Danıştay 5. Daire, KHK ile kamu görevinden çıkarılan personelin Bank Asya hareketleri ve dernek ödemeleri nedeniyle FETÖ/PDY iltisakı tespitine yönelik temyiz incelemesi.
Özet: OHAL kararnamesiyle kamu görevinden çıkarılan davacının, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun göreve iade başvurusunu reddetme işleminin iptali talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi Bank Asya hesabının rutin bankacılık işlemi olduğunu ve örgütle somut bağ kanıtlanamadığını belirterek işlemi iptal ederken; bölge idare mahkemesi, örgüt liderinin çağrısı sonrası Bank Asyaya yapılan yüksek miktarda para yatırma, FETÖ/PDY iltisaklı kurumlara (Cihan Medya, Kimse Yok Mu Derneği) ödemeler ve davacının eşinin terör örgütüne yardım suçundan mahkumiyetini bir bütün olarak değerlendirerek davacının örgütle iltisakını tespit etmiş ve ilk derece kararını kaldırarak davanın reddine karar vermiş, davacı ise bu kararı delil yetersizliği ve hukuka aykırılıklar gerekçesiyle temyiz etmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YBEŞİNCİ DAİREEsas No : 2023/2559Karar No : 2025/13641 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... İdaresi Başkanlığı / ...VEKİLLERİ : Av. ..., Hukuk Müşaviri ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; 10/03/2021 tarihli ara karara cevaben Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından gönderilen davacının Bank Asya hesabına ilişkin bilgiler ve hesap hareketleri dökümü incelendiğinde, dava konusu işleme esas alınan hesabın eski tarihli olup 2010 yılında açıldığı, katılım hesabı açılmadığı, işlemde belirtilen para girişinden sonra hesapta sürekli artışa yol açacak para girişlerinin olmadığı, aksine hesapta azalmaların olduğu, talimat dönemlerine uyarlık taşıyan para girişlerinin mevcut olmadığı, dolayısıyla davacının hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi kapsamında olduğu, işlemdeki Bank Asya tespitinin bu haliyle davacının örgütle irtibatının ortaya konulması yolunda gerekli niteliğe ve elverişliğe sahip olmadığı, öte yandan, dava konusu işlemde davacının söz konusu örgüt uzantılarına para gönderdiği bilgisine yer verilmiş ise de bu ödemelerin örgüte yardım amacıyla yapıldığına dair somut herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, bu nedenle, davacı hakkındaki tespitlerin, davacının söz konusu örgütle bağlantısının ortaya konulması açısından soyut şüphenin ötesine geçilerek, makul ve objektif kuşkuya sebebiyet verir gerekli hukuki yeterliliğe ve elverişliliğe sahip olmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu komisyon kararında hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Bank Asya'da bulunan ... müşteri numaralı hesabına örgüt liderinin talimatından sonraki süreçte, 26/11/2014 tarihinde 17.786,92 TL para yatırdığı, davacının Bank Asya hesap hareketlerinin FETÖ/PDY terör örgütünün bankaya mali destek yapılmasına dair talimatıyla uyumlu olduğu, hesap açma ve para yatırma işlemlerinin, konut, ihtiyaç, araç vb. kredilerin geri ödemesi, kredi kartı ödemesi, okul taksidi ödemesi, sosyal güvenlik prim ödemesi, vergi ödemesi, bireysel emeklilik ödemesi gibi ticari, iktisadi ve beşeri nedenlerle tesis edildiğinin söylenemeyeceği, davacının anılan bankaya örgüt talimatı doğrultusunda finansal destek sağladığı, yine davacının FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye 30/11/2014-30/07/2015 tarihleri arasında ödeme bilgisinin, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneğine ise 28/09/2014-19/09/2015 tarihleri arasında 650 TL para gönderme bilgisinin bulunduğu, ayrıca eşi hakkında silahlı terör örgütüne bilerek isteyerek yardım etme suçundan mahkumiyet kararı bulunduğu, bu haliyle, davacının Bank Asya hesap hareketleri, kapatılan Kimse Yok Mu Derneği'ne para göndermesi, Cihan Medya Dağıtım A.