İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, şirketin eski yöneticilerinin kâr kaçırma ve zarara neden olma iddialarıyla açılan tazminat davasına ilişkin ilk derece kararının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı azınlık pay sahibinin, şirketin mevcut yönetim kurulu üyelerinin, kâr kaçırmak ve şirketi finansal zorluğa sokarak iflas ertelemeye götürmek amacıyla başka bir şirkete sermaye ve kar aktarımı yaptıkları iddiasıyla açtığı tazminat davasında; davalıların zamanaşımı, şirket menfaatine hareket etme ve ibra savunmaları üzerine, ilk derece mahkemesince şirketin zararının davalıların eylemlerinden kaynaklandığına ve diğer şirkete usulsüz kaynak aktarıldığına dair kesin bir tespit yapılamadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi kararı, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:2024/672 KARAR NO:2026/1167T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:25.01.2024NUMARASI:2018/162 Esas - 2024/82 KararDAVA:Yöneticinin Şirkete Verdiği Zararın TazminiTaraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ve davalıların dava dışı ... .... AŞ'nin ortakları olduklarını, müvekkilinin bu şirkette %3,6055 oranında pay sahibi olduğunu ve 2003 yılına kadar yönetim kurul üyesi olarak görev yaptığını, 2004 yılında bu görevden alındığını, davalıların ise bundan sonraki dönemlerde yönetim kurulu üyesi olduklarını, müvekkilinin ayrıldığı tarihten sonra şirketin yönetim ve işleyişi ile ilgili bilgisi bulunmadığını ve bilgi almasının engellediğini, aynı zamanda müvekkilinin kardeşleri olan ... ve ...'nın diğer davalı ...'nin emir ve talimatları ile şirketi zarara uğrattıklarını, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin davalıların usulsüz iş ve işlemleri ile zarar uğratıldığını, başka şirkete menfaat sağlandığını, davalı ..., ... ve ...'nın, şirket kârını diğer ortaklardan kaçırmak amacıyla 2003 yılında dava dışı şirketi de hissedar yapmak suretiyle dava dışı ... ... AŞ'yi kurduklarını, bu sayede müvekkilinin ortağı olduğu ... AŞ'den bu şirkete sermaye aktararak şirketin nakit sıkıntısı yaşamasına, ciddi anlamda kredi kullanmasına neden olarak şirketin ödeyemediği krediler nedeniyle zararına sebep olduklarını, dava dışı şirketin davalıların menfaatleri doğrultusunda yönetildiğini, bu nedenle Kadıköy 1.ATM'nin 2009/1226 esas sayılı dosyasında iflas erteleme kararı alındığını, 1969 yılından buyana ciddi faaliyetler gösteren şirketin borçlarını ödeyemez duruma düşürülmesinin esasında şirket yöneticilerinin görevlerini yerine getirmediğini kanıtladığını,TTK'nın 318. maddesine göre şirket yöneticilerinin şirkete verdikleri zarar nedeniyle sorumlu olduklarını, bu nedenle davalı yöneticileri şirket kaynaklarının ... ... AŞ'ye aktarılması ve bu nedenle yüksek krediler alınarak ödenmemesi nedeniyle sorumlu olduklarını ileri sürerek, TTK'nın 336, 340 ve 309 maddeleri gereğince şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalılardan müteselsilen tahsili ile hepsinin ortak olduğu ... .... AŞ'ne ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı, bilirkişi raporu alınmasından sonra belirlenen zarar miktarı doğrultusunda davaya konu alacak miktarını, ıslah suretiyle ıslahla 639.449,24 TL'ye çıkarmıştır.Davalılar, savunmalarında özetle; davanın, şirket ortakları hakkında genel kurul izleyen üç aylık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, aynı zamanda beş yıllık genel zamanaşımının da geçtiğini, kaldı ki davacı iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkillerinin ... .... AŞ'nin kârını kaçırmak için 2003 yılında ... AŞ'yi kurduklarına dair iddianın doğru olmadığını, zira o tarihte davacının bizzat ... .... AŞ'nin yönetim kurulunda yer aldığını, her iki şirket arasında herhangi bir nakit akışı bulunmadığını, ... AŞ'deki pay durumunun ... .... AŞ ile bağlı şirketler ile başka bir grup arasında %50- % 50 ortaklık esasına göre kurulduğunu ve bu nedenle amacın kâr kaçırmak olmadığını, aksine kâr elde etmeye yönelik olduğunu, her iki şirket arasında sermaye ilişkisi dışında bir nakit akışı ilişkisi bulunmadığını, sermaye borcu dışında bir para aktarılmadığını, davacı ile ... AŞ'nin hissedarları arasında bulunduğu ...AŞ bu ortaklık ilişkisi ile ... adına inşaa ettiği dokuz adet gemiden toplam 39 milyon USD inşa bedeli elde ettiğini, şirket hesaplarının yeminli mali müşavir tarafından her yıl denetlendiğini, yönetim faaliyetlerinin, bilanço kâr- zarar hesaplarının oy birliğiyle ibra edildiğini, şirketin geriye doğru incelenen kayıtlarında 2005-2009 yılları arasındaki beş yıllık dönemde ... AŞ ve grup şirketlerinin yaklaşık 317,5 milyon TL ciro yaptığını, başka şirketlere sermaye aktardığı iddia olunan davalı ... ve ...'nun ... ve gruba dair şirketlerin bankalardan aldığı kredilere şahsi kefaletlerinin bulunduğunu, ayrıca ipotek verdiklerini, diğer davalılar ... ve ...'ın temsil ettikleri şirketlerin talimatı doğrultusunda yönetim kurulu üyeliği yaptıklarını savunarak, davanın reddine karar verilmesi savunmuştur. İlk derece mahkemesinin 06.07.2017 tarih ve 2013/680 E. - 2017/673 K.sayılı kararı ile ... AŞ'nin ortaya çıkan zararlarının davalıların eylemleri ile ortaya çıktığı konusunda bir tespitin yapılamaması, dava dışı ... AŞ'nin 2003-2011 yılları arasında ulaştığı ekonomik hacmin ... ... AŞ'den aktarılan herhangi bir kaynakla sağlandığı hususunda bir tespit yapılamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 2017/879 Esas - 2018/46 Karar sayılı ilamıyla ...'ın ... AŞ'yi temsilen davalı olmasına rağmen ayrıca karar başlığında davalı olarak gösterilmesi İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/450-2229 E.K. sayılı 27.06.2013 tarihli kararıyla ... AŞ ile ... AŞ'nin iflasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, iflasın tasfiye aşamasında olduğu, TTK'nın 309/2. maddesine göre iflas halinde dava hakkının masaya ait olacağı, bu durumda idarenin ortaklardan birine davayı yürütme yetkisi verebileceği, yeni TTK'nın 556. maddesinde de benzer düzenleme bulunduğunu, şirketin iflasından önce dava açılmasına rağmen sonradan şirketin iflası nedeniyle iflas idaresinin davayı devam ettirme yetkisi bulunduğunu, bu nedenle idarenin davaya devam edip etmeyeceğinin tespit edilmeden davaya devam edilmesi ile ... AŞ hakkında İİK'nın 194. madde şartları oluşturulmadan karar verilmesi nedeniyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. Mahkemece bu kararımız üzerine yeniden yargılama yapılarak eldeki istinaf incelemeseine konu karar verilmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce kaldırma kararından sonra bilirkişi raporları ve ek raporları alınmış olup, dosyanın bir bütün olarak değerlendirilmesinde;Davalıların, davacının da ortağı olduğu ... A.Ş nin yöneticileri iken şirketi zarara soktukları iddia edilmektedir. ... Yönetim Başkanı olan davalı ...'nun kurduğu ... Şirketine 2007 yılında ... Şirketininde eklendiğini, yönetim kurulu başkanlığının ...'nun yaptığı ... Şirketinin kuruluşunun ilk yılında '...ŞİRKETİ' ne 12 adet tanker siparişi verdiğini, her biri 6'şar adet olmak üzere iki parti halinde yapımına başlanan gemilerin 2008 yılında ekonomik kriz çıkması sonunda siparişlerinin geri çekildiğini; aynı dönemde ... Şirketin'de davalıların yönetim kurulunda bulunduğu ...'e bağlı ...ŞİRKETİ'ne sipariş ettiği 2 geminin yapımını durdurduklarını; ... ... ve ... adına inşasına başlanan bu gemilerin sözleşmelerinin rekabet kurallarına aykırı düzenlendiğini; gemiler yarı mamul olarak ...Şirketine bırakıldığını, esasen ...'e ait olması gereken gemilerin ...Şirketi üzerinde bırakıldığının da şirket ortaklarından saklandığını, bu gemilerin ön ödeme tutarlarının, gemi inşa sektörü normlarına ve şirket rekabet prensiplerine aykırı derecede düşük tutulduğunu; ...