Ticari satış ilişkisinden kaynaklanan alacak davasında, avans ödemesine rağmen teslim edilmeyen veya yetkisiz üçüncü kişiye teslim edilen malların bedelinin tahsili talebinin ilk derece mahkemesince kabulüne dair istinaf kararı.
Özet: Davacı, ticari mal alımı için davalıya yaptığı avans ödemesine karşılık, malların bir kısmının yetkisiz üçüncü bir kişiye teslim edilmesi nedeniyle uğradığı zararın tahsilini talep etmiş; ilk derece mahkemesi, davacının davalıya toplam 572.375,40 TL ödeme yaptığını, 327.053,54 TL değerinde mal teslim alındığını, bakiye 245.321,86 TLlik malın davacıya teslim edildiğini davalının ispat edemediğini, ayrıca davalının malları üçüncü kişiye teslim etme yetkisinin bulunduğunu veya önceki teslimatları kanıtlayamadığını tespit ederek, davayı taleple bağlılık ilkesi uyarınca 200.303,86 TL üzerinden kabul etmiş ve bu miktara dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına hükmetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2337
KARAR NO:2026/1141
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:04/10/2022
NUMARASI:2021/589 Esas 2022/821 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari satım ilişkisinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalıdan satın alacağı mal bedelini avans olarak davalıya ödediklerini, ürünlerin tesliminin ise ileri bir tarihe bırakıldığını, dava dışı ... ... aracılığıyla bu anlaşmanın yapıldığını, kendisinin ne şirket çalışanı ne de şirket yetkilisi olduğunu, davalının, ... ...’in bakiye ödemeyi yapması sonrasında malları ona teslim ederek kendilerini zarara uğrattığını, ... ...’in malları teslim aldığını kabul ettiğini ve ürünleri ütüye verdikten sonra getirip teslim edeceğini bildirdiğini, fakat ürünleri teslim etmediğini, ... ... hakkında dolandırıcılık suçundan soruşturmanın mevcut olduğunu iddia ederek, dava değeri miktarınca doğan zararlarının tahsiline ilişkin açtıkları iş bu davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; ... ...’in şirket çalışanı ve yetkilisi gibi hareket ettiğini, komisyoncu olduğu yönünde bir bilgilerinin bulunmadığını, ... ...’e daha önce de mal teslimi gerçekleştirildiğini, davacı ile ... ... arasında komisyon ilişkisinin bulunmadığını, zira ürünleri teslim alan ... ...’in malları ütüye götürmesinin de davacı ile arasındaki ilişkinin komisyon ilişkisinden ibaret olmadığını gösterdiğini iddia ederek, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " ...Davacı tarafça davalıya yapılan ödemelerin 472.406,60-TL bedelli kısmının davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, kaydedilmeyen 54.950,80-TL bedelli ödemenin banka aracılığıyla davalıya yapıldığının sabit olduğu görülmekle, davacı tarafça toplam 572.375,40-TL ödemenin davalıya yapıldığı, ödemenin davalı kabulünde olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça düzenlenen ve toplam bedeli 327.053,54-TL bedelli iki faturanın davacı defterlerinde kayıtlarının bulunduğu dolayısıyla söz konusu faturalara ilişkin malların davacıya teslim edildiği kabul edilmiştir.Taraf defter kayıtları arasındaki uyuşmazlığın; davalının, davacının banka aracılığıyla yaptığı 54.950,80-TL ödemeyi defterine kaydetmemesi ile davalıca düzenlenen 145.519,20-TL bedelli faturanın davacı defterlerinde yer almamasından kaynaklandığı görülmektedir.Davalıca düzenlenen 16.10.2019 tarihli ve 145.519,20-TL bedelli faturanın ise davacı tarafça defterlerine kaydedilmemesi, işbu faturaya ait sevk irsaliyesinin imzasız oluşu ve mal tesliminin davacı tarafça inkar edilmesi çerçevesinde söz konusu malların teslim edildiği hususunda ispat yükü davalı üzerindedir. İlgili faturaya ilişkin sevk irsaliyesinin imzasız olması kapsamında söz konusu malların davacıya teslimi ispat edilememiştir. Bu halde, davacının davalıya yaptığı toplam 572.375,40-TL ödemesine karşılık 327.053,54-TL bedel karşılığı ürün teslim aldığı; 245.321,86-TL karşılığı ise herhangi bir ürün teslim almadığı kabul edilmiştir.Davalı, ... ...’e daha önce mal teslimi yapıldığını iddia etmiş olsa da; bilirkişi incelemesi neticesinde ... ...’e daha önce yapılan bir teslimata ilişkin sevk irsaliyesi tespit edilmemiş olup; bilirkişi itiraz dilekçesi ile de davalı tarafça iddiasını ispata yarar herhangi bir belge dosyaya sunulmamıştır, hali hazırda, tarafların kabulü dışında, ... ...’e mal teslim edildiği hususunu ispata yarar hiçbir delil de dosyada bulunmamaktadır.Sonuç olarak; taraf defter ve banka kayıtlarından, davacının davalıya 572.375,40-TL ödeme yaptığı, ödemeye karşılık 327.053,54-TL bedel karşılığı ürün teslim aldığı, bakiye miktar olan 245.321,86-TL karşılığı ise davacıya mal teslimi gerçekleştirildiği hususunun ispata muhtaç olduğu anlaşılmıştır. Malların dava dışı ... ...'e teslim edildiği yönünde tarafların ortak bir kabulü mevcut olsa da, davalının ... ...'in davacı tarafından mal teslimi hususunda yetkilendirildiği iddiasını tanık delili ile ispat etmesi mümkün olmamakla, daha önce de ... ...'e mal teslim edildiği iddiasını da ispata yarar delili dosyaya sunmadığı görüldüğünden, bakiye avans ödemesine ilişkin malların davacıya teslim edilmediği anlaşıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.Bu kapsamda; davacının davasının, taleple bağlılık ilkesi uyarınca 200.303.86-TL üzerinden kabulü ile tarafları tacir ve işin ticari olması nedeniyle söz konusu alacağa avans faizi işletilmesine, faiz başlangıç tarihinin ise davalının temerrüde düşürülmemiş olması sebebiyle dava tarihi olarak belirlenmesine karar verilmiştir." gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının sabit görülen 200.303,86 TL alacağının dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece bilirkişi raporu üzerinden yapılan tespitler dikkate alınarak hareket edildiğini, davacı yan ikrarlarının dikkate alınmadığını, davacı şirketin talebinden, dava dışı ... ... tarafından dolandırılmak suretiyle yaşamış olduğu mağduriyeti müvekkiline yükleterek zararını tazmin etme çabası içine girdiğinin anlaşıldığını, aradaki satış sözleşmesine istinaden süreç içerisinde işbu ticareti bizzat kuran kişi olarak ... ...'in her iki taraf açısından muhatap alınarak hareket edildiğinin dosya kapsamında davacının beyanlarıyla sübut bulduğunu, davacının yalnızca şirket yetkilisi olmadığı gerekçe gösterilerek sözleşmede aracılık yaparak ticareti bizzat kuran şahsın, teslim edilmiş olan malı kendilerine teslim etmemesi neticesinde husumeti müvekkili firmaya yönelttiğini, davanın aydınlatılması gerektiğini, iddiaları kabul etmemekle birlikte müvekkilinin dava dışı ... ...'e malı teslim etmesinde kusuru bulunduğunun tespiti için de davacı şirketin yapmış olduğu şikâyet doğrultusunda yürüyen soruşturma ve akabinde kovuşturma aşamasında aydınlatabilecek olduğundan savcılık dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkili firmanın üzerine düşen yükümlülüğü kusuru olmaksızın ifa ettiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davacı tarafından satın alınan malların, dava dışı ve davacı tarafından şirket yetkilisi ya da çalışanı olmadığı iddia edilen ... ...’e teslim edilmesi nedeniyle, davalıya yapılan ödemenin geri tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Komisyon sözleşmesi TBK'nın 532 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup alım ve satım komisyonculuğu, komisyoncunun ücret karşılığında, kendi adına ve vekalet verenin hesabına kıymetli evrak ve taşınırların alım veya satımını üstlendiği sözleşmedir.Simsarlık sözleşmesi ise TBK'nın 520 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Yasal düzenlemeye göre simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir.Davacı, davalıdan satın alacağı mal bedelini avans olarak davalıya ödediklerini, ürünlerin tesliminin ise ileri bir tarihe bırakıldığını, dava dışı ... ... aracılığıyla bu anlaşmanın yapıldığını, kendisinin ne şirket çalışanı ne de şirket yetkilisi olduğunu, davalının, ... ...’in bakiye ödemeyi yapması sonrasında malları ona teslim ederek kendilerini zarara uğrattığını ileri sürmektedir.Davalı ise, ... ...’in şirket çalışanı ve yetkilisi gibi hareket ettiğini, komisyoncu olduğu yönünde bir bilgilerinin bulunmadığını, ... ...’e daha önce de mal teslimi gerçekleştirildiğini savunmaktadır. Alım satıma konu malların dava dışı ... ...'e teslim edildiği her iki tarafın da kabulündedir.Eldeki davada Mahkemece yapılması gereken; hâkimin aydınlatma ödevi kapsamında, ceza dosyasında bulunan müşteki dilekçesinde de davacının ... ile ilişkisini benimsemesi nedeniyle, davacı ile dava dışı ... arasındaki ilişkinin hukuki niteliğinin (temsilci, komisyoncu yahut simsar) açıklığa kavuşturulması gerekir. Bu kapsamda, davacıdan ... ile ilişkilerinin ayrıntılarının her iki taraftan sorulması, ...'ın yaptığı işin tarafları bir araya getirmek mi, yoksa komisyon ilişkisinde olduğu gibi davacı adına ve hesabına sözleşme yapmak mı olduğu; ilişkinin hukuki niteliği belirlendikten sonra, davalı tarafnıdan ...'a yapılan teslimin geçerli bir ifa sayılıp sayılmayacağının belirlenmesinden ibarettir.Bu tespitlerin daha sağlıklı yapılabilmesi için ceza dosyasının akıbeti de sorulup, tam bir örneği dosyaya kazandırılarak değerlendirilmelidir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 11.06.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir.