Danıştayın, KHK ile FETÖ/PDY iltisakı iddiasıyla görevden ihraç edilen memurun OHAL Komisyonu ret kararına karşı açtığı davada, beraat etmesine rağmen Bank Asya ve sendika üyeliği gibi gerekçelerin hukuka uygunluğunu sorguladığı temyiz incelemesi.
Özet: Hakkında silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan beraat kararı verilmesine rağmen, 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacının, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun göreve iade başvurusunu reddetme işleminin iptali ve parasal haklarının iadesi talebiyle açtığı davada, ilk ve bölge idare mahkemeleri; Bank Asyada aktif hesap bulundurması, FETÖ/PDY ile iltisaklı sendikaya üye olması, örgüte bağlı yayın organı ve kapatılan okula ödeme yapması ile kardeşine dair tespitler gibi gerekçelerle davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğuna karar vererek davanın reddine hükmetmiş, davacı ise masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı, yasallık ve bireysellik ilkeleri başta olmak üzere birçok temel hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2024/2495 E.  ,  2025/12730 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/2495
Karar No : 2025/12730
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalındığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:...sayılı kararında;...Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan yapılan yargılama sonucunda davacının beraatına karar verildiği, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu gerekçesiyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen Bank Asya'da aktif hesabının olduğu, bahse konu banka hesabında bulunan para miktarını 2014 yılında arttırdığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan Ufuk Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendikasına üye olduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yayın organı olan Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödemede bulunduğu, çocuğunun FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılan Özel Merzifon Ahi Ortaokulu'nda kaydı olduğu, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile en az irtibat ve iltisak düzeyinde bağı bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmış olup bu haliyle Anayasamızda yer verilen sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından, Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine ekli liste ile kamu görevinden çıkarılmasından sonra kamu görevine iadesi istemiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının yakın çevresinde yer alan kardeşi hakkındaki tespitlerin Mahkeme kararında yer alan diğer tespitler ile birlikte davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyacak mahiyette olduğu, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; kimsenin işlendiği zaman suç oluşturmayan bir eylemden dolayı suçlanıp cezalandırılamayacağı, idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza ihdas edilemeyeceği, irtibat ve iltisak kavramlarının istihbari nitelikte kavramlar olduğu, dava konusu işleme dayanak KHK ile idareye geniş takdir yetkisi tanındığı, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiği, yasal olarak faaliyet gösteren Bank Asya’daki hesabını faizsiz bankacılık amacıyla açtığı ve rutin bankacılık faaliyetlerinin örgütsel olarak gösterilemeyeceği, sendika üyeliğinin Anayasal hak kapsamında olduğu, yasal olarak faaliyet gösteren bir sendikaya üye olmasının ve şirkete ödeme yapmasının irtibat ve iltisak gerekçesi olarak değerlendirilemeyeceği, hakkındaki ceza yargılamasında beraat kararı verildiği, Devlete karşı sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın somut delillere dayandırılmadığı, sadakat yükümlülüğünün temel hak ve hürriyetlerden faydalanmaya engel teşkil etmediği, FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir bağının bulunmadığı, adil bir disiplin süreci işletilmeden ve somut gerekçe gösterilmeden kamu görevinden çıkarıldığı, hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığı, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, yasallık, belirlilik ve geriye yürümezlik ilkeleri, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gibi Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
07/02/2017 tarih ve 29972 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin "Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler" başlıklı 2. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi'nin 22/09/2021 tarih ve E:2018/75, K:2021/61 sayılı kararıyla 7080 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir. '' hükmüne yer verilmiştir.
Davalı idare bünyesinde hemşire olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvuru, Komisyonun ...tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalındığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım etmek suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda;... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçun davacı tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi anılan kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Temyize konu kararda yer alan davacı hakkındaki tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde;
a) Davacının Bank Asya hesabına para yatırdığı ve katılım hesapları açtığı iddiası ile ilgili olarak;
Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının Bank Asya'da kendisi adına 2010 yılında açılmış hesabının bulunduğu, 02/10/2014 tarihinde 9.000,00-TL tutarlı katılım hesabı açıldığı yönünde tespitlerde bulunulduğu görülmektedir.
FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Banka'nın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek birkısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kar amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır.