Şirketinin yabancı şirketler adına yapılan gemilerden talep ettiği avans miktarının ...'nun kurduğu şirketlerden talep edilmediği, bu nedenle davalı Yönetim Kurulu üyelerinin ...'e zararlandıran faaliyetlerin altına imza attıklarını, ... ve ... adına yapılan gemiler için yapılan sözleşmelerde tazminat maddelerinin konulmadığını, bu nedenle ...'e bağlı ...A.Ş ye ait 2009-2010 yılı yeni yatırıma ilişkin yönetim kurulu kararları ile yine davalının yönetim kurulunda olduğu şirkete bağlı ...A.Ş ye ait 2009-2010 yılı resmi mali hesap dökümünde tazminat alınmadığının belli olduğu; gemi sipariş veren şirketlerin mali durumu bozulmaz iken ... A.Ş ve grup şirketi olan ...A.Ş nin ekonomik yönden batma aşamasına gelmesinin sebebinin de bu olduğunu belirterek 2006-2010 yılları arasında ...Şirketinin 76 Milyon TL zarar açıkladığını, 10 yıldan fazladır da kar payı dağıtamadığını oysa inşa edilen gemi sayısının bu yıllarda daha da arttığını buna rağmen ...A.Ş nin yüklüce zarar ettiğini; bu yolla ...A.Ş de hissedar olan ... A.Ş ninde zarar ettirildiği bildirilerek fazlaya dair hakları saklı kalmak suretiyle 10.000,00 TL üzerinden açılan kısmi davada dava miktarı davacı yanca 639.449,24 TL ye çıkarılmış ve artırılan miktarın harcı karşılanmıştır. Artırılan bu miktar bilirkişi ek raporuyla tespit edilen rakamın bilirkişi heyeti söz konusu rakamın hukuki takdiri mahkemeye ait olmak üzere davalı yöneticilerin sorumlu tutulmaları halinde ... A.Ş nin ...A.Ş deki %10 hissesine düşen miktardır. Esasen davacı tarafın davalı şirket yöneticilerinin ... A.Ş' ni zarara uğrattıkları kalemler 3 başlık altında toplanmakta olup; ... Şirketi için işçilik karşılığı inşa edilen 9 gemi için ...'nin açıkladığı 10.635.384,23 TL brüt zarardan ...'in payına düşen net zarar,Yapımı başladıktan sonra ... Şirketi tarafından iptal edilen 12 geminin inşası nedeniyle ve sözleşmeen ... Şirketi tarafından dönülmesi nedeniyle, ...lehine 24.000.000,00 USD tutarında tazminat hakkının kasıtlı olarak talep edilmemesi sonunda ...Şirketinin zarar etmesi ve pay oranının da ...'in zarar etmesinden kaynaklanan tazminat, ... yaptığı 24 adet geminin inşaat iççiliğinden elde ettiği ancak hesaplara girilmeye kar payından dolayı ... A.Ş nin zararı, Talep edilmekte olup; söz konusu bu zararların tamamı ...A.Ş üzerinden doğan zararlardır. Her ne kadar bu gemilerin ... ile alakası iddia edilmiş ise de gemi yapım sözleşmeleri ...ile ... ve ... Şirketleri arasındadır. Yapılan yargılama, inceleme ve bilirkişi raporlarından hiç birinde söz konusu gemilerin ... tarafından inşa edildiği tespit edilmemiştir, zaten tersanesi olan gemi yapımıyla ilgili olan şirket ...'inde hissedar bulunduğu ...Şirketidir. Bu nedenle, iş bu dava ...'in gördüğü zarar için açılmış olup, ...Şirketi üzerinden yapılan işlemler nedeniyle görülen yansıma zarara ilişkindir. Davalıların aynı zamanda ...Şirketinin yöneticileri olması sonucu değiştirmemekte olup; davacımız da, davalılar ..., ... ve ... A.Ş gibi ...A.Ş nin ortağıdır. ... A.Ş ve ...A.Ş Şirketleri farklı tüzel kişiliklere sahip şirketler olup, davanın 6762 sayı e TTK'nın 336.ve 340.maddesi atfıyla 309. maddeleri uyarınca, şirket yönetim kurulu üyelerine karşı açılmış bir sorumluluk davası olduğu; davacımızın ortağı olduğu ...A.Ş ye ettirilen zararı tazmin için ...A.Ş nin yöneticilerine karşı dava açması ve ettirilen zararın ...A.Ş nin kasasına koydurması mümkün iken; ...Şirketinin Yönetim Kurulu tarafından sebep olunan zarara, bu şirkette hisse sahibi olması sebebiyle ...'in zarara uğradığı iddiasıyla dava açması ve ...üzerinden ...'in hissesine düşecek tazmini zararın ... kasasına konulmasını talep etme hakkı bulunmadığı; ...'nin etmiş olduğu zarardan ... sıfatıyla ... yöneticilerinin sorumlu tutulmasının mümkün olmayacağı; ...'in davalı olan yöneticilerinin ...A.