1. Hukuk Dairesinin, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davasında, önceki bozma kararı sonrası yerel mahkemece iyi niyetli kabul edilen sonraki maliklere karşı davanın reddi kararının temyiz incelemesine ilişkin içtihadıdır.
Özet: Mirasçıların, murislerinin mal kaçırma amacıyla taşınmazı oğlu vasıtasıyla devrettiği iddiasıyla açtıkları muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davasında; taşınmazın sonrasında birden çok kez el değiştirmesi, mahkemenin başlangıçta husumet ve sonraki maliklerin iyi niyeti gerekçeleriyle davayı reddetmesi ve Yargıtayın usul eksiklikleri nedeniyle bozma kararı sonrası, yeniden yapılan yargılamada davalıların bedel ödediği ve yeni maliklerin kötü niyetli olduklarının kanıtlanamadığı gerekçeleriyle davacıların tüm talepleri reddedilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2024/4580 E.  ,  2026/3645 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/151 E., 2024/297 K.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.04.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacılar ... vd. vekili Avukat ... ile temyiz edilen kendi adına asaleten davalı ... adına vekaleten Avukat ... ve davalı ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen asil ve vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar; mirasbırakanları ... ...’ın, 1 12... parsel sayılı taşınmazını davalı ...’e mirasçılardan mal kaçırma amacıyla satış suretiyle temlik ettiğini, ...’in de dava açılmasını engellemek amacıyla taşınmazı diğer davalılar ... ve ...’a devrettiğini ileri sürerek miras payları oranında tapu iptali ve tescil istemişler, yargılama sırasında dava konusu taşınmazın davalılar ... ve ... tarafından dava dışı ...’a, ... tarafından dava dışı ...’ye, ... ... tarafından ...’a devredilmesi, taşınmazın ... adına kayıtlı iken ifrazı sonucu oluşan taşınmazlardan 6 01... ve 4 parsel sayılı taşınmazların ...’e, 6 01... parsel sayılı taşınmazın ...’a satış suretiyle devredilmesi, 6 04... ve 6 05... parsel sayılı taşınmazların ise ... Belediyesine bağış suretiyle devredilmesi nedeniyle yeni kayıt maliklerine karşı tapu iptali ve tescil olarak davaya devam ettiklerini bildirmişler, yargılama sırasında davacılardan ...’ın ölümü üzerine mirasçıları davaya devem etmişlerdir.
Davalılar ... ve ...; taşınmazda zamanla değer artışı meydana geldiğinden davanın kötü niyetli açıldığını, iddiaların doğru olmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı ..., diğer davalılardan para almadığını belirtip davanın reddini savunmuş, yargılama sırasında ölümü üzerine, mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
Mahkemece, ...'ın malik olmadığı, terditli olarak tazminat da istenmediği gerekçesiyle ... aleyhindeki tapu iptali ve tescil isteğinin husumetten reddine, diğer davalılar ... ile ... hakkında açılan davanın ise taşınmazı edinimlerinde iyi niyetli oldukları gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairece; “ Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ... ...'ın 1 12... parsel sayılı taşınmazını 01.12.1998 tarihinde davalı ...'e, ...'in de 28.02.2007 tarihinde diğer davalılara yarı yarıya satış suretiyle temlik ettiği, yargılama sırasında 11.07.2014 tarihinde taşınmazın dava dışı ...'a, ... tarafından da 27.11.2014 tarihinde dava dışı ...'ye devredildiği anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, 6100 saylı HMK'nın 125/1. maddesi gözetilerek gerekli usuli işlemlerin yerine getirilmesi, ondan sonra işin esası hakkında karar verilebilmesi için hüküm bozulmalıdır. ''gerekçesiyle karar bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalılar ... ve ...'ın taşınmazın bedelini ödedikleri, nitekim davalı ...'ın satışın yapıldığı dönemde Tarım Kredi Kooperatifi ile ilgili borçlarını icrada ödediği, ayrıca Karpuzatan mevkiindeki yerde bir işletmesinin de bunun bir göstergesi olduğu, tapudaki resmi belgelerin de bedelin ödendiğini gösterdiği, satışın yapıldığı dönemde maddi durumunun kötü olduğu anlaşılan ...'ın satış akabinde işletme açmasının parasını aldığının kanıtı olduğu, davacılar tarafından davalı ...'ın aleyhine açılmış terditli bir tazminat davasının da mevcut olmadığı, ... ile davacılar arasındaki davanın husumet nedeniyle reddinin gerektiği, davalılar ... ve ...'ın ise iyi niyetli oldukları ve bu iktisaplarının korunması gerektiği, bozma ilamından sonra davacıların davaya yeni maliklere karşı tapu iptali ve tescil olarak devam ettikleri, davacılara delillerini sunması için süre verildiği, ancak davacılarca yeni bir delil sunulmadığı ve sundukları deliller ile yeni maliklerin kötü niyetli olduklarının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ... ...’ın 16.06.2003 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı çocukları ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile kendinden sonra ölen oğlu ...’