İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinden, taşınmaz satışı işleminde verilen kambiyo senedinin teminat vasfı ve borçsuzluk tespiti üzerine istinaf kararı.
Özet: Bir menfi tespit davasında, davacı, davalıya mülk satışına ilişkin bir ön sözleşme kapsamında, ileride oluşabilecek durumlara karşı iyi niyetle teminat olarak vadesi açık bir senet verdiğini, mülk satışının tamamlanmadığını ve dolayısıyla borcun doğmadığını, senedin bu işleme özel bir teminat niteliğinde olduğunu ve davalının açtığı tapu iptal davasının da reddedildiğini iddia ederek borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir; davalı ise senedin kambiyo vasfında olup illiyetten mücerret olduğunu, üzerinde açıkça teminat ibaresi bulunmadığını ve yazılı bir sözleşmeyle teminat niteliği kanıtlanmadığı sürece bu durumun geçerli olmadığını, borçsuzluk iddiasının ispat yükünün davacıda olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/599
KARAR NO: 2026/856
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/02/2024
NUMARASI: 2023/4 E. - 2024/135 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...Mh. ...Sk. No:.../İstanbul adresinde ve tapuda ... pafta, ... ada ve ... parsel sayılarında kayıtlı bulunan taşınmazı 14.10.20214 tarihinde davalı ve kardeşlerinden satın almış olduğunu, satın alma işlemi öncesinde davacı ile davalı aralarında 11.10.2014 tarihinde adi yazılı satış sözleşmesi akdetmiş olduklarını, davacı ... iyi niyeti ile teminat olması için "ölümlü kalımlı dünya, davalı ilerleyen zamanda mağdur olmasın" düşüncesi ile bir de vadesi açık olarak bir senet tanzim ederek davalıya tevdi etmiş olduğunu, Bu arada da akde bağlı kalarak bahsi geçen krediyi kendisi ödemiş ve taşınmazdaki tadilatları da yaparak taşınmazı defalarca satışa çıkartmış olduğunu, ancak taşınmaz hali hazırda hala satılamamış ve müvekkili uhdesinde kalmış olduğunu, dolayısı ile sözleşme uyarınca ödenmesi gereken bedelin de davalıya ifa edilememiş olduğunu, ayrıca, davalı yanca bu sözleşme de kendisinin iğfal edildiği gerekçesi ile ikame ettiği İstanbul 20 Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde ki E:2017/398, K:2021/665 sayı ile görülen tapu iptal ve tescil davası da reddolunduğunu, davacının davalıya borcu söz konusu olmadığının Mahkeme kararı ile sabit olduğunu, senedin tanzim tarihi 14.10.20214 , Taraflar arsında ki yapılan adi sözleşmenin tarihi 11.10.2014 ve taşınmazın devir tarihinin de 14.10.2014 olduğunu, . Davacı ile davalı arasında başka hiç bir hukuki bağlantı mevcut değil iken, yapılan işlem tarihlerinin paralelliği ve senet bedeli ile sözleşmede ifade edilen bedel arasında ki uyum dikkate alındığında takibe konu senedin bu işe karşılık teminat olarak verildiği aşikar olduğunu, sözleşme şartları gerçekleşmeden istenen ita kabul edilebilir olmadığını bu nedenle başlatılan icra takibi hukuki mesnetten yoksun olduğunu, nitekim İstanbul 20 Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2017/398, K:2021/665 sayı karar gerekesinde de ifade edildiği üzere, taraflar arasında akdedilen adi yazılı sözleşme mevcut olduğunu, bu sözleşme ile takibe konu senedin hukuki illiyet bağıda ortada olduğunu, bu durumda icra takibine konu senedi dayanağından mücerret olarak düşünülemeyeceğini, menfi tespit davasının kabulü ile davalı yana borçlu olmadıklarının tespitine, karşı tarafın kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davaya konu olay başlığı altında izah ettiği ...Mh. ...Sk. No:.../İstanbul adresinde ve tapuda ... pafta, ... ada ve ... parsel olarak kayıtlı taşınmaz satışı işbu davanın konusu olmadığını, müvekkili davalı ile davacı ... arasında gerçekleşen taşınmaz satışına ilişkin taraflarınca İstanbul 20. Asliye Hukuk mahkemesinin 2017/398 E. sayılı dosyası ile "Tapu İptal ve Tescil" davası ikame edilmiş, 2021/665 K. sayılı yerel mahkeme kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmuş olup dosya halen derdest olduğunu, bir senedinin teminat senedi hükmünde olabilmesi için; Senedin üzerinde açıkça teminat olarak verildiği yazılması gerektiği, (Teminat senedi ibaresi) Belirtilen senedin teminat senedi hükmünde olduğunu