Ş nin yönetim kurulunun alacağı kararlara engel olma, onları denetleme gibi bir yükümlülüğü yüklenemeyeceği, her şirket ortağının kendi şirketinin yöneticileri aleyhine, kendi şirketine verdiği zararın tazminini isteyebileceği; başka bir şirketteki hissedar olma durumundan kaynaklı davanın hissenin sahibi olan şirket tarafından istenebileceği, somut olayda ...'in kendi açacağı davayla da ...A.Ş'nin zararının ...A.Ş'nin kasasına konmasının istenebileceği..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece aldırılan 11.10.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları ... AŞ'nin ortaklık payına isabet eden zararın 630.449,24 TL olduğunun tespiti üzerine 08.01.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile bu miktarın tahsilinin istendiğini, ancak mahkemenin hatalı gerekçe ile talebin reddine karar verildiğini, zararın üretim süreçlerinin teknik doğasına ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, zararın TTK'nın 369. maddesi uyarınca tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket etmesine ve şirket menfaatlerini gözetmesine rağmen gerçekleştiğinin davalılarca ispatlanması gerektiği, davalıların ise bu zararın işin doğası gereği olduğunu, muhasebe teknikleri ve üretim süreçleri ile de uyumlu olduğunu ifade ettiklerini, ancak bu açıklamanın dava konusu zararın yöneticilerin kusurlarıyla oluşmadığı iddiasını ispatlamaktan uzak olduğunu, davalıların ayrıca zararın kendi kusurları dışında gerçekleştiğini ispatlamaları gerektiğinin raporla tespitine rağmen aykırı karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkeme gerekçesinde bu raporun hangi nedenle dikkate alınmadığının açıklanmadığını, bu hususun mahkeme kararlarının gerekçeli olmasına ilişkin usul hukuku hükümlerine aykırı olduğunu, ayrıca bu konuda sunulan uzman görüşünün neden benimsenmediğinin de açıklanmadığını, 11.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda açık bir şekilde davalıların iş ve işlemlerin neticesinde doğan zararın ticari hayatın olağan akışına ve üretim süreçlerinin teknik doğasına aykırı olduğu tespit edilmişken ve davalıların söz konusu zararlardan sorumlu olmadığı ispatlanamamışken, ...'in kendi açacağı davayla ...AŞ'nin zararının ...AŞ'nin kasasına konmasının istenebileceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,Mahkemece ortaya çıkan zararın ... AŞ'nin zararı olarak kabul edilerek, ...'in açacağı dava ile talep edilmesi gerektiğinin belirtilmesine karşın, ...'de ortaya çıkan doğrudan zarar sebebiyle müvekkilinin dolaylı zarara uğradığını ve müvekkilinin bu davayı açmada hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerektiğini, gemi yapım sözleşmelerinin ...ile ... ve ... Şirketleri arasında olduğu, bu gemilerin ... tarafından inşa edildiğinin tespit edilmediği, zaten tersanesi olan gemi yapımıyla ilgili olan ...'inde hissedar bulunduğu ...Şirketi olduğu, bu nedenle bu davanın ...'in gördüğü zarar için açıldığı, ...Şirketi üzerinden yapılan işlemler nedeniyle görülen yansıma zarara ilişkin olduğu, ...'in kendi açacağı davayla da ...AŞ'nin zararının ...AŞ'nin kasasına konmasının istenebileceği nazara alınarak davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,Oysa ... AŞ'nin ...AŞ'nin %10 oranında ortağı olduğunu, davalıların kötü niyetli zararlandırıcı işlemleri ile ... AŞ'yi uğratıldığı zarardan da müvekkil dolaylı olarak zarara uğratıldığını, öte yandan işbu davada adı geçen şirketler birbirleri içine geçmiş aralarında organik bağ bulunan şirketler olup, ticaret sicil kayıtlarından da görüleceği üzere her birinin yapılan zararlandırıcı iş ve işlemler nedeniyle iflas etiğini, davalılar aynı zamanda ...'de yönetim kurulu üyeleri olup, üretim şirketi olan ...AŞ'de üretim yaptırırken ortaya çıkardıkları zarar neticesinde ...AŞ'nin doğrudan zarara uğratılmış şirket olsa da grup şirketlerinin ana çatısı olanın ... AŞ olduğundan burada oluşan zarar nedeniyle ... AŞ'nin de şirketi iflasa sürükleyen son derece ciddi zararın ortaya çıktığını, şirketin iflası ile beraber müvekkilinin