ın eşi ... ve çocukları ..., ..., ... ve ... ile davalı oğlu ...’in kaldığı, ...’in yargılama aşamasında 28.04.2016 tarihinde ölümü ile mirasçılarının davaya dahil edildiği, muris ... ...’ın maliki olduğu 153 parsel sayılı 20.749, 00... bağ niteliğindeki taşınmazını 1.12.1998 tarihinde davalı oğlu ...’e satış suretiyle devrettiği, ...’in de taşınmazı 28.02.2007 tarihinde ½'şer paylarla davalılar ... ve ...’a satış suretiyle devrettiği, ... ve ...’ın dava tarihinden çok kısa bir süre sonra 11.07.2014 tarihinde taşınmazdaki temlik aldıkları payları ...’a satış suretiyle devrettikleri, ...’ın da taşınmazı 27.11.2014 tarihinde ...’ye, onun da 19.09.2018 tarihinde dahili davalı ...’a satış suretiyle devrettiği, 08.01.2020 tarihinde yapılan ifraz işlemi sonucu 6 00... , 2, 3, 4, 5, 6, 6 01... , 2, 3, 4, 5, 6, 7, 6 02... , 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 6 03... , 2, 3, 4, 5, 6, 7, 6 04... ve 6 05... parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, ...’in de 16.01.2020 tarihli 609 yevmiye nolu akitle 6 01... , 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazları davalı ...’e, 6 01... parsel sayılı taşınmazı davalı ...’a satış suretiyle devrettiği, 6 04... ve 6 05... parsel sayılı taşınmazları ise 19.02.2020 tarihinde davalı ... Başkanlığına bağış suretiyle devrettiği, davacıların HMK’nın 125. maddesi uyarınca yeni kayıt maliklerine karşı tapu iptali ve tescil isteği olarak davaya devam ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.19 74... /2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706, Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Bununla birlikte; durumun gereklerine göre kendinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz. Bir kişinin kendinden beklenen özeni gösterip göstermediği ise normal bir insanın hayatın olağan akışı içerisinde sergilediği davranış biçimi dikkate alınarak belirlenir. Gerçekten de kanun koyucunun iyi niyeti koruyarak gerçek hak sahibinin hakkını feda ettiği bu hâlde iyi niyetin objektif olarak mevcut olması gerekir. Buna göre makul bir insanın göstereceği özenle herkesçe bilinebilecek bir gerçeği görmeyen ve tedbirli bir insanın şüphelenebileceği bir durumu dikkate almayarak ihmalkâr davranan kişi iyi niyetli sayılamaz. Yargıtay kararlarında değinilip benimsendiği üzere, taşınmazın çok kısa bir süre içinde ve oldukça düşük bir bedelle el değiştirmesi işlemlerinin kuşkulu hareket olarak değerlendirilmesi ve davalı yönünden şüphe doğuran bir durum olarak ele alınması gerekmektedir. Belirtmek gerekir ki, tapu kütüğündeki kayıtların yolsuz olduğuna dair gerekçesiz soyut bir iddia iyi niyet karinesini ortadan kaldırmaz ise de iyi niyet karinesine dayanan ve durumdan şüphelenen kişinin de kuşkuya yer vermeyecek şekilde ciddi bir araştırma yapmadan özen yükümlülüğünü yerine getirdiği söylenemez. Çünkü, güven ilkesinden sadece iyi niyetli olduğu kesin olan kişiler yararlanabilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.2022 tarihli ve 2019/1-425 Esas, 2022/729 Karar sayılı kararı).
Somut olayda; tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamından, muris ...’in maddi durumunun iyi olup taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığı, mirasbırakanın davalı ...’e satış yapmasını haklı kılacak bir nedenin bulunmadığı, kaldı ki murisin ...’ten başka hiçbir mirasçısına temlikte bulunmadığı, murisin en kıymetli taşınmazını devrettiği, geriye kalan taşınmazlarının küçük miktarlarda olduğu, muris tarafından davalı ...’e yapılan temlikin davacılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Taşınmazı ...’ten temlik alan davalılar ... ve ...’ın, ...’e satış bedelini ödediklerini ispatlayamadığı, taşınmazın temlik alındığı dönemde davalı ...’ın ... Belediye Başkanlığının avukatlığını yaptığı, davalı tanığı ...’ın beyanlarına göre de davalılar ... ve ...’ın taşınmazın muris ...’e ait olduğunu bildikleri, ... ve ...’ın da dava tarihinden çok kısa bir süre sonra taşınmazdaki temlik aldıkları payları ...’a devrettikleri, hiçbir ara malik tarafından taşınmazın kullanılmadığı, davalı ... ve diğer son kayıt maliklerinin taşınmazı bedel ödeyerek satın aldığı savunmasında bulunmalarına rağmen kaça satın aldıklarını, ödemeyi nasıl yaptıklarını beyan etmedikleri, ödemeye ilişkin herhangi bir belge de sunmadıkları, taşınmazın yargılama aşamasında bir çok kez el değiştirdiği hususları göz önüne alındığında 14.02.1951 tarihli ve 1949/17 Esas, 1951/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca son kayıt maliki davalıların TMK'nın 1024. maddesi uyarınca durumu bilecek konumda olduğu ve 1023. maddenin koruyuculuğundan yararlanamayacağı kanaatine varılmaktadır.
Hâl böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacılar vekilinin açıklanan nedenlerden ötürü temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalılardan alınarak vekil ile temsil edilen davacılara verilmesine, Dosyanın Gaziantep 5. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.