6831 sayılı Orman Kanununun 2/b maddesi kapsamında orman içi ziraat parseli olarak belirlenen taşınmazların orman vasfıyla tescili talebi ve kadastroya itiraz davasında keşif ve bilirkişi incelemesi gereği.
Özet: Orman kadastrosuyla ilgili bir davada, ilk derece mahkemesinin orman içi ziraat parseli olarak tahdit dışında bırakılan ve 2/b uygulamasına tabi tutulmamış taşınmazların 2/b uygulamasının iptaline ilişkin hatalı kararını bozan üst mahkeme, davanın aslında tahdit dışında kalan parsellerin orman sınırları içine dahil edilmesi talepli bir orman kadastrosu itirazı olduğunu belirterek, doğru sonuca ulaşılabilmesi için yöreye ait en eski haritalar, hava fotoğrafları, amenajman planları ve komşu parsel kayıtlarının toplanması, uzman orman, fen ve jeodezi mühendisleri ile yerel bilirkişiler eşliğinde yeni bir keşif yapılması, taşınmazların geçmişteki niteliği, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin titizlikle incelenerek gerçek orman vasfının belirlenmesi gerektiğini hükmetmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2024/4638 E.  ,  2026/1990 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2022/30 E., 2023/19 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... İdaresi vekili, davalılar Hazine ile ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ..... ili ..... ilçesi ... köyünde 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) kapsamında yapılan orman kadastro çalışmasında P1, P2, P3 numaralı parseller orman içi ziraat parseli olarak tahdit dışında bırakılmış ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmamıştır.
2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürlüğünün 60 numaralı Kadastro Komisyonunca ....... ili Besni ilçesi ... köyünde 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 3302 sayılı kanunla değişik 2/B maddesine göre yapılan çalışmalar neticesinde P1, P2, P3 numaralı parsellerin orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespit edildiğini, ancak 1988 tarihli memleket haritalarında, orman amenajman haritasında ve evveliyatında da bu yerlerin orman olduğunu ve çevresiyle orman bütünlüğü oluşturduğunu ileri sürerek, tespitin iptaliyle parsellerin orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli ve 2014/3 Esas, 2016/31 Karar sayılı kararıyla, davalı Bakanlık aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine; davacının davasının kabulü ile ... ili ... ilçesi ....... köyü P.1-P.2-P.3 numaralı taşınmazlara ilişkin yapılan 2/B uygulamasının iptaline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 29.12.2021 tarihli ve 2021/16552 Esas, 2021/13123 Karar sayılı ilamıyla "Mahkemece, P.1-P.2-P.3 numaralı taşınmazlara ilişkin 2B uygulamasının iptaline karar verilmiş ise de, dosya kapsamındaki tahdit evraklarından ve alınan bilirkişisi raporlarından P.1-P.2-P.3 numaralı taşınmazların, yapılan orman tahdidi sırasında orman içi ziraat parseli olarak tahdit dışında bırakıldığı ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, tahdit dışında bulunan ve 2/B uygulamasına tabi tutulmayan taşınmazlara ilişkin 2/B uygulamasının iptaline karar verilmesi hatalı olmuştur. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 33. mad.). iddianın ileri sürülüş şekline göre dava, tahdit dışında bırakılan taşınmazların orman tahdidi sınırları içine alınması talebine dayalı orman kadastrosuna itiraza ilişkindir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, öncelikle yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ve varsa Yargıtay ilamlarının örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen ... ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler dava konusu taşınmazlarla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişisi eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmazlar çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazların niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı hususlarının açıklandığı ve dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla yapılan keşif ve alınan teknik bilirkişisi raporlarından dava konusu P1 ve P3 numaralı poligonların eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritası üzerinde yapılan incelemede; evveliyatları itibariyle herhangi bir tarımsal iz ve emarenin görülmediği ve kullanılmadıklarının belirgin olduğu, taşınmazların çevre bütünlüğü ile orman sahası içinde kaldığı, geniş yapraklı ağaç rumuzuyla işaretlendikleri nazara alındığında P1 ve P3 numaralı poligonların orman arazisi olduğu, P2 numaralı poligon yönünden eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritası üzerinde yapılan incelemede orman sahası içinde kalmadığı, 1952 yılından itibaren incelenen tüm hava fotoğraflarında