uzun süre gelir getiren şirketlerden kâr elde edemediğini, şirketlerin iflas ettirilmesi nedeniyle hissesini de tamamen yitirdiğini ve müvekkilinin borç yükü altına sokulduğunu, ... AŞ'nin ana şirket, ...AŞ'nin de üretimin gerçekleştirildiği şirket iken, şirketler arasındaki bağı ortaya koyan bilirkişi raporundaki tespitler yok sayılarak, zararın sadece ...AŞ tarafından talep edilebileceğinin kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu,TTK'nın 555. maddesine göre şirket zararlarının her pay sahibi tarafından istenebileceğini, dolayısıyla zarar kavramının bir kişiye yöneltilen bir fiil dolayısıyla, bir kişinin malvarlığında meydana gelen bir zararın başka kişi veya kişilerin mal varlığında yansıması ile oluşan zarar olduğunu, dolayısıyla zararların bu kişilerin ortaklık malvarlığındaki azalma dolayısıyla uğradıkları zararlar olduğunu, bu nedenle dolaylı zararın şirkete ödenmesine karar verilebileceğini, bu tür bir zararın ödenmesi için müvekkilinin de talepte bulunabileceğini, davalıların kasti ve kusurlu hareketleri ile uğranılan zararların müvekkilince de talep edilebileceğini, bu durumda kısaca ... AŞ'nin ...AŞ'nin %10 oranında hissedarı olması, davalıların kötü niyetli ve zararlandırıcı işlemleriyle ... uğratıldığı zarardan da müvekkilinin hissedar olması sebebiyle dolaylı olarak zarara uğratıldığı dikkate alındığında müvekkilin bu davayı açabileceğini.11.10.2023 tarihli raporda davalıların sorumlu olduğunun tespit edilmesine rağmen mahkemece hatalı gerekçe ile raporun aksine karar verildiğini, kararın 6102 sayılı TTK'nın 369. maddesindeki yönetim kurulunun özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı olduğunu, raporda zararın ne şekilde oluştuğunun açıklandığını ve yöneticilerin kusurunun belirlendiğini, ...'in davalı olan yöneticilerinin ...AŞ'nin yönetim kurulunun alacağı kararlara engel olma, onları denetleme gibi bir yükümlülüğü yüklenemeyeceği belirtilmiş ise de söz konusu şirketlerin iç içe geçen ve organik bağ içerisinde bulunan şirketler olduğu dikkate alındığında mahkemece verilen kararın somut olaya ve dosya içeriğine aykırı olduğunu, davalıların zararlandırıcı tüm iş ve işlemleri engelleyebilme yetkisi varken bu yol dışında kasten ve bilerek ... AŞ'yi zararlandırmalarının TTK'nın 369. maddesi uyarınca sorumluluklarını doğurduğunu,Kararda davalıların ...'nin yönetim kurulu üyelerinin alacağı karardan sorumlu tutulamayacağının belirtilmesine karşın şirketlerin iç içe geçtiğini, yönetim kurulu üyeleri ve başkanı aynı olan bu nedenle aralarında organik bağ bulunan şirketlerin davalıların kusurlu eylemleri ile iflas ettiğini, mahkeme gerekçesindeki zarar kalemlerine ilişkin tespitten da esasen zararların tamamının ...AŞ üzerinden doğan zararlar olduğu şeklindeki gerekçe ile ...'in kendi açacağı davayla da ...AŞ'nin zararının ...AŞ'nin kasasına konmasının istenebileceğine ilişkin gerekçenin de hatalı olduğunu, ...AŞ ve ... AŞ'nin aynı yönetim kurulu üyelerince yönetildiğini, şirketlerin iç içe geçtiğini ve aralarında organik bağ bulunduğunu, mahkeme tespitine göre davalıların ...AŞ'de yaptıkları usulsüz iş ve işlemleri sebebiyle zararlandırdıkları için bu şirkette ortak olan ...'in de doğrudan zarara uğradığını, ardından da müvekkilinin de davalıların eylemleri ile dolaylı zarara uğradığını, ...AŞ, ... AŞ ..., ..., ... şirketlerinin iç içe geçmiş ve aralarında organik bağ bulunan şirketler olduğu için, ...AŞ bünyesinde yapılan iş ve işlemlerin bizzat ...'de yönetim kurulu üyeleri olan davalılar tarafından gerçekleştirildiğini, bu eylemlerle şirketlerin iflas ettiğini, Tüm bu açıklamalar kapsamında, davalıların mahkeme kararıyla tespit edildiği üzere ...AŞ'yi usulsüz iş ve işlemleri sebebiyle zararlandırdıkları için bu şirkette ortak olan ...'in de doğrudan zarara uğradığını, müvekkilin de davalıların sebep olduğu zarar dolayısıyla dolaylı zarara uğradığını, ...AŞ yönünden ikame edilen İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/319 Esas sayılı dosyasında alınan 26.07.2016 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda, ...AŞ'nin davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından milyonlarca dolar zarara uğratıldığının belirlendiğini, raporda ayrıca ...