Ş'ye ödeme bilgisinin bulunduğu tespiti ve eşinin durumu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğu ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davalı idarenin istinaf başvurusu kabul edilerek İdare Mahkemesi kararı kaldırılmış ve davanın reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : OHAL Kanun Hükmünde Kararnamelerinin geçmişe yürütülmesi suretiyle kamu görevine son verilmesinin hukuka aykırı olduğu, OHAL döneminde yalnızca OHAL süresiyle sınırlı ve geçici nitelikte tedbirler alınabileceği, savunma hakkı tanınmadan işlem tesis edildiği, dava konusu işlemin sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, hakkında adli veya idari soruşturma bulunmadığı, örgüt ile irtibatına dair somut bir delil sunulmadığı, Bank Asya'da faizsiz banka olması ve masraflarının daha az olması gibi nedenlerle hesap açtığı, anılan banka hesabına tasarruf amacıyla para yatırdığı ve talimat doğrultusunda işlem yapmadığı, Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ve Kimse Yok Mu Derneği'ne yapılan ödemelerin kredi kartından bilgisi dışında çekildiği, eşinin henüz tanışmadığı dönemdeki eylemlerinden dolayı kendisinin sorumlu tutulmasına imkan bulunmadığı ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ve temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 692 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin "Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler" başlıklı 1. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi'nin 22/09/2021 tarih ve E:2018/75, K:2021/61 sayılı kararıyla 7080 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir. '' hükmüne yer verilmiştir. Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken, 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvuru, Komisyonun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Anayasa Mahkemesi anılan kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Ancak bu kanaatin somut bilgi ve belgelere dayalı olması gerektiği de hukuk devleti ilkelerindendir. Temyize konu kararda yer alan davacı hakkındaki tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde; a) Davacının Bank Asya hesabına para yatırdığı iddiası ile ilgili olarak;Dosyadaki belgelerden, davacının Bank Asya'da 2010 yılında açılmış hesabının bulunduğu, hesap bakiyesi 31/12/2013 tarihinde 0,46 TL iken 26/11/2014 tarihinde hesabına 17.786,92 TL para yatırdığı görülmektedir. FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Banka'nın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek birkısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kar amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır. Bu kapsamda, FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönemdeki hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz edip etmediğine yönelik bir inceleme yapılması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacının, Bank Asya'da 2010 yılında açılmış olan hesabına 26/11/2014 tarihinde altın almak için para yatırdığı, bu tarihten sonra 2015 yılının Aralık ayına kadar genel itibarıyla mevcut bakiyede herhangi bir artış gözlemlenmediği, ayrıca davacının bankanın TMSF'ye devri sonrasında da hesapta döviz alım satım işlemleri yapmaya devam ettiğinin anlaşıldığı, bu haliyle Bank Asya hesabında yapılan işlemlerin rutin bankacılık işlemleri olduğu ve örgüt liderinin talimatı ile uyumlu hareketler olarak değerlendirilmesine imkan bulunmadığı anlaşılmıştır.Bu itibarla, davacı adına açılmış olan Asya Katılım Bankası hesaplarında gerçekleştirilen işlemlerin, olağan bankacılık işlemleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.b) Dava dosyasına sunulan diğer tespitler ile ilgili olarak; Davacının FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödeme bilgisinin bulunduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneği'ne para gönderdiği yönündeki tespitlerin ve doğrudan davacıyla ilişkilendirilemeyecek eşi A.A.S. hakkındaki tespitlerin başkaca delillerle desteklenmediği sürece davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi yolundaki temyize konu kararda ise hukuki isabet görülmemiştir.KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 08/12/2025 tarihinde oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.