İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde, arabuluculuk sonrası açılan, bankanın ticari kredi ve müteselsil kefalet sözleşmelerinden kaynaklanan alacak davasının özeti.
Özet: Huzurdaki alacak davasında davacı, ödenmeyen ticari kredili mevduat hesabı borcu nedeniyle bir şirket ile iki müteselsil kefilinden toplam 163.597,04 TL anapara, faiz ve BSMVnin tahsilini talep etmekte olup, bu dava, davalıların itirazı üzerine açılan icra takibi ve itirazın iptali davasının sonuçsuz kalmasının ardından açılmış; bilirkişi raporu ise banka ile borçlu şirket arasındaki genel kredi sözleşmesini, kefalet limitlerini ve Merkez Bankası tarafından belirlenen faiz oranlarının uygulanması gerektiğini tespit etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/460 Esas
KARAR NO : 2026/444
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 25/06/2025
KARAR TARİHİ : 24/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan 25/06/2025 harç ikmal tarihli dava dilekçesinde özetle; huzurdaki davada zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğini, ... Arabuluculuk Bürosu'nun ... Büro Dosya, ... Arabuluculuk Numaralı dosyası ile taraflar arasında yapılan görüşme sonucunda anlaşmaya varılamadığının tutanak altına alındığını; davalıların, dava dışı ... A.Ş.'ye olan Kredi Kartı, KMH ve Kredi borçlarını ödemediklerini, davalı asıl borçlu ... Şirketi'nin, dava dışı banka nezdindeki hesabından Ticari Kredili Mevduat Hesabı (KMH) kredisi kullandığını, bu kapsamda banka ile davalı şirket arasında Ticari Kart Sözleşmesi, Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi ve Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davalılar ... ve ...'ın ise bu kredi ilişkisinde müteselsil kefil sıfatıyla yer aldığını; davalıların kredi borcunu ödememesi üzerine dava dışı banka tarafından davalılar aleyhine ... 21. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı borçluların takibe itiraz etmeleri üzerine ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, ne var ki söz konusu davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, bu nedenle işbu alacak davasının açılması zorunluluğunun doğduğunu belirterek; fazlaya ilişkin hak ve alacak talep etme hakları saklı kalmak kaydıyla, 57.966,46 TL Kredili Mevduat Hesabı anaparası, 4.916,83 TL akdi faiz, 95.683,73 TL temerrüt faizi ve toplam faizin 5.030,02 TL BSMV'si olmak üzere toplam 163.597,04 TL asıl alacağa %28,80 faiz ve BSMV uygulanarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa çıkarılan dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir tebligatın usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalılar tarafından davaya cevap verilmediği ve duruşmalara katılınmadığı dosya kapsamından anlaşılmakla, HMK'nın 128. maddesi gereğince davalıların davacının iddialarının tamamını inkâr etmiş sayıldıkları kabul edilmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;genel kredi sözleşmesinden kaynaklı davalı asıl borçlu ve davalı kefil aleyhine alacaklı olunduğu iddiası ile alacak davası isteminden ibaret olduğu anlaşıldı.
DELİLLER;
... 21. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden incelenmiş; dava dışı banka ile davalı asıl borçlu arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi, Ticari Kart Sözleşmesi, Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi, davalı kefiller ...ve ...'a ait kefaletname örnekleri, hesap ekstreleri ve arabuluculuk son tutanağı dosya kapsamına alınmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizin 12/11/2025 tarihli oturumunda, dosyanın daha fazla sürüncemede kalmaması için banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle tüm dosya kapsamı hakkında rapor düzenlenmesi bilirkişiden istenilmiş; 13/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava dışı banka ile davalı asıl borçlu ...Şirketi arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalı kefiller... ve...'ın işbu sözleşmeyi, dosyada o aşamada mevcut sözleşme örneklerine göre 30.000,00 TL kefalet limitiyle imzaladıklarının tespit edildiği, davalı asıl borçluya ... nolu KMH kredisinin kullandırıldığı, tarafların delil sözleşmesi mahiyetindeki 6.7. madde hükmü gereğince davacı banka kayıtlarına itibar edildiği, hesap ekstresi incelendiğinde 27/05/2019 tarihinde kullandırılan kredinin 30/06/2019 tarihli kısmi ödeme sonrasında 03/10/2019 tarihi itibariyle 57.450,82 TL asıl alacak olarak sabitlendiği ve temerrüde ilişkin tebligat belgesi dosyada bulunmadığından temerrüdün takip tarihi itibariyle kabul edildiği bildirilmiştir.
