İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davasında, imza incelemesi bilirkişi raporunda kullanılan kıyaslama imzalarının tarihlerindeki uygunsuzluk nedeniyle verilen istinaf kararı.
Özet: Temyiz mahkemesi, ilk derece mahkemesinin davacının menfi tespit talebini reddedip davalıya kötü niyet tazminatı ödenmesine hükmeden kararının hatalı olduğuna karar verdi; zira davanın temelini oluşturan bilirkişi imza raporu, ihtilaflı sulh protokolündeki imzanın davalıya ait olmadığını tespit ederken, karşılaştırma için kullanılan imza örneklerinin ya protokol tarihinden sonraki tarihlere ait ya da çok eski olması nedeniyle imza incelemesinde uygulanması gereken hukuki ilkelere aykırılık teşkil ettiği, bu durumun senedin keşide tarihinden önce ve bu tarihe yakın imzaların esas alınması gerektiği kuralını ihlal ettiği belirlenmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/229 Esas
KARAR NO:2026/921
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15/10/2024
NUMARASI:2023/1142 Esas, 2024/923 Karar
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:08/06/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla,HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalı ile aralarında imzalanan sulh, ibra ve feragat protokolü kapsamında Bakırköy 4.İcra Müdürlüğünün ....sayılı takibine konu edilen alacaktan ibra edidiğini, protokole konu tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini fakat davalının yasal dayanağı kalmayan takibe devam ettiğini ve kendisini zarara uğrattığını iddia ederek, takibin iptaline, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takibin 2018 yılında kesinleştiğini ve uzun süredir herhangi bir takip işlemi yapılmadığını, davacının sunduğu sulh protokolünün kendileri tarafından imzalanmadığını savunarak, davanın reddini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalının söz konusu protokolde yer alan imzaya itiraz ettiği, menfi tespit davasında kural olarak ispat yükünün alacaklı davalıya ait olduğu, ibraya konu icra takibine konu alacağın dayanağının bir kambiyo senedi olduğu, protokol nedeniyle ibra edildiğini, takip kapsamında borçlu olmadığını iddia eden davacının, protokoldeki imza inkarı karşısında imzanın davalıya ait olduğunun ispat yükünün davacıya ait olduğu, mahkemece alınan grafolog bilirkişi raporunda imzanın davalıya ait olmadığının tespit edildiği, ayrıca davalı tarafça sunulan uzman grafolog raporunda da protokolde yer alan imzanın davalıya ait olmadığı hususunda tespit yapıldığı, bu kapsamda, davanın yerinde olmadığı, davacının protokol imzaladığını iddia ettiği evraktaki imzanın davalıya ait olmadığını bilmemesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin kabulü ile dava değeri olan 400.000-TL'nin %20'si oranındaki 80.000-TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 01/09/2024 tarihli bilirkişi raporu yeterli ve bilimsel özelliklere sahip olmadığı açık olmasına rağmen, dosyanın kriminal polis laboratuvarına ya da Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığına gönderilerek yeni bir rapor alınması talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda tarihleri 2009'a kadar varan eski imza örnekleri esas alınmış olup, bu hususun hatalı olduğunu, imzanın müvekkil ve oğlunun huzurunda davalı tarafından atıldıığını, imzanın davalıya ait olmamasının mümkün olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesi davanın reddine karar vermiştir. Verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. "İmza incelemesinde öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin borçlunun karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa daha sonraki tarihli belgeler, karşılaştırmaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise borçlunun duruşmada alınan medarı tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkâr edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celbedilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir." (YHGK 2017/12-328 E-2019/387 K) Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunun; davacının mahkemede alınan imzalarının dışında resmi kurumlardan getirtilen 4 adet mukayese imzanın incelenmesi ile hazırlandığı, davaya konu protokolün düzenleme tarihinin 02/04/2019 olduğu, mukayese imzaların tarihlerinin ise 23/07/2009, 23/03/2017, 19/07/2019 ve 30/05/2024 olduğu, 19/07/2019 ve 30/05/2024 tarihli mukayese imzaların protokolden sonraki tarihli olduğu, protokolün düzenlenme tarihinden önce ve bu tarihe yakın tek imzanın 23/03/2017 tarihli olduğu, diğer 23/07/2009 tarihli imzanın ise çok eski tarihli olduğu, dolayısıyla imza incelemesinin senedin düzenleme tarihinden önce ve bu tarihe yakın yeterli emsal imza toplanmadan hazırlandığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü için, resmi kurumlardan protokolün düzenlendiği 02/04/2019 tarihinden önce ve bu tarihe yakın, davacının imzasının bulunduğu yeteri kadar mukayeseye esas imza toplandıktan sonra, ATK Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne,
2-Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2024 gün ve 2023/1142 Esas, 2024/923 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine,
5- İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 280,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.963,10 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.08/06/2026