Danıştay 10. Daire, Hayvanların Korunması Yönetmeliğinin iptali davasında, dilekçenin hukuki usul şartlarını karşılamadığı gerekçesiyle usulen reddedilmesine karar verdi.
Özet: Davacı tarafından hayvanların korunmasına ilişkin uygulama yönetmeliğinin belirli maddelerinin ve bu yönetmeliğin dayanağı olan kanunun bazı hükümlerinin iptali ile ilgili anayasa mahkemesine başvurulması talebiyle açılan davada, Danıştay, dava dilekçesini İdari Yargılama Usulü Kanununun 3. maddesi uyarınca incelerken, iptali istenen düzenlemelerin açıkça belirtilmediğini, hukuka aykırılık sebeplerinin somut bir şekilde ortaya konulmadığını ve davacının menfaatini nasıl etkilediği hususunun yeterince açıklanmadığını değerlendirerek, dilekçenin usulüne uygun olup olmadığına karar vermeye hazırlanmaktadır.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2025/1448 E.  ,  2025/3046 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2025/1448
Karar No : 2025/3046
DAVACI : ... Odası
VEKİLİ : Av. ...
UETS:15170-71277-55833
DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA
UETS: 35756-96579-88181
DAVANIN_ÖZETİ : Davacı tarafından, 13/12/2024 tarih ve 32751 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Hayvanların Korunması Hakkında Uygulama Yönetmeliği'nin 1. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (dd), (ee), (ğğ) bentlerinin, 6. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin, 7. maddesinin 1. fıkrasının (c), (ç), (d), (f), (g) ve (j) bentleri ile 5. fıkrasının, 9. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin, 10. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinin, 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin, 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin, 37. maddesinin 2. fıkrasının, 21. maddesinin, 26. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentlerinin, 37. maddesinin 2. ve 3. fıkrası ile bu maddelerin iptali halinde geriye kalan maddelerin uygulanabilirliği kalmayacağından tamamının iptaline, Yönetmeliğin dayanağı olduğu ileri sürülen 7332 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1., 2., 3., 4., 5., 15. ve EK-1 maddelerinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi uyarınca anılan Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği, ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hükmü yer almış; Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve aynı Kanun'un 3 ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği hükme bağlanmış; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de, dilekçelerin, 3. ve 5. maddelere uygun olmadıklarının tespiti hâlinde, otuz gün içinde 3. ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenerek veya noksanlıklar tamamlanarak dava açılmak üzere reddedileceği hüküm altına alınmıştır.
Yargılama hukukunun temel ilkelerinden birisi taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca, mahkemelerce iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak inceleme yapılması gerekmekte olup talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur.
Öte yandan, iptal davalarında iptali istenilen işlem ya da işlemlerin sayı, tarih, tebliğ tarihi belirtilmek ve menfaat bağı kurulmak suretiyle işlemin tamamının mı, yoksa belli kısımlarının mı iptalinin istenildiğinin hukuka aykırılık sebepleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerekmektedir.
Birçok maddeden oluşan bir düzenleyici işlemin tümünün, yetki veya şekil yönünden hukuka aykırılık sebebiyle iptalinin istenebilmesi mümkün ise de, yargı yerince, dava konusu düzenlemeyi yapan idarenin yetkili bulunması ve işlemde şekil yönünden hukuka aykırılık görülmemesi halinde, tek tek maddelerin incelenmesine geçileceğinden, davacı tarafından incelenecek her maddeye veya düzenlemeye yönelik olarak menfaat ilgisinin ve hukuka aykırılık sebeplerinin gösterilmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle bir düzenleyici işlemin tümüne yönelik yetki veya şekil yönünden hukuka aykırılık iddialarıyla birlikte düzenlemenin bir kısmının veya tamamının aynı anda dava konusu edilmesi mümkün ise de, düzenleyici işlemin tümüne yönelik yetki ve/veya şekil yönünden hukuka aykırılık iddiasında ve iptal isteminde bulunulduktan sonra, mutlaka işlemin diğer unsurları (sebep, konu, maksat) yönünden hukuka aykırılığı ileri sürülen ve iptali istenilen maddelerin tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıkça belirtilmesi ve maddelerin davacının menfaatini nasıl etkilediği konusunun ortaya konulması gerekmektedir.