Kök raporda ayrıca; davalı kefil...'nın davalı şirketin ortağı olup olmadığının bilirkişi tarafından tespit edilemediği, bu nedenle eş muvafakatnamesi aranıp aranmayacağı hususunun Mahkememizin takdirinde olduğu, davalı kefil ...'ın ise eş muvafakatnamesini sunduğu; kredi konusunun KMH hesabı olması nedeniyle 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 26. maddesinin 3. fıkrası uyarınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nca (TCMB) üçer aylık dönemler itibariyle ilan edilen azami akdi ve gecikme faiz oranlarının esas alındığı, bu doğrultuda 03/10/2019 temerrüt tarihinden dava tarihi olan 25/06/2025 tarihine kadar dönemsel olarak %30,24 ilâ %63,60 arasında değişen oranlar uygulanarak, davalı asıl borçlu yönünden 57.450,82 TL asıl alacak, 100.476,25 TL işlemiş temerrüt faizi ve 5.030,02 TL BSMV olmak üzere toplam 162.957,09 TL alacaklı olunduğunun tespit edildiği; o aşamada tespit edilen 30.000,00 TL kefalet limiti esas alınarak davalı kefiller yönünden ise aynı dönemler için bu limit üzerinden ayrıca hesaplama yapılarak 30.000,00 TL asıl alacak, 78.393,20 TL işlemiş faiz ve 3.919,66 TL BSMV olmak üzere toplam 112.312,86 TL ile sınırlı sorumluluklarının bulunduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Davacı vekilinin, kefalet limitine ilişkin bilirkişi tespitine yönelik itirazı üzerine, Mahkememizin 25/03/2026 tarihli oturumunda, davacı vekilinin kefalet limitine yönelik itirazlarının değerlendirilmesi için bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 14/05/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davacı vekili tarafından bu kez kefaletname asıllarına ilişkin sözleşme örneklerinin eksiksiz sunulduğu, buna göre davalı kefil...'ın 08/02/2013 tarihli kefaletnamede 150.000,00 TL ile 30.000,00 TL olmak üzere toplam 180.000,00 TL, davalı kefil ...'nın ise 28/02/2013 tarihli kefaletnamede 180.000,00 TL kefalet taahhüdünde bulundukları, her iki kefil bakımından da 19/01/2015 tarihli kefaletname ile bu limitin 200.000,00 TL'ye yükseltildiğinin sunulan sözleşme örneklerinden tespit edildiği; bu nedenle davalı kefillerin kefalet limitinin (kök rapordaki 30.000,00 TL tespitinin yerine) 200.000,00 TL olarak kabul edilmesi gerektiği, bu limitin dosya kapsamında hesaplanan toplam borç tutarının (162.957,09 TL) üzerinde kaldığı, bu itibarla davalı kefillerin de davalı asıl borçlu ile birlikte, aynı miktardan (57.450,82 TL asıl alacak + 100.476,25 TL işlemiş faiz + 5.030,02 TL BSMV = 162.957,09 TL) sınırlama olmaksızın müteselsilen sorumlu oldukları; kök rapordaki diğer tespitlerde (temerrüt tarihi, uygulanan faiz oranları, hesap kat/temerrüt mekanizması yönünden) herhangi bir değişiklik bulunmadığı bildirilmiştir.
Ek raporda ayrıca, davalı asıl borçlu yönünden hesaplanan 57.450,82 TL asıl alacağa, önceki raporda esas alınan takip tarihinden farklı olarak, dava tarihi olan 25/06/2025 tarihinden itibaren %63,60 ve TCMB tarafından deklare edilen değişen oranlarda temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV'sinin davalılardan istenebileceği görüşü bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, dava dışı banka ile davalı asıl borçlu ... Limited Şirketi arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan ve dava tarihinden önce davacı ... A.Ş.'ye temlik edilen alacağın, asıl borçlu ile müteselsil kefiller... ve...'dan tahsili istemine ilişkindir.
TBK'nın 581. maddesi uyarınca kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. TBK'nın 583. maddesi gereğince kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz; kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olduğunu kendi el yazısıyla belirtmesi de şarttır. Dosya kapsamındaki kefaletname örneklerinden, davalı kefiller ... ve ...'ın işbu şekil şartlarına uygun olarak, müteselsil kefil sıfatıyla ve en son 19/01/2015 tarihli kefaletname ile 200.000,00 TL azami miktar üzerinden kefalet taahhüdünde bulundukları sabit görülmüştür.
TBK'nın 584. maddesine, 6455 sayılı Kanun'un 77. maddesiyle eklenen fıkra uyarınca; ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler için eşin rızası aranmamaktadır. Bilirkişi kök ve ek raporlarında, davalı kefil ...'nın davalı asıl borçlu şirketin ortağı olup olmadığının tespit edilemediği belirtilmiş ise de, Mahkememizce resen yapılan araştırma sonucunda ulaşılan 13/10/2016 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanından, davalı kefil ...'nın ve davalı kefil ...'ın davalı asıl borçlu ... Şirketi'nin ortağı olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda, ...'nın ve...'In kefaleti şirket ortağı sıfatıyla ve şirketin kredi ilişkisiyle ilgili olarak verdiği sabit olduğundan, TBK'nın 584. maddesindeki istisna kapsamında kaldığı, kefaletin geçerliliği bakımından eş muvafakatnamesi aranmasına gerek bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Bilirkişi kök raporunda, davacı vekili tarafından o aşamada sunulan sözleşme örnekleri esas alınarak davalı kefillerin kefalet limitinin 30.000,00 TL olduğu tespit edilmiş ise de; bu tespitin, sözleşme örneklerinin o aşamada eksik sunulmasından kaynaklandığı, davacı vekilinin itirazı üzerine alınan ek raporda davalı kefillerin gerçek kefalet limitlerinin, en son 19/01/2015 tarihli kefaletnameler ile 200.000,00 TL'ye yükseltildiğinin kefaletname asıllarına dayalı olarak tespit edildiği görülmüştür. Bu ek tespitin dosya kapsamına ve delillere uygun olduğu kanaatine varılmış olup, kök rapordaki 30.000,00 TL'lik kefalet limiti tespiti Mahkememizce benimsenmemiş, hesaplamada ek raporda tespit edilen 200.000,00 TL'lik kefalet limiti esas alınmıştır.
TBK'nın 589. maddesi hükmü uyarınca müteselsil kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçlarından sorumludur. Hesaplanan asıl alacak kefalet limitinden düşük ise kefil, kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın borcun tamamından müteselsilen sorumludur. Somut olayda, davalı kefillerin kefalet limiti 200.000,00 TL olup, davalı asıl borçlu yönünden hesaplanan toplam borç tutarı olan 162.957,09 TL bu limitin altında kaldığından, davalı kefiller ... ve...'ın da davalı asıl borçlu ile birlikte, hükmedilecek alacağın tamamından herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiği sonucuna varılmıştır.
Huzurdaki davanın konusunu KMH (kredili mevduat) hesabından kaynaklanan alacak oluşturduğundan; 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 01/03/2006 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra temerrüdün oluşması ve işbu takip/davanın bu tarihten sonra açılmış olması nedeniyle, anılan Kanun'un 26. maddesinin 3. fıkrası uyarınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, kredili mevduat hesaplarında uygulanacak azami akdi ve gecikme faiz oranlarını tespite yetkili olup, bu oranları üçer aylık dönemler itibariyle açıklamaktadır. Bilirkişi tarafından banka hesap ekstresi üzerinden, TCMB'nin dönemsel olarak ilan ettiği azami oranlara göre (03/10/2019–25/06/2025 arası dönemlerde kademeli olarak %30,24'ten %63,60'a kadar değişen oranlarda) yapılan hesaplamanın dosya kapsamına ve mevzuata uygun olduğu, bu itibarla anılan oranlara Mahkememizce de itibar edildiği kanaatine varılmıştır.
Dava dışı banka tarafından davalılara keşide edilen hesap kat ihtarnamesinin usulüne uygun tebliğ edildiğine ilişkin belge dosya ve CD içeriğinde bulunmadığından, bilirkişi raporlarında temerrüdün, kredinin kullanım ve kısmi ödeme hareketleri sonrasında asıl alacağın 57.450,82 TL olarak sabitlendiği 03/10/2019 tarihi itibariyle başladığı kabul edilmiş ve bu tarihten dava tarihine kadar işlemiş faiz bu esasa göre hesaplanmıştır. İşbu dava, dava dışı bankaca başlatılan ... Esas sayılı icra takibine yönelik bir itirazın iptali davası olmayıp, o takibe ilişkin itirazın iptali davasının açılmamış sayılmasına karar verilmesi üzerine ayrıca açılmış müstakil bir alacak davası olduğundan, hükmedilecek temerrüt faizinin -bilirkişi ek raporunda da belirtildiği üzere- işbu dava tarihi olan 25/06/2025 tarihinden itibaren, dava tarihindeki (%63,60) ve TCMB'nin sonradan deklare edeceği değişen oranlarda işletilmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde toplam 163.597,04 TL alacağın tahsilini talep etmiş; bilirkişi raporlarında ise dava tarihi itibariyle talep edilebilecek alacağın 162.957,09 TL (57.450,82 TL asıl alacak + 4.792,52 TL işlemiş faiz+taleple bağlı kalınarak 95.683,73 TL temerrüt faizi + 5.030,02 TL masraf) olduğu tespit edilmiştir. HMK'nın 26. maddesi uyarınca taleple bağlılık ilkesi kamu düzenine ilişkin olup, hesaplanan alacağın talep edilenin altında kalması halinde mahkeme, talep edilen tutarla değil bilirkişice hesaplanan (daha düşük) tutarla bağlı kalarak karar vermek durumundadır. Bu nedenle, davanın 162.957,09 TL yönünden kabulüne, talep ile hesaplanan alacak arasındaki 639,95 TL'lik farka ilişkin fazlaya dair istemin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki kefalete konu Genel Kredi Sözleşmesinin ve kefaletnamelerin geçerli olduğu, davalı kefillerin kefalet limitinin 200.000,00 TL olduğu, bu limitin hesaplanan toplam borcu aştığı gözetildiğinde davalıların hükmedilecek alacağın tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, mahkememizce de denetlenip teknik olarak yeterli bulunan ve itibar olunan bilirkişi kök ve ek raporlarında hesaplanan miktara itibarla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1- 57.450,82 TL asıl alacak, 4.792,52 TL işlemiş faiz, 95.683,73 TL temerrüt faizi, 5.030,02 TL masraf olmak üzere toplam 162.957,09 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine
2-57.450,82 TL asıl alacağa dava tarihinden itibaren %63,60 ve TCMB tarafından deklare edilen değişen oranlarda temerrüt faizi ile faize %5 BSMV uygulanmasına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 11.131,60 TL nispi karar harcının, peşin alınan 2.793,83 TL harcın mahsubu ile geri kalan 8.337,77TL harcın davalılardan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yatırılan toplam 3.496,73 TL (615,40 TL BHV, 87,50TL VSH, 2.793,83 TL peşin harç) harcın davalılardan alınarak, davacıya verilmesine,
6- Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 11.067,50 TL (3.067,50 TL tebliğler ve posta, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 11.024,21 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak, davacıya verilmesine bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,
7-Arabuluculuk ücreti olan 3.800,00 TL'nin davadaki kabul ve red oranına göre; 14,86 TL'sının davacıdan, 3.785,14 TL'sının davalılardan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalıların yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/06/2026
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır