İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, epilepsi hastası sürücünün yaya çarptığı kazada mağdurun maddi ve manevi tazminat taleplerini istinaf incelemesiyle değerlendiriyor.
Özet: Otobüsten indikten sonra yaya geçidinde karşıya geçerken, epilepsi hastası olduğu halde araç kullanarak nöbet geçiren ve çarpışma sonrası olay yerini terk eden sürücünün aracının çarpması sonucu ağır yaralanan, birden fazla ameliyat geçiren ve balıkçı teknesini satmak zorunda kalan davacı, uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini için dava açmış; ilk derece mahkemesi, davacının geçici ve sürekli iş göremezlik ile bakım giderlerine yönelik maddi tazminat talebini kısmen kabul ederek toplam 89.940,85 TL ödenmesine hükmetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/1781
KARAR NO: 2026/1523
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 11/05/2023
NUMARASI : 2021/674 Esas - 2023/435 Karar
DAVA: (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ: 19/06/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ...'in, 12.03.2020 tarihinde saat 21:00 sıralarında Kadıköy'den Maltepe istikametine giden İETT otobüsünden, "Maltepe/Sahil” durağında indiği ve gitmek istediği yer için hemen otobüs durağı önündeki yaya geçidinden karşıya geçmesi gerektiği, müvekkili bu amaçla yürüyüp yolun Kadıköy-Pendik istikametli kısmını geçtikten sonra, yolun diğer istikametinde tam karşı kaldırıma çıkacağı esnada, Pendik- Kadıköy yönünde seyreden ve farları yanmayan, ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, müvekkiline çarptığı, kazadan sonra, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kaza yerinde durmadığı ve yoluna devam ettiği, müvekkilinin ise Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldığı ve burada birden fazla ameliyat geçirdiği, kazanın akabinde davalı sürücünün durmayarak yoluna devam etmesi sebebiyle olay yerinde kaza tutanağı düzenlenemediği ve sürücü için alkol ölçümü gibi kontrollerin yapılamadığı, davalı sürücünün ise, 2020/79015 no'lu Savcılık soruşturma dosyası kapsamında verdiği ifadesinde; 10 yıldır epilepsi hastası olduğunu, ilaç kullandığını, direksiyon başında iken nöbet geçirdiğini ve şuurunu kaybettiğini imzalı beyanı ile kabul ettiğini, Ehliyet Yönetmeliğinde 2016 yılında yapılan değişikliklerle, daha önceden ehliyet alması kesinlikle yasak olan epilepsi hastalarının araç kullanması, bazı şartlara ve doktor raporlarına bağlandığı, sürücü adayları ve sürücülerde aranacak sağlık şartları muayenelerine dair yönetmelik madde 9/2-c1 hükmüne göre, nöbet anında şuurunu kaybeden bir epilepsi hastasının araç kullanması ancak ve ancak 6 aylık periyotlarla muayene edilmeleri ve 5 yıl içerisinde nöbet geçirmediklerini ve antiepilepsik ilaç kullanmadıklarını belgelemeleri halinde durumları nöroloji sağlık kurulunda değerlendirildikten sonra mümkün olabileceği, yine aynı yönetmeliğin m.9/2-c8 hükmüne göre ise, epilepsi tanısı konulan ve araç kullanmalarında sakınca bulunan ya da araç kullanmaları belirli şartlara bağlanan kişiler hakkında 4 üncü maddenin on birinci fıkrası kapsamında bildirimde bulunulması gerektiği, böylece, nöbet de şuur kaybı yaşayan ve direksiyon başında nöbet geçirme ihtimali yüksek olduğu için araç kullanmasında sakınca olan epilepsi hastaları, teşhis konulduğu anda trafik tescil kuruluşuna bildirilerek ehliyetlerine el konulması dahil, gerekli işlemlerin yapılması sağlandığı, davacının emekli olup, kazadan önce kendisine ait balıkçı teknesi ile balıkçılık yaptığı, kazadan dolayı teknesini satmak zorunda kaldığını belirterek fazla ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL kesin (sürekli) ve geçici maluliyet sebebiyle maddi tazminat, 5.000,00 TL kazadan kaynaklanan eczane, medikal, yol-bakım gibi masraflar mukabilinde maddi tazminat olmak üzere toplam 15.000 TL tazminatın tüm davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen; 100.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve 2 nolu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; istenen manevi tazminatın fahiş olduğu, izah edildiği gibi; tam kusurlu beyanına dayanan ve fahiş manevi tazminat istemiyle açılan davanın reddine, yargılama giderlerinin, davacı uhdesinde bırakılarak, avukatlık ücretinin de davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete yapılan başvuruya istinaden hasar dosyası açılmışsa da, ibrazı zorunlu evraklardan, eksik olduğundan yeterli değerlendirme yapılamadığından yapılan başvurunun KTK madde 97 kapsamında geçerli bir başvuru olmadığını, ve bu nedenle dava şartı yokluğundan huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, gelir durumuna ilişkin olarak somut belge ve delil sunulamaması halinde yasal asgari ücret esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, faizin, dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, " Maddi tazminat bakımından; davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile 3.730,93 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 84.002,67 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 2.207,25 TL bakım gideri olmak üzere toplam 89.940,85 TL tazminatın davalı sigorta şirketi bakımından dava tarihinden diğer davalılar bakımından 12.03.2020 olan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ile birlikte müştereken ve müteselsilen (Sigorta şirketi bakımından poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere) alınarak davacı tarafa verilmesine,
2-Manevi tazminat bakımından; davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile 30.000 TL tazminatının kaza tarihi olan 12.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kabule göre manevi tazminat bedeli çok az olduğunu, somut olayda hükmedilen manevi tazminat davacı taraf için tatmin edici olmadığı gibi, davalı taraf yönünden ise caydırıcı miktarda olmadığını, kaza neticesinde müvekkilimin yaşadıkları fiziki ve psikolojik sarsıntı sonucu sosyal ve ekonomik hayatları zarar gördüğünü, yerleşik Yargıtay kararları doğrultusunda davanın tam kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini
belirterek istinaf talep etmiştir.
Dava yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamı ve dosyada mevcut Cumhuriyet Polis Merkezinin tanzim ettiği tahkikat evrakları ve taraf beyanlarına göre, 12.03.2020 günü saat:21.00 sıralarında, sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, bu sırada otobüsten indikten sonra karşıdan karşıya geçip kaldırıma çıkmak üzere olan yaya ...’e çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.
Mahkemece alınan kusur rapora göre davalı sürücünün %75, davacı yayanın ise %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Adli Tıp Kurumu İstanbul 2.İhtisas Kurulu'nun 29.07.2022 tarihli raporuna göre davacı ...'in tüm vücut engellilik oranının %6 olduğu, iyileşme (geçici işgöremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren (9) haftaya kadar uzayabileceği, kişinin başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1 ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği belirlenmiştir.
Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesinde, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. ". Yine 56/2.maddesinde ise "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.
22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).
Bu açıklamalar çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi, paranın alım gücü, manevi tazminatın caydırıcılık özelliği ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları ile manevi tazminatın belirlenmesinde hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1. maddesi kapsamında davacı lehine verilen manevi tazminat miktarının manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.
Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.19/06/2026