taşınmazın büyük kısmında tarımsal faaliyet bulunduğu, orman tahdidi sınırları içinde kalmasında fen ve bilime göre herhangi bir yararın kalmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine, dava konusu ..... ili .. ilçesi ... (.....) köyünde bulunan ve dosya arasına alanın 28.09.2022 tarihli fen bilirkişisi raporunda P1 ve P3 numaralı olarak isimlendirilen poligonlara ilişkin açılan davanın kabulü ile P1 ve P3 numaralı poligonlara ilişkin 60 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca tahdit dışına bırakma uygulamasının iptaliyle anılan taşınmazların orman tahdidi sınırları içine alınmasına, P2 sayı olarak isimlendirilen poligona ilişkin açılan davanın reddiyle P2 sayılı poligona ilişkin 60 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan orman tahdidi sınırları dışına çıkarma uygulamasında usul ve kanuna bir aykırılık bulunmadığının tespitine ve davalı ... yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddedilen P2 bloğuna yönelik olarak yapılan yargılama sonucunda eksik bilirkişi incelemesi sonucu alınan raporlara dayalı olarak hüküm kurulduğunu, dava dosyasında bulunan tüm bilirkişisi raporları mukayeseli olarak birlikte değerlendirildiğinde bilirkişisi raporlarının birbiriyle çelişkili ve kendi içinde bile tutarlı olmadığını, usulünce orman araştırması yapılmadığını ve taşınmazın orman sayılan alanlardan olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar Hazine ile Tarım Orman Bakanlığı vekili temyiz dilekçesinde; dosya kapsamında alınan bilirkişisi raporları hüküm kurmaya yeterli olmayıp yapılan itirazlar dikkate alınarak usul ve kanuna uygun rapor verilmediğini, dava konusu taşınmazların hepsi orman vasfında olmamasına rağmen kısmen orman tahdidi sınırları arasına alınmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman vasfında olup olmadığı ve orman sınırları içine alınmasının gerekip gerekmediğine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince her ne kadar P2 numaralı poligonun eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasında kısmen açıklık, çalılık ve taşlık olarak kaldığı, üzerindeki tarımsal faaliyetin 1988 yılından önce başladığı, evveliyatı itibariyle orman olmadığı ve orman tahdidi sınırları içinde kalmasında fen ve bilime göre herhangi bir yararın kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 07.06.2023 tarihli orman bilirkişisi raporunda; dava konusu P2 numaralı poligonun toprak yapısının sığ derinlikte, yüksek taşlı, taşınmaz genelinde sabit kaya ve taşlar bulunan, eğiminin %12 ve orman içi açıklık vasfı taşıyan alanlardan olduğu, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarında kısmen taşlık, kısmen çalılık ve kısmen açıklık alan olduğu, çalı ve ağaç formu bitki örtüsünün zamanla açılarak tarımsal faaliyet ve ağaç dikimi yapıldığı, 1952 yılı hava fotoğrafında sarı işaretli kısımda tarımsal faaliyet görülürken zamanla tarımsal alanın genişletildiği ve 1984 yılı hava fotoğrafında daha belirgin hale geldiği ifade edilmiştir.
Bilindiği üzere, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesindeki düzenlemeyle kanun koyucu, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapatmıştır. Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 14/s maddesinde "orman içinde kültür arazileri dışında, insan müdahalesi olmaksızın kendiliğinden oluşan, doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki ve bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren alanların" orman içi açıklık olduğu ve aynı Yönetmeliğin 16/i maddesinde ise orman içi açıklıkların Devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı öngörülmüştür. Bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu bulunmamakta olup, etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Kanun gereği orman sayılan orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılması da hukuken mümkün değildir.
Somut olayda; dava konusu P2 numaralı poligonun dört tarafından orman ile çevrili olduğu, kuzey ve güneyindeki tarla vasıflı alanlara bitişik olmadığı, bu durumun hükme esas bilirkişisi raporunda bulunan kroki ve TAKBİS parsel sorgulama uygulaması üzerinden Dairemizce yapılan sorgulama ile doğrulandığı, eski tarihli hava fotoğraflarından zamanla taşınmaz içindeki ağaç ve çalıların temizlenip orman içine genişleme yapılarak tarım arazisi haline getirildiği anlaşıldığına göre, dava konusu P2 numaralı poligonun 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesi gereğince orman içi açıklık niteliğinde bulunduğu ve davanın kabulüyle orman tahdit sınırları içine alınmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi yönünde hüküm kurulması hatalı olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.