Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi, ticari satıştan kaynaklanan menfi tespit davasında, icra takibi alacağının hatalı hesaplanması, fatura mahsuplaşması ve usulsüz ticari defter tutulması iddialarını inceleyerek karar veriyor.
Özet: Davacı Homset Makina, kendisi aleyhine başlatılan ve 493.627,00 TL asıl alacak ile 148.754,16 TL temerrüt faizi talep edilen ilamsız icra takibine karşı menfi tespit davası açarak, davalının kendisine borçlu olduğu 249.286,80 TL bedelli faturayı defterlerine işlememesi nedeniyle icra takibindeki asıl alacağın 244.340,20 TL olması gerektiğini, ayrıca önceki itirazın iptali davasında ticari defterlerin incelenmemesi sebebiyle eksik yargılama yapıldığını ve kendi lehlerine hükmedilen 36.725,71 TL vekalet ücretinin takastan düşülmesi gerektiğini belirterek takibin iptalini ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmektedir.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1915 - 2026/1372

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1915
KARAR NO : 2026/1372
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/09/2025
NUMARASI : 2025/555 Esas - 2025/551
Karar
DAVACI : HOMSET MAKİNA İNŞAAT TAŞIMACILIK GIDA TURİZM TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : FERKROM MAKİNE SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/08/2025
KARAR TARİHİ : 08/07/2026
KR. YAZIM TARİHİ : 08/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Ferkrom Makine Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile davacı Homset Makina İnşaat Taşımacılık Gıda Turizm ve Sanayi Limited Şirketi ile aralarında ticari faaliyetlerin gerçekleştiğini, davalı tarafın muavin defter kayıtlarına dayanarak davacı firmaya karşı 03.06.2024 tarihinde Sakarya 1. İcra Dairesi Müdürlüğünde 2024/6675 takip numarasıyla 493.627,00 TL'si asıl alacak 148.754,16 TL'si temmerrüt faizi olmak üzere toplamda 642.381,16 TL alacak talebiyle ilamsız icra takibi başlattığını; davalı takip alacaklısı firma davacı firmaya karşı muavin defterine dayanarak karşılıklı borç ve alacaklar kayıtlarını tutarken, davacı firmaya kestiği kendi faturalarını ticari defterine işlerken davacı firmanın davalı takip alacaklısı firmaya muavin defterdeki cari dönem içerisinde kesilmiş olan 09.05.2022 tarihli ve GIB2022... fatura numaralı 249.286,80 TL bedelli davacı firmaya borçlu olduğu faturayı muavin defterine kayıt etmeyerek usulsüz ticari defter tuttuğunu; davalı Ferkrom Makine firması, davacı firmaya yukarıda açıkladıkları ticari faaliyet neticesinde 249.286,80 TL borçlu olmasına rağmen ve kendilerine tebliğ edilen faturaya herhangi bir itirazda bulunmamalarına rağmen ticari defterlerine ve bu defterlere göre tutulan muavin defterine söz konusu borçlu olduğu faturayı işlemediğini, böylece davalı takip alacaklısı firma , davacı takip borçlusu firmaya karşı icra takibi başlattığı 03.06.2024 tarihinde gerçekte 244.340,20 TL (493.627,00 TL - 249.286,80 TL) alacaklıyken , muavin defterine borçlu olduğu ve itiraz etmediği faturayı işlememesi nedeniyle ve davacı müvekkil firmayı temerrüte düşürmedikleri halde 148.754,16 TL ticari temerrüt faizi talep ederek toplamda 642.381,16 TL alacak talep ettiklerini, icra takibine yapılan itiraz neticesinde, davalı alacaklı firma tarafından Sakarya Asliye Ticaret Mahkeme'sinde 2024/692 E. Numarasıyla itirazın iptali davası açıldığını, davanın yapılan yargılaması sonucunda alacağın temerrüt faizi olan kısmına dair ret kararı verilirken asıl alacak yönünden takibin devamına karar verildiğini, söz konusu yargılamada davacı firmanın da karşı taraftan olan fatura alacağını ispatlayabilme ve davalı takip alacaklısı firmanın takip talebindeki asıl alacağından düşülmesini talep edebilmesi için Mahkemeden tarafların ticari defterlerinin incelenmesi talep edilmişse de Ticaret Mahkemesi ticari defterleri incelemeyi ihmal edip eksik yargılama ile takibin asıl alacak üzerinden devamına karar verdiğini, takibin devamı kararı sonrası davalı takip alacaklısı firma tarafından icra işlemlerine devam edilmiş olup, davacı firmanın menkul mallarında muhafaza ve haciz işlemleri yapıldığını; davalı Ferkrom Makine firması tarafından başlatılan icra takibinin devamına karar verildikten sonra takibin devamı kararında davalı tarafın temerrüt faizi talebi reddedildiği için lehlerine 30.000 TL maktu vekalet ücretine hükmedildiğini, söz konusu vekalet ücretine ilişkin taraflarınca davalı firma aleyhine Sakarya 3. İcra Dairesinde 2025/5556 takip numarasıyla ilamlı