İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde, borçlu vekilinin kambiyo senedine dayalı ihtiyati hacze itirazın reddi kararına karşı; senet talili, bedelsizlik ve temsil yetkisinin kötüye kullanılması iddialarıyla yaptığı istinaf başvurusunun incelemesi.
Özet: Bir kambiyo senedinden kaynaklanan alacak nedeniyle verilen ihtiyati haciz kararına borçlu tarafından yapılan itirazın ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine, borçlu, senedin bir şirket hissedarının yetki kötüye kullanımı ve alacaklıyla danışıklı işlemi sonucunda düzenlendiğini, taraflar arasındaki kapsamlı ticari ihtilafın bir parçası olduğunu, bu nedenle senedin geçersiz veya bedelsiz sayılarak itirazının yaklaşık ispat kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur; ilk derece mahkemesi ise bu itiraz nedenlerini İİK 265. madde kapsamı dışında tutarak esas yargılama gerektirdiği gerekçesiyle itirazı reddetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/983
KARAR NO:2026/1125
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11.03.2026
NUMARASI: 2026/24 D.iş
DAVANIN KONUSU:İhtiyati Haciz
Taraflar arasındaki ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ihtiyati hacze itirazın itirazın reddine dair verilen ek karara karşı, borçlu vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
İhtiyati haciz talep eden dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine ihtiyati haciz talep olunan düzenleme yeri Esenler/İstanbul olan, 16/12/2025 düzenleme tarihli, ... Şirketi tarafından keşide edilen, ... Şirketi adına düzenlenen, 16/01/2026 vade tarihli, 270.000,00 USD bedelli senet aslından kaynaklı alacağının alınabilmesi için talep edilen 11.685.600,00 TL bakımından borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece 21.01.2026 tarihli karar ile ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiştir. Karşı yan vekili, ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın resmiyetteki %90 hissedarının dava dışı ... olup, anılan firmanın %10 hissedarının ise ... isimli şahıs olduğunu, eldeki ihtiyati haciz kararı, yüzeysel olarak bir kambiyo alacağına dayanıyor görünmekte ise gerçekte taraflar arasında uzun süredir devam eden ve birden fazla şirketi kapsayan kapsamlı bir ticari ve hukuki ihtilafın yansıması niteliğinde olduğunu, müvekkili şirket ile alacaklı şirket yetkilileri arasında; şirket ortaklığı,pay sahipliği, yönetim hakimiyeti, şirket malvarlığı ve ticari faaliyetlerin kontrolüne ilişkin ciddi uyuşmazlıkların bulunduğunu, bu uyuşmazlıkların halihazırda çeşitli ticaret mahkemeleri nezdinde açılmış davalar ile ceza soruşturmalarına konu edildiğini, bu süreçte taraflar arasındaki ihtilafın giderek derinleştiğini, özellikle müvekkili şirketlerin ekonomik faaliyetlerinin zayıflatılmasına yönelik sistematik girişimler ortaya çıktığını,mahkemece verilen ihtiyati haciz kararının eksik incelemeye dayalı olarak verildiğini, şirketler arası ticari ilişki incelenmeksizin, senetlerin niçin düzenlenmiş olduğu açıklanmaksızın ihtiyati haciz kararı verildiğinden en yakın güne mürafaa duruşması açılmalı ve anılan hususun incelemeye tabi tutulması gerektiğini, somut duruma ilişkin, müvekkili şirketin %10 hissesinin resmiyetteki sahibi ... hakkında resmi ve özel belgede sahtecilik, hırsızlık, güveni kötüye kullanma ve nitelikli dolandırıcılık suçlarına ilişkin TCK 220 kapsamında suç duyurusunda bulunulduğunu, ...'ın temsil yetkisini şirket menfaatine aykırı olarak kullandığını, davaya konu senetlerin, talep eden şirketin resmiyetteki yetkilisi ... ve dava dışı ... arasında danışıklı olarak düzenlendiğini, talep eden şirket müvekkilİ firma yetkili ...' un nama yazılı pay senetlerini pay defterine usule aykırı şekilde işlemediğinden anılan şirkete karşı Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/7 E. Sayılı dosyası ile pay senetlerinin şirket pay defterine tescili talepli dava ikame edildiğini, bunun dışında müvekkilinin derdest dosyaları bulunduğunu, kendisinin İstanbul' da ailesi ile ikamet ettiğini, müvekkili hakkında herhangi bir mal kaçırma şüphesi de bulunmadığını beyan ederek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince ihtiyati hacze itirazın değerlendirildiği 12.03.2026 tarehli ek kararla; "...Duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde, tüm dosya kapsamına göre; İİK.nın 265.maddesinde sınırlı ve şekil nitelikte belirtilen ihtiyati haciz nedenleri, ihtiyati haczin dayandığı sebepler; mahkemenin yetkisi ve teminata ve düzenlenmediğine ilişkin olup yargılama neticesinde değerlendirilmesi yapılan itiraz nedenleridir. İtiraz edenin ileri sürmüş olduğu nedenlerin bu kapsamda bulunmadığı anlaşılmakla, dayanılan itiraz sebeplerin esas yargılamayı gerektirdiğinden ihtiyati haciz aşamasında değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla mahkememizin 21/01/2026 tarih, 2026/24 değişik iş, 2026/24 karar sayılı ihtiyati haciz kararına yapılan yetki itirazının oy birliği ile reddine " gerekçesiyle, ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmiştir. Bu ek karara karşı, borçlu vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Borçlu vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; somut durumda senet talili ve bedelsizlik iddialarının yaklaşık ispat kapsamında değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin %10 hissedarı olan şahsın, temsil yetkisini kötüye kullanarak ve karşı taraf yetkilisi ile danışıklı hareket ederek bu senetleri düzenlediği yönünde kuvvetli deliller sunulduğunu, senetlerin "bedel kaydı" kısmının boş olması ve taraflar arasında süregelen kapsamlı hukuki ihtilafların, senedin bir kambiyo alacağından ziyade müvekkili şirketin malvarlığını zayıflatmaya yönelik bir araç olarak kullanıldığını gösterdiğini, müvekkili şirketin %10 azınlık hissedarı ve eski yetkilisi ..., şirket ana sözleşmesine ve dürüstlük kuralına aykırı olarak, müvekkil şirketi hiçbir ticari ilişki olmaksızın borç altına soktuğunu, senetleri imzalayan ... hakkında "resmi ve özel belgede sahtecilik" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlarından TCK 220 kapsamında suç duyurusunda bulunulduğunu, şahsın bu danışıklı işlemler ve sahtecilik iddiaları kapsamında yürütülen ceza soruşturmasında tutuklandığını, senetlerin alacaklısı olarak gözüken işbu davanın ihtiyati haciz talep eden tarafı;... firmasının; resmiyette %100 hissesine sahipmiş gibi gözüken ... da tutuklandığını, karşı taraf her ne kadar yargılama aşamasında birtakım faturalar ibraz etmiş ise de; söz konusu faturaların tamamına, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ihtiyati hacze itirazın reddine ilişkin kararından sonra, usulüne uygun şekilde ihtarname keşide edilerek açıkça itiraz edildiğini, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 231/5. maddesi gereği faturaların, hizmetin ifasından itibaren azami 7 gün içerisinde düzenlenmesi zorunlu olup, bu süreye aykırı şekilde düzenlenen faturaların ticari işlemle bağının şüpheli olduğunu, Türk Ticaret Kanunu m.21/2 hükmünde yer alan ''8 gün içinde itiraz edilmezse kabul edilmiş sayılır'' yönündeki karinenin uygulanabilmesi için faturanın gerçek bir ticari ilişkiye dayanması ve usulüne uygun düzenlenmiş olması gerektiğini, söz konusu faturaların dayanağı olduğu iddia edilen işlemlerin, şirketin %10 hissedarı olan ve hakkında ağır ceza soruşturması yürütülen ... tarafından, şirket iradesi dışında ve temsil yetkisi kötüye kullanılarak gerçekleştirildiğini, ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını, soyut iddialar dışında, somut bir mal kaçırma girişiminin kanıtlanamadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve itirazın kabulü ile ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Talep, İİK 265/son hükmü uyarınca, ihtiyati hacze itirazın reddine dair ek kararın istinafına ilişkindir.İlk derece mahkemesince ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmiş; bu ek karara karşı, borçlu vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Talep eden tarafça, 16.12.2025 tanzim 16.01.2026 vade tarihli 270.000 USD tutarlı bonoya dayanarak ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur. İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gerekenin, alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. Öte yandan, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın yargılamayı gerektirmemesi şeklinde bir koşulda kanunda öngörülmemiştir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. İhtiyati hacizde amaç, ihtiyati tedbire benzer şekilde, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan " hukuk devleti " ilkesinin bir gereği olarak bireylere etkin hukuki himaye sağlamaktır.İİK'nın 265/1.maddesi hükmü uyarınca borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. Karşı yan vekili, ihtiyati haciz kararının yüzeysel olarak bir kambiyo alacağına dayanıyor görünmekte ise de gerçekte taraflar arasında uzun süredir devam eden ve birden fazla şirketi kapsayan kapsamlı bir ticari ve hukuki ihtilafın yansıması niteliğinde olduğunu ileri sürmektedir.Borçlunun itirazları İİK'nın 265. maddesinde sayılan itirazlar içerisinde yer almamaktadır. Söz konusu itirazlar esas dava içerisinde tartışılabileceğinden, ilk derece mahkemesince ihtiyati hacze itirazın reddine dair verilen ek kararda usule ve yasaya aykırılık görülmemiş ve istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR;Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-İhtiyati hacze itiraz eden borçlu tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-İhtiyati hacze itiraz eden tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 11.06.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 265/son maddeleri gereğince karar kesindir.