şirketine ek olarak, davalıların kendilerine kurdukları ... ve ... şirketlerinin kayıtlarının da karşılaştırmalı olarak incelendiğini ve bunun sonunda ...şirketinin yaptığı 14 adet gemi inşa işçiliğinden elde ettiği ancak hesaplara geçirilmeyen mahrum kalınan kârın ... ve ... şirketleri tarafından ...şirketine yapılan 86.321.500,00 USD ödemeye göre, ...şirketinin hesaplarından en az 8.632.150,00 USD kâr oluşması gerektiği, ancak şirket mali verilerinde 10.586.785,22 TL zarar gösterildiği, bu farkın hukuka ve ticarete uygun şekilde açıklanamadığının belirlendiğini, bu dosyadaki uzman bilirkişi heyetinin raporunda ayrıca dava dışı ...şirketinin yaptığı 14 adet gemi inşa işçiliğinden elde ettiği ancak hesaplara geçirilmeyen en az 8.632.150.00 USD kâr, aynı iş üzerinden ortaya çıkan hukuken açıklanamayan olağandışı 10.586.785,22 TL zarar, ayrıca ...şirketinin iptal edilen gemi inşa projeleri nedeniyle sahip olduğu 24.000.000,00 USD tutarındaki tazminat hakkının, bilinçli bir şekilde talep edilmemesinden doğan zararların tespit edildiğini,Mahkemece alınan 11.10.2023 tarihli bilirkişi raporuna itirazların karşılanmadan verilen kararın hatalı olduğunu, raporda dava konusu zararın, üretim süreçlerinin teknik doğasına aykırı olduğu, ortaya çıkan zararın ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ticari hayatın olağan akışına aykırı şekilde ortaya çıkan bu zararın TTK'nın 369. maddesi uyarınca tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket etmesine ve şirket menfaatlerini gözetmesine rağmen gerçekleştiğinin davalı şirket yöneticileri tarafından ispatlanması gerektiği, davalı tarafın oluşan bu zararın işin doğası gereği olduğunu ve zararın muhasebe teknikleri ve üretim süreçleri ile de uyumlu olduğunu ifade ettiği, ancak bu açıklamanın dava konusu zararın yöneticilerin kusurlarıyla oluşmadığı iddiasını ispatlamaktan uzak olduğu, davalıların somut veriler ile zararın kendi kusurları dışında gerçekleştiği hususunu ispatlaması gerektiği, davalıların yönetim kurulu üyesi konumunda bulundukları ... AŞ'nin ortaklık payına isabet eden zarar payının 630.449,24 TL olduğu tespit edilmiş ise de davalıların müvekkilini uğrattığı diğer zarar kalemlerinin hesaba katılmamasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece alınan rapora göre daha fazla tazminat hesaplanması gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalılar vekili, istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemece gerekçesinin yerinde olduğunu, şirket yöneticileri olan davalıların yönetimine herhangi bir müdahale yetki ve şansları bulunmayan ve sadece yöneticisi oldukları dava dışı ... AŞ nin pay sahibi olduğu üçüncü kişi durumundaki başka bir şirketin varolduğu iddia edilen zararı nedeniyle dava açıldığını, ...AŞ yöneticileri aleyhine açılan davanın reddedilerek kesinleştiğini, davalıların yöneticisi olduğu ... AŞ nin faaliyeti boyunca gemi inşaa etmediğini, dava dışı ...AŞ nin davaya konu edilen gemileri armatör ... AŞ adına sadece işçilik ücreti karşılığı diğer ücreti de armatör tarafından karşılanarak inşaa edilerek teslim edildiğini, bu hususların tamamının yargılamada tespit edildiğini beyan ederek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇEDava, 6762 sayılı mülga TTK'nın 309, 336 ve 340. maddeleri uyarınca, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan kaynaklanan maddi tazminata ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekilinin eldeki davada tazminat talebini, davacının ortağı olduğu dava dışı ... AŞ'nin yöneticileri olan davalıların şirkete zarar verici eylemleri ve kötü yönetimleri sonucu verdikleri zararların, 6762 sayılı mülga TTK'nın 309 ve 340. maddeleri uyarınca şirkete ödenmesini talep etmektedir.Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıların ... AŞ'deki yönetim görev ve yetkilerini kötüye kullandıklarını, ...'in kârını kaçırmak amacıyla ...'nin kurulduğunu, anılan şirkete sermaye arttırımı yapılarak ...'in nakit sıkıntısı yaşamasına sebebiyet verildiğini, davalıların ...'i kendi menfaatleri doğrultusunda yönettiklerini, şirketten kendi şirketlerine para aktardıklarını, kötü yönetim sebebiyle ...'in iflas ettiğini, oysa şirket yöneticilerinin özenli davranma yükümlülüklerinin bulunduğunu, 6762 sayılı TTK nun 309, 336 ve 340. maddeleri uyarınca davalıların zarardan sorumlu olduklarını iddia etmiştir. İlk derece mahkemesi karar gerekçesinde belirtildiği üzere, davacı vekili yargılama aşamalarında yaptığı açıklamalarda ... yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'nun kurduğu ... şirketine 2007 yılında ... şirketinin eklendiğini, yönetim kurulu başkanlığını ...'nun yaptığı ...'in kuruluşunun ilk yılında ...şirketine 12 adet tanker siparişi verdiğini, her biri altışar adet olmak üzere iki parti hâlinde yapımına başlanılan gemilerin 2008 yılı ekonomik krizi nedeniyle siparişlerinin geri çekildiğini, aynı dönemde davalıların yönetim kurulunda bulunduğu ...'e bağlı çelik tekneye sipariş edilen iki teknenin yapımını durdurduklarını, ... ve ... adına inşasına başlanılan bu gemilerin sözleşmelerinin rekabet kurallarına aykırı düzenlendiğini, gemilerin yarı mamul olarak ...'ye bırakıldığını, esasen ...'e ait olması gereken teknelerin ...üzerinde bırakıldığını ve bu durumun ... ortaklarından saklandığını, bu gemilerin ön ödeme tutarlarının gemi inşa sektörü normlarına ve şirketin rekabet prensiplerine aykırı derecede düşük tutulduğunu, ...'nin yabancı şirketler adına yapılan gemilerden talep ettiği avans miktarının ...'nun kurduğu şirketlerden talep etmediğini, bu nedenlerle davalı yönetim kurulu üyelerinin ...'e zarar veren işlemlere imza attıklarını, ... ve ... şirketleri ile yapılan sözleşmelerde tazminat maddeleri konulmadığını, bu nedenle ...'e bağlı ...'nin 2008-2009 yılına ait yeni yatırımlarına ilişkin yönetim kurulu kararları ile ...AŞ'ye 2009-2010 yılı hesap dökümünde tazminat alınmadığının belli olduğunu, gemi siparişi veren şirketlerin mali durumu bozulmaz iken ...'e ve grup şirketi olan ...'nin ekonomik yönden batma aşamasına geldiğini, ...'nin 2006-2010 yılları arasında 76.000.000,00 TL zarar açıkladığını, şirketin 10 yıldır kâr dağıtmadığını, hem ...'nin hemde ...'in zarara uğratıldığını iddia ederek tazminat talebini bu olgulara dayandırdığı anlaşılmaktadır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada kök rapor ve üç adet ek rapor alınmıştır. Mahkemenin istinaf incelemesine konu karar gerekçesinde, zarar iddiasına konu gemilerin ... tarafından inşaat ettirildiğinin tespit edilmediği, gemi inşa işlerinin ...tarafından yapıldığı, eldeki davanın ...'in gördüğü zarar nedeniyle açıldığını, oysa iddiaların ...üzerinden yapılan işlemler nedeniyle görülen yansıma zarara ilişkin olduğu, davalıların aynı zamanda ...'nin yöneticileri ve ortakları olduğu, her iki şirketin farklı tüzel kişilikler olduğu, eldeki davanın yönetim kurulu üyelerine karşı açılmış bir sorumluluk davası olduğu, davacının ortağı olduğu ...'ye ettirilen zararın tazmini için ...yöneticilerine karşı dava açması ve zararın ...'ye ödenmesini talep etmesi mümkün iken ...'in zarara uğradığı iddiasıyla dava açmasının ve ...