Eski tapuya ve zilyetliğe dayalı olarak orman vasfıyla hazine adına tescil edilen taşınmazın tapu iptali ve tescili ile tazminat talebinin, kadastro kesinleşmesinden kaynaklanan hak düşürücü süre nedeniyle reddi.
Özet: Eski tapu kaydına ve uzun süreli zilyetliğe dayanarak, kadastro çalışmaları sonucu orman vasfıyla hazine adına tescil edilen bir taşınmazın tapu iptali ve kendi adına tescilini talep eden davacının başvurusu, ilk derece ve istinaf mahkemelerince, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin, kadastro tespitinin kesinleşmesinden dava tarihine kadar geçmiş olması nedeniyle reddedilmiş; mülkiyet hakkını süresinde aramadığı gerekçesiyle terditli tazminat talebi de kabul görmemiştir.

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1104 E., 2025/1019 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Şirvan Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/124 E., 2023/56 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. ...... ili ........ ilçesi ........... köyünde 6831 sayılı Orman Kanunu'na istinaden orman kadastrosunun yapılmadığı ve bu çalışma alanında yapılan kadastro çalışmalarında 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 3. maddesi ile değişik 3402 sayılı Kadastro Kanununun (3402 sayılı Kanun) 4. maddesinin 3. fıkrası gereğince oluşturulan kadastro ekibince sınırlandırılması taşınmazın tahdit görmemiş Devlet ormanı olduğu ve halende aynı vasıf itibarıyla Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve özel mülkiyete konu teşkil etmeyen yerlerden olduğundan 1 01... parsel sayılı taşınmaz 1.524.003,144 m² yüzölçümü ile orman vasfıyla Hazine adına itiraz edilmeksizin kesinleşerek, 29.01.2011 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; ...... ili ...... ilçesi ..... köyünde bulunan müvekkilinin elli yılı aşkın süredir nizasız fasılasız kendi ailelerinin zilyetliğinde olan ve dava dilekçesi ekinde sunulan tapu kayıtlarında ...... ili ...... ilçesi ...... (.....) köyü Kanizozanda Beja Dari mevkinde bulunan şarken: ...... tarlası, garben: dere, şimalen: ...... meşeliği, cenuben: ... tarlası ile çevrili olan 1 01... parselde bulunan taşınmaza malik olduğunu, tapu kütüğünde 27.10.1966 tarihli ve yevmiye no:31, cilt no:26, sahife no:90, sıra no:5 ile kaydedildiğini, bölgede 2013 yılında yapılan kadastro çalışması ile dava konusu 1 01... parselde bulunan taşınmazın sehven davalı ... İdaresi adına tespit edilerek tapu kütüğüne kaydedildiğini, müvekkilinin dava konusu taşınmazı halen ekip biçmekte ve değerlendirmekte olduğunu ileri sürerek, öncelikle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaline, müvekkili adına tesciline, tescilin mümkün olmaması durumunda tapu sicilinin tutulmasından dolayı Devletin kusursuz sorumluluğu gereğince müvekkiline tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın zamanaşımına uğradığını, bu nedenle reddedilmesi gerektiğini, dava konusu yerin memleket haritasında ve amenajman planında orman alanı olarak gözüktüğünü, orman sayılan yerlerin zaman aşımıyla kazanılması mümkün olmadığını, ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "3402 sayılı Kanun'un 12. maddesinde yer alan "kadastro tutanaklarının kesinleşmesi ve hak düşürücü süre" maddesi gözönüne alındığında dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmaz, davalı Hazine adına orman vasfıyla 29.01.2011 tarihinde itirazsız kesinleştiğinden, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 29.01.2011 tarihi ile dava tarihi olan 25.04.2022 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu anlaşılmakla, davacının tapu iptali ve tescil talebi davasının maddi hukuka ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, kadastro tespitinden sonra hak düşürücü süre içinde talep edilmediği dolaysıyla dayandığı mülkiyet hakkını süresi içinde elde etme yoluna gitmeyen davacının mülkiyet hakkının dayanağı olarak gördüğü tapu kayıtlarının uygulanmadığı iddiasıyla mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla tazminat talebinde bulunmasının da mümkün olmadığı" gerekçesiyle davacının tapu iptali ve tescili talebinin 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi gereğince hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle maddi hukuka ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine, davacının terditli talebi olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007. maddesi uyarınca tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; her ne kadar hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de eski tapu kaydınının dava dilekçesine eklenmiş olduğunu, 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesinin dördüncü fıkrasında; kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtlarının işleme tabi kayıt niteliğini kaybedeceği yolundaki düzenleme dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesince murise ait eski tapunun kadastro çalışmaları sırasında dikkate alınıp alınmadığı, başka bir söylemle muris adına eski tapu kaydıyla birlikte tesis kadastrosuyla yeni tapu kaydı oluşturulup oluşturulmadığının araştırılmadığı gibi, mahallinde keşif yapılarak müvekkiline dilekçeye ekledikleri tapu kaydı yer gösterme işlemi yaptırılıp fen bilirkişisine işaretlettirildikten sonra mahalli bilirkişi beyanları da alınarak dava dilekçesine ekli eski tapu kaydının hali hazırda 1 01... parsel olarak tapuya kayıtlı taşınmaz içerisinde kalıp kalmadığının da araştırılmadığını, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hak kaybına ve zarara uğramasına neden olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmaması halinde ise 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesine göre Devletin kusursuz sorumluluğu gereği mülkiyet hakkının ihlaline ilişkin tazminat istemine ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.