FETÖ/PDY iltisakı veya irtibatı iddiasıyla kamu görevinden çıkarılan ve ceza davasında beraat eden davacının, göreve iade talebinin reddi kararının Danıştayda temyizen incelenmesi.
Özet: Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan bir davacının, göreve iade talebinin OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunca reddedilmesi üzerine açtığı iptal davasında, ilk derece ve bölge idare mahkemeleri, davacının Bank Asyaya talimat dönemi sonrası normalin üzerinde mevduat yatırması, FETÖ/PDY ile iltisaklı kuruluşlara ödeme yapması, sohbet toplantılarına katıldığına dair tanık beyanları, örgütün üst düzey yöneticileriyle telefon görüşmeleri ve iltisaklı derneğe yaptığı bağışlar gibi somut delilleri esas alarak FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğuna karar vermiş, terör örgütü üyeliği suçundan beraat etse dahi idarenin iltisak/irtibat değerlendirmesinin ceza yargılamasından bağımsız olduğunu vurgulayarak davanın reddine hükmetmiş, ancak Danıştay tetkik hakimi kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2023/216 E.  ,  2025/13769 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/216
Karar No : 2025/13769
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Anonim Şirketi / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 689 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının Bank Asya'daki hesabına 17/03/2014, 09/06/2014, 31/12/2014 tarihlerinde ve muhtelif tarihlerde para yatırdığı, hesap hareketleri incelendiğinde kart borcu ödemeleri, fatura tahsilatları gibi işlemlerin yapıldığı görülmekte ise de; davacı tarafından özellikle talimat döneminden sonraki süreçte Bank Asya hesabına söz konusu ödemeler için gerekli tutarların üzerinde mevduatlar yatırılmaya başlandığı, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödeme bilgisinin bulunduğu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı olduğu davacının durumunun değerlendirilmesinde, hükme esas alınabilecek nitelikte görülüp yukarıda aktarılan Komisyon tespitleri dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek davacı hakkında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı dosyasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen beraat kararının kesinleştiği anlaşılmakla, hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmayan davacının terör örgütü üyesi olarak kabul edilemeyeceği açık olmakla birlikte; idarece, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yürütülen ceza yargılamasından bağımsız olarak Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile irtibatının veya iltisakının bulunup bulunmadığı yönünde değerlendirme yapıldığı, anılan ceza yargılamasında tespit edilen davacının sohbet adı verilen örgüt toplantılarına katıldığına dair tanık beyanı, örgütün üst düzey yöneticilerden R.A., H.S. ile olan telefon görüşmeleri, örgütle iltisaklı Kimse Yok Mu Derneği'ne para yatırması hususları da dava dosyasında bulunan diğer bilgi ve belgelerle birlikte davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisi olduğuna ilişkin açıklamanın eklenerek istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : FETÖ/PDY ile bir irtibatının bulunmadığı, kamu görevinden çıkarılmasını meşru kılacak hiçbir sebebin olmadığı, Anayasa'ya sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair herhangi bir somut delil ortaya konulmadığı, FETÖ/PDY'nin ilk olarak 26 Mayıs 2016 tarihli MGK kararında terör örgütü olarak kabul edildiği, bu tarihten önceki faaliyetlerden sorumlu tutulamayacağı, ceza yargılamasında dinlenen tanıklardan M.A.'nın yargılamanın 1 nolu celsesinde, davacı ile 2000-2001 arası bir dönemde Zonguldak ilinde aynı evde kaldığını, kendileri haricinde bir kaç kişi daha olduğunu, bu evin FETÖ ile hiçbir ilgisinin olmadığını ve davacının FETÖ/PDY ile irtibatlı olup olmadığı konusunda bilgi sahibi olmadığını ifade ettiği, tanıklardan U.Ö. yargılamanın 2 nolu celsesinde davacının FETÖ ile bir ilişkisinin olup olmadığını bilmediğini, davacının kendisini FETÖ ile ilgili bir yere çağırmadığını açıkça ifade ettiği, dolayısıyla ceza dosyası kapsamında tanık olarak ifadesine başvurulan M.A. ve U.Ö. beyanlarıyla davacının örgüt ile bir bağının, irtibatının ve iltisakının olmadığını açıkça ortaya koyduğu, Bank Asya hesap hareketlerinin rutin olduğu, davacının görüşme yaptığı kişilerin iş nedeniyle görüştüğü kişiler olduğu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verildiği, Devlete olan sadakat yükümlülüğünü ihlal etmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
29/04/2017 tarih ve 30052 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 689 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler'' başlıklı 1. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir
Davacı, 689 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvuru, ... tarih ve ... sayılı işlem ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
689 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davacının, davacının Bank Asya'daki hesabına 17/03/2014, 09/06/2014, 31/12/2014 tarihlerinde ve muhtelif tarihlerde para yatırdığı tespitine yer verilmiştir.
Bu tespit ile ilgili olarak davacının tüm dosya kapsamındaki beyanlarında özetle; ceza dosyasındaki Bank Asya verileri incelendiğinde örgüt talimatlarına aykırı hareket ettiği, aksine talimata rağmen hesap kapattığı, örgüt üyelerinin evini, arabasını satmak suretiyle bankaya destek verdiği dönemde, diğer bankalarda para bulundurduğu, evinde 900 gr altın ve 15.000 USD para bulunmasına rağmen bunu bankaya yatırmadığı, bankanın tamamına TMSF tarafından el konulmasından sonra örgüt tarafından bankadaki paraların çekilmesine yönelik talimata aykırı hareket ettiği, bu dönemde bankada en yüksek bakiyeye ulaştığını beyan ettiği görülmüştür.
Davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının Bank Asya'da hesap açtığı tarihin 2000 yılı olduğu, 31/12/2013 tarihine kadar katılım hesabı açma, fatura ve kart borcu ödeme, döviz alışverişi yapma gibi işlemlerle hesabın aktif kullanıldığı, 31/12/2013 sonrasında da anılan işlemlerin yapılmaya devam ettiği ve hesabın Temmuz 2016'ya kadar aktif kullanıldığı, Bank Asya'daki bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespitin bulunmadığı anlaşıldığından, Bank Asya hesap hareketlerinin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; ceza yargılamasında tespit edilen davacının sohbet adı verilen örgüt toplantılarına katıldığına dair tanık beyanı, örgütün üst düzey yöneticilerden R.A., H.S. ile olan telefon görüşmeleri, örgütle iltisaklı Kimse Yok Mu Derneği'ne para yatırması hususları da dava dosyasında bulunan diğer bilgi ve belgelerle birlikte davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisi olduğuna ilişkin tespite yer verilmiştir.
Bu tespit ile ilgili olarak davacının tüm dosya kapsamındaki beyanlarında özetle; ceza yargılamasında dinlenen tanıklardan M.A.'nın yargılamanın 1 nolu celsesinde, davacı ile 2000-2001 arası bir dönemde Zonguldak ilinde aynı evde kaldığını, kendileri haricinde bir kaç kişi daha olduğunu, bu evin FETÖ ile hiçbir ilgisinin olmadığını ve davacının FETÖ/PDY ile irtibatlı olup olmadığı konusunda bilgi sahibi olmadığını ifade ettiği, tanıklardan U.Ö.'nün yargılamanın 2 nolu celsesinde davacının FETÖ ile bir ilişkisinin olup olmadığını bilmediğini, davacının kendisini FETÖ ile ilgili bir yere çağırmadığını açıkça ifade ettiği, yapıldığı iddia edilen aramaların sayısının bir olması ve söz konusu kişilerden birisinin GATA'da, diğerinin ATO'da görevli olması, aramaların kuvvetle muhtemel çalıştığı kurum nedeniyle olduğu, ceza yargılamasında R.A'nın ... Eğitim Hizmetleri Elektrik Elektronik Bilgisayar ve Gıda San. İç ve Dış Tic. Ltd. Ve Şti. firmasının yani elektrik alanında çalışan bir firmanın sahibi ve genel müdürü olduğu ve bunun yanı sıra 2006, 2007 ve 2008 yıllarında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında "Kaçak elektrik kullandığı" iddiasıyla soruşturmalar yapıldığı, dolayısıyla o tarihlerde R.A ile görüşmüş ise bu görüşmenin ticari, iktisadi ve beşeri nedenlerle olduğu, H.S'nin kamu ihalelerinde yer alan, ATO meclis üyesi ve TOBB'nde delege olan 27 kişiden biri olduğu ve o tarihlerde Başkent Elektrik A.Ş adına 300 den fazla Trafo binasının yapım işinde devlet adına kontrol mühendisi olduğu göz önüne alındığında H.S ile bir görüşme yapılmış ise bu görüşmenin de ticari, iktisadi ve beşeri nedenlerle olduğunun beyan edildiği görülmüştür.
Davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı hakkındaki tanık beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisakına ilişkin somut bir bilgi içermediği, R.A. ve H.S. ile olan telefon görüşmelerinin iş ilişkisi dışında olduğuna dair somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, anılan tespitlerin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye 03/01/2014-30/09/2015 tarihleri arasında yapılan ödeme ile kapatılan Kimse Yok Mu Derneği'ne 28/07/2014-03/10/2014 tarihleri arasında SMS ile para gönderdiği ve son görev yaptığı birim tarafından, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi olduğu yönünde değerlendirme yapıldığı hususları temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakı noktasında hükme esas alınmış ise de, salt bu haliyle, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakı bulunduğuna ilişkin başkaca somut bilgi ve belge ile desteklenmedikçe anılan örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan nitelikte bir delil olarak değerlendirilmiştir.
Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 08/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.