Yargıtay, muris muvazaası iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, mirasçılardan mal kaçırma kastının ispat edilemediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararını onadı.
Özet: Mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığı iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesi murisin mal kaçırma kastıyla davalıya yaptığı taşınmaz devirlerinin muvazaalı olduğunu kabul ederek davanın kabulüne karar vermiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi, dinlenen tanık beyanları ve toplanan delillerle murisin mal kaçırma iradesinin ispat edilemediğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararını kaldırıp davanın reddine karar vermiş ve Yargıtay da, davacının temliklerin mal kaçırma kastıyla yapıldığını ispat edemediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin davanın reddine dair kararını onamıştır.
1. Hukuk Dairesi         2025/5794 E.  ,  2026/3862 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/3567 E., 2025/1258 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/107 E., 2022/384 K.
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, muris annesi ...’un 21.09.2010 tarihinde 1 20... ve 1 20... parsel sayılı taşınmazlarını, 27.07.2016 tarihinde ise 1 20... parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını davalı oğlu ...’ya satış suretiyle devrettiğini, temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığını ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının miras payı oranında iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, çekişme konusu taşınmazların kendisine satışının davacının onayı ile yapıldığını, dava konusu taşınmazların satılmaması için davacı ve ailesinin borçlarını ödediğini, ödenen borç miktarının dava konusu taşınmazların değerinin çok üzerinde olduğunu bu nedenle murisin tarafların ortak kararı ile temlikleri yaptığını, davacının bu borçlara karşılık olarak miras paylarını devretmeyi teklif ettiğini, kendisinin de bu teklifi kabul ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, muris ...'nın taşınmazları satma ihtiyacı içerisinde bulunmadığı, herhangi bir hastalık veya acil ihtiyacının olmadığı, taşınmazları bedelinin çok altında oğlu olan davalıya temlik ettiği, murise davacının baktığı, davacı ve oğlunun borçlarının muris tarafından ödenmediği, paraya ihtiyacı olan murisin taşınmazları üçüncü kişilere daha yüksek bedelle satma imkanı var iken daha düşük bedelle davalıya satmasının bir izahı bulunmadığı, murisin malvarlığında önemli yer tutan üç taşınmazını davalıya temlik ettiği ve herhangi bir bedel almadığı, murisin dava konusu taşınmazları bedelsiz olarak diğer mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla davalıya devir ettiği ve devrin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu 1 20... ve 255 parsel sayılı taşınmazların 21.09.2010 tarihinde, 1 20... parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının 27.07.2016 tarihinde davalıya satış suretiyle devredildiği, yargılamalar sırasında dinlenen tanıkların devrin davacıdan mal kaçırma amacıyla yapıldığına dair beyanda bulunmadığı, tanıkların murisin davacı ile birlikte yaşadığını ve davacı ve oğlunun borçlarının davalı tarafından kapatıldığını ifade ettikleri, resmi akitte gösterilen bedel ile taşınmazların gerçek değeri arasında farkın tek başına muvazaayı kanıtlayamayacağı, muris muvazaası hukuksal sebebine dayalı olarak açılan davalarda murisin mirasçılardan mal kaçırma kastının ispatlanmasının esas olduğu, yargılamalar sırasında toplanan delillere göre murisin mal kaçırma iradesinin kanıtlanamadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle davacı tarafça temliklerin mal kaçırma kastı ile yapıldığı hususu ispat edilemediği anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.