sorumlu oldukları sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Dosyaya sunulan 28.11.2022 tarihli Bilirkişi Raporu ile davalı şirketin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmıştır. Söz konusu raporda; Davacı şirket tarafından tahakkuk ettirilen 31.12.2015 dönemi, 31.03.2016 dönemi, 30.06.2016 dönemi, 30.09.2016 dönemi, 31.12.2016 dönemine ait faiz faturalarının kayıtlı olduğu, 31.12.2015 dönemi, 31.03.2016 dönemi, 30.06.2016 dönemine ait faiz faturalarına istinaden davalı şirket tarafından davacı şirkete ödeme yapılmış olduğu, 30.09.2016 dönemine ait; 3.656,25 TL, 58.496,59 TL, 115.992,11 TL, 249.637,58 TL, 159.822,55 TL tutarlı davacı şirket tarafından tanzim edilen faiz faturalarının kayıtlı olduğu, 31.12.2016 dönemine ait; 193,55 TL, 47.157,31 TL, 78.309,21 TL, 120.104,80 TL, 77.023,26 TL tutarlı davacı şirket tarafından tanzim edilen faiz faturalarının kayıtlı olduğu, 30.09.2016 ve 31.12.2016 dönemine ait davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olan faiz faturalarına istinaden davacı şirkete yapılan herhangi bir ödeme kaydı bulunmadığı görülmektedir. Diğer taraftan davalı tarafın anaparaya bileşik faiz hesaplandığına dair iddiası bulunmaktadır.Bilindiği üzere temerrüt tarihine kadar anapara üzerinden bileşik faiz hesaplaması yapılmaktadır. Davalının 17.05.2017 tarihi itibarıyla temerrüde düştüğü anlaşılmaktadır. 17.05.2017 tarihinden itibaren hesaplama yapılırken basit usulde faiz hesaplaması yapılmaktadır. Tarafımızca yapılan hesaplama 17.05.2017 tarihinden önceye tekabül ettiğinden dolayı bileşik faiz hesaplamasının yapılmasında herhangi bir aykırılık da bulunmamaktadır..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Davalıların istinaf istemine ilişkin olarak;678 Sayılı KHK 37.maddesi istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, söz konusu madde TMSF'nin kayyum olarak atandığı şirketler aleyhinde borçların tahsilinde izlenecek yolu öngörmekte olup bu düzenleme şirketler aleyhine takip yasağı ve dava yasağı getirmemektedir. Nitekim Yargıtay 12. H.D nin 2017/7110 E - 2018/12260 K sayılı ilamı da bu yöndedir. Davalı şirketlerin tüzel kişiliklerinin ve taraf ehliyetleri devam ettiğinden bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. (Aynı yönde Dairemizin 2022/263E, 2022/631 Karar sayılı, 13.04.2022 Tarihli kararı)690 Sayılı KHK 73/6 maddesindeki harç muafiyeti bu şirketlerin açtığı davalar yönünden olduğundan davalı vekilinin usule ilişkin istinaf istemlerinin reddinin gerektiği, Dairemiz kaldırma kararından sonra dosyaya eklenen faktoring sözleşmesi ve alınan bilirkişi raporuna göre davalılardan ... ..Şirketinin asıl borçlu, diğer davalı ......AŞ'nin müteselsil kefil olarak yer aldığı faktoring sözleşmesinden kaynaklanan alacağın ödenmediği, davacı yanca hesabın kat edilerek davalılara ihtarnamenin tebliğ edildiği, raporların yeterli olduğu, kayyum tayininin mücbir sebep olarak kabul edilemeyeceği, Davalı tacir olup taraflar arasında düzenlenen sözleşme 6102 sayılı TTK'nun 3. maddesi uyarınca davalı için ticari iş niteliğinde olup, davacı, 3095 sayılı Kanun’un 2. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temerrüt halinde avans faizi isteminde bulunabileceğinden davalı tarafın bu itirazı da yerinde görülmemiş, davalılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Davacı vekilinin istinaf istemine ilişkin olarak;Dava itirazın iptaline ilişkin davadır. Dosya kapsamına göre borcun dayanağı olan alacağın hesap kat ihtarına dayandığı, hesap kat ihtarının tek başına kesin delil niteliği bulunmadığı, davalı şirketin borçlu olduğu miktar belirlenerek faiz hesabı yapılacağından, borç konusu miktarın yargılamayı gerektirdiği dikkate alındığında icra inkar tazminatının reddine karar verilmesinde hatalı yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiş olup, tüm dosya kapsamına, açıklanan nedenlere, kararın dayandığı delillere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine ve kanuni gerektirici sebeplere göre davacının ve davalının istinaf başvurularının ayrı ayrı 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...../03/2024 tarih ve 2022/.... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davacı ve davalılar vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalılar tarafından 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 64.546,71-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 16.136,68-TL harcın mahsubu ile bakiye 48.410,03-TL harcın davalılar tarafından tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı ve Davalılar taraflarınca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026