3402 Sayılı Kanun Uygulama Kadastrosu Sonrası Oluşan Taşınmaz Yüzölçümü ve Sınır Uyuşmazlıkları ile İlgili Temyiz.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanunun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu neticesinde taşınmazlarının yüzölçümlerinde azalma olduğunu veya sınırların hatalı tespit edildiğini iddia eden davacıların, tapu kayıtlarının düzeltilmesi, uygulama kadastrosunun iptali veya zarar tazmini talepleriyle açtıkları davalar ile; bu kadastro çalışmalarının usulüne uygun yapıldığını ya da davacıların taleplerinin mesnetsiz olduğunu savunan davalılar arasında olup, ilk derece mahkemesi, çekişmeli taşınmazlarda belirgin veya sabit sınır tespit edilemediği durumlarda yenileme kadastrosu uygulama yönetmeliğine göre eski pafta sınırlarının geçerli olacağını belirtmiştir.

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1490 E., 2024/675 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Giresun 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/106 E., 2023/308 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dava dosyasının davacısı ... vekili ve birleşen dosya davacısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. ........ ili ........ ilçesi ........ Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 725 parsel sayılı 30.540,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1 08... parsel numarasıyla 30.399,36 m² yüzölçümlü olarak ve davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 727 parsel sayılı 9.360 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1 08... parsel 9.796,81 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 1 08... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davacının taşınmazı 22.06.2005 tarihinde 30.540,00 m² olarak satın aldığını, 19.01.2012 tarihinde yapılan kadastro güncelleme çalışması neticesinde davalı adına kayıtlı olan 1 08... parsel lehine müvekkilinin adına kayıtlı taşınmazda 140,60 m² azalma olduğunu, müvekkilinin bu durumu, davalı tarafından müvekkilinin aleyhine 01.10.2018 tarihinde açılan Giresun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/594 Esas, sayılı davasında alınan bilirkişi raporları ile öğrendiğini, tapu kayıtları ve kadastro kayıtlarının birbiri ile uyumlu olmadığını, müvekkilinin taşınmazının sınırlarının doğal sınır olduğunu ve hiçbir doğa olayı ile bozulmadığını ileri sürerek, müvekkilinin taşınmazının sınırlarının 19.01.2012 tarih öncesindeki yüzölçümü ile tapuya tesciline karar verilmesini bu talebinin kabul edilmemesi halinde ise davalı lehine müvekkilinin aleyhine 1 08... parseldeki azalmanın rayiç değerinin, yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen dava dosyasının davacısı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu 1 08... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının ise davacının taşınmazına sınır olan 1 08... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, güncelleme kadastrosunda davacının kullanımında olan ve 159 parsel ile 158 parsel arasındaki tel ile çevrili alanın tapuda davalı adına tescil edildiğini, güncelleme çalışmasıyla yapılan ölçümün yanlış olduğunu, sabit sınırların dikkate alınmadığını, taraflara ait taşınmazlar arasındaki sınırın yanlış tespit edildiğini ileri sürerek, müvekkilinin kullanımında olan ancak davalı adına tescil edilen uygulama kadastrosunun iptali ve iptal edilen kısmın müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, güncelleme çalışması sonucu davalının kullanımında olan ve 159 parsel ile 158 parsel arasındaki tel ile çevrili alanın tapuda davacı adına tescil edildiğini, güncelleme çalışmasında sabit sınırların dikkate alınmadığını, bu nedenle davalı tarafından davacı aleyhine Giresun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/594 Esas sayılı dosyası ile tapu iptal ve tescil davası açıldığını ve mahallinde yapılan keşif ve sonrasında alınan bilirkişi