üzerinden ...'in hissesine düşecek tazminatın ...'e ödenmesini talep etme hakkı bulunmadığı, ...'nin zararından ... yöneticilerinin sorumlu tutulmasının mümkün olmayacağı, her şirket ortağının o şirketin yöneticilerine karşı talepte bulunması gerektiği, somut olayda ...'in kendi açacağı dava ile de ...zararlarının ...'ye ödenmesini talep edebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda dava dilekçesi açıklanırken belirtildiği üzere, eldeki dava 2011 yılında açılmış olup, dava, 6762 sayılı Mülga TTK'nın 336, 340 ve 339 maddeleri uyarınca ... AŞ yöneticilerinin sorumluluğu nedeniyle açılmış bir tazminat davasıdır. Davacı, dava dışı ... AŞ'nin ortağı olup anılan şirketin ortağı sıfatıyla ve yine anılan şirketin yöneticileri aleyhine tazminat davası açılmış ve tazminatında anılan şirkete ödenmesini talep etmiştir. Davacının iddiası, ilk derece mahkemesi kararında belirtilenin aksine, ...şirket yöneticilerinin eylemlerine ilişkin olmayıp ... yöneticileri olan davalıların ...'e verdikleri zararların tazmini talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yansıma zarar kavramından bahsedilerek zararın ...'nin zararı olduğu görüşüne yer verilmiş ise de doğrudan zarar ve yansıma zarar kavramları şirket ortağının zararının doğrudan veya dolaylı olmasıyla ilgilidir.Somut olayda davacı, dava dışı ... AŞ'nin ortağı olup, bu şirketin yöneticileri olan davalıların yaptıkları eylemler ile şirkete zarar verdiklerini belirtmekte olup bu zarar davacı bakımından ortak sıfatıyla dolaylı zarar niteliğindedir. Nitekim davacı da kendisinin bu dolaylı zararının ... AŞ'ye ödenmesini istemiştir. İlk derece mahkemesinin aksi yöndeki değerlendirmeleri dosya kapsamıyla uyumlu bulunmamıştır. Gemi inşa sözleşmelerinin tarafı olan dava dışı ...AŞ'de ... AŞ'nin hissedar olduğu, ... yöneticisi olan davalıların ...ve ... şirketleri üzerinden ...'i zararlandırıcı işlemler yaptıkları iddia edilmemkedir. ... yöneticisi olan davalıların zararlandırıcı işlemleri ...ile olan ticari ilişki üzerinden yapılmış olması, ...'in bu suretle oluştuğu iddia edilen zararları bakımından davacının ... yöneticileri aleyhine dava açma hakkını ortadan kaldırmaz. Ayrıca, ...'in ortak sıfatıyla ...yöneticileri aleyhine dava açma hakkının bulunması, eldeki davada ... ortağı olan davacının, ... yöneticilerine sorumluluk davası açmalarına engel değildir. Davalılar, ... yöneticileri olup davacı da anılan bu şirketin ortağı olduğuna göre, ... yöneticileri aleyhine sorumluluk davası açma hakkı vardır. Yasal düzenleme açıktır. Buna karşın Mahkemenin uzun yıllar süren esasa dair yargılama sonucunda, adeta davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı şeklinde yorumlanacak gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usule aykırı olmuştur. Zira 6762 sayılı TTK'nın 309. maddesi uyarınca şirket ortaklarının şirket yöneticilerine karşı dava açma hakları vardır. Bu davada zararın şirkete ödenmesi talep edilmiş, talep anılan 309. madde kapsamında ortak sıfatıyla yöneticilere yöneltilmiş bu dava olup, davacının dava açma hakkının yani aktif husumet ehliyetinin bulunduğu tartışmasızdır. Bu nedenle mahkemece davacının dava açma hakkı bulunmadığına dair gerekçesi dosya kapsamına ve yasal düzenlemeye aykırı bulunmuştur. İlk derece mahkemesi davacının zarar iddialarını ve davalılara atfedilen eylemleri yeterince değerlendirmeden ve ... yöneticisi sıfatıyla davalıların ana sözleşmeye, yasalara ve ortaklığın menfaatine aykırı olarak ..., ... şirketleriyle olan ilişkileri üzerinden ...'e zarar verip vermedikleri ve buna göre davacının tazminat talebinin haklı olup olmadığı konularında toplanan deliller değerlendirilmek suretiyle ve taraf vekillerinin bilirkişi ek raporuna itirazları değerlendirilmek, gerekirse itirazlar hakkında ek rapor alınarak işin esasını çözer şekilde bir karar verilmesi gerekirken, davacının dava açma hakkı bulunmadığına dair bir gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usule aykırı bulunmuş ve kararın kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucuda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, nihai kararla birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 18.06.2026KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.