Boşanma davasında kadının yoksulluk nafakası talebi üzerine verilen bozma kararının gereklerini yerine getirmeyen bölge adliye mahkemesi usul hatası.
Özet: Temyiz incelemesinde, karşılıklı boşanma davasında bölge adliye mahkemesinin kadına yoksulluk nafakası verilmesine dair kararının, kadının çalışma durumu araştırılarak yeniden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasının ardından, bölge adliye mahkemesinin kadının yeterli ücretle çalıştığı işinden kendi isteğiyle ayrıldığını tespit ederek yoksulluk nafakası talebini reddedip, üstelik kendi önceki kararını da kaldırması; bozma ilamına uyularak esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken istinaf incelemesi yapar şekilde karar vermesi ve derece mahkemesinin kendi hükmünü kaldıramayacağı ilkesine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle usulden hatalı bulunarak tekrar bozulmuştur.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/744 E., 2026/74 K.DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın bozma sonrası yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından yoksulluk nafakasının reddi ile bozma sonrası istinaf vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:Taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması neticesinde; İlk Derece Mahkemesince, her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve ferilerine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi kararı taraflarca istinaf edilmiş, istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi tarafından kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle erkeğin davasının reddine, kadın yararına maddi ve manevi tazminat verilmesi ile yoksulluk nafakasının miktarının artırılmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, tazminat talepleri ,yoksulluk nafakası ile velayet yönünden temyiz edilmiş olup Dairemizin 06.03.2025 tarihli kararıyla, davalı-karşı davacı erkek tarafından erkeğin temyiz dilekçesi ile kadının çalıştığı iddiası karşısında Mahkemece yeniden usulünce tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının SGK kayıtları da dikkate alınarak etraflıca araştırılarak, kadının sürekli ve düzenli bir işte çalışıp çalışmadığının, çalıştığının tespit edilmesi halinde, çalışması karşılığında elde ettiği gelirin düzenli ve sürekli olup olmadığının, kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde bulunup bulunmadığının, işten ayrılmış ise, işten kendi isteği ile ayrılıp ayrılmadığının, tarafların gelir durumlarının birbirlerine yakın veya denk olup olmadığının araştırılarak sonuca göre kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına, sair yönlerden ise hükmün onanmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, dava tarihinden öncesinde ve sonrasında olmak üzere kadının düzenli sayılabilecek nitelikte sigortalı çalışmalarının bulunduğu ve yargılama sırasında 13.09.2025 tarihinde çalıştığı iş yerinden istifa (Kod:03) ederek ayrıldığı, asgari ücretin üzerine ücretle çalışıyor iken kendi isteği ile çalıştığı iş yerinden istifa eden kadın yararına somut olayda Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşullarının gerçekleşmediği, kadının yoksulluk nafakasına (TMK m. 175) ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, bozma kapsamı dışında kalan hususlar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, Davacı-karşı davalı kadının yoksulluk nafakasına yönelik istinaf başvurusunun reddine, buna yönelik Dairemizin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 02.04.2024 tarihli, 2021/2228 Esas, 2024/666 Karar sayılı kararının hüküm kısmının 1-b bendinin kaldırılmasına, karar verilmiştir. Bozma öncesi Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi tarafından kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine dair hükmün kaldırılarak kadın yararına yoksulluk nafakasına karar verildiği, şu halde bu yönlerden ortada bir İlk Derece Mahkemesi hükmünün bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün de Dairemizce bozularak ortadan kaldırıldığı görülmektedir. Ne var ki Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Dairemizin bozma ilamına uyulmasına rağmen, ortada gerek İlk Derece gerekse Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilmiş yoksulluk nafakasına yönelik bir hükmün bulunmadığı ve bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesince derece mahkemesi sıfatıyla yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerektiği hususları dikkate alınmaksızın istinaf incelemesi yapar şekilde neticeten esastan ret kararı verilmesi doğru olmayıp uyulan bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.Yanı sıra hakim, verdiği hüküm ile bağlıdır. Sonradan hükmün yanlış olduğu kanısına varsa bile, artık hükmü değiştiremez. Mahkemenin nihai kararla el çekmiş olduğu dosyanın, ancak kanuni yollardan geçmek suretiyle hakimin önüne yeniden gelmesi halinde tekrar ele alınabilmesi mümkün olabilir. Bu halde dahi denetim makamı gibi hareket ederek verdiği ilk kararda kurduğu bir hükmün kaldırılmasına karar veremez. Bu yetki ancak kanun yolu incelemesi yapan yargı organına aittir. O halde Bölge Adliye Mahkemesinin temyize konu son kararında daha önce verdiği ve Dairemizin bozma ilamı ile kısmen ortadan kalkan 02.04.2024 tarihli karanının hüküm kısmının kısmen kaldırılmasına karar vermesi de doğru olmayıp bu husus da kararın bozulmasını gerektirmiştir. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebeplerine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.