Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ticari satıştan kaynaklı fatura alacağı icra takibine kısmi ödeme sonrası yapılan itirazın iptali davasında bilirkişi raporları uyarınca verilen gerekçeli kararı.
Özet: Ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında, davacı tarafın faturadan doğan ve başlangıçta 7.075,68 Euro olarak talep ettiği alacak, davalının borca itiraz etmesi üzerine, yapılan bilirkişi incelemeleri sonucunda davalının ticari defter kayıtları da dikkate alınarak 02.11.2023 tarihinde 3.537,84 Euro peşin ödeme yapıldığı ve kalan bakiye alacağın 3.537,84 Euro olduğu yönünde tespit edilmiştir.

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/100 Esas - 2025/971

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/100 Esas
KARAR NO : 2025/971
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07.02.2025
KARAR TARİHİ : 23.12.2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17.01.2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalıya çeşitli ürünler satıldığını, işbu yapılan alışverişe istinaden sözleşme ve fatura düzenlendiğini, muhtelif tarihli ve bedelli fatura bedellerinin bir kısmının ödendiğini, takibe konu bakiye borcun ise ödenmediğini, bu nedenle 16.11.2023 tarihli, 7.075,68 Euro bedelli faturadan kaynaklı borç sebebiyle davalı borçlu aleyhine ... sayılı dosya ile icra takibine geçildiğini, davalı borçlunun yetki itirazında bulunması üzerine icra takibinin ... sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, davalı borçlu taraf yetkili icra müdürlüğünce gönderilen ödeme emrine de borcu bulunmadığından bahisle itiraz ettiğini, ancak itirazın haksız olduğunu belirterek, davanın kabulü ile, itirazın iptaline, takibin devamnına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının hak ettiği, fakat kendisine ödenmemiş olan ve dolayısıyla tahsilini talep edebileceği herhangi bir alacağı bulunmadığını, müvekkili şirketten hiçbir alacağı olmadığını bildiği halde müvekkil şirket aleyhine icra takibi başlatan davacının %20’den az olmamak üzere haksız takip tazminatı ödemesi ile davanın reddini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflarca dayanılan deliller toplanmış, tarafların ticari defter ve kayıtları ile BA/BS formları,...sayılı icra takip dosyası celp edilmiş, dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Dosya kapsamından davacının davalı aleyhine 16.11.2023 tarihli, 7.075,68 Euro bedelli fatura alacağına dayalı olarak toplam 7.075,68-TL alacak üzerinden ... sayılı dosyasından 11.10.2024 tarihinde ilamsız icra takibine giriştiği ve davalının takibe itiraz ederek takibi durdurduğu, yasal sürede eldeki itirazın iptali istemli davanın ikame edildiği anlaşılmıştır.
Davacının ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu adrese göre İstanbul'da UYAP sisteminden yapılan görevlendirme kapsamında mali müşavir bilirkişi tarafından sunulan 09.05.2025 tarihli bilirkişi bilirkişi raporunda özetle; "...davacının 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterin açılış ve kapanış noter ve beratlarının süresi içinde yapıldığı, 6102 sayılı T.T.K 64-65-66 maddeleri hükümlerine göre sahibi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, fatura tutarı, tahsilat ve ödemelerin ticari defter kayıtlarında yer aldığının belirgin olması nedeniyle, söz konusu ticari defterlerin, HKM'nun ilgili maddelerine göre davacı şirket lehine delil teşkil edebileceğinin değerlendirilmesinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, takip konusu olan faturaya ait, davalı şirket tarafından davacı tarafa 6102 sayılı TTK.23/c maddesine uygun olarak yapılmış olan herhangi bir ayıplı hizmet ihbarının bulunmadığı, davacı düzenlemiş olduğu faturaların, karşı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinin belgelendirdiği ve bu nedenle 6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz edilmediğinden dolayı kabul edilmiş olduğu, rapor içeriğinde açıklandığı üzere, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan dava konusu olan faturadan 7.075,68 Euro'luk ana para tutarında alacaklı olduğu..." görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce dosya, davalının ticari defter ve kayıtlarının da incelenmesi ile tüm dosya kapsamından inceleme yapılması bakımından mahkememiz yargı çevresindeki bir başka mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından sunulan 25.06.2025 tarihli kök bilirkişi raporunda özetle; "...davacının bakiye alacağının 3.537,84 Euro olduğu, davacı vekili tarafından dava dilekçesi EK-2 olarak sunmuş olduğu cari muavin dökümünde de davacının bakiye alacağının 3.537,84 Euro olarak görüldüğü, ... sayılı dosyadaki takip alacağının faturanın tamamı olan 7.075,64 Euro üzerinden işleme konulduğunun görüldüğü ancak 02.11.2023 tarihinde yapılan 3.537,84 Euro peşin ödemeden sonra kalanın 3.537,84 Euro olması gerektiği..." yönünde, aynı bilirkişi tarafından sunulan 12.08.2025 tarihli ek bilirkişi raporunda ise, "...davalı şirket tarafından virman işlemine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge paylaşımında bulunulmadığı, davalı şirket muhasebe kayıtlarına göre davacının bakiye alacağının 3.537,84 Euro olduğu, davacı tarafından ekte sunulan 06.05.2024 tarihli virman talep işlemine ilişkin belgenin doğru ve geçerli olduğu kabulüyle; davacının bakiye alacağının 7.075,64 Euro olacağı..." yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Davacı tarafından taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen fatura nedeniyle oluşan alacağın ödenmediği iddia edilmiş, davalı tarafından ise davacıdan takibe konu fatura kapsamında bir hizmet alınmadığından davacıya ödenecek bir borcun olmadığı savunulmuştur.
Kanunda aksine bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her birinin, hakkın dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle teslim olgusundan lehine hak çıkaracak taraf olan davacı taraf, akdi ilişkinin varlığı ile teslim olgusunu kanıtlama yükümü altında olup sonrasında davalı ödeme yaptığını ispat etmelidir.
Somut olayda; dosyaya mübrez bilirkişi raporu ile de ortaya konulduğu üzere, HMK md. 222 gereğince tarafların kesin delil niteliğini haiz ticari defter ve kayıtlarına göre icra takibine konu 16.11.2023 tarih ve 7.075,68 Euro bedelli faturanın her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına işlendiği görülmüştür. Davalının kendi ticari defterlerindeki bu kayıtlar, aleyhine delil oluşturur ve bu kayıtlara göre artık söz konusu faturaya konu malın davacıya teslim edildiğinin kabulü gerekir (Emsal: ...'nin, 23/03/2017 tarih ve ... sayılı ilamı). Dolayısıyla davacı, teslim olgusunu kanıtlamıştır. Tarafların ticari defter kayıtları arasındaki uyumsuzluğun, ödemelere dair olduğu, somut olarak, davalı tarafından 02.11.2023 tarihli 3.537,84 Euro bedelli ödemenin takip konusu faturaya dair bakiyeden düşüldüğü, davacı tarafından ise davalının, ilgili ödemenin ... şirketinin cari hesabına virman edilmesi talepli 06.05.2024 tarihli yazısına istinaden davalının değil ilgili şirketin cari hesabından düşüldüğü görülmüştür. Mahkememizce, HMK md. 31 kaspamında 04.11.2025 tarih ve 1 no.lu ara karar gereğince diyeceği de sorulan ve davalı tarafından yargılama sırasında içeriğine ve imzaya açıkça itiraz edilmeyen 06.05.2024 tarihli yazıya istinaden, 02.11.2023 tarihli 3.537,84 Euro bedelli ödemenin takip konusu 16.11.2023 tarih ve 7.075,68 Euro bedelli fatura alacağından mahsup edilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Buna göre, dosyaya mübrez bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamalar da nazara alınarak davalının icra takibine itirazının, 7.075,64 Euro üzerinden haklı olmadığı anlaşılmakla, davalının... sayılı takibe itirazının 7.075,64 Euro asıl alacak için iptaline, takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı işletilmek suretiyle devamına, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. Davacının icra inkar tazminatı istemine gelince; itirazın iptâli davasında İİK'nın 67/2. maddesi hükmünce borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için alacağın likit ve borçlunun itirazının da haksız olması gerekir. Somut olayda davalının takibe itirazının haklı olmadığı ve takibe konu alacağın muayyen ve likit nitelikte bulunduğu değerlendirilmekle davacı lehine hüküm altına alınan 7.075,64 Euro asıl alacağın takip tarihindeki Euro efektif satış kuru karşılığı olan 264.914,08 TL'nin %20'si 52.982,82 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir (Emsal: ....'nin 25.09.2025 tarih ve ... sayılı ilamı). Son olarak, hükmedilen nisbi vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının ise, yabancı paranın dava tarihindeki kur üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre hesaplanması suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiş (Emsal: ....'nin 25/02/2020 tarih ve ...sayılı kararı) ve böylece aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; davalının ... sayılı takibe itirazının 7.075,64 Euro asıl alacak için iptaline, takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı işletilmek suretiyle devamına, fazlaya dair istemin reddine,
2-Hüküm altına alınan 7.075,64 Euro asıl alacağın takip tarihindeki Euro efektif satış kuru karşılığı olan 264.914,08 TL'nin %20'si 52.982,82 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 18.084,87-TL harcın peşin alınan 4.552,35-TL harçtan mahsubu ile bakiye 13.532,52-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin 4.599,80-TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 0,2-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 45.000,00-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 1,50-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 4.552,35-TL peşin harç, 615,40-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 5.167,75-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
8-Davacı tarafından yapılan 345,00-TL tebligat gideri, 52,50-TL müzekkere gideri, 12.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.397,50-TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre belirlenen 12.396,87-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair e-duruşma sistemi üzerinden davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.
23.12.2025
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.