Dava dilekçesinin incelenmesinden; dilekçenin "Konu" kısmında, "Yönetmeliğin 1. fıkrasının (h) bendi ile bağlantılı olarak 4. maddesinin (dd), (ee), (ğğ) bentlerinin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin, 6. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin, 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (ç) bentlerinin, 7. maddesinin 1. fıkrasının (f) ve (g) bentleri ile bağlantılı olarak 10. maddenin 1. fıkrasının (h) bendinin, 7. maddesinin 5. fıkrasının, 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin" iptali istemine yer verildiği; "Sonuç ve İstem" kısmında ise "Yönetmeliğin 1. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (dd), (ee), (ğğ) bentlerinin, 6. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin, 7. maddesinin 1. fıkrasının (c), (ç), (d), (f), (g) ve (j) bentleri ile 5. fıkrasının, 9. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin, 10. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinin, 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin, 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin, 37. maddesinin 2. fıkrasının, 21. maddesinin, 26. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentlerinin, 37. maddesinin 2. ve 3. fıkrası ile bu maddelerin iptali halinde geriye kalan maddelerin uygulanabilirliği kalmayacağından tamamının" iptali istemine yer verildiği; dilekçe içeriğinde ise, Yönetmelikteki bir kısım düzenlemelere yönelik hukuka aykırılık iddialarında bulunulduğu görülmektedir.
Dava dilekçesi bu haliyle değerlendirildiğinde; "Konu" ve "Sonuç ve İstem" kısımlarının birbiriyle uyumlu ve tutarlı olmadığı, ayrıca bu her iki kısımda da iptali istenilen hükümler bakımından hiç bir surette anlaşılamayacak kadar muğlak ve belirsiz ifadelere yer verildiği (örneğin: konu kısmında madde sayısı belirtilmeksizin 1. fıkrasının (h) bendi ifadesi, sonuç ve istem kısmında 21. maddesi i ifadesi ve yine her iki kısımda da olacak şekilde iptalinin istenip istenmediği anlaşılamayan maddeler ile "bağlantılı olarak" ifadeleri gibi) anlaşılmaktadır. Öte yandan, dilekçenin içeriğinde de, konu ile sonuç ve istem kısımlarında değinilmeyen maddeler yönünden hukuka aykırılık iddialarında bulunulmuş; konu ile sonuç ve istem kısımlarında bahsi geçen bazı maddelere yönelik herhangi bir hukuka aykırılık iddiasına ve iptal istemine yer verilmemiştir.
Tüm bu anlatılanlar ışığında, davacı talebinin, yargılama hukukunun temel ilkesi olan taleple bağlılık ilkesi uyarınca, incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, dava dilekçesinin kendi içerisinde uyumlu ve tutarlı olmadığı, belirsiz, çelişkili ve muğlak ifadeler barındırdığı, dolayısıyla 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olmadığı sonucuna varılmış olup, Hayvanların Korunması Hakkında Uygulama Yönetmeliği'nin yetki veya şekil yönünden tamamının iptalinin istenilebileceği açık olmakla birlikte, bu istemin hukuki sebebi ile beraber belirtilmesi, ayrıca söz konusu Yönetmelikte yer verilen düzenlemelerin de iptali isteniyorsa işlemin diğer unsurları (sebep, konu, maksat) yönünden hangi kısımlarının (fıkra, bent, ibare vb.) dava konusu edildiğinin açıkça gösterilmesi, hukuka aykırılık sebepleri ve bu düzenlemelerin davacının menfaatini ne şekilde etkilediğinin iptali istenen her bir kısım yönünden ayrı ayrı açıklanması, istemin dava dilekçesinin konu, içerik ve sonuç kısımlarında uyumlu bir şekilde belirtilmesi suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde, yukarıda belirtilen hususlar netleştirilmek ve 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenmek suretiyle imzalı iki nüsha dilekçe ile dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE,
2) Aynı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrasına göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede de aynı yanlışlıkların yapılması halinde DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLECEĞİNİN DAVACIYA DUYURULMASINA,
3) Davanın yenilenmesi hâlinde yeniden harç alınmamasına, davanın yenilenmemesi durumunda yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcı ile posta gideri avansından artan miktarın davacıya iadesine, 17/06/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.