İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Kararı: Plakası belirlenemeyen aracın sebep olduğu trafik kazasında cismani zarar gören yayanın tazminat talebinin reddi üzerine istinaf başvurusu.
Özet: Yaya olarak seyir halindeyken plakası belirlenemeyen bir aracın çarpması sonucu ağır yaralanarak sol kolunda kırık oluşan ve çalışma hayatında aksaklıklar yaşayan davacı, geçici ve sürekli iş göremezlik ile geçici bakıcı giderleri için Güvence Hesabından tazminat talep etmiş; davalı Güvence Hesabı ise usulüne uygun başvuru yapılmadığı, kaza ve kusurun ispatlanamadığı ve faiz talebinin temerrüt hükümlerine aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın reddini savunmuş; ilk derece mahkemesinin davayı reddetmesi üzerine davacı vekili, firari sürücünün kusuru açıkken müvekkiline kusur atfedilmesinin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/1620
KARAR NO: 2026/1452
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 10/03/2023
NUMARASI : 2022/164 Esas - 2023/190 Karar
DAVA: (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ: 11/06/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ..., 24.02.2016 tarihinde yaya konumunda yolda yürürken geçirmiş olduğu trafik kazasında ağır şekilde yaralandığını, kaza esnasında yaya konumunda bulunan müvekkiline sürücüsü ve plakası belli olmayan bir araç çarptığını, müvekkilinin işbu vahim kazanın gerçekleşmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, ağır biçimde yaralanan müvekkilinin, kazanın ardından ... Devlet Hastanesi'ne kaldırıldığını ve burada ilk tedavisine başlandığını, müvekkilinin sol ön kolunda kırık meydana geldiğini, müvekkilinin henüz genç yaşında uzunca devam eden bir tedavi sürecine mecbur kaldığını, çalışma ve eğitim hayatında da yaşadığı zararlar sonucu büyük aksaklıklarla karşı karşıya kaldığını, müvekkilinin geçici ve sürekli iş göremezliğine ve geçici bakıcı giderine ilişkin maddi zararlarının karşılanması için tarihli dilekçe ile davalı ...'na başvuru yapılmış ise de taleplerine herhangi bir cevap vermediğini, ... Hesabının kuruluş amacı kapsamında bulunan zorunlu sigortaların sağladığı teminatlara ilişkin olarak; sigortalının belirlenememesi, rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli sigortanın bulunmaması veya çalınmış veya gasp edilmiş araçlarla kazaya sebebiyet verilmesi durumlarında, kazalarda zarar gören kişilerin, sigorta güvencesinden yoksun kalmaları nedeniyle uğrayacakları bedeni zararların giderilmesi amacıyla kurulduğunu belirterek 04/02/2016 tarihinde meydana gelen çift taraflı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle müvekkilinin uğradığı maddi zararlar için fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik, ...'ın sürekli iş göremezliği dolayısıyla 100,00-TL ve geçici iş göremezliği dolayısıyla 100,00-TL olmak üzere toplamda 200,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müşterek ve müteselsil sorumluluk çerçevesinde tahsilde tekerrüre yer olmamak üzere davalı tarafından tazmin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davadan önce, müvekkili kuruma usulüne uygun başvuru yapılmadığını, başvuru konusu talebin değerlendirilebilmesi için gerekli olan belgelerin davacı tarafından müvekkili kuruma sunulmaması nedeni ile davacının yasanın öngördüğü anlamda bir başvuruda bulunduğundan söz edilemeyeceğini, 24.02.2016 tarihinde meydana gelen kaza ile ilgili olarak kaza tarihinde düzenlenen bir kaza tespit tutanağı bulunmadığını, davacı tarafından gerekli mercilere müracaatta bulunulmadığını ve plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünden şikayetçi olmadığını, olay yerini gösterir herhangi bir güvenlik ve mobese kamera görüntüsü de dosyaya sunulmadığını, Savcılık tarafından yürütülen bir soruşturma dosyasının bulunup bulunmadığı dahi taraflarınca bilinmediğiyle beraber, meydana gelen yaralanma sebebi ile ilgili olayın şüpheli şahıs veya şahısları hakkında daimi arama kararı verildiğine dair belge de dosyaya sunulmadığını, davacının ne şekilde yaralandığını, trafik kazası olup olmadığını, iddia ettiği gibi bir aracın kendisine çarpıp çarpmadığını, hatta bir araç çarpmış ise aracın cinsinin ve kusurun kimde olduğunun belli olmadığını, kazanın ve zararın varlığını ispat yükü davacıda olduğunu, davacı taraf kazanın varlığını ve dava konusu maluliyete plakası tespit edilemeyen bir aracın/sürücünün neden olduğunu ispatlayamadığını, geçici iş göremezlik tazminatı tedavi giderleri içerisinde yer alıp ... tarafından karşılandığını, davacı taraf tazminata hak kazabilmek için öncelikle kaza tarihinde fiilen çalışarak gelir elde ettiğinin ve yaralanması sebebiyle çalışamamasından dolayı bu gelirden mahrum kaldığını ispatlaması gerektiğini, 24.02.2016 kaza tarihi itibariyle müvekkili kurumun temerrütünden bahsedilemeyeceğini bu tarihten itibaren faiz talep edilmesi temerrüt hükümlerine ve Genel Şartlara aykırılık teşkil ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosya kapsamındaki belgeler, müvekkilin beyanları ve bilirkişi incelemesi nazara alındığında firari sürücünün kazadan kurtulmak için hiçbir çaba göstermediğini, fren önlemi bile almadığı ve muhtemelen alkollü olduğu için durmadan yoluna devam ettiği aşikar iken müvekkile kusur atfedilmesi açıkça hukuka aykırı olup kabulü halinde müvekkil telafisi imkansız zararla uğrayacağını, mevzuat hükümleri ile yüksek mahkeme kararları doğrultusunda Mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkeme dava dilekçesinde belirttiğimiz hususlarda yeterli araştırma yapmaksızın, eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verdiğini, açılan davada sunulan deliller iddiayı ispat ettiğini, Mahkeme, toplanan delilleri hatalı değerlendirerek ve hatalı bilirkişi raporundaki değerlendirmelerle yetinerek hatalı bir karar verdiğini, yetersiz bilirkişi raporu ve eksik inceleme sonucu davanın reddine yönelik verilen karar bu sebeplerle usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince ... Hesabına başvurulabilmesi için plakası belirlenemeyen bir aracın kazaya neden olduğunun somut olarak kanıtlanması gereklidir.
Mahkemece Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü ile bağlı İlçe Emniyet Müdürlüklerine müzekkere yazılmış ve davacının 24/02/2016 tarihinde herhangi bir kazaya karıştığına ilişkin kayıt bulunamamıştır. Kaza nedeniyle kaza tespit tutanağı düzenlenmemiştir. Davacı kazadan 5 yıl sonra emniyet müdürlüğüne şikayet dilekçesi vermiştir. Kazaya ilişkin bir kamera kaydı bulunmadığı gibi kazayı gören bir tanık da bulunmamaktadır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; kazaya plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın sebep olduğuna dair davacının kendi beyanı dışında somut delil bulunmadığı ve doğrultuda davacının ispat külfetini yerine getiremediği anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince " ... davacı tarafın talep konusu yaralanmanın bir trafik kazası sonucunda meydana geldiği yönündeki iddiayı kanıtladığından söz edilemeyeceği gibi, aracın plakasının ve araç sürücüsünün adının alınmamış olması ve gerçekleştiği ileri sürülen bir trafik kazasından yaklaşık 5 yıl sonra resmi makamlara başvuruda bulunulması hayatın doğal akışına pek uygun bir davranış şekli olmadığı, mahkememizce davacı tarafa, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.01.2013 tarih 2012/14324 E 2013/1831 K sayılı ilamında da belirlendiği üzere, mahkememizce davacı vekiline, tanık listesi sunması, listede gösterdiği tanıkların ad ve soy adı ile adreslerini hangi tanığın hangi vakıaya ilişkin olduğunu içeren dilekçe vermesi için 2 haftalık usulüne uygun ihtarat içeren mehil verilmiş, davacı tarafça süresinde tanık isimleri, tanık adresleri ile ne için dinletileceklerine dair beyanda bulunulmamıştır. Davacı trafik kazası nedeniyle iş göremezlik tazminatı talebinde bulunduğundan ispat yükü kendi üzerindedir. Trafik kazasının 24/02/2016 tarihinde olduğu ileri sürülmüş ancak o tarihte herhangi bir kaza tespit tutanağı, kamera kaydı, emniyete başvuruya dair evrak dosya kapsamına sunulmamıştır. Kaldı ki yukarıdaki ispatlanması gereken husustan daha önce davalının bu kaza nedeniyle sorumlu olup-olmadığının tespiti gereklidir. Davalının sorumlu olabilmesi için aracın motorlu taşıt olması, belirli bir hacmin üzerinde motora sahip olması ve sigorta yaptırılabilecekken yaptırılmamış olan bir araç olması gerekmektedir. Bu hususta da dosya kapsamında bilgi-belge yoktur. Tüm bu açıklanan gerekçelerle davanın reddine" karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/06/2026