raporu ile müvekkiline ait taşınmazın bir kısmının davacıya ait taşınmaz içerisinde olduğunun anlaşıldığı belirterek, davanın reddini savunmuştur.2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, açılan davanın niteliği gereği sınır tapu malikleri arasında görülmesi gerektiğini ve Kadastro Müdürlüğünün tapuda malik olmadığını belirterek, davanın husumetten reddini savunmuştur.3. Davalı ... cevap dilekçesinde; uygulama kadastrosu çalışmalarının usulüne uygun olduğunu ve davacı tarafından kendi taşınmazına müdahale eder şekilde yaptırılan çit ve duvarın kendisini mağdur ettiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " birleşen dava dosyasında alınan 21.11.2019 tarihli raporun hükme esas alınamayacağı, asıl dava dosyasında alınan 01.02.2023 düzenleme tarihli raporunda ise tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe yakın tarihli hava ve ortofotolar incelenerek çekişmeli taşınmazların sınırlarının belirgin olmadığı belirlenmiş, taşınmazların sınırları arasında sabit sınır olmadığı anlaşılmış, yenileme kadastrosunun zemindeki sınırlara göre yapıldığı, zeminde sabit sınır tespit edilemediği, zeminde sabit sınır tespit edilememesi durumunda ise yenileme uygulama yönetmeliğine göre eski pafta sınırlarının geçerli sınır tipi kabul edilerek sınırlandırma yapılması gerektiği, 01.02.2023 tarihli kök raporda ilk tesis haritasının zemini yansıtmadığı belirtilmiş ise de 21.03.2023 düzenleme tarihli raporda dava konusu 1 08... ve 159 parseller arasında sabit sınır olmadığı ancak eski paftanın sayısallaştırılarak yapılan dönüşümle elde edilen sınırlara en yakın durumu yansıtan sınırın asıl dava davacı tanık beyanları ile gösterilen sınırlar olduğu, bu sebeple bu tanıkların belirttiği sınırların geçerli sınır olarak kabul edilerek, 01.02.2023 tarihli kök rapora ekli krokide (B) harfi ile gösterilen mavi renkle taralı 304,96 m² kısmın 1 08... parselden düşülerek 1 08... parsele eklenmesi, (C) harfi ile gösterilen yeşil ile taralı olan 106,06 m² kısmın da 1 58... nolu parselden düşülerek dava konusu 1 08... parsele eklenmesi gerektiği, asıl davada dava Kadastro Müdürlüğüne karşı açılmış ise de asıl dava davacısına ait eksilmenin düzeltme yapılan kişinin taşınmazındaki yüzölçümünden kaynaklandığı görüldüğü" gerekçesiyle asıl dava ve birleşen davanın kabulüne, davalı ... Müdürlüğüne karşı açılan davanın husumet nedeni ile reddine, 1 08... parsel sayılı taşınmazda yer alan fen ve harita bilirkişilerinin 01.02.2023 düzenleme tarihli rapora ekli krokisinde (C) harfi ile ve yeşil renk içerisinde gösterilen 106,06 m²lik kısmın tapu kaydının 1 08... parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline, 1 08... parsel sayılı taşınmazda yer alan fen ve harita bilirkişilerinin 01.02.2023 düzenleme tarihli rapora ekli krokisinde (B) harfi ile ve mavi renk içerisinde gösterilen 304,96 m²lik kısmın tapu kaydının 1 08... parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl davanın davacı/birleşen dosyanın davalısı ... vekili ile asıl davanın davalısı/birleşen dosyanın davacısı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmazlar arasında Kadastro Kanunu ve ilgili Yönetmeliğin kabul ettiği manada sabit bir sınır bulunmamaktadır. Her ne kadar yenileme kadastrosunda tel örgü sabit sınır olarak alınmış ise de, mahallinde yapılan keşifte tel örgünün bir kısmının yerinde olmadığı, kaldı ki bu tel örgünün tesis kadastrosuna yakın tarihli hava fotoğraflarında da görülmediği, dolayısıyla sabit sınır olarak kabul edilemeyeceği açıktır. Bu durumda, tesis kadastrosu sınırlarının geçerli sınır olarak kabul edilip edilemeyeceği hususunun tartışılması gerekir. Bilirkişi kurulu raporunda, tesis kadastrosunun grafik yöntemle yapıldığı, dolayısıyla herhangi bir koordinat değeri bulunmadığı, hemen hemen taşınmazların tüm sınırlarında farklılıklar olduğu, tesis sınırlarının zeminle uyuşmadığı, herhangi bir veri ve koordinat bulunmadığı için tesis sınırlarının tespiti ve çakıştırma yapılmasının sağlıklı sonuç vermeyeceği belirtilmiştir. Tesis kadastrosu 1953 yılında yapılmış olup, mahallinde yapılan keşifte dinlenen tanık ve mahalli bilirkişilerin biri hariç tamamı yaşları itibarıyla tesis kadastrosunu bilebilecek durumda değildir. Sadece davacı tanığı ... 1931 doğumlu olup, onun tarafından gösterilen sınır da krokide mavi çizgiyle gösterilmiştir. Nitekim, bilirkişi kurulu raporunda, tesis sınırlarının geçerli sınır olarak alınması gerektiği ancak bu sınırların mevcut verilerle kesin olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığı, buna karşılık yaşı itibariyle tesis kadastrosunu bilebilecek durumdaki tek kişi olan davacı tanığı ...'ın gösterdiği sınırların tesis sınırına en yakın sınırlar olması sebebiyle geçerli sınır olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiş ve Mahkemece de bu sınıra göre karar verilmiştir. Kaldı ki, adı geçen davacı tanığı sınırda bulunan taşın sınır olduğunu ve tesis kadastrosu sırasında zeminde bulunduğunu belirtmiştir. Nitekim, söz konusu taş, bilirkişi kurulu raporunda belirtilen ve Mahkemece de hükme esas alınan mavi çizgili hat üzerinde bulunmaktadır. Dolayısıyla, yerel mahkemece verilen kararda herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Her ne kadar asıl dosyada davacı vekili davalı ... lehine hükmedilen vekalet ücretinin kaldırılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, uygulama kadastrosuna itiraz davalarında husumetin lehine sınır değişikliği yapılan parsel maliklerine yöneltilmesi gerektiği, bu taşınmazın bilinememesi halinde ise Kadastro Müdürlüğü hasım gösterilerek dava açılabileceği, somut olayda ise davacı tarafın sınır değişikliğinin hangi taşınmazdan kaynaklandığını bilerek bu taşınmazın malikini dava dilekçesinde davalı olarak gösterdiği, dolayısıyla Kadastro Müdürlüğü hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ve anılan kurum lehine vekalet ücreti takdir edilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar eldeki davanın niteliği gereği harcın ve vekalet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerekirken nisbi olarak takdir edilmesi isabetsiz ise de, harcın ve vekalet ücretinin miktarına ya da fazla olduğuna yönelik tarafların herhangi bir istinaf başvurusu bulunmadığı" gerekçesiyle asıl davanın davacı/birleşen dosyanın davalısı ... vekili ile asıl davanın davalısı/birleşen dosyanın davacısı ... vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Asıl davanın davacısı/birleşen davanın davalısı ... vekili temyiz dilekçesinde; birleşen dosya davacısı ve Hazine vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının usul ve kanuna uygun olmadığını, dava sonucunda işlem yapacak idarenin Kadastro İl Müdürlüğü olması nedeniyle Kadastro İl Müdürlüğünün de davaya dahil edildiğini, davanın kabul edilmiş olması nedeniyle Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin yasal dayanağı olmadığını, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşfin mevcut davayı çözecek mahiyette olmadığını, mahalli bilirkişilerin birleşen dosya davacısının aile fertleri olduğunu, müvekkili tarafından dava konusu taşınmazın satın alındığı 22.06.2015 tarihinde taşınmazın yüzölçümünün 30.540,00 m² iken 19.01.2012 tarihinde yapılan güncelleme sonucunda müvekkili adına kayıtlı olan taşınmazın yüzölçümünde azalma olduğunu, davacının taşınmazı satın aldığı sınırlar dahilinde kullandığını ve İlk Derece Mahkemesince yapılan değerlendirmenin tamamen yanılgıya dayalı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararın bozulmasını talep etmiştir.2. Asıl davanın davalısı/birleşen davanın davacısı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, asıl davanın reddine, birleşen dava kapsamında verilen kararın kaldırılarak asıl dosya davacısı taşınmazından iptal edilerek birleşen dosya davacısı taşınmazına eklenmesine karar verilen kısmın daha önceki bilirkişi raporunda belirlenen m² üzerinden karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, zeminde sabit sınırların tespit edilemediği durumlarda yenileme uygulama yönetmeliğine göre eski pafta sınırlarının geçerli sınır tipi olarak kabul edilerek sınırlama yapılması gerektiğinin öngörüldüğünü, birleşen dosya davacısına ait taşınmazla asıl dosya davacısına ait taşınmaz arasında sabit sınır bulunmadığını ancak en yakın durumu yansıtan sınırın davacı tanığı ... ve ... tarafından gösterilen sınırın yenileme kadastrosu için geçerli bir sınır olabileceği yönünde görüş bildirildiğini ancak dosya kapsamında dinlenen tanıkların tamamına yakınının dava konusu yapılan ve tel ile çevrili olan alanı satın aldıktan sonra birleşen dosya davacısı ve birleşen dosya davacısına satmadan önce ise bu alanı birleşen dosya davacısına satan amcasının kullandığının belirtildiğini, birleşen dosya davacısının davadan önce kadastro müdürlüğünden almış olduğu kroki ile işbu dosya kapsamında bilirkişiler tarafından hazırlanan kroki çakıştırıldığında tam anlamıyla birbiriyle örtüşmediğinin açıkça anlaşıldığını, bu nedenle asıl davanın reddi gerektiğini, asıl dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile birleşen dosyada alınan bilirkişi raporu arasında çelişki olduğunu, birleşen dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda birleşen dosya davacısının zeminde kullandığı kısım kroki 3'de (A) harfi ile gösterildiği ve bu alanın 970,57 m² olduğunu, bu alanın içinden tesis kadastrosundan sonra tescilsiz yol geçirildiğini yolunda kroki 3'de (B) harfi ile gösterildiği bu alanın da 242,53 m² olduğunu, belirtilen bu yolun alt tarafının (A) harfi ile gösterildiği ve bu alanın 156,35 m² olduğunu, belirtilen bu yolun üst tarafının (C) harfi ile gösterildiği ve bu alanın 571,69 m² olduğunu, davanın kabul edilmesi halinde (A) harfi ile gösterilen 971,21 m² miktarın davalının parselinden düşülüp davacının parseline eklenmesi durumunda davacının parselinin 10.767,38 m² olacağı ve davalının parselinin ise 29.428,83 m² olacağını ancak kroki 4 'de (B) harfi ile gösterilen 519,96 m² alanın dava dışı 1 08... parsel sayılı taşınmaz içinde olduğunu, krokide (C) harfi ile gösterilen 58,39 m² alanın ise asıl dava davacısı ve birleşen dava davalısının parselinde kaldığının dolayısıyla da birleşen davanın da belirtilen bu m²ler üzerinden kabul edilmesi gerektiğini belirterek, asıl davanın reddine, birleşen dava kapsamında verilen kararın kaldırılarak asıl dosya davacısının taşınmazından iptal edilerek birleşen dosya davacısı taşınmazına eklenmesine karar verilen kısmın daha önceki bilirkişi raporunda belirlenen m² üzerinden karar verilmesini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.1. Davanın esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, davacıların davalarını ispat ettiği gerekçesiyle yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; dosya kapsamında bulunan fen bilirkişi raporunda yer alan hava fotoğraflarının incelenmesinde dava konusu 1 08... ve 159 parseller arasında sabit sınır bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca somut verilere dayanmayan tanık beyanlarında geçen taşın sabit sınır olarak kabul edilerek hüküm kurulması doğru olmamıştır. O halde, İlk Derece Mahkemesince tesis kadastro sınırları esas alınarak taşınmazların yüzölçümlerinin tespiti yönünde bilirkişilerden ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2. Vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bozma nedenine göre bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.VI. KARARYukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; Asıl dava dosyasının davacısı ... vekili ile birleşen dava dosyasının davacısı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,(2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.