Miras bırakanın kardeşine bakım ve gözetim karşılığı minneten yaptığı taşınmaz satışında muvazaa iddiasının ispat edilememesiyle tapu iptali davasının reddi.
Özet: Davacının, miras bırakanın yaşamı boyunca bakımıyla ilgilenen davalı kardeşe düşük bedelle yaptığı taşınmaz devrinin mirasçılardan mal kaçırma kastıyla gerçekleştirilmiş muvazaalı bir işlem olduğu iddiasıyla açtığı tapu iptali ve tescil davasında; mahkemeler, miras bırakanın davalıya duyduğu yoğun minnet duygusu nedeniyle taşınmazları devrettiğini, gerçek bir bakım ilişkisi bulunduğunu ve davacının iddia ettiği gibi mirasçılardan mal kaçırma kastının şüpheden uzak bir şekilde ispatlanamadığını belirterek davanın reddine karar vermiş, bu ret kararı Yargıtay tarafından da hukuka uygun bulunarak onanmıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/174 E., 2025/2129 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/66 E., 2023/357 K.Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.Davacı vekili; tarafların kardeş olduklarını, ortak muris kardeşleri ...’ın ... ve çocuksuz vefat ettiğini, sağlığında İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1598 parselde kayıtlı 21760 metrekare tarlanın 1/5 hissesi ile aynı yer 2325 parselde kayıtlı 355 metrekare ahşap ev ve bahçesini 25.04.2018 tarihinde davalıya sattığını, murisin ...'de kaldığı bir dönemde vefat ettiği tarihten 18 ay evvel belirtilen devri gerçekleştirdiğini, vefatına kadar satışını gerçekleştirdiği evde oturduğunu, devir sırasında belirlenen değerlerin taşınmazların gerçek değerinin çok altında olduğunu, görünürdeki satış akdinin tarafların gerçek iradesini yansıtmayıp asıl amacın davacı müvekkilinden mal kaçırmak kastıyla gizli bağış olduğunu, zira temlik tarihinde murisin sahip olduğu ve yaşadığı tek malvarlığı olan taşınmazı satmaya ihtiyacının bulunmadığı gibi davalının da bu taşınmazları alacak ekonomik gücü olmayıp köyde emekli maaşı ile geçindiğini beyanla tapu kaydının iptali ile taşınmazların miras payı oranında davacı adına tapuya tesciline dair karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davanın hukuki sebepten yoksun olup dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığını, murisin müvekkiline satışını gerçekleştirdiği malvarlığı dışında annesinden kalan ve murisin annesinin adına kayıtlı başkaca malvarlığı bulunduğunu, murisin minnet duygusu ile uygun ve kabul edilebilir satış bedelleri ile taşınmaz satışında muvazaalı işlem yapıldığından söz edilemeyeceğini, zira murisin bütün bakım ve gözetimini müvekkilinin üstlendiğini ve hastanede refakat etmek dahil bütün sağlık problemleri ile bizzat ilgilendiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murise ait mirasçılık belgesinin incelenmesinde, davacı ve davalının mirasçı oldukları, ayrıca dava dışı ... ..., ... ... ve ...'ın da murisin mirasçıları olduklarının görüldüğü, murisin 2015 yılından ölümüne kadar ya da satış tarihine kadar bakım ve gözetimin gerçekleştirildiği, muriste minnet duygusu oluşturacak kadar süreyle bakım yoğunluğu ve evde bakım gerçekleştirilmesi dikkate alındığında davalının minnet duygusu oluşturacak boyutta bakım gözetimi yaptığı 25.04.2018 tarihli satış işleminin bedelsiz olmayıp muris muvazaasına konu olmadığı, satış akit tablosundaki bedel ile bilirkişi marifetiyle tespit edilen değer arasında fark olmasının bakım-gözetim sebebiyle oluşan minnet duygusu ile meydana geldiği dolayısıyla muris muvazaası bulunmadığı belirtilerek davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların kardeş olduğu, murisin çocuksuz öldüğü, murisin aynı sözleşme ile iki taşınmazı devrettiği, murisin uzun süre davalının yanında kaldığı, davalı tarafından bakıldığı, emekli maaşı olduğu, son zamanlarında ...'de kaldığı ancak kendisi ile davalının ilgilendiği, kolluk araştırmasına ilişkin olarak tutulan tutanağa göre davacının ilgilenmediğinin anlaşıldığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. madde kapsamında öncelikle davacı tarafın, murisin mal kaçırma kastı ile hareket ettiğini her türlü şüpheden uzak olarak ispatlaması gerektiği, mevcut deliller ile murisin mal kaçırma kastı ile hareket ettiğinin ispatlanamadığı, murisin davalı tarafından üstlenilen bakımı nedeniyle duyduğu minnetten ötürü taşınmazları davalı kardeşine devrettiği, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:-K A R A R-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.