Bu kapsamda, FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönemdeki hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz edip etmediğine yönelik bir inceleme yapılması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının, kendi adına 2010 yılında açılmış olan Bank Asya hesabının olduğu, hesaba 30/09/2014 tarihinde 9.000,00-TL para yatırıldığı ve daha sonra 02/10/2014 tarihinde 9.000,00-TL tutarlı katılım hesabı açıldığı görülmüş ise de hesaptaki tüm paranın 01/12/2014 tarihinde çekilerek hesabın sıfırlandığı anlaşılmıştır.
Nitekim, davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında; davacının kendi adına açmış olduğu Bank Asya hesabını düğününde takılan altınları faizsiz değerlendirmek için bu bankaya yatırdığını beyan ettiği ve davacının beyanının aksini ortaya koyan bir delilin bulunmadığı görülmüştür.
Bu itibarla, davacının kendisi adına açılmış olan Asya Katılım Bankası hesabında gerçekleştirilen işlemlerin olağan bankacılık işlemleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde gerçekleştirilen işlemlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
b) Davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Ufuk Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendikasına üyeliğinin bulunduğu iddiası ile ilgili olarak;
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan Ufuk Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendikasına üyeliği anılan örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmiştir.
FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tutan dershanelerin kapatılmasıyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte ilk olarak 01/03/2012 tarihinde Aktif Eğitimciler Sendikasının kurulduğu, daha sonra 14/01/2014 tarihinde Ufuk Tarım-Orman Sen, Ufuk Enerji Sen, Ufuk Sağlık Sen, Ufuk Büro Sen ve Ufuk Yerel Sen, Ufuk Ulaştırma Sen, Ufuk Haber Sen, Ufuk Kültür Sen ve Ufuk Bayındır Sen isimli sendikaların kurulduğu, ayrıca konfederasyon yapılanmasına gidilerek bünyesinde anılan sendikaların ve Aktif Eğitimciler Sendikasının bulunduğu Cihan Sendikalar Konfederasyonu'nun (Cihan-Sen) 21/02/2014 tarihinde kurulduğu, ancak her ne kadar aynı Konfederasyon bünyesinde yer alsalar da Aktif Eğitimciler Sendikasının kurulduğu tarihten itibaren yaklaşık dokuz ay içerisinde üye sayısını otuz beş bine kadar çıkardığı ve FETÖ/PDY terör örgütüne destek olmak amacıyla sendikal faaliyet kapsamını aşan faaliyetlerde bulunduğu dikkate alındığında, yukarıda bahsedilen diğer sendikalarla eşdeğer olarak nitelendirilmesine imkan bulunmadığı ve ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği açıktır.
Dava dosyasının ve davacı hakkındaki beraat kararının incelenmesinden; davacının anılan sendikaya üyelik dışında yöneticilik, temsilcilik gibi idari bir görevde bulunduğuna ve sendikanın protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin bir bilgi veya belgenin sunulmamış olması karşısında, sendika üyeliğinin davacı aleyhine örgütle iltisakına veya irtibatına delil olarak alınmasının mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
c) Dava dosyasına sunulan diğer tespitler ile ilgili olarak;
Davacının çocuğunun FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan öğretim kurumunda kaydının olduğu, davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödeme bilgisinin bulunduğu yönündeki tespitlerin, başkaca delillerle desteklenmediği sürece davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte her ne kadar temyize konu İdare Dava Dairesi kararında davacının yakın çevresinde yer alan kardeşi hakkındaki tespitler de Mahkeme kararında yer alan diğer tespitler ile birlikte davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyacak mahiyette olduğu belirtilmiş ise de davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantısını ortaya koyabilecek herhangi bir tespit içermeyen ve doğrudan davacıya isnat edilemeyecek nitelikte olan bu tespitin davacının anılan örgütle irtibatı ve iltisakı noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan, yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, davacı hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kesinleşmiş beraat kararı bulunduğu görülmüştür.
Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın reddine ilişkin... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi...İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 19/11/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Delil değerlendirmesinin bütün olarak yapılması gerektiğinden, dosyadaki mevcut delillerin yeterli olduğu, Bank Asya hesabında talimat tarihi ile uyumlu artış ve hareketliliğin olduğu, sendika üyeliği ile dosyada bulunan diğer delillerin de birlikte değerlendirilmesinden, davacının örgüt ile sosyal birliktelik içinde bulunduğu kanaatine varılmakla, istinaf başvurusunun reddine dair karar hukuk ve usule uygun olmakla, kararın onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.