Konya Asliye Ticaret Mahkemesinde çek keşidecisinin kıymetli evrak iptali talebiyle açtığı davanın aktif husumet ehliyeti ve talep açıklığı sorunlarına odaklanan değerlendirmesi.
Özet: Davacı şirketin keşidecisi olduğu iddia edilen bir çekin rızası dışında elinden çıktığını ve imzasının sahte olduğunu belirterek ödemeden men kararı talep ettiği davada, mahkeme başlangıçta "çek iptali" olarak kaydedilen dosya üzerinde yapılan incelemede, Yargıtay içtihatlarına göre keşidecinin kıymetli evrakın zayi nedeniyle iptali davası açma hakkı bulunmadığını tespit etmiş, ancak davacının talebinin doğrudan çek iptali yerine ödemeden men yasağı olduğunu fark ederek, davacının hak kaybına uğramaması ve davayı vekille temsil ettirmemesi nedeniyle, dava dilekçesindeki talep sonucunun açıklığa kavuşturulması için HMK 119/2 maddesi uyarınca ek süre verilmesi gerektiğini değerlendirmiştir.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR T.C. KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : KARAR NO: HAKİM : KATİP : DAVACI : DAVALI : HASIMSIZDAVA : Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız))DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ :G. KARAR YAZIM TARİHİ: Davacının hasımsız olarak açmış olduğu işbu dava mahkememizin ... Esas sırasına kaydedilmekle, mahkememizce duruşma yapılmaksızın evrak üzerinden yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesi ile özetle; Ödemeden men talebi hakkında ... Ticaret Ltd. Şti. Firmasının yetkilisi olduğunu, şirketine ait ... Bankası ... Şubesine ait ... seri numaralı çek rızası dışında elinden çıktığını, ilgili çekin imzası tarafına ait olmadığını, söz konusu çek ile ilgili ödemeden men kararı verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememize tevzi edilen dava dosyasının incelenmesinde tevzi formunda dava "Çek İptali" olarak belirtilmiştir. Davacının dava dilekçesinin incelenmesinde dava konusu çek ile ilgili olarak imzanın şirket yetkilisine ait olmadığından bahisle ödeme yasağı konulmasını talep etmiştir. Davacı şirket yetkilisinin ceza soruşturması aşamasında vermiş olduğu beyanının incelenmesinde çeklerin keşidecisinin davacı şirket olduğu anlaşılmaktadır. T.C. Yargıtay Hukuk Dairesinin 30/10/2017 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında;"Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; dava, kıymetli evrakın zayii nedeniyle iptali istemine ilişkin olduğu, dava konusu çeklerin keşidecisinin davacı olduğu, 6102 sayılı TTK'nin 818/1-s maddesi uyarınca çekler hakkında da uygulanacak aynı Yasa'nın 757. ve devam eden maddeleri gereğince zayi nedeniyle çek iptal davası açma hakkının hamile tanınmış bir hak olduğu, keşidecinin bu hükme dayanarak iptal davası açma hakkı bulunmadığı, davacı da ihtilaf konusu çeklerin keşidesi olduğundan 6102 sayılı TTK'nin 757 vd. maddelerine dayanarak çek iptali davası açamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir." denilmiştir. T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin 18/10/2022 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında;"Zayi nedeniyle senet ve çek iptali davası TTK 651, 652 ve 757 maddeleri ve (6102 Sayılı) 818/1-s maddesindeki atıf uyarınca aynı Kanun'un 757 ve devamı maddeleri gereğince ancak hamil tarafından açılması gerektiği Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin 18/04/2016 tarih ... Esas ... Karar ve 21/03/2016 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamlarında da bu hususun belirtildiği, bu nedenle ilk derece mahkemesince keşideci tarafından açılan davanın davacının aktif dava ehliyeti bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından davacının istinaf başvuru talebinin bu nedenle kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak HMK'nın 353/1.b.2. maddesi gereğince yeniden karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmiştir. Yukarıda künyesi ve detayı verilen Yüksek mahkeme ilamlarından anlaşıldığı üzere çek keşidecesinin "Çek İptali" davası açmasında aktif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. ANCAK dava dilekçesinin incelenmesinde davacı tarafından doğrudan "dava konusu çekin iptalinin talep edilmediği, çek hakkında ödemeden men yasağı" talep ettiği görülmektedir. Her ne kadar keşideci tarafından çek iptali davası açılamaz ise de menfi tespit davası açılabileceği ve menfi tespit davası açılmadan 6100 Sayılı Kanunun 389/1 maddesi gereğince ihtiyati tedbir talep edebileceği, davacının kendisini vekille temsil ettirmemesi ve tevziden dava dosyasının geçici hukuki koruma tedbiri olarak tevzilendirilmesi gerekirken dava dosyası olarak tevzi edilmiş olabileceği düşünülmüştür. Davacının hak kaybına mahal vermemek adına; 6100 Sayılı Kanunun 119/1-ğ ve 119/2. Maddesinde; "Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:(ğ) Açık bir şekilde talep sonucu.Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır." amir kanun hükmü yer almaktadır. T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 17/04/2025 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında;"Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacının talep sonucunun çelişkili olduğu gözetilerek 6100 sayılı Kanun'un 119 uncu maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince davacı vekiline süre verilerek dava dilekçesinin açıklattırılması ve davacının hangi poliçeye dayalı taleple bulunduğunun net olarak tespit edilmesinden sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. " denilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükümleri, Yüksek Mahkemenin emsal mahiyetteki ilamı ve somut olayımız bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Mahkememize tevzi bürodan açılan davanın konusunun çek iptali olarak sisteme işlendiği, dava dilekçesinden çek ile ilgili ödemeden men yasağı kararı verilmesi talep edildiği, davacının neticeten "çek iptali davası mı açtığı ya da çek altında bulunan imzanın keşideciye ait olmaması sebebiyle açacağı menfi tespit davası öncesinde çekin ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir mi talep ettiği" tam anlaşılamadığından davacı tarafa mahkememizin 04/05/2026 tarihli ara kararı ile "dava konusu çekin imzasının şirket yetkilisine ait olmaması sebebiyle iptaline ilişkin mi olduğu yoksa dava konusu çekin imzasının şirket yetkisine ait olmaması sebebiyle ileride açacağı menfi tespit davası için 6100 Sayılı Kanunun 389/1 maddesi gereğince geçici hukuki koruma tedbiri olarak ödemeden men mi talep ettiği hususunda açık şekilde talep sonucu belirtmek, talep sonucuna göre tedbir talebinin değerlendirilebilmesi için harcı ikmal etmek üzere 1 HAFTALIK KESİN SÜRE VERİLMESİNE, kesin süre içerisinde kararın gereğinin yerine getirilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin DAVACIYA İHTARINA," karar verildiği, ara kararının davacının UETS adresine 10/05/2026 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği lakin verilen kesin süre içerisinde bir açıklamada bulunulmadığı anlaşılmakla 6100 Sayılı Kanunun 119/1-ğ ve 119/2 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. TÜRK MİLLETİ ADINAHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-6100 Sayılı Kanunun 119/1-ğ ve 119/2 maddesi gereğince DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00TL nin dava açılırken alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Eldeki davanın basit yargılama usulüne tabi olması karşısında T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin 05/02/2025 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı da emsal alınarak 6100 Sayılı Kanunun 321/2. Maddesinde yer alan amir kanun hükmü gereğince gerekçeli kararın yazımı sonrasında TALEBE GEREK OLMAKSIZIN var ise dosya içerisinde yer alan masraftan karşılanmak suretiyle TEBLİĞE ÇIKARILMASINA,5-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,DAİR; Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde tarafların yokluğunda, kararın vekille temsil edilmeyen taraflar açısından kendilerine, vekille temsil edilen taraflar açısından ise 7201 Sayılı Kanununun 11. Maddesi gereğince taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde 04/06/2025 Tarih ve 7550 Sayılı Kanunun 20. Maddesi ile 6100 Sayılı Kanunun Ek-1 Maddesinin 2. Fıkrasına eklenen amir kanun hükmü gereğince DAVA TARİHİ İTİBARİYLE tayin olunan parasal sınırlar nazara alınarak T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ NEZDİNDE İSTİNAF KANUN YOLUNA müracaat etme hakları açık olmak üzere Türk Milleti adına verilen karar duruşma tutanağına geçirilerek açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/05/2026Katip Hakim