icra takibi başlatıldığını , işbu takip alacaklarına binaen davalı firma vekiline alacaklı oldukları icra takibindeki alacaklarından düşmek üzere 36.725,71 TL'lik takip alacaklarına dair takas mahsup beyanında bulunulduğunu, bu açıklarının takas mahsup işlemi uyarınca takas talep tarihlerindeki alacakları olan 36.725,71 TL'nin davalı takip alacaklısı firmanın alacağı bilirkişi marifetiyle hesaplanırken düşülmesi gerektiğini; İcra takibine yaptıkları itirazın reddine karar verilmesine müteakip icra takibindeki bu hatalar düzeltilmediği için ve icra takibinden sonra ödemeler yapıldığı için işbu menfi tespit davasını açma zorunluluğumuz hasıl olduğunu belirterek takip alacağına dair menfi tespit kararı verilmesini ve ihtiyati tedbir verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı aleyhinde başlattıkları Sakarya 1. İcra müdürlüğü'nün 2024/6675 esas sayılı dosyasına davacı tarafından aşağıdaki salt itirazı sunduğunu ve takibi durdurduğunu; Sakarya ATM'nin 2024/692 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucu davalarının kabul edildiğini, davacı Homset LTD. verilen kabul kararını istinafta etmediğini ve itirazın iptali kararı kesinleştiğini; takip artık kesinleşmiş bir ilama dayanmakta olduğunu; davacının kesinleşmiş ilama karşı iş bu davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığını belirterek davanın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddini, icra dosyasına giren bedelin alacaklıya ödenmemesi yönündeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...Davanın 6100 sayılı HMK.nın 114/1-h ve 115/2 maddesi gereğince hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece açılan davanın ön inceleme duruşması için gün verilmesine rağmen, duruşma günü beklenilmeden davalı tarafın başvurusu üzerine taraflarına herhangi bir tebligat yapılmadan davacının yokluğunda, tensiben karar verildiği, usulen hata yapıldığını, menfi tespit davasını açmakta hukuki yararları olmasına rağmen mahkemece hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle davamızın reddine karar verdiğini hukuken hatalı olan kararın düzeltilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. .
Davalı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/09/2025 tarih, 2025/555 Esas - 2025/551
Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava menfi tespit talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davalının kendi defter kayıtlarına dayanarak davacı hakkında Sakarya 1.İcra Müdürlüğünün 2024/6675 esas sayılı dosyası ile takip başlattığı, davacının davalıya borcunun bulunmadığı, davacının itirazı üzerine itirazın iptali hususunda Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/692 esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığı, anılan yargılamada savunmaların dikkate alınmadığı, eksik yargılama ile karar verildiği, mahkemece takibin kısmen kabulüne karar verildiği, faiz yönünden davanın reddine karar verildiğinden vekalet ücreti yönünden davalı hakkında Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2025/5556 esas sayılı dosyası ile takip yapıldığı, takipten sonra davalıya 163.000,00 TL daha ödeme yapıldığı, Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2025/5556 esas sayılı dosyasının borçtan mahsubunun kararlaştırıldığı da dikkate alınarak davacının davalıya borçlu olmadığından bahisle menfi tespit talepli eldeki davanın açıldığı, mahkemece davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 62. maddesine göre “İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.” Borçlunun süresinde itirazı üzerine takip kendiliğinden durur (2004 sayılı yasanın m.66/1).
Kanun koyucu ödeme emrine itiraz içeriği konusunda borçluyu sınırlayıcı herhangi bir düzenlemeye yer vermemiştir. Borçlunun borca itiraz ederken itiraz sebeplerini ayrıca ve açıkça bildirme zorunluluğu bulunmamaktadır. Borçlunun yalnız “itiraz ediyorum” demesi dahi yeterlidir ve borca itiraz olarak kabul edilir.
Ancak iki hâl yönünden itiraz iradesinin açıkça belirtilmesi zorunlu görülmüştür. Bunlardan ilki “Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısman cihet ve miktarını açıkca göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır.” şeklindeki 62/4. maddesi gereğince kısmi itiraz, diğeri ise “Borçlu takibin müstenidi olan senet altındaki imzayı reddediyorsa, bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmelidir. Aksi takdirde icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır.” şeklindeki 62/5. maddede düzenlenen imzaya itiraz hâlidir.
Ödeme emrine itirazla birlikte asıl borç ve işlemiş yahut işleyecek faiz gibi feri taleplerle birlikte tümden duran takibin devamını sağlamak isteyen alacaklı itirazı hükümden düşürebilmek için itirazın kaldırılmasını (m. 68-70) talep edebileceği gibi, itirazın iptali davası da açabilir.
İtirazın iptali davası; İİK’nın 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre bu davanın açılabilmesi için;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) Alacaklının, itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurmaması,
iiiv) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gereklidir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını bu davada cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbidir ve yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu bilgiler göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam etmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı HMK’nın 303. maddesi anlamında kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Takip dayanağı alacağın genel hükümler dairesinde tartışılarak mevcudiyeti sonucuna varan mahkeme itirazın iptali talebini kabul ettiğinde aynı dava konusu ile ilgili olarak borçlu menfi tespit isteyemeyeceği gibi, davanın reddi hâlinde de alacaklı aynı alacak için aynı dava sebebine dayanarak yeni bir alacak davası açamayacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/(13)3-773 esas 2021/102 karar sayılı ilamı)
Somut olayda; davacı taraf Sakarya 1.İcra Müdürlüğünün 2024/6675 esas sayılı dosyasına konu edilen borç için davalıya borçlu olmadığının tespiti için eldeki davayı açmıştır. Aynı takip dosyası için Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/692 esas 2025/191 karar sayılı dosyasıyla aynı taraflar arasında itirazın iptali davasının görüldüğü, davanın kısmen kabulüne karar verilerek takibin 492.627,00 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verildiği, anılan kararın kanun yollarına başvurulmayarak 17.04.2025 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Davacının Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/692 esas 2025/191 karar sayılı dosyasına konu asıl alacak yönünden davalıya borçlu olmadığının tespiti için eldeki davanın açıldığı görülmüş olup her iki dosyada, tarafların sıfatları farklı ise de; takip dosyasının aynı olduğu, kısmen kabul kararı ile sonuçlanan itirazın iptali davasının dayanağının da bu davada ileri sürülen faturalar olduğu, alacağın varlığının ve miktarının anılan davada değerlendirildiği, mahkemece verilen itirazın iptaline ilişkin kararın kanun yollarına başvurulmayarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Aynı takibe ilişkin olsa dahi itirazın iptali davasında kurulan hüküm ile menfi tespit davasında istenen talep sonuçlarının birbirinden farklı olması nedeniyle HMK’nın 303. maddesi anlamında kesin hükümden bahsedilemeyeceği ancak menfi tespit davasında talep edilen hususların, itirazın iptali davasıyla kesinleşmesi nedeniyle artık kesinleşmiş bir hususta dava açılmasında hukuki yararın bulunmamasından dolayı davanın HMK'nun 114/1-h maddesi gereğince hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan reddedilmesi( Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/(13)3-773 Esas, 2021/102 Karar sayılı kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/9824 Esas. 2016/3214 Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/5859 Esas 2024/3195 Karar sayılı ilamı ) isabetlidir.
Davacı yanca, takip tarihinden sonra yapılan ödemelerin icra dosyasına aktarılmadığı iddia edilmiş ise de takip sonrasında yapılmış bir ödeme varsa bu ödemelerin İcra Müdürlüğünce infaz aşamasında nazara alınacak olmasına göre (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/7512 esas 2023/3017 karar sayılı ilamı)davacı vekilinin belirtilen hususa ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Davacı taraf ön inceleme duruşması yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu iddia etmiş ise de, eldeki davanın miktar itibariyle 6102 sayılı yasanın 4/2.maddesi gereği basit yargılama usulüne tabi olduğu, 6100 sayılı yasanın 320/1.maddesi gereği basit yargılama usulünün uygulandığı davalarda mahkemenin mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verebileceği gibi aynı yasanın 115/1.maddesi gereği dava şartları hakkında her aşamada karar verilebileceği de dikkate alındığında mahkemece dava şartları hakkında duruşma yapılmadan karar verilmesi mümkündür. Bu nedenlerle davacının istinaf istemleri yerinde görülmemiştir.
Mahkemece hüküm kısmında arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına karar verilmiş olup, arabuluculuk ücretinin miktar kısmının boş bırakıldığı, dosyanın incelenmesinde arabuluculuk sarf kararının 4.600,00 TL olduğu, ücretin miktarının yazılmamasının maddi hata kapsamında olduğu anlaşıldığından bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle arabuluculuk süreci tamamlanmadan davanın açılmış olmasına göre davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile kalan 116,60-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/07/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*