Murisin vefatından kısa süre önce eşine yaptığı taşınmaz devrinin muris muvazaası olmadığına, bakım ve evlilik hediyesi niteliğinde olduğuna dair tapu iptali davasının reddi temyizi.
Özet: Davacı tarafından, babası-murisin vefatından kısa süre önce ikinci eşine yaptığı taşınmaz devrinin, davacıdan mal kaçırma maksatlı gizli bir bağış olduğu ve murisin akıl sağlığının yerinde olmadığı iddiasıyla muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil talebiyle açılan davada, davalının murisin bakımını üstlendiği, devrin bu vefa duygusuyla yapıldığı, murisin akıl sağlığının tam olduğu, taşınmaz dışında başka mal varlıklarının da bulunduğu ve mal kaçırma amacının kanıtlanamadığı gerekçeleriyle ilk derece ve istinaf mahkemelerince davanın reddedilmesine karar verilmiştir.

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1412 E., 2025/1852 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ...(Aksaray) 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/472 E., 2025/177 K. Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.Davacı vekili; davalının, babasının ikinci eşi olduğunu, davacının babası-muris ...’in 01.09.2002 tarihinde vefat ettiğini, çok kısa bir süre önce 09.08.2002 tarihinde, Aksaray ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 8 11... parsel (eski ... 16 ada, 30 parsel) sayılı bahçeli müstakil meskendeki 1/2 hissesini davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, ancak satış olarak görünen bu işlemin gizli bir bağış olup davacı müvekkilinden mal kaçırmak kasdıyla tapuda satış gibi gösterildiğini, söz konusu temlik tarihinde murisin tam bir akıl sağlığı ve şuur serbestisinin söz konusu olmadığını, kaldı ki davalının herhangi bir maddi gücü bulunmadığını, mirasçılar arasında bugüne kadar herhangi bir miras paylaşımı yapılmadığını belirterek muris muvazaası nedeniyle tapu kaydının iptali ile miras payı oranında davacı adına kayıt ve tesciline olmadığı takdirde değerinin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, miras bırakanın mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakma amacından söz edilmeyeceğini murisin devir tarihi itibariye akıl sağlığının yerinde, fiil ehliyetinin tam olduğunu, müvekkilinin zaten yarı hisseyle malik olduğu taşınmazdaki diğer yarı hissenin ise murisle çok yakından ilgilenmesi, bakıp gözetmesi nedeniyle vefa duygusu nedeniyle davalıya devredildiğini, iddia olunduğu gibi bir mal kaçırma iradesinin söz konusu dahi olmadığını, müteveffanın dava konusu taşınmaz dışında başkaca malvarlığının da bulunduğunu ve davalıya intikalen geçtiğini, mirasbırakanın diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla hareket kastının bulunmayıp sadece dava konusu taşınmazdaki yarı hissesinin müvekkiline devredildiğini, evlenirken müvekkiline düğün hediyesi olarak verilen taşınmazın dahi davacı ve kardeşlerine devredildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı incelendiğinde murisin vefat etmeden öncede dava konusu taşınmaz haricinde davalıya tarla vasıflı taşınmazlarını devrettiği iddiasına karşılık tapu müdürlüğünden istenen kayıtlardan ve muris ile davalının UYAP sistemi üzerinden aktif pasif tapu sorgusundan muris tarafından davalıya veya davalı tarafından üçüncü bir kişiye tarla vasıflı taşınmaz devrinin olmadığının, mülkiyeti halen murisin üzerinde bulunan dört adet tarla vasıflı taşınmazın bulunduğunun görüldüğü, taşınmazlardan üç tanesine tam hisse ile bir tanesine de 1/2 oranında paylı malik olduğunu, taşınmazlarda murise ait yaklaşık 29.000 metrekare yüz ölçümlü alanın mevcut olduğu, tanık ...’in görgüye dayalı beyanında "murisin kendisine eşi davalıyla evlenirken altın alamadığını ancak daire aldığını, ölmeden önce de kendisine “ablan bana iyi baktı. Ben ölürsem ileride ortada kalmasın diye taşınmazdaki kalan kısmı da ablanın üzerine devredeceğim.” şeklinde ifadede bulunduğunu" beyan ettiği, dinlenen diğer tanıkların ise ittifakla murisin davalıyla birlikte aynı konutta kaldığı ve bakımının davalı tarafından sağlandığı, murisin taşınmazı satmaya herhangi bir ihtiyacının bulunmadığı yönünde anlatımda bulundukları, murisin vefat tarihinde adına kayıtlı 29.000 metrekare yüz ölçümlü tarla vasıflı taşınmazının bulunması, mirasçılardan mal kaçırma maksadının ortaya konulamaması, murisin bakımının davalı tarafından karşılanması, murisin davalıyla evlendikten iki yıl, üç ay sonra dava konusu taşınmazı davalıyla 1/2 paylı hisseli olarak edinmeleri, vefatına bir aydan kısa süre kala taşınmazdaki 1/2 payını da davalıya devretmesi dikkate alındığında murisin taşınmazı ilk edinirken 1/2 payını, evlilik sebebiyle hediye olarak davalıya satın aldığı, kalan 1/2 payını ise davalının kendisine iyi bakması, vefatından sonra zayıf duruma düşmemesi, kalacak evinin olması sebebiyle devrettiği kanaatine varıldığı belirtilerek davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin amacının mirasçılarından mal kaçırmak olmadığı ve mevcut deliller ile temlikin mal kaçırma amaçlı muvazaalı olduğu iddiası kanıtlanamadığından İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:-K A R A R-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.