Genel kredi sözleşmesine bağlı kefaletin eş rızası eksikliği nedeniyle geçersizliği ve teminat senedinin bedelsiz kaldığı iddialarıyla bankaya karşı açılan menfi tespit davası.
Özet: Davacı, davalı bankaya genel kredi sözleşmesi ve teminat senedinden kaynaklanan borcu olmadığını, gerçek kişi kefaletlerinin eş onayı eksikliği nedeniyle geçersiz olduğunu, asıl borcun sona ermesiyle senedin bedelsiz kaldığını ve müteveffa borçlunun mirasçılarınca mirasın reddedildiğini iddia ederek menfi tespit talebinde bulunmuş, davalı banka ise davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, borcun geçerli bir kambiyo senedi ile teminat altına alındığını ve icra takibi başlattığını belirterek davanın reddini ve tazminat istemiş, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında ise banka alacağının tespiti için dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerin yetersiz olduğu ve ek evrak gerektiği belirtilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/217 Esas
KARAR NO : 2026/436
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 14/10/2021
KARAR TARİHİ : 23/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin davalı bankaya, takibe konu edilen senet veya senedin bağlı olduğu genel kredi sözleşmesi ya da başka bir sebeple borcu olmayıp, takip usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkillerinin sorumluluğuna ilişkin olarak davalı bankanın argümanları müvekkillerinin ilk genel kredi sözleşmesine kefil olarak imza atmış olmaları ve sözleşmeye bağlı olan teminat senedinde kefil olarak imzalarının olduğunu, ancak gerçek kişi müvekkillerinin ilk genel kredi sözleşmesine kefil olarak imza atmalarının geçerli bir kefalet sözleşmesini doğurmadığını, gerçek kişi müvekkillerinin eşlerinin söz konusu kefalet sözleşmesine onaylarının alınmadığını, ikincisi ise takibe konu kambiyo senedine konu borçun, ifa sebebiyle sona ermiş olduğundan yine müvekkillerinin davalı bankaya herhangi bir borçlarının olmadığını, takipte borçlular arasında gösterilen ...'in, takip tarihinden sonra vefat ettiğini, mirasçılarının mirasın reddi davası açtığını, bu nedenle bu borçlu veya mirasçıları adına dava açılamadığını, davalı banka ile dava dışı ... Aş. (yeni unvanı ... Aş.) arasında 2018 yılında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, banka tarafından yayınlanan kredi tebliğinde, kredinin tahsisi için şirket ortaklarının da krediye kefil olmaları şart koşulduğu için, müteveffa ... şirket ortağı olması sebebiyle kefil olduğunu, yine müvekkilleri ..., ... ve müvekkili şirket ".... A.ş." kefil olarak genel kredi sözleşmesini ve buna bağlı munzam senedi imzaladıklarını, davalı bankanın Mevlana şubesi tarafından bu sözleşme imzalanırken kredi borçlusundan ve müvekkillerinden, genel kredi sözleşmesinden doğan borcun teminatı olarak boş bir munzam senet alındığını, bu genel kredi sözleşmesine konu olan borcun henüz bitmemişken, kredi alan şirketin ortağı olan ...'in 07.02.2019 tarihinde ortaklıktan ayrıldığını, davalı bankanın müvekkillerinin kefil olarak imzaladığını, genel kredi sözleşmesi uyarınca alacağının olmaması ve bu nedenle senedin bedelsiz kalması, ayrıca temel ilişki olan genel kredi sözleşmesi uyarınca alınan kefaletin geçersiz olması ve izah edilen diğer nedenlere binaen, müvekkillerinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti için işbu davayı açmak gereği hasıl olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın hukuki ve fiili gerçeklere aykırı olmakla birlikte aynı zamanda hakkın kötüye kullanılması niteliğinde açılmış haksız ve kötüniyetli bir dava olup, reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dava konusu değerin icra takibi ile net olarak talep edilmiş değer olduğunu, davacının işbu davasını kısmi dava olarak ikame etmesinde hukuki yararı bulunmadığını, bu sebeple davanın usulden reddinin gerektiğini, müvekkili Banka'ya dava dilekçesinde yer alan iddiaların ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, dava dilekçesinde beyan edilen bononun; davacı/borçluların müvekkili bankaya olan borçlarının ödenmesi amacıyla müvekkili bankaya tevdii edildiğini, imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kredi limiti tahsis edildiğini ve bu kredi limiti kapsamında büyük miktarda kredi kullandırıldığını, işbu kredi borçlarının ödenmesi için Davacı/Borçlu .... A.