gösteren sözleşme gerekli olduğunu, Takibe konu senet üzerinde teminat ibaresi bulunmadığı gibi, davacı tarafından takibe konu senedin teminat senedi olduğuna dair herhangi bir sözleşme veya yazılı delil sunulmamış olduğunu, davalı taraf her ne kadar taraflar arasında düzenlenen adi yazılı sözleşmeye istinaden senedin teminat niteliğinde tanzim edildiğini iddia etmiş olsa da dosyaya sunmuş olduğu işbu sözleşmede de senedin teminat niteliğinde olduğuna dair bir ibare bulunmadığını, dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı bir belgeyle kanıtlanmadığı sürece "teminat senedi" sözcüklerinin tek başına bononun kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi vaadini içeren niteliğini etkilemeyeceğini, Davacı senedi ve imzasını ikrar etmiş olduğunu, bu durumda kambiyo ilişkisinin varlığı esasen davacı tarafından kabul edilmekte olduğunu, Takibe konu bono kambiyo senedi vasfında olup illetten mücerret olduğunu, Bu durumda bonodan dolayı borçlu bulunmadığının ispat yükümlüğü davacıya ait olup davacı, borçlu bulunmadığını ancak usulüne uygun yazılı delil ile ispatlayabileceğini, bonoya dayalı icra takibine ilişkin yapılan menfi tespit istemlerinde bedelsizlik iddiasını ispat yükü davacı borçluda kalmakta olduğunu beyanla ihtiyati tedbirin kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın REDDİNE,
İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 03/08/2022 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, %20 oranında (25.850,28-TL) tazminatın İİK md 72 uyarınca davacıdan alınarak davalıya verilmesine", karar verilmiştir
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu senedin bir teminat senedi olduğunu, senedin vadesiz olarak düzenlenip davalıya verildiğini, senede sonradan eklenen vade tarihinin ve "nakden" ibaresinin geçersiz olduğunu, bu hususun Adli Tıp Kurumu raporuyla da doğrulandığını, senedin taraflar arasındaki 11.10.2014 tarihli gayrimenkul satış protokolüne dayandığını, protokol uyarınca ödemenin taşınmazın üçüncü kişilere satılması şartına bağlandığını, taşınmaz henüz satılmadığı için borcun muaccel hale gelmediğini, yerel mahkemenin ispat külfetini hatalı tayin ederek davanın reddine karar verdiğini, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu, altı yıl sonra vade konulmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kesinleşmiş kararının da borcun hukuki niteliğini ortaya koyduğunu belirterek; davanın kabulü ile borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ettmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı öne sürmüş olduğu itirazların haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının kötü niyetli şekilde yargılamayı uzatarak müvekkilin hak kaybına uğramasını amaçladığını ileri sürerek, davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili , davacının davalıdan 14.10.2014 tarihinde bir taşınmaz satın aldığını, taraflar arasında 11.10.2014 tarihli adi yazılı sözleşme bulunduğunu, bu sözleşme kapsamında ileride doğabilecek yükümlülükler için vadesi açık bir senet verildiğini, taşınmazın tadilatını yaptığını ancak henüz satılamadığı için sözleşmeye bağlı bedelin ödenemediğini , davalı tarafından açılan tapu iptal ve tescil davasının reddedildiğini, bu nedenle borç ilişkisinin bulunmadığının sabit olduğunu, takibe konu senedin teminat amacıyla verildiğini ve şartlar gerçekleşmeden takibe konulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek davacının borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı vekili, taşınmaz satışının bu davanın konusu olmadığını, ayrıca senedin teminat senedi olduğunu gösteren herhangi bir ibare veya yazılı delil bulunmadığını, senedin kambiyo senedi niteliğinde illetten mücerret olduğunu, davacının senet altındaki imzayı kabul ettiğini ve borçlu olmadığını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
.... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında toplam 129.251,37 TL nin tahsili için başlatılan kambiyo senetlerine mahsus takibin dayanağının 14.10.2014 tanzim tarihli, 01.06.2020 vadeli ve 100.000 TL bedelli , keşidecisi davacı lehtarı davalı olan bono olduğu görülmektedir.
24.10.2023 tarihli ATK raporunda, senet üzerindeki vade ve “nakden” ibaresinin farklı kalemle yazıldığı ancak yazıların hangi tarihte yazıldığının belirlenemediği belirtilmiştir.
Mahkemece, davacının senedin teminat senedi olduğunu ve anlaşmaya aykırı doldurulduğunu yazılı delille ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı leyhine %20 oranında tazminata hükmedilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf talep etmiştir.
Kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Aksi belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlendiği kabul edilir. Senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin senet metninden veya 2004 Sayılı Kanun'un 169/a maddesinde öngörülen bir belge ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir.
Bir borç ilişkisi gereği taraflardan biri lehine bir para alacağı doğacağı kesin ise ve bu sözleşmede doğacak alacakların tahsili için bir kambiyo senedi verileceği öngörülmüş ise bu kambiyo senedinin teknik anlamda teminat gayesiyle değil, ifa uğruna (ifa amacıyla) verildiğinin kabulü gerekir.
Tamamen doldurulmamış bononun tedavüle çıkarken anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu yazılı belge ile kanıtlanmadığı sürece, bono üzerinde yazılı vade, tanzim gibi tarihler gerçekliğini ve varlığını koruyacaktır. Zira 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, 778/...-f maddesi yollaması ile, bonolarda da uygulanması gereken aynı kanunun 680.maddesi uyarınca bononun açığa senet şeklinde düzenlenmesi, işleme konulmadan önce zorunlu unsurlarının tamamlanabilmesi mümkündür. Bu nedenle imzası inkar edilmeyen bonoların diğer unsurlarının sonradan doldurulmuş olması senedin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmaz. (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/7704 - 2022/14143 Sayılı Kararı).
Davacı tarafından, keşideci sıfatıyla, davaya konu bono üzerinde bulunan imzaya itiraz edilmediği, ancak davaya konu bononun vade tarihinin sonradan doldurulduğu iddia edilmiş ise de, davacı tarafça senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının ispatına elverişli yazılı delil sunulmadığı, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun ispat edilemediği ayrıca senet üzerinde teminat kaydı bulunmadığı, teminat iddiasının doğrudan senede atıf yapan bir sözleşme veya yazılı belge ile kanıtlanamadığı, taraflar arasında düzenlenen 11.10.2014 tarihli taşınmaz satımına ilişkin sözleşmede senede atıf bulunmadığı , senet bilgisi içermeyen sözleşme bulunmasının ve taşınmazın tapuda temlik tarihi ile senedin tanzim tarihinin aynı olmasının senedin teminat senedi olarak kabul edilmesine yeterli olmadığı , dava konusu senedin TTK 776.maddesi uyarınca zorunlu unsurlara havi bono vasfında olduğu, keşidecisinin davacı olduğu, imzası inkar edilmeyen senetten sorumlu tutulmamasını gerektirecek iddialar ispatlanamadığından mahkemece davanın reddine dair yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kararın dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../02/2024 tarih ve 2023/... E., 2024/. K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
...- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2026