Eser sözleşmesinden kaynaklanan, müvekkil şirketin deposuna kurulan çadırların şartnameye aykırı ve ayıplı imalat nedeniyle çökmesi sonucu oluşan zararların tazmini talepli itirazın iptali davası.
Özet: Davacı şirket, fabrikasında depolama amaçlı kurulan çadırların, anahtar teslimi eser sözleşmesinde taahhüt edilen 90 kg/m² kar yükü dayanımı ve diğer teknik şartnamelere uymaması sonucu kar yağışı altında çökmesi ve ayıplı imalat ile hatalı montaj yapıldığının tespit raporlarıyla belirlenmesi üzerine, ödediği sözleşme bedeli ile uğradığı zararların iadesi talebiyle başlattığı icra takibine davalının haksız itiraz etmesi nedeniyle, bu itirazın iptalini ve alacağının tahsilini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/817 Esas
KARAR NO : 2026/540
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/12/2023
KARAR TARİHİ : 19/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında müvekkili şirketin ... fabrikasında müvekkili şirketin depolama işlerinde kullanılmak üzere tam ve eksiksiz, anahtar teslim olmak kaydıyla 24.06.2020 tarihli ...Kurulumları Sözleşmesi ("Sözleşme") akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında davalı tarafından ...Kurulumları gerçekleştirildiğini ve sözleşme kapsamında 433.000,00+KDV tutarındaki sözleşme bedeli davalı tarafa eksiksiz olarak ifa edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin şartnamesinde çadırların 90 m3 (90kg/m2) kar yüküne dayanıklı olacağı belirtilmişse de davalı tarafın ürettiğini ve kurulumunu yaptığı çadırlardan 912 m2'lik stok çadırı 22.01.2022 tarihinde 684 m2'lik stok çadırı ise 31.01.2022 tarihinde kar yağışları neticesinde çökerek yıkıldığını, çadırların çökerek yıkılmasının çadırların şartnameye uygun yapılmaması ve çatı kirişlerindeki çelik konstrüksiyonların cıvata bağlantılarının kırılması ve kolonlarda kaynak yerlerinin kopması sonucunda meydana geldiğinin anlaşılması üzerine ... Sulh Hukuk Mahkemesinin... D. İş dosyası ile tespit yapıldığını ve yapılan tespit sonucunda alınan rapor ile; sözleşme'nin "Garanti" başlıklı 13. Maddesinde sözleşmede belirtilen işlerin geçici kabul ile teslim tarihinden itibaren üretim, işçilik ve montaj hatalarına karşı 2 (iki) yıl süreyle Yüklenici'nin garantisi altında bulunduğu, sözleşme'nin Teknik Şartnamesinde Yüklenici'nin sorumluluğu altında bulunan işlerden; sözleşme ile birlikte branda yangın ve rüzgar yükü sertifikalarının müvekkil şirkete teslim edilmediği, sözleşme ile birlikte final çizimlerinin müvekkil şirkete teslim etmediği, brandanın alev yürümez olmadığı, brandanın üç kat izolasyonlu olmadığı tek kat izolasyonlu olduğu, +70 ile -30 derece sıcaklıklara dayanıklı olmadığı, çelik konstrüksiyon daldırma galvaniz olmadığı, askine boyalı olduğu ve halihazırda paslanmaya başlamış olduğu, aks aralıklarının kimi yerlerde 3 metreden fazla olduğu, zemine çelik dübellerle monte edilmiş olsa da dübel boylarının yetersiz olduğu ve çoğunun beton zeminden ayrışmış olduğu, çelik konstrüksiyonun 10 yıl brandanın 8 yıl garantili olmasına karşın 2 yıl geçmeden yıkıldığı, brandanın 90 m3 (90kg/m2) kar yükü dayanımlığı olmadığı, çadır ambarın 120 km/saat dayanıma sahip olacağına dair bir hesap olmadan doğru kabul edilemeyeceği zira ana taşıyıcı aralarında olması gereken çarpraz kuşakların da bulunmadığı, bu durumda daha az süratteki bir rüzgara dahi dayanamayacağının anlaşıldığı, zemin bağlantı flanşının şartnamede 30x50 15 mm olması gerekir denildiği halde fotoğraflardan da görüleceği üzere 20x50 8mm olduğu, tespit ve rapor edilmekle sözleşme gereği çadırların imal edilmediği, ayıplı olduğu ve kurulumun hatalı olduğu tespit ve rapor edildiğini, çadırların yıkılması akabinde müvekkili şirketin ayrıca ... Şti.'nden aldığı özel raporla meteorolojik verilerden alınan veriler ışığında çökmelerin meydana geldiği tarihler bakımından çatı kar yükü değerinin 18 cm yükseklik için 36kg/m2 olduğunu, sözleşme'de taahhüt edilen kar kalınlığının ise 90 kg/m2 olduğu ve taahhüt edilen değerin çok altında bir kar kalınlığı ile çadırların çökmüş olduğu rapor edilmekle; değişik iş dosyasından alınan raporlar ile birlikte yapılan incelemede enkazdan çıkan malzemenin kırıldığını, yamulduğunu, aynı şekilde taşıyıcı sistem çubuklarının birleşim yeri alıştırma ve kaynaklarının çok kötü yapıldığını, muhtemelen çubukların yetersiz olduğunu, sözleşme ve şartnamesine uygun imalat ve kurulum yapılmadığı sabit hale geldiğini, müvekkili şirket tarafından davalıya ... 15. Noterliği'nin... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, ihtarname ile taraflar arasında akdedilen ... Sözleşmesi'nin gereği gibi ifa edilememesinden doğan zararın avans faizi ile birlikte karşı taraftan tazmini ve ayıplı malların değiştirilmesi; değiştirme mümkün olmadığı takdirde hasara uğramış malların geri alınarak sözleşme bedelinin, müvekkili şirketin çökme sonucu zarara uğramış mallarının bedelinin ve diğer ek zararlarının avans faizi ile karşı taraftan tazmini talep edildiğini, davalı tarafın sözleşme'ye aykırı davranması neticesinde bedel iadesi ile zararların tazminine ilişkin olarak davalı şirket aleyhine ... 31. İcra Müdürlüğünün ...E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafın icra takibine itiraz müvekkili şirketin alacağını geciktirmek için haksız olarak itiraz etmesi neticesinde icra takibi durduğunu, bu kapsamda, Ticari Hukuk Uyuşmazlıklarında dava şartı olan arabuluculuk süreci başlatıldığını, ancak tarafların anlaşamaması neticesinde dilekçemizin ekinde e-imzalı nüshası sunulmakta olan Ticari Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı (Büro Dosya No: ... Arabuluculuk Numarası ...) imzalandığını, dava dilekçesi ile izah edildiği ve ispatlandığı üzere davalı tarafın Sözleşme kapsamında belirtilen işi hatalı ve ayıplı olarak ifa ettiği her türlü izahtan vareste olduğunu, davalı taraf sözleşmeye aykırı olarak işi ifa etmesinden dolayı sözleşme gereği sözleşme bedelinin %10'u tutarında ayrıca cezai şartı ödemekle de yükümlü olduğunu, bu noktada davalı tarafın sözleşme’ye aykırı olarak eksik ve ayıplı ifası ve müvekkili şirketin uğradığı zararın tazmini için başlatılan icra takibine haksız itiraz nedeniyle huzurdaki davanın açılması zorunluluğu hasıl olduğunu, davalı tarafın sözleşme’ye aykırı davranmaları değişik iş dosyası ile de tespit edilmekle huzurdaki davanın ikamesi ile davalın icra takibine yaptıkları kötüniyetli itirazlarının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalıların kötüniyetli olarak icra takibine itiraz edilmiş olmasından dolayı mahkememizden İİK gereği davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, izah edilen sebeplerle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının (borçlu) üzerine kayıtlı menkul, gayrimenkul ve 3. Kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını, davalının ... 31. İcra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri, harç ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf dava dilekçesinde ... 31. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazın iptali ile takibin devamı ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, müvekkili şirketi ile alacaklı olduğunu ileri süren arasında yapılan sözleşme neticesinde müvekkili şirket tarafından Stok çadırları tam ve eksiksiz olarak yapıldığını ve alacaklı olduğunu ileri sürene teslim edildiğini, yapılan bu stok çadırlar 2 yıl süre ile alacaklı olduğunu ileri süren tarafından sorunsuz bir şekilde kullanıldığını, 2 yıllık süre içerisinde alacaklı olduğunu ileri süren tarafından malın ayıbına ilişkin herhangi bir bildirim yapılmadığını, ihtarnamede belirtilen ve doğruluğu bulunmayan kusurların farzı misal kabul edilse dahi alacaklı görünen şirket tarafından yaklaşık 2 yıl bildirimin yapılmaması alacaklı olduğunu ileri sürenin kötü niyetini ortaya koyduğunu, söz konusu stok çadırları kurulduğu dönemde 2 ve 8 günlük süreler içerisinde müvekkili şirkete herhangi bir bildirim yapılmadığını, öyle ki ihtarname içerisinde taşıyıcı sistem çubuklarının birleşim yeri alıştırma ve kaynaklarının tekniğine uygun yapılmadığını, çubuk kesitlerinin yetersiz olduğu ifadelerine yer verilmiş olduğunu, bahsedilen bu durumlar bulunmadığı gibi kabul etmemekle birlikte varsayımlı ki belirtilen bu kusurların stok çadırlarında bulunduğu düşünüldüğünde stok çadırda açıkça görünebilecek bir kusur olacaktı, alacaklı olduğunu ileri süren şirketin Türkiye çapında bir şirket olduğunu da düşünüldüğünde zaman basiretli bir tacir gibi davranıp gerekli incelemeleri yaparak buna uygun bildirim sürelerinde müvekkili şirkete bildirimin yapılması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından iş eksiksiz ve sözleşmeye uygun yapıldığını, ... ilinde son 30 yılın en güçlü kar yağışı nedeniyle stok çadırlarının kapasitesini aşar derecede kar birikmesi nedeniyle mevcut olay gerçekleştiğini, yine karşı tarafça gerekli önlemler alınmadığını, müvekkili şirkete zamanında haber verilmediğini, görüldüğü üzere stok çadırlarında oluşan bu olayın tüm kusurları alacaklı olduğunu ileri süren şirkete ait olduğunu, söz konusu olay neticesinde müvekkili tarafından ilgili şirketin yetkilisi defalarca kez aranmış ve ortak bir çözüm bulunmaya çalışıldığını ancak karşı şirket tarafından kötü niyetli olarak sorunun çözüm noktasında yer almadığını, davacı tarafça dava dilekçesinde alınan tespit kararı neticesinde haklı olduklarını ileri sürmüş ise de; tespit kararının sonuç kısmında "Çadırların şartnameye göre daha fazla kar yüküne maruz kalmaları nedeni ile yıkıldığı" şeklindeki açık görüşü çadırların maruz kaldığı kar yükünü yeterince açıklandığını, her ne kadar davacı taraf Tem Mühendislik raporunu dayanak olarak göstermiş ise de ; alınan bu rapor özel bir şirketten alınmış olduğunu, bedel ödemek kaydı ile rahatça alınabilen bir rapor olduğunu, resmi hiçbir geçerliliği olmadığını, davacı tarafın bu raporu dayanak göstermesi kötü niyetlerinin de bir göstergesidir şöyle ki ; rapor muhtemel miktarlardan bahsetmekte olduğunu, adeta sözleşme aleyhini sağlamak adına keyfi miktarları baz aldığını, bu haliyle rapor hiçbir anlam ifade etmediğini, davacı tarafın müvekkiline göndermiş olduğu ihtarnamede olayın 22/01/2022 ve 31/01/2022 tarihinde gerçekleştiğini belirtmiş ancak söz konusu ihtarname 09/09/2022 tarihinde gönderildiğini, Türkiye çapında basiretli bir şirketin 8 ay sonra ihtarname ile söz konusu durumu bildirmesi hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu, yine ... Sulh hukuk mahkemesine sunulan bilirkişi raporunda ;"Davacının zararının sözleşme konusu çadır ambarların edellerini ödemesine rağmen kullanamadığından dolayı çadır ambarlara ait fabrika sahasındaki malzemelerin davalıya iadesi halinde " olarak belirtilmiş olup, davacı tarafından müvekkile iade edilmesi gereken malzeme hiçbir suretle iade edilmemiş, adeta açık karlı havada bırakılarak atıl hale bırakıldığını ve kullanılamaz hale getirildiğini, ayrıca ... 