ş.’nin Tanzim, Davacı/borçlu ..., ... ve dava dışı diğer borçluların aval vermiş olduğu takip dayanağı bono Müvekkili Banka’ya tevdi edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine Müvekkili Bankanın haklı alacağının tahsili için ... 4. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile bonoya dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, davacı/Borçluların, Müvekkili Banka’nın alacağının sürüncemede bırakılması amacı ile iyi niyet kurallarına aykırı olarak huzurdaki davayı açmış olduğu hususu açık ve tartışmasız olduğundan, davacı/Borçlunun takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 05/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Kredi sözleşmelerine dayanak olarak verilen bonoya dayalı icra takibinden dolayı davalının davacılardan bir alacağının bulunup bulunmadığı; var ise alacak miktarının tespiti için gerekli bilgi ve belgelerin dava dosyasında olmadığı, davalı Banka Alacağının tespiti için Kredi kullanan... A.Ş (Yeni unvanı ...A.Ş)'nin aşağıda belirtilen bilgi ve belgelerin Dava dosyasına sunulması halinde hesaplama ve tespit yapılabileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 15/09/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;Bono vade tarihinde Bankanın dava konusu Teminat Mektuplarından dolayı nakit alacağı olmadığı ancak 1.902.000,00 TL G.Nakdi Alacağı olduğu; ancak bono vade tarihinden sonra Teminat Mektuplarının 1.497.002,34 TL'lık kısmının Tazmin olduğu, Tazmin olan Teminat Mektuplarından dolayı takip tarihi itibariyle 1.470.243,05 TL Asıl Alacak, 168.494,20 TL bakiye İşlemiş gün Ticari Avans Faizi ve 8.424,71 TL BSMV olmak üzere toplam 1.647.161,96 TL davalı Banka Alacağı olduğu, takip tarihinden sonra yapılan tahsilat olmakla birlikte Alacak tutarı ve işleyecek faizler ile birlikte değerlendirmenin nihai infaz aşamasında İcra Kapak hesabı ile yapılması gerektiği, takip tarihinden tahsil tarihinde kadar Asıl Alacak tutarına yıllık % 16,75 faiz oranını geçmemek üzere Ticari Avans Faizi talep edilebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 19/04/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Davacılar hakkında talep edilen miktarla sınırlı kalmak kaydıyla yapılan hesaplamalar sonucunda dava tarihi itibariyle 160.848,67 TL Asıl Alacak, 39.593,35 TL İşlemiş ticari avans faizi ve 1.979,67 TL BSMV ile birlikte toplam 202.421,68 TL davacılar borcu mevcut iken ödemenin yapıldığı 24.03.2023 tarihi itibariyle davacıların bakiye 35.711,83 borç kaldığı, 24.03.2023 tarihinde icra dosyasına yapılan 240.750,00 TL ödemeden sonra bakiye borç kaldığı için davacıların İstirdatı Gerekecek bir Alacağı olmadığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 18/11/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; 24.03.2023 tarihinde icra dosyasına yapılan 240.750,00 TL ödemeden sonra bakiye borç kaldığı için davacıların İstirdatı Gerekecek bir Alacağı olmadığı, bankaların Taliki şarta bağlı bir borç olan Teminat Mektubu verirken Teminat olarak bono almalarında hukuki ve yasal bir engel olmadığı; Bilirkişi uzmanlık alanımız Banka kayıtlarına göre Banka Alacağının tespit edilmesine ilişkin olduğu için hukuki netlendirme gerektiren kambiyo senedi takip hukukuna ilişkin bir değerlendirme yapılamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 28/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;Davacıların .... 4.İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına istinaden borçlu olup olmadıkları konusunda takdir mahkemeye ait olmakla birlikte, Davacıların sorumlu olduğu 160.848,67 TL tutar ve bu tutara ilişkin olarak davacıların ödeme yaptığı 24.03.2023 tarihi itibariyle dosya kapak hesabı yapıldığında davacıların sorumlu olabileceği tutar 244.841,73 TL olduğu kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 21/10/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Davalı banka ile Dava dışı kredi borçlusu/lehtarı (asıl borçlu) ...A.ş. (Yeni unvanı: ... A.Ş) arasında Genel Kredi Çerçeve Sözleşmesi imzalanmıştır. Sözkonusu bonoya atfen kredi kullandırılmış olduğunun kabulü halinde, bono borçlularının avalist sıfatıyla verdiği garanti-güvence kapsamında, davacıların bonodan dolayı avalist sıfatıyla borçtan sorumlu oldukları söylenebilir. Huzurda görülmekte olan dava bir menfi tespit davası olduğu nazara alındığında hem takip; hem dava tarihi ve hemde ödeme tarihi itibariyle yapılan hesaplama sonuçları sunulmuştur. Davalı Bankanın takip tarihi itibariyle alacakları talep edilen toplam alacak 1.847.225,62 TL, hesaplanan toplam alacak 160.663,20 TL, talep edilmesi gereken toplam alacak: 160.663,20 TL, Sayın Mahkemece raporun benimsenmesi halinde; takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarı 146.754,00 TL tamamen ödeninceye kadar yıllık %16,75 ve değişen oranlarda (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) basit usulde işleyecek nitelikli ticari avans faizi ile birlikte istenilebileceği, Davalı bankanın dava tarihi itibariyle alacakları toplam alacak 169.216,14 TL, Sayın Mahkemece raporun benimsenmesi halinde; dava tarihinden itibaren asıl alacak tutarı 146.754,00 TL tamamen ödeninceye kadar yıllık %16,75 ve değişen oranlarda (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) basit usulde işleyecek nitelikli ticari avans faizi ile birlikte istenilebileceği, Davacıların dava tarihinden sonra yapmış oldukları ödemeye göre kapak hesabı sonuçları; belirtildiği üzere bonodan dolayı doğan borç 1.964,98 TL fazlasıyla ödenmiştir. Başka bir deyişle davacıların davalı bankaya herhangi bir borcu kalmamış olduğu, Zira dava konusu olayda kanımızca istirdat koşullarının doğmamış olduğu, görüş ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Davanın menfi tespit talebine ilişkin olduğu, davalı banka ile dava dışı kredi borçlusu/lehtarı (asıl borçlu) ... A.Ş) arasında Genel Kredi Çerçeve Sözleşmesi imzalanmıştır. Dava konusu bonoya atfen kredi kullandırılmış olduğu, dava konusu bonoda bulunan lehtar cirantanın, ... Bankası A.Ş.olduğu, borçlu-keşidecilerin ...A.Ş ile ... A.Ş. olduğu, en son cirantanın ise ... Bankası A.Ş. olduğu, bu durumda yetkili meşru hamilinde haliyle ...Bankası A.Ş. Olduğu, bonoların, ciro silsilesinde şeklen herhangi bir bozukluk olmadığı ve tam bir teselsülün bulunduğu (yeni TTK 710 m. /mülga TTK 622/3 m.)
.bonoların, TTK hükümlerine uygun olarak ciro silsilesi içinde devredildiği ve bononun etkili meşru hamilinin davalı ... Bankası A.Ş. olduğu, dolayısıyla anılan yetkili hamil banka tarafından bahse konu bonodan dolayı icra takibi açılmış olduğu, TTK 704. mad. ise, iyiniyetli çek hamilinin korunacağı hükmünü taşımaktadır. Buna göre, çek ister hamiline, ister emre yazılı olsun, çek hamili onu kötü niyetle ya da ağır bir kusuru bulunarak iktisap etmiş olmadıkça, önceki hamilin elinden ne suretle çıkmış olursa olsun, onu geri vermeye mecbur değildir. TBK’nun 583 ve 584 m. deki kefalete ilişkin şekil şartlarının dava konusu takip dosyasında incelenmesinin mümkün olmadığı, bono borçlularının avalist sıfatıyla verdiği garanti-güvence kapsamında, davacının bonodan dolayı avalist sıfatıyla borçtan sorumlu oldukları, 21.10.2025 tanzim tarihli bilirkişi ek raporunun hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu, TTK nın 702 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Başka bir deyişle, lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Keşideciye ait şahsi defilerin davacı avalist tarafından ileri sürülmesi mümkün değildir. Zira, bononun teminat senedi olduğunun ileri sürülmesi şahsi def'i niteliğindedir ve bu def'inin davacı avalist tarafından ileri sürülmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle, davacı avalistin aval taahhüdünün temel ilişkiden bağımsız olarak geçerli bulunduğu, dava konusu bononun TTK'nın 776. Maddesinde düzenlenen unsurları taşıdığı ve bonoda şekil noksanlığının olmadığı ve kambiyo senedi vasfını taşıdığı, davacı tarafın, bono bedelinin ödendiği yönünde iddiası olmadığı gibi bu yönde delilde olmadığı ve davacı tarafın iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine, şartları oluşmadığından tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının tazminat talebinin Reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 732,00 TL maktu red harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 8.240,70 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 7.508,70 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE,
5-Arabuluculuk ücreti olan 1.360,00 TL’nin davacılardan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından takdirine yer olmadığına,
7-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/06/2026
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır