Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, ticari satıştan kaynaklanan alacakta ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucu verilen karar.
Özet: Bir alacaklı, ticari faturalardan kaynaklanan 6.562.214,22 TL tutarındaki vadesi gelmiş ve teminatsız alacağının tahsil güvenliğini sağlamak amacıyla borçlu hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiş, ancak ilk derece mahkemesi bu talebi reddetmiş olup, alacaklı vekili ise yaklaşık ispat koşullarının oluştuğunu ve alacağın tahsilinin riske girdiğini ileri sürerek yerel mahkemenin kararının hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusu yapmıştır.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1230
KARAR NO : 2026/1432
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/04/2026 Tarihli Ara Karar
NUMARASI : 2026/77 Esas
DAVACI : ... (T.C. NO:) - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : ... -...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
TALEP : İhtiyati Haciz
DAVA TARİHİ : 27/01/2026
KARAR TARİHİ : 09/07/2026
KR. YAZIM TARİHİ : 09/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Muavin Defter Borç Bakiyesinden de anlaşılacağı üzere 6.562.214,22 TL TL bedelli fatura borçlarına ilişkin davalıdan alacaklı olduklarını beyan ile dava konusu 6.562.214,22-TL alacağın yüksek meblağ olduğunu ve tahsil güvenliğinin korunması gerektiğini, para alacağının vadesi geldiğini, rehinle temin edilmediğini, taraflar arasında ticari ilişkinin varlığının tartışmasız olduğunu, kısmi ödemelerin mevcut olduğunu, ticari belgelerin kanaat oluşturacağını, İİK 257 ve 258 koşulları gerçekleştiğinden davalının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları, banka hesapları, araç kayıtları, ticari alacakları ve sair mal varlığı üzerine dava ve takip konusu alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere ihtiyati haciz konulmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince 20/04/2026 tarihli ara karar ile; "...1-İhtiyati haciz talebinin reddine..." karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme, "yaklaşık ispat" kuralını hatalı yorumlandığını, alacağın varlığı, yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlandığını, alacağın tahsilinin riske girmesi tehlikesi mevcut olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/77 Esas sayılı 20/04/2026 Tarihli Ara Kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; faturadan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince 20/04/2026 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalardan kaynaklı 6.562.214,22 TL alacağın muavin hesap kayıtlarıyla sabit olduğunu, alacağın muaccel ve teminatsız bulunduğunu, kısmi ödemelerin de borç ilişkisini doruladığını ileri sürerek davalı hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince 20/04.2026 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere; ihtiyati haciz, 6100 sayılı HMK'nın 406-(2) maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haczin şartları ve etkileri ise 2004 sayılı İİK'nın 257. maddesinde:
“Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder” şeklinde düzenlenmiştir.
Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir. Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir.
Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacze gerek yoktur.
Fakat rehinli malın kıymetinin rehinli alacağı karşılamayacağı tahmin ediliyorsa, karşılanamayacağı (açık kalacağı) tahmin edilen bölümü için, ihtiyat haciz istenebilir. Yine alacağın rehin ile temin edilmiş olmasına rağmen, istisna olarak, ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorunluluğu olmayan hallerde, alacaklı (rehinle temin edilmiş olan alacağı için) ihtiyati haciz isteyebilir.
Yukarıda belirtilen şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir.
Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; 2004 sayılı İİK’nın 257. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir.
2004 sayılı İİK'nın 258-(1) maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi yaklaşık ispat yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmaz, alacağın varlığı hakkında yeterli kanaate sahip olunması için mahkemeye bu konuda delillerin sunulması yeterli kabul edilmelidir.
Eldeki davada, davacının taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan 6.562.214,22 TL tutarındaki alacağının tahsilini güvence altına almak, davalının mal kaçırma ihtimalini önlemek ve ileride hükmedilecek alacağın tahsilinin imkansız hale gelmesini engellemek amacıyla davalı adına kayıtlı menkul ve gayrimenkuller ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 257 ve devamı maddeleri uyarınca para alacağının teminat altına alınması amacıyla ihtiyati haciz kararı verilebileceği, aynı Kanununun 265. Maddesi gereğince ise ihtiyati hacze yönelik itirazların mahkemece değerlendirilerek haklı görülmemesi halinde reddine karar verilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
Az yukarıda da değinildiği gibi, ihtiyati haciz, İİK'nın 257 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, yalnızca vadesi gelmiş veya kanunda öngörülen şartları taşıyan para alacaklarının geçici hukuki koruma altına alınmasını amaçlayan istisnai bir tedbirdir. Bu nedenle ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığının ve kanuni şartlarının yaklaşık ispat düzeyinde ortaya konulması zorunludur.
Somut olayda, davacı tarafından sunulan delillerin alacağın varlığını yaklaşık ispat edecek nitelikte olmadığı, Dosya kapsamı itibarıyla alacağın varlığı ve muaccel hale geldiği hususlarının İİK'NIN 257. Maddesinde öngörülen koşulları sağlayacak şekilde yeterli delillerle ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, verilen ara karar yerinde olup istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerektiği değerlendirilmiştir.
Karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması ile davacının T.C. Kimlik numaralarının yazılmaması 2004 sayılı İİK'nın 260. ve kıyasen uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 391-(2) maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/07/2026
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
*Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*