15. Noterliğinden müvekkile gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarnamede bedel iadesi talep edilmiş ancak söz konusu çadırların iadesine ilişkin hiçbir hususa değinilmediğini, bu haliyle müvekkiline iadesi sağlanmayan ve atıl halde bırakılarak kullanılamaz hale getirilen malzeme nedeniyle davacı taraf iade yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğunu, bu haliyle bedel talebinde bulunması mümkün olmadığını, müvekkilin olay tarihinde defaatle şirket ile iletişim kurduğu, olayın çözümü için çaba sarf ettiğini, ancak davacı şirket kötü niyetli davranışlarını devam ettirdiğini, müvekkili söz konusu olayda kusuru bulunmamasına rağmen çözüm odaklı yaklaşımlarına karşı olumsuz tavır alarak çözümü engellediğini, bu haliyle davacı taraf müvekkilinin iyi niyetli zararın ortadan kaldırılmasına ilişkin hareketlerini de engelleyerek kendi ihtarnamesi ile çelişir hale geldiğini, yapılan açıklamalar doğrultusunda huzurda açılan kötü niyetli davanın reddi gerekmekte olduğunu, harç, masraf ve karşı vekalet ücretinin davacı taraf üzerine yükletilmesini, açıklanan nedenlerle, kötü niyetli olarak açılan davanın reddini, harç, masraf ve karşı vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Davacının davasının, davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminatın tahsili için davacı tarafından başlatılan icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında ... tarihinde ... başlıklı eser sözleşmesi imzalandığı ve davalının sözleşmeden doğan edimi olan çadırların kurulumunu tamamladığı, 22.01.2022 tarihinde davalı tarafından kurulan çadırların çöktüğü hususunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan 24/06/2020 tarihli çadır, ambar kurulmu sözleşmesi uyarınca davalının üstlendiği edimi usulüne uygun yerine getirip getirmediği, davalı tarafından imal edilen eserin ayıplı olup olmadığı, varsa bu ayıptan dolayı davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, sorumlu olduğu miktarın ne kadar olduğu, somut olayda ayıp ihbarının gerekli olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde davacı tarafından yerine getirilip getirilmediği, davacı tarafından davalı aleyhine ... 31. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasında başlatılan icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın haklı olup olmadığı, davacının cezai şart isteminin yerinde olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Dosyaya sunulan davaya dayanak sözleşmenin incelenmesinde, sözleşmenin konusunun davacıya ait ... ve ...'da bulunan fabrikalarda çadır ambar kurulumuna ilişkin olduğu, işin bedelinin KDV hariç olmak üzere 500.000,00 TL olduğu davalının ediminin sözleşmeye konu olan çadır ve ambarların anahtar teslimi tedarik ve kurulumuna ilişkin olduğu, sözleşmenin 13.Maddesinde davacı tarafından teslim alınacak ve davalı tarafından montajı yapılacak çadır ve ambarların üretim, işçilik ve montaj hatalarına karşı 2 yıl süre ile garanti verildiği, aynı sözleşmenin 18. Maddesinde sözleşmeden doğan edimlerin herhangi birinin ihlal edilmesi durumunda sözleşme bedelinin %10'u tutarının cezai şart bedeli olarak belirlendiği, bir kısım teknik şartnamelerin sözleşmenin eki sayıldığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığa ilişkin bir metalurji uzmanı ve bir inşaat mühendisi bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan 23.12.2024 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; kurulum işlemleri, sözleşmenin teknik olarak yetersizliği, teknik gereklilik olarak, yapı elemanlarının ve yapının tasarım, hesaplama, malzeme seçimi, projelendirme, imalat yöntemleri, birleştirme/bağlama yöntemleri (Kaynaklı ve/veya cıvata, perçin kullanımı için, Çelik Yapı Standartlarının belirttiği usul ve kaliteler) yükleme analizi, proje kontrol ve onaylama, sözleşme sayfa 26/52'de verilen EK-2 KONTROLLÜK ŞARTNAMESİ dikkate alınmadan birçok teknik eksiklik ve yanlışlarla yapılarak “EDİM” eksik ve yanlış uygulamalar yapılarak yerine getirildiği, Tasarım ve Projelendirme Hataları, Yapı elemanları kesitlerinin hesap dışı olarak belirlenmesi hatası, Hesaplama ve Malzeme Seçimi Hataları, Yapı Elemanlarının Bağlantı Hataları, Yükleme Analizi (Zati, Rüzgâr, Kar, Deprem, Isıl) yapılmaması hatası, KONTROL Sistemi eksikliği Hatası nedeniyle Davalı tarafından imal edilen ve kurulumu yapılan eser ayıplı olduğu, bu ayıplardan dolayı yüklenici davalı sorumlu olduğu gibi, davacı Proje sahibi de, KONTROLLÜK Şartnamesi içeriğine uymadığı, gerekli kontrolleri (Projenin temin edilmemesi, projede kullanılacak malzemenin kontrol edilmemesi, imalat ve montajda kullanılan yapı malzemelerinin, elemanların birleştirme kaynak ve cıvata malzemelerin, şartnamede belirtilen malzemelerin ihzarat kontrolünün yapılmaması, vb.) yapmayarak imalatın ve kurulum montajının hatalı ve ayıplı olmasına neden olduğu için birlikte sorumlu olduğu, yıkılan çadırların taşıyıcı elemanları ve çadır kaplamasının yıkım sırasında kısmen hasarlandığı kısmen sağlam kaldığı fotoğraflardan ve videolardan anlaşıldığı, hasarlı kısımların hurda olduğu, sağlam kısımların da kullanılma görüldüğü, dolayısıyla, taraflar sözleşme bedeli kadar birlikte sorumlu oldukları, imal edilen ve yıkılan çadırların sovtaj değeri, hurda satış değeri miktarı kadar olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Bilirkişi heyetinin 25.06.2025 havale tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; raporda ayrıntılı olarak hesaplandığı üzere; toplam çelik yapı ağırlığının 25.603 kg olduğu branda malzemesinin parçalanmış olması nedeniyle satış değeri olmayacağından hesap dışı bırakıldığı, ülkemizin en büyük entegre çelik üreticisi olan ... A.Ş'nin hurda alım fiyatlarının şirketin internet sitesinde 17.05.2025 tarihinden itibaren geçerli olarak yeni fiyatın (TL/T): 13.350 TL olduğu, ortalama hurda değerinin: (13.350 TL/Ton)X 25,603 Ton= 341.800,00-TL olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Bilirkişi heyetinin 26.09.2025 havale tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; raporda ayrıntılı olarak hesaplandığı üzere; çadırların altında kalan boş/dolu bira kutusu görseline rastlanmadığı, dolayısıyla böyle bir zarardan bahsedilemeyeceği, Merkez Bankası Enflasyon hesaplayıcısı ile gerçek veriler kullanılarak, dava tarihi 13.12.2023 tarihiyle, hurda değerinin 205.692,00-TL olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Bu noktada eser sözleşmesinde “ayıp” ile ilgili genel açıklamaların yapılmasında fayda vardır.
Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır.
Eldeki davada uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 474- 478 (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 359-363. maddeleri) ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir.
Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir.
Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır.
Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 474/1. (BK, m. 359/1) maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre mümkün olduğunca en kısa sürede eseri gözden geçirip muayene ederek varsa açık ayıpları tespit etmek ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir. Gerek TBK’da gerekse mülga BK’da iş sahibinin muayene ve ihbar süreleri açıkça belirlenmemiş olup, işin niteliği ve olayın özelliğine, imâl edilen eserin büyüklüğü ve genişliğine göre süreler farklı olacak ve işin uzmanı bilirkişiler tarafından belirlenecektir. Muayene ve gözden geçirmeyi veya ayıbın belirlenmesini iş sahibi bizzat yapabileceği gibi, TBK’nın 474/2. ve mülga BK’nın 359/2. maddesine göre mahkeme aracılığıyla bilirkişi raporu ile de tespit ettirmesi mümkündür. Açık ayıpta iş sahibi muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmezse, eseri kabul etmiş sayılır ve yüklenici açık ayıplarla ilgili sorumluluktan kurtulur.
Gizli ayıplarla ilgili mülga BK’nın 359/1. maddesindeki makul sürede muayene ve ihbar yükümlülüğüne ilişkin düzenleme mevcut değildir. Ancak TBK’nın 477/3. maddesi ile mülga BK’nın 362/3. maddesinde, eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması hâlinde, iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi takdirde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı belirtilerek gizli ayıplar yönünden de iş sahibine ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin yükleniciye ayıbı ihbar etmek yükümlülüğü getirilmiştir.
Ayıp hâlinde iş sahibinin hakları TBK’nın 475. (BK, m. 360) maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları; eserin iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı olması hâlinde sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını isteme veya aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarıdır. İş sahibi bu seçimlik haklarının yanında ayıplı meydana getirilmiş olan eserin neden olduğu zararın tazminini de isteyebilir. Başka bir anlatımla iş sahibi tazminat hakkı ile seçimlik haklarını birlikte kullanabilir. Tazminatın istenebilmesi için de, ayıpta yüklenicinin kusurunun bulunması ve ayıp ihbarının süresinde yapılmış olması gerekir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve ... E., ...K. sayılı kararında da değinilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ... Esas ... Karar)
İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre
“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve ... E.,...K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. ( İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi .... Esas ...Karar)
Eser sözleşmelerinde kural olarak, iş sahibi teslimden sonra açık ayıplarda makul sürede, gizli ayıplarda ayıbın ortaya çıkmasından itibaren derhal yükleniciye ihbarda bulunmak zorunda ise de, garanti olması halinde ihbar zorunluluğu aranmaksızın garanti süresi içinde bu ayıpların ücretsiz olarak giderileceği kabul ve taahhüt edilmiş sayılır. ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi ...Esas ...Karar)
Yapılan yargılama toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davalı tarafından tedarik edilip montajı yapılan çadır ve barınakların ayıplı olduğu, sözleşmede ve eklerinde belirtilen kriterleri taşımadığı bu nedenle meydana gelen zararın davalı tarafından tazmininin gerektiği, davalı tarafından sözleşmeye konu imalatlara garanti verildiğinden ayıba ilişkin davacının ihbar yükümlülüğünün bulunmadığı davacının sözleşme bedeli ve sözleşme bedelinin %10'una karşılık gelen cezai şarttan sorumlu olduğu, takip talebine dayanak teşkil eden ihtarname bedeli ile delil tespitine ilişkin yapılan harcamaların gösterir belgelerin dosyaya sunulmadığı, bu alacak kalemleri yönünden davacının davasının sübut bulmadığı, alacağın likit olmadığı anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
Davacının davasını KISMEN KABULÜNE,
1-Davalının ... 31. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 569.940,00-TL asıl alacak, 36.686,96-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 606.626,96-TL yönünden İPTALİNE,
2-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 41.438,69-TL nispi karar harcından, peşin yatırılan 7.929,14- TL harcın mahsubu ile noksan kalan 33.509,55-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 96.994,04-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan toplam 24.415,90-TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 22.560,33-TL yargılama gideri ile 7.929,14-TL peşin harç ve 269,85-TL başvuru harcı toplamı 30.759,32-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ret miktar ve oranı göz önüne alınarak kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 2.882,89-TL'nin davalıdan, ret edilen miktar üzerinden hesaplanan 237,11-TL'nin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
9-Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 19/06/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır