Taraflar arasındaki marka tecavüzü, haksız rekabet, maddi ve manevi tazminat talepleri ile sulh sözleşmesi ihlali iddialarını ele alan istinaf davası.
Özet: Bir davada, davacı, davalıya ait alan adı ve web sitesi aracılığıyla kendi markalarına yönelik marka tecavüzü ve haksız rekabetin tespiti ile maddi ve manevi tazminat, erişimin engellenmesi ve sözleşme bedelinin iadesini talep ederken; davalı, markayı kendisinin tescil ettirdiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında sulh sözleşmesi imzalandığını ve marka ile alan adının bedel karşılığı devredileceğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, marka tecavüzünü ve haksız rekabeti tespit ederek davacıya maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar vermiş, ancak sözleşme devir bedeli istemini reddetmiştir. Davalı ise istinaf başvurusunda, eylemlerinin tanıtım amaçlı ve davacı lehine olduğunu, davacı yetkililerinin yönlendirmesiyle hareket ettiğini, uzman raporlarının tecavüz oluşmadığını belirttiğini ve davacının sulh protokolünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/997 Esas
KARAR NO: 2026/627
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 15/02/2024
NUMARASI: 2017/764 E. - 2024/61 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)|Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)|Marka (Manevi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/04/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacıya ait "..." markasına davalının hem www........ alan adı aracılığıyla hem de web sitesi içerisinde davacıya ait diğer markalar olan "..." "..." "..." ..., ..., gibi markalara tecavüz edildiğinin ve haksız rekabetin tespiti, şimdilik 10.000 TL maddi( davacı 18.1.2024 tarihi talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemini 25.000 TL olarak talep etmiştir) ve 20.000 TL manevi tazminatın tahsili, erişimin engellenmesi, davalının müvekkili ile arasında imzaladığı sözleşmelere aykırı davranmasından dolayı sözleşme bedelinin (devir bedeli) müvekkiline iadesi, masrafı davalıya ait olmak üzere hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili davaya cevaplarında özetle; Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/375 E. sayılı dosyasında hükümsüzlük istemi ile dava açıldığını, “...” markasını ilk olarak .... A.Ş nin 01.02.1999 tarih ve ...numara ile tescil ettirdiği, markanın koruma süresinin dolduğu, bu defa müvekkilinin 15.06.2011 tarihinde başvuruda bulunarak 06.02.2013 tarih ve ... numara ile “...” markasını kendi adına tescil ettirdiğini,
Davacı şirketin ise davalının markayı tescil ettirmesinin ardından 21.10.2014 tarihinde tescil başvurusunda bulunduğunu, ... ve ... markalarını kullanan onlarca site bulunmakta iken bu sitelere dava açılmayıp sadece ....... gibi bir domain adresinin sahibine dava açılmasının davacının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, dava devam ederken taraflar arasında Sulh Sözleşmesinin de imzalandığını ve bu sözleşme uyarınca davaya konu ... marka tescili ile www.....com.tr ibareli alan adının davacıya devredileceği bunun karşılığı olarakta davacı tarafça müvekkiline 25.000 TL ödeneceğinin belirtildiğini, Sulh Sözleşmesinden de görüleceği üzere davacı tarafça bedel karşılığı müvekkilinden söz konusu markaların tescilinin aldığını,
Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/375 E. sayılı dosyası ile görülen dava da Sulh Sözleşmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, davanın öncelikle husumetten reddine, esasa girilecek olması halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "1-Davalının davacıya ait marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine,
2-İhlal nedeniyle somut olayın özellikleri ve BK hükümlerine göre 25.000-TL maddi tazminatın ve 20.000 TL manevi tazminatın 1.6.2017 tarihinden itibaren en yüksek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline,
3-İstanbul 1.fshhm’nin 2017/121 diş sayılı dosyası ile verilen ihtiyati tedbirin karar kesinleşene kadar devamına, karar kesinleştiğinde yatırılan teminatın talep halinde davacı yana iadesine,
4-Sözleşme devir bedelinin davacıya devri isteminin reddine,
5-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek üç gazeteden birinde bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davacı ...'ın çözüm ortağı olan firmalarda yetkili müdür ve çalışan olarak görev yaptığını, bu nedenle taraflar arasında haksız rekabetin unsuru olan bir rekabet ilişkisinin değil, organik bir bağın bulunduğunu, müvekkilin yaptığı çalışmalarla davacıya yeni aboneler kazandırarak menfaat sağladığını, benzer bir konuda görülen ceza yargılamasında tarafların eylemlerinin tanıtım amaçlı ve davacı lehine olduğunun tespitiyle beraat kararı verildiğini, dava konusu internet sitesindeki veriler ve yönlendirmeler hususunda davacı kurum yetkililerinin müvekkili bizzat yönlendirdiğini ve süreçten haberdar olduklarını, "..." markasının geçmişte tescilsiz kaldığı bir dönemde müvekkili tarafından tescil ettirildiğini ve davacının bu ifadeyi o yıllarda kullanmadığını, taraflar arasında yapılan sulh görüşmelerinde alan adlarının kullanımı konusunda mutabakata varıldığını ancak davacının taahhütlerini yerine getirmeyerek protokolü ihlal ettiğini, söz konusu internet sitelerinin bir kısmının dava tarihinden önce devredildiğini veya kapatıldığını, bir kısmında ise doğrudan davacının kendi çağrı merkezi numaralarına yönlendirme yapıldığını, bilirkişi raporlarında marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşmadığına dair tespitler bulunmasına rağmen yerel mahkemenin bu raporları göz ardı ederek hatalı karar verdiğini beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının daha önce ihtar edildiğini, kendisine dava açılmış ve bu davada iki alan adını kapatıp birisini de müvekkiline devrederek sulh olup müvekkilden bir bedel de tahsil etmiş olmasına rağmen; aynı alan adını bu kez ... uzantısıyla tescil ettirip hem bu sulh anlaşmasına aykırı davrandığı hem de hukuka aykırı eylemlerine devam ederek ....... alan adı altında müvekkiline ait ..., ..., ..., ..., ..., ... gibi markalarının haksız ve kötü niyetli kullanımını sürdürdüğünü, bu hususlar da bilirkişi raporlarıyla tespit edilerek hukuka uygun karar tesis edildiğini ileri sürerek davalının asılsız ve mesnetsiz istinaf itirazlarının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, davacıya ait "..." markasına hem www........ alan adıyla hem de web sitesi içerisinde "...", "...", "..." ..., ..., gibi davacı markalarını kullanmak suretiyle tecavüz edildiğinin tespiti,haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, şimdilik 10.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın tahsili, erişimin engellenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, ... markasının müvekkili tarafından 2011’de tescil ettirildiğini, davacının daha sonra tescil başvurusu yaptığını, Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde bu markaya ilişkin hükümsüzlük davası bulunduğunu, taraflar arasında sulh/devir ilişkisi kurulduğunu, ayrıca davalının davacıyla çözüm ortağı/taşeron organizasyonunda fiilen davacı adına hizmet sunduğunu, yaptığı işin davacıyı tanıtım ve abonelik kazandırma niteliğinde olduğunu, bu nedenle rekabet koşullarının oluşmadığını ve ....... dahil alan adı faaliyetlerinin davacı bilgisi dahilinde yürüdüğünü ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Konya 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/509 E., 2019/2 K. sayılı 08/01/2019 tarihli kararı ile davalı hakkında beraat kararı verildiği ve Konya BAM 5. Ceza Dairesi’nin 2019/1591 E., 2019/1749 K. sayılı 19/06/2019 tarihli kararıyla kesinleştiği, ceza mahkemesi kararında faaliyetin bilgilendirme tanıtım niteliğinde olduğu , davacının zararının ve sanığın yararının bulunmadığı, ... hizmetlerinin başkası tarafından sunulmasının mümkün olmadığı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği görülmektedir.
Mahkemece, davalının çözüm ortağı taşeron firmada çalışıyor olmasının, davacı markalarını ve alan adlarını kendi adına tescil ettirme, kullanma, devretme yetkisi vermeyeceği, davalının davacı markalarını kullanmasının SMK 7/3-d ve SMK 29 kapsamında marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ve taraflar arasında dar anlamda rekabet ilişkisi aranmaksızın, dürüstlük kuralına aykırı şekilde “başkasının faaliyetleriyle karıştırılmaya yol açan” bir kullanım bulunduğundan haksız rekabetin gerçekleştiği, ... markası ve alan adı devrine ilişkin sözleşmeye rağmen kullanımı 2018’e kadar sürdüğü gerekçesi ile markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi taleplerinin kabulüne 25.000 TL maddi tazminat ile 20.000 TL manevi tazminatın tahsiline , devir bedelinin iadesi talebinin reddine karar verilmiş, davalı vekili istinaf talep etmiştir.
Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları;
İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2017/121 Değişik İş sayılı dosyasında düzenlenen 26.10.2017 tarihli raporda; www........ alan adı üzerinde inceleme yapılmış, alan adının kayıt tarihinin 07.12.2008 olduğu, alan adına ait geçmiş tarihli kayıtların incelendiği , 27 Şubat 2017, 16 Temmuz 2017 ve 29 Eylül 2017 tarihli ekran görüntülerinin rapora eklendiği www........ alan adı ve bu alan adı altında faaliyet gösteren internet sitesinde “...”, “...”, “...”, “...”, “...” ve “...” ibarelerinin kullanıldığı, site içeriğinde ... hizmetlerine ilişkin tanıtım ve başvuru yönlendirmelerinin yer aldığı, ... kayıtlarında alan adı tescil sahibinin ... olduğu belirtilmiştir.
03/03/2020 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu ..., ..., .../..., ..., ... ve ...” markaların tescilli olduklarını ve koruma süresinin devam ettiğini, haksız rekabet şartlarının oluştuğunu, 08.02.2017 tarihli Marka ve Alan adı devir sözleşmesi ile Sulh sözleşmesi sonrasında www ....... alan adına bağlı site üzerinde gerçekleştirilen alan adı tahsis ve site faaliyetinin kötü niyetli değerlendirilebileceğini, davalının marka tescilinde öncelik hakkı iddiasının asılsız olduğunu, marka tescilinde ve sonraki faaliyetlerinde davacının faaliyetlerinden haberdar olduğu ve bu yönde faaliyetlerinden dolayı marka hakkında tecavüz şartlarının oluştuğunu, anlaşmanın iptali ve bedelin iadesi hususunun mahkemenin takdirinde olduğu görüş kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
23/10/2020 tarihli ek raporda ; İstanbul 1 Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/121 D. İş dosyasında sunulu 26.10.2017 tarihli bilirkişi raporunda ve web arşiv kayıtlarının incelenmesinde; davaya konu “www........” alan adında ve bu alan adı içerisinde bulunan web sitesi içerisinde “...”, “...”, “...”, “...”, “...”, “...” ibareli isimlerin kullanıldığı ve 2017/121 D. İş dosyasında ilgili tespit edilen İnternet sitesinin içerik sağlayıcısı olduğu, davalının, ... bayisi olduğu için ... markalarını ve hizmetlerini sitede tanıttığını beyan ettiği, davalı tarafından sunulan 01.04.2019 tarihli dilekçe ekinde davacı kurum yetkilileri ile yapılan e-posta yazışmaları yer almakta olup, yazışmaların ilki 17 Ekim 2017, diğerleri Mart 2019 tarihli olduğu bu yazışmaların, dava konusu www........ sitesiyle ilgili değil, www........ sitesi içeriğine ilişkin olduğu, içerikte hangi bilgi ve verilerin yer alması gerektiği konusunda davacı yetkililerinin davalıyı yönlendirdiği, sunulan belgelerde davacı tarafından verilen yetki belgesinin “...” adına düzenlendiği davalının e-posta adresini “...@....com ... olarak kullandığı bu durumun davalının “... ...” bünyesinde çalışan/yetkili olduğunu gösterdiği, sunulan lisans sözleşmesinin eksik olduğu, tek taraflı imzalandığı, 8. sayfasında ücret kısmının doldurulmadığı zararın bu belgeye dayanılarak hesaplanamayacağı belirtilmiştir.
15/12/2021 tarihli 2. ek bilirkişi raporunda; “www........” alan adının 21.10.2020 tarihli raporlarında tespiti yapılan ve başvuru işlemleri için yönlendirildiği görülen “www.....com” isimli alan adının ... (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 19.08.2016 tarihinin kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin “.... Ltd.” isimli firma adına kayıt edildiği, “www.....com” isimli internet sitesinin davacının kendi sitesi olduğu belirtilen “www.....tr” sitesinde,
Satış Yetkisi Bulunan Çözüm Ortağı Web Siteleri sayfasında yer alan sitelerden olduğu, Konya 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/509 E., 2019/2 K. sayılı kararında davalı ...’ın ... çözüm ortağı olduğu, ... markalarını ve hizmetlerini tanıttığı, faaliyetin bilgilendirme amaçlı olduğu ve marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, www.archive.org kayıtlarında www........ sitesinde “resmi bağlantı bulunmadığı, bilgilendirme ve yönlendirme amacıyla hizmet verildiği, markaların haklarının sahiplerine ait olduğu” yönünde açıklamaların yer aldığı, davalı ...’ın ... ... – ... firmasında yetkili olarak çalıştığı, ...@....com adresi üzerinden davacı çalışanlarıyla yazışmalar yaptığı, davacı ile ... ... arasında 23.08.2013 tarihli “... Hizmetleri Pazarlama ve Satış, Hizmet Satın Alınması Sözleşmesi” imzalandığı, sözleşmenin daha sonra ...firmasına devredildiği, davalının bu yüklenici firmalarda çalıştığı, dosyaya sunulan sözleşmelerin telif/lisans sözleşmesi değil hizmet alım sözleşmesi niteliğinde olduğu, davalının faaliyetinin davacı ürün ve hizmetlerinin satışı, pazarlanması ve tanıtımı kapsamında olduğu, www........ alan adının davacı tarafından izin verilen adrese yönlendirme yapmak suretiyle bilgilendirme ve potansiyel müşterileri yetkili internet sitesine yönlendirme amacıyla kullanıldığı, site içeriğinde markaların davacıya ait olduğunun belirtildiği, davacı adına doğrudan ticari işlem yapılmadığı, tüketiciyi yanıltıcı veya kötüleyici bir içerik bulunmadığı, bu nedenle Türk Ticaret Kanunu’nun 55 ve 56. maddeleri kapsamında haksız rekabet şartlarının oluşmadığı, taraflar arasında mevcut ihtilafın ticari sözleşme ilişkisine dayandığı ve marka hakkına tecavüz şartlarının bu aşamada oluşmadığı, bilişim uzmanının ek incelemesi sonrasında kök rapordaki kanaatin değiştiği ve marka hakkına tecavüz koşullarının gerçekleşmediği sonucuna varıldığı bildirilmiştir.
06/09/2022 tarihli 3. ek bilirkişi raporunda ; “www........” adresinde davalı tarafından ne zamandan itibaren kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 25 Temmuz 2010 tarihinden 07 Ekim 2018 tarihine kadar arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve bu tarihler arasında aralıksız şekilde davaya konu “...” hizmetlerinin bulunduğu internet sitesi olarak kullanıldığının tespit edildiği, kullanım şeklinin ...,www........,... ... şekil, şeklinde olduğu, kullanım alanının sadece internet ortamı olduğu, davalı.../Konyada ikamet etmesi nedeni ile ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılamadığı, bu aşamada maddi tazminata ilişkin hesap yapılmasının mümkün bulunmadığı belirtilmiştir.
02/05/2023 tarihli 4. ek bilirkişi raporunda; 2017 yılı Gelir Vergisi Beyannamesinde Davalının 2017 yılı içerisinde Sadece Gayrimenkul sermaye iradından gelir sağladığını, bu gelir tutarının ise 9.000,00 TL olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.
Dosya kapsamına göre davacı ... ... A.Ş., davalı ...’ın www........ alan adı ve bu alan adında yer alan internet sitesi içeriğinde davacıya ait “...”, “...”, “...”, “...”, “...”, “...” ibarelerini izinsiz kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüştür.
Bilirkişi raporlarında, web arşiv kayıtlarına göre ....... alan adı altında 2010-2018 döneminde davacı hizmetlerine ilişkin içerik bulunduğu, sitede davacıya ait marka ibarelerine yer verildiği e-posta yazışmalarının bir kısmının dava konusu ....... değil, ....... içerikleri hakkında olduğu, davacı kurum yetkililerinin sitede bulunması gerekli veriler hakkında yönlendirmelerinin bulunduğu, davalının e-posta adresini ...@....com şeklinde kullandığı, yetki belgesinin ... adına düzenlendiği ve davalının bu firmanın çalışanı-yetkilisi konumda bulunduğu tespitleri yapılmıştır. 15/12/2021 tarihli 2. Ek bilirkişi raporunda “www........” alan adının “www.....com” alan adına yönlendirildiği ve bu sitenin alan adı sahibinin “.......Ltd.” olduğu, ....com sitesinin, davacının kendi resmi sitesinde “Satış Yetkisi Bulunan Çözüm Ortağı Web Siteleri” sayfasında listelendiği ,....... sitesinde “resmi bağlantı bulunmadığı, bilgilendirme ve yönlendirme amacıyla hizmet verildiği, markaların haklarının sahiplerine ait olduğu” yönünde açıklamaların yer aldığı, tespit edilmiştir. Bu teknik tespitlerden anlaşıldığı üzere dava konusu ....... alan adının yönlendirildiği sitenin, davacıdan bağımsız ve davacı ile rekabet eden üçüncü bir teşebbüse ait olmadığı anlaşılmaktadır.
SMK m.7/3-d hükmü uyarınca alan adı kullanımının marka hakkına tecavüz sayılabilmesi için kullanımın ticari etki yaratacak biçimde gerçekleşmesi ve kullananın işaretle ilgilimeşru bağlantısının bulunmaması gerekir. Somut olayda davalının kullanımın davacı hizmetlerine yönlendirme, abonelik oluşturma niteliğinde olduğu , bu kullanımın davacının sunduğu hizmetlerden bağımsız alternatif bir hizmet sunumu olmadığı, davalının ... ilinde, davacı organizasyonu içinde çözüm ortağı olarak anılan firmanın yetkilisi- çalışanı olduğu ve davacının sunduğu hizmetin yerelde abonelik işlemleri ile ilgili faaliyet yürüttüğü, davacı hizmetlerinin satışı için faaliyet yürüten yerel işletmenin sağladığı abonelik sayısı üzerinden gelir elde etmesinin davacı ile hizmet alımı yaptığı bu işletmeler arasındaki ticari ilişkinin doğal sonucu olduğu, bu gelirin ticari etki yaratacak haksız kullanımın delili olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla dava konusu kullanımın davacı ile hiç bir meşru bağlantısı olmayan üçüncü kişi sıfatıyla, rakip bir ticari faaliyet olmadığı, elde edilen kazancın da rakip faaliyetle ihlal suretiyle doğrudan çalıştığı ve meşru bağlantısı bulunan firmadan ayrı, davalı adına elde edilen gelir olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır.
Ayrıca, davalının ... alan adını 2008 de kendi adına tescil ettirdiği ve “...” ibareli markayı 2011 yılında adına tescil ettirdiği görülüyorsa da, bu tescillerin iyi niyetli olup olmadığı, esasen marka hükümsüzlüğü ve alan adı terkinine ilişkin talepler kapsamında değerlendirilmesi gereken konulardır. Taraflar arasında hükümsüzlük davası devam ederken bunların davacıya devri konusunda sulh sözleşmesi akdedildiği anlaşılmaktadır.
Davalının hakkı olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği bir durumda marka yahut alan adını kendi adına tescil ettirmiş olması , sulh sözleşmesine riayet etmemesi gibi iddialar tek başına fiilen marka hakkına tecavüz veya haksız rekabet eyleminin gerçekleştiği sonucunu doğurmaz.
Zira marka hakkına tecavüzden söz edilebilmesi için markanın ticaret alanında davacı ile rekabet yaratacak biçimde marka hakkını ihlal eden fiili bir kullanımının bulunması şart olup, somut olayda ise, yukarıda değinildiği üzere davalının dava konusu kullanımlarının davacıyla rekabet eder biçimde, alternatif hizmet sunumu, davacıdan bağımsız bir satış , pazarlama faaliyeti niteliğinde olmadığı, ....... sitesinde “resmi bağlantı bulunmadığı, bilgilendirme ve yönlendirme amacıyla hizmet verildiği, markaların haklarının sahiplerine ait olduğu” yönünde açıklamaların yer aldığı, başvuruları için yetkili siteye yönlendirme yaptığı tüm bu nedenlerle , somut olayda marka hakkına tecavüzün yasal koşullarının bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Haksız rekabet yönünden de, 6102 Sayılı TTK'nın 54. maddesinde belirtildiği üzere, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Her ne kadar dar anlamda “rakip olma” şartı aranmasa da, TTK m.54-55 kapsamında objektif olarak dürüstlük kuralına aykırı şekilde başkasının iş ürünlerinden itibarından yararlanma veya karıştırılmaya yol açacak bir yanıltma bulunmalıdır. Somut olayda davalının zaten davacı hizmetlerinin sahada sunumunda yer alan firmada çalıştığı, ilgili siteninde meşru bağlantısı olan bir başka siteye yönlendirme yaptığı bu nedenle dava konusu kullanımın haksız rekabet teşkil etmediği anlaşılmıştır.
Diğer yandan Konya 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/509 E., 2019/2 K. sayılı kararı ve Konya BAM 5. Ceza Dairesi’nin 2019/1591 E., 2019/1749 K. sayılı kararı ile kesinleşen beraat hükmünün gerekçesinde, olayın bilgilendirme tanıtım mahiyetinde olduğu, sanıkların ... ve hizmetleri ile ilgili tanıtım faaliyetinde bulunduğu, yapılan işlemde sanıkların yarar sağlaması ve katılanın zarar görmesinin söz konusu olmadığı, katılanın hizmetlerinin sanıklar tarafından sunulmasının imkanının bulunmadığı, bu nedenle eylemin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet kapsamında değerlendirilemeyeceği yönündeki maddi vakıa tespitleri bulunduğu , TBK m.74 uyarınca ceza mahkemesinin beraat hükmü, kusur zarar miktarı gibi unsurlar yönünden hukuk hakimini bağlamaz ise de, tespit edilen maddi vakıa hukuk hakimini bağlar. Ceza dosyasında beraat hükmü eylemin marka tecavüzü/haksız rekabet suçunun unsurlarını taşımadığı gerekçesiyle verilmiş olduğundan eldeki dava yönünden bağlayıcı niteliktedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/2819 E., 2024/5046K., 13.06.2024 tarihli kararı; "Olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesine göre ceza hakiminin mahkumiyet kararı ve mahkumiyet hükmünde tespit olunan maddi vakalar ile maddi vakayı belirleyen beraat kararı hukuk hakimini bağlar. Bu hükmün amacı adalete güveni sağlamak ve çelişik hükümlerin çıkmasını önlemektir. ... marka hakkına tecavüz ettiği iddiası ile hakkında görülen Gaziantep 3. Asliye Ceza Mahkemesi 'nin 06.11.2015 tarih, 2014/295 E. ve 2015/625 K. sayılı dava dosyasında,.. atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile beraat kararı verilmiş ve bu karar Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 30.01.2020 tarih, 2019/33197 E. ve 2020/660 K. sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. İşbu ceza mahkemesinin kesinleşmiş beraat kararında yer alan taraf markaları arasında iltibasa neden olacak derecede benzerlik bulunmadığına ilişkin tespitin hukuk hakimi açısından da bağlayıcı olacağı gözetilerek Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir."
Sonuç olarak, davalının faaliyetinin davacı hizmetlerinin tanıtımı ve abonelik işlemleriyle bağlantılı olduğu, aynı maddi olayın ceza yargılamasında suçun unsurlarının bulunmadığı gerekçesiyle beraatle sonuçlandığı ve kesinleştiği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin kabulüne ilişkin kararının dosya kapsamındaki delillere ve hukuka uygun olmadığı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK m.353/1-b-2 uyarınca ilk derece kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,
2-İstanbul .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ..../02/2024 tarih, 2017/.... E., 2024/... K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3-DAVANIN REDDİNE,
4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken markaya tecavüz ve haksız rekabet talebi yönünden 732,00 TL maddi tazminat talebi yönünden 1.707,75 TL manevi tazminat talebi yönünden 1.366,20 TL karar harcı toplamı 3.805,95 TL 'den peşin alınan 512,33 TL'nin mahsubu ile 3.293,62 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 1.000,00 TL yargılama giderlerinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre markaya tecavüz ve haksız rekabet yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maddi tazminat talebi yönünden 25.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre manevi tazminat talebi yönünden 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 248,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.417,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/04/2026