İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, marka hakkı ihlali ve haksız rekabet iddiasıyla açılan maddi-manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı şirketin tescilli markasına yönelik marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddiasıyla açtığı davada, davalının işyerinde kullandığı ibarenin davacının markasındaki ayırt edici balık figürü ve renk kombinasyonlarından farklı olduğu, ortak ... kelimesinin deniz ürünleri sektöründe düşük ayırt ediciliğe sahip olduğu ve davalının fiili kullanımlarında yer alan diğer unsurların yeterince ayırt edici kılındığı gerekçesiyle, ilk derece mahkemesi tarafından marka hakkına tecavüzün hukuki koşullarının oluşmadığına karar verilmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: 2024/586 KARAR NO: 2026/824İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ: 26/01/2024NUMARASI: 2022/227 E. - 2024/15 K.DAVANIN KONUSU: Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, kaldırılması ile maddi ve manevi tazminatİSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 05/03/2004 tarihinden itibaren koruma altına alınan ...kod numaralı 05, 29, 30, 43. sınıfta tescilli "... ..." ve 12/01/2021 tarihinden itibaren koruma altında bulunan ... kod numaralı "... ..." ibareli markası bulunduğunu, buna ek olarak müvekkilinin kurum nezdinde "..." ibareli birçok tescilli markası bulunduğunu, müvekkilinin tescilli markasını, kendisine ait iş yerinde işletme adı olarak "... ..." şeklinde uzun yıllardır kullandığını, davalının, müvekkilinin markasının aynısını/benzerini restoran tabelasında kullandığını, davalının açmış olduğu işletmede, müvekkiline ait tescilli markayı hiçbir onay ve izni olmadan hukuka aykırı bir şekilde haklarına zarar verecek şekilde kullandığını, açıklanan nedenlerle, davalının davacı markasına yönelik haksız eyleminden dolayı tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması ve kaldırılmasına, davalı firmanın markaya vaki tecavüzü nedeniyle; tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması ve kaldırılmasına yönelik karar ile birlikte; her türlü yayın, tanıtım malzemesi, mal, ürün Ambalaj, tabela, afiş, brosür, reklam, ilan ve internet üzerinden tanıtım kullanımlarının önlenmesine, durdurulmasına, toplanmasına ve imhasına, davalı firmanın işletmesine asmış olduğu "... ..." tabelalarının sökülmesine, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminata ve 10.000,00 TL manevi tazminata, dava tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının marka olarak kullandığı isimlerde ... ibaresinin bulunduğunu ve bu ismin çağrıştırdığı hiçbir şey olmaksızın sadece marka olarak kullanıldığının görüldüğünü, ayrıca zincir olarak ülkenin farklı yerlerinde bulunan bir marka niteliği taşımadığını, sadece İstanbul ilinde var olan bir işletme olduğunu, dava dilekçesinde markanın reklamlarının belirtildiğini, dava konusu markanın ülke içerisinde çok fazla kullanılan bir ibare olduğunu, farklı bölgelerde bu ismin kullanılmış olmasının tek başına marka itibarını ve kaybını gösteren bir nitelik olmadığını, açılan davanın haksız olduğunu, her ne kadar davacının markasını kullandığı iddia edilse de bu hususun doğru olmadığını, ortada hukuka aykırı hiçbir eylem ya da isim bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde bu ibareyi bilinçli kullandığı iddia edilse de bu hususun doğru olmadığını, dava dilekçesinde örnek olarak paylaştıkları sosyal medya sitelerinde ... ... ile birlikte ... yazması normal olduğunu, çünkü ...arama motoru, ..., ... gibi siteler şahıs haricinde bir işletme söz konusu olduğunda harita ile eşlenik olması nedeniyle bölge ismiyle işletmeyi gösterdiğini, hatta davacının koymuş olduğu ... internet adresi uzantısında balıkesir-burhaniye-... mah. şeklinde ibare bulunduğunu, bu uzantı dahi söz konusu ibarenin işletmenin bulunduğu yeri tarif eder nitelikte olduğunun somut göstergesi olduğunu, ... ibaresinin özel isim niteliğinde olmadığını, işletmenin bulunduğu bölgenin adı niteliğinde olduğunu, açıklanan nedenlerle haksız ve hukuka aykırı açılan davanın reddi ve tüm taleplerin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2022/227 E. 2024/15 K. 26/01/2024 tarihli kararı ile; "Somut olayda her ne kadar taraf markaları arasında "..." kelimesinin ortak olmasından dolayı kısmi bir benzerlik bulunsa da, davacı markasında "hareket halindeki balık" figürünün yerleşim yeri ve boyutu itibariyle dikkat çekici ve akılda kalıcı olduğu, renk kombinasyonlarının farklı olduğu, davalının fiili markasal kullanımlarında "..." kelime unsurunun daha büyük ve ön planda yer aldığı, "..." kelimesinin, "...", "...", "..." gibi kelime unsurları ile birlikte ve göreceli olarak daha küçük ve geri planda konumlandırıldığı, ortak olan "..." ibaresinin taraf markalarının fiili olarak kullanıldıkları deniz ürünlerinin servis edildiği "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" bakımından yüksek bir ayırdediciliğe sahip olmadığı, zayıf olduğu, davalının fiili markasal kullanımlarında yer alan ve ön planda bulunan diğer unsurların davalı markasını ayırdedici kılmaya yeterli olduğu bu itibarla marka hakkına tecavüzün hukuki koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının davasının REDDİNE" karar vermiştir.İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı işyerinde bulunan ve sanal ortamda yapılan paylaşımlarda "..." markasının ön plana çıkartılarak kullanıldığını ve bu suretle ihlale sebebiyet verildiğini, dosyaya sunulan delillerde bariz bir şekilde ... ibaresinin kullanıldığının açık olduğunu, bunların içinde tuzluk, tabela vesair her yerde ... ibaresi net bir şekilde kullanıldığını, davacı tescilli markaları içerisinde "..." kelimesi geçtiğini, "..." kelimesi tek başına TPE nezdinde tescilinin yaptırıldığını, müvekkili adına tescilli olan bir markanın 6769 sayılı yasa kapsamında hukuki ve caza-i koruma altında olacağından hiçbir şüphe bulunmadığını, mahkeme her iki taraf markasında ... kelimesinin ortak olduğunu ve kısmi benzerlik olduğu hususunu kararında belirttiğini, ancak markanını zayıf olduğunu belirterek ihlalin olmadığı sonucuna vardığını, Yasa kapsamında bir marka zayıfta olsa hukuki koruma altında olduğunu belirterek mahkemece verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemece tarafların ve bilhassa davacının bütün iddiaları titizlikle incelendiğini, iddiaların tamamı usul ve yasaya uygun şekilde araştırıldığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğunu belirterek davacının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davacıya ait "..." esas unsurlu markalarından doğan h aklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dava tarihi itibari ile yürürlükte olan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir.Anılı kanuni açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; markasal kullanımlar arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik olup olmadığının tespitinde işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmekte olup davacının en eski tarihli markasının ...tescil numaralı (29,30,43. sınıflarda tescilli) "... ... + ..." ibaresinden oluştuğu, sonraki markalarda aynı ... ve ... ibaresi aynı olmak üzere seri şekilde markalarının 43. sınıflarda tescilli bulunduğu görülmüştür. Davalının fiili markasal kullanımlarının ise "... ... ..." unsurlarından oluştuğu, 43. sınıfta faaliyet gösterdiği, davacının tescilli markalarında yer alan ''...'' ve ''...'' ibarelerinin tescilli olduğu sınıf yönünden zayıf ibare oldukları ve ayırt edicilik vasfının düşük olduğu, davalının markasal kullanımlarında "..." kelime unsurunun daha büyük şekilde ve ön planda yer aldığı, "..." kelimesinin, "...", "...", "..." gibi kelime unsurları ile birlikte ve daha küçük ve geri planda konumlandırıldığı, davacı markalarından renk, şekil ve yazı stili unsurları itibari ile farklılaştığı, davalının fiili markasal kullanımlarında yer alan ve ön planda bulunan unsurların markayı davacının markasından ayırt edici kılmaya yeterli olduğu, bu nedenle ortalama tüketici nezdinde taraflar arasında idari veya ekonomik bir bağlantı kurulamayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Böylece ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy ..... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin .../01/2024 tarih ve 2022/... E. 2024/.. K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2026