İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde, makas üreticisinin tescilli markasına yönelik tecavüz ve haksız rekabet iddialarıyla açtığı tazminat davasında bozma sonrası yürütülen yargılama.
Özet: Bu hukuki evrak, bir makas üreticisi davacının, tescilli markasının davalı şirketler tarafından izinsiz kullanılarak marka hakkına tecavüz edildiği ve haksız rekabet oluşturulduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talep ettiği; davalıların ise kendi ürünlerindeki işaretlerin davacı markasına benzemediğini, ürünlerin ithal olduğunu ve davacı markasının hükümsüzlüğünü talep ederek karşı dava açtığı, Yargıtay bozma kararının ardından yeniden görülen bir davanın sürecini ve tarafların iddialarını özetlemektedir.

T.C.
İSTANBUL3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİESAS NO : 2025/160 KARAR NO : 2026/128DAVA : Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, TazminatDAVA TARİHİ : 18/07/2012KARAR TARİHİ : 11/06/2026Mahkememiz ... Esas ... Karar ve 18/07/2022 tarihli kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun İstanbul B.A.M 16.Hukuk Dairesinin ...Esas ... Karar ve 26/09/2024 tarihli ilamıyla reddedildiği, davacı vekili tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/05/2025 tarihli ... E. - ...K. sayılı ilamı ile Mahkememizin ...Esas...Karar sayılı ilamı ile asıl dava yönünden verilen kararın bozularak kaldırılmasına dair karar verilmesi üzerine yapılan açık yargılama sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin Türkiye'nin tek makas üreticisi olduğunu, yurtdışında ürünlerinin kaliteli olması dolayısıyla aranan marka olduğunu, müvekkilinin TPE nezdinde " şekil + ..." ibareli markasını 09/06/2003 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile ... sınıfta yer alan mal ve hizmetler için TPE nezdinde ...numarası ile tescil edildiğini, davalı tarafın müvekkilinin izni ve onayı olmaksızın yasaya aykırı olarak ... şeklini aynen veya normal bir tüketici tarafından ayırt edilemeyecek ve bu sebeple iltibas yaratacak şekilde makaslar üzerinde kullandıklarını, önce davalılardan...Tic.A.Ş. aleyhine savcılığa şikayette bulunduklarını, el koyma kararı gereğince şirket nezdinde "şekil + ... " ibarelerin yer aldığı, 11.344 adet makasın bulunduğu ve bulunan makaslara el konulduğunu, ...A.Ş. yetkililerinin söz konusu taklit maksaları ... A.Ş. firmasından satın aldıklarını beyan ederek buna dair ... tarihli ... numaralı faturayı ibraz ettiklerini, davalıların haksız ve izinsiz olarak hüsnüniyete aykırı biçimde ürettiği, ihraç edip piyasaya arz ettiğini, her üründe müvekkili şirketin marka ve alameti farikasını kullanmasının 556 sayılı KHK'nın 9. ve devamı maddeleri anlamında bir marka tecavüzü teşkil ettiğini, bu eylemlerin aynı zamanda TTK. 54.ve devamı maddeleri anlamında haksız rekabet olduğunu, müvekkilinin haksız rekabete konu eylemler nedeniyle mahrum kaldığı kar ve kazanç kaybı ile uğradığı fiili zararın tazmini amacıyla şimdilik taraflarınca belirlenebilmiş olan 15.000 TL zararla birlikte, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla belirlenememiş olan 2007 yılının Temmuz ayından itibaren uğramış olduğu zararın tespitine, tespit edilecek maddi zararın tutarının dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte, müvekkilinin uğramış olduğu manevi zarar için 20.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile müvekkilinin tescilli markasının uygun olmayan kullanımı nedeniyle markaya olan güvenin azalmasına neden olduklarından dolayı markanın itibarının zedelenmesi nedeniyle 10.000 TL itibar tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle: Davaya konu makasların davacı şirketin kuruluş tarihinden önce satılmaya başlandığını, davacı tarafın markalarının taklit edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, toplatılan maksalar üzerindeki ibarenin davacının tescilli markasına benzemediğini, el konulan makaslar konusunda küçük boy terzi makaslarında pres baskı sonucu oluşmuş bir iz ve ... yazısından başka hiçbir yazı, şekil ve ibarenin bulunmadığını, solingen ifadesinin makas üretiminde kullanılan çeliğin özelliği olduğunu, tüm dünyada da böyle bilindiğini, el konulan ürünlerden büyük boy terzi makaslarında ... yazısı ve davacı tarafın markası ile ilgisi olmadığını, ilk bakışta farklı sembol olduğunun anlaşıldığını, müvekkili şirketler tarafından ithal edilerek satışı yapılan terzi makaslarının İtalyada bulunan ... ve ... isimli firmalardan 1998 yılından beri ithal edildiğini, makas üretimlerini müvekkillerinin yapmadığını, söz konusu makasları aynı ve benzer sektörde faaliyet gösteren bir çok şirketin de aynı şekilde sattığını, bilirkişi raporunun haksız olduğunu, bu nedenle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne; ... adına tescilli ... numaralı markanın hükümsüzlüğü ile 5.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. TPMK kayıtları istenmiş ve HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bozma öncesi Mahkememiz 2021/24 Esas sayılı dosyasında alınan 24/09/2014 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davacı - karşı davalı ...'nin davaya koru markasının ... tescil numaralı "...” markası olduğu, markanın ana unsuru ... olup, "...” ve ... anlamına gelen ingilizce “..." sözcüğünden oluştuğu, "..." tabirinin konfeksiyon sektöründe makaslar için tasfir edici bir özellik olmadığı, "..." şeklini taşıyan bir makasın kaliteli bir makas olarak düşünüldüğü, ... şeklinin makaslarda kullanımla ayırt edicilik kazandığı, davacının marka tescilinden itibaren dava tarihine kadar yaklaşık 8 yıl geçtiği, tescilli markada "..." sözcüğü ... şeklinin altında yer alırken, davacının "..." sözcüğünü ... şeklinin üzerine yazarak kullandığı, davacının kullanımının tescilli markasını değişik şekillerde kullanma olarak değerlendirildiği, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numarasıyla, ... 1.Sulh Ceza Mahkemesi'nin... tarihli... D.iş dosyasıyla el konulmuş olan 11.344 adet makas içerisinden mahkemeye gönderilen numuneler incelendiğinde; 7 mumara yatık makas üzerinde ... çok benzer bir şekil ve “...” sözcüğünün bulunduğu, makas üzerindeki şeklin davacının ... numaralı markasındaki ... şekline benzediği, davacı markasının sektördeki tanınmışlığı nedeniyle kullanılan ... şeklinin orta düzeydeki tüketicilerin karıştırmasına müsait olduğu, tarafların her birinin aynı sektörde faaliyet gösterdiği, 5.889 adet 7 numara yatık makasta davacının ... numaralı markasına iltibasın söz konusu olduğu, el konulmuş olan diğer makaslar için karıştırma ve iltibas bulunmadığı, davacının dava dilekçesinde 556 sayılı KHK'nın 66/2-b maddesi uyarınca yoksun kalınan kazancın tespit edilmesini talep ettiği, talep doğrultusunda 5.889 adet 7 numara yatık Makas üzerinde markayı kullanmak yoluyla ...'in elde ettiği kazancın 1.136,00 TL ve...Tic.A.Ş.'nin elde ettiği kazancın ise 2.857,00 TL olarak tespit edildiği, bu bedelleri davacı - karşı davalının, davalı - karşı davacılardan talep edebileceği, davalılara ait dava konusu makaslar belirgin şekilde kalitesiz olmadığından, davacının itibar tazminatı talebinin yerinde olmadığı, davalıların eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği, davalıların haksız rekabeti nedeniyle davacının zarara uğradığına dair dosya kapsamında belge ve bilgi bulunmadığından tazminat hesaplanamayacağı, davalı - karşı davacıların maddi tazminat taleplerinin yerinde olmadığı, tarafların karşılıklı manevi tazminat talepleri konusundaki kararın mahkemeye ait olacağı bildirilmiştir. Bozma öncesi Mahkememiz ...Esas sayılı dosyasında alınan 06/01/2015 tarihli bilirkişi kurulu 1. ek raporunda özetle: Somut olaydaki iddia, savunma, vakıa, sunulan belgeler ve numuneler, tarafların kök rapora itirazları, mahkemenin taraflarına tevdi ettiği görev kapsamında değerlendirildiğinde, kök rapordaki değerlendirmelerde herhangi bir değişikliğin bulunmadığı bildirilmiştir. Bozma öncesi Mahkememiz 2021/24 Esas sayılı dosyasında alınan 05/06/2015 tarihli bilirkişi kurulu 2. ek raporunda özetle: Davalı - karşı davacılardan ...Dış Tic.A.Ş.'nin İzmirde mukim olması nedeniyle, sözkonusu şirketin ticari defterlerinin incelenemediği, davacı - karşı davalının, davalı - karşı davacılardan ... A.Ş.'den 2008-2012 yıllarında 7 numara yatık makasın satışı nedeniyle, marka kullanılmak suretiyle haksız olarak elde ettiği 1.308,43 TL ana parayı talep edebileceği, 2007 yılı verilerine ulaşılamadığından, 2007 yılının ikinci altı ayı için makul bir payın hesaplanan tazminat miktarına eklenmesine uygun olacağı, davacı - karşı davalının ana para alacağına dava tarihinden başlamak üzere, 3095 sayılı yasanın 2/2. maddesinde düzenlenen temerrüt faizinin de ayrıca uygulanması gerektiği bildirilmiştir. İzmir FSHHM aracılığıyla alınan mali bilirkişi ... tarafından düzenlenen 11/02/2016 tarihli raporda özetle: Davalı - karşı davacı ... A.Ş. firmasının 2007 ile 2012 yılları arasındaki ticari defterlerinde kayıtlı hesap planlarındaki alış ve satış hesaplarında ve satış faturalarında, davacı - karşı davalı firmanın markasının belirtilmediği, buna istinaden yapılmış satışların kayıt altına alınmadığı, incelenen davalı firma defterlerinde kayıtlı olan tüm makas satışlarının mal satış kâr'ı toplamının 16.233,54 TL olduğu bu brüt kâr'ın %20'lik kısmı olan 3.246,71 TL'sinin davada tazminat olarak uygulanabileceği (net kâr) kanaatine varıldığı bildirmiştir. Bozma öncesi Mahkememiz ... Esas sayılı dosyasında; ... FSHHM aracılığıyla alınan mali bilirkişi ... tarafından düzenlenen 01/10/2016 havale tarihli ek raporda özetle: ... şirketinin ticari kayıtları üzerinde tekrar detaylı şekilde yapılan incelemede olası tecavüz dönemi yıllara iilşkin gerçekleştirdiği satışlar, alış ve satış faturalarından cins adet olarak tek tek değerlendirilerek ve maliyetlendirilmiş olup, ... figürünü taşıyan makas satışlarına ait oluşan maliyetler indirildikten sanra BRÜT (Gayrisafi) kar hesaplandığı, hesaplanan bu kârın yatırımlara yönlendirilecek net kar ifade etmediği, ... A.Ş. nin ithal ettiği makas adetlerinin tespit edilemediği yönünde itirazları bulunduğu, diğer itirazların ... da hazırlanan ikinci raporla ilgili olduğu, bu sebeple ... şirketi defteri üzerinde yapılan tespitin hesaplama yönteminde bir hata bulunmadığı ve ithal edilen makasların sayısının, makasların cins olarak kayıtlı olmaması nedeniyle tespit edilemediği, bunun ... benzer şekilde kayıt edilen tüm makaslar üzerinde tespit yapılarak bir bütüne uygulandığı ve davacı ... şirketinin çelişkili olduğunu iddia ettiği diğer hususların davalı karşı davacı ... şirketi ticari kayıtları üzerinde yapılacak inceleme ile tespit edilmesi gerektiği kanaatine varıldığı bildirmiştir. Bozma öncesi Mahkememiz 2021/24 Esas sayılı dosyasında alınan 12/05/2017 tarihli bilirkişi kurulu 3. ek raporunda özetle: Kök ve Ek-1 raporlarında yapılan hesaplamaların farklı belgelere dayanması nedeniyle farklı sonuçlara ulaşıldığı, dolayısıyla raporlar arasında bir çelişkinin bulunmadığı, hesaplanan bu tutarlardan hangisine itibar edileceğinin takdirinin mahkemede olduğu bildirmiştir. Bozma öncesi Mahkememiz 2021/24 Esas sayılı dosyasında alınan 28/10/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Asıl dava yönünden; davalı ... ve Dış Tic. A.Ş. adına tescilli ...numaralı markasının, davacı... A.Ş. adına tescilli ... numaralı ... ibareli şekil markası ile benzer kabul edilebilecek nitelikte bir benzerliğin var olmadığı, davalı ... ve Dış Tic. A.Ş. adına tescilli ... numaralı şekil markası ile davacı ... A.Ş. adına tescilli... numaralı ... ibareli şekil markasının, makas eşyası üzerinde kullanıldıkları biçimiyle, aynı ürün algısı yaratacak nitelikte bir benzerlik algısı yaratmadığı, bilinçli tüketicinin rafta iki ürünü yan yana gördüğünde ayrı ürün olarak algılayabilecek nitelikte farklılığın var olduğu, markaların birbirinden farklı olarak algılandığı, karşı dava yönünden; hükümsüzlük koşulları ile tazminat koşullarının oluşmadığı, mali yönden kök rapor ile ek rapor arasındaki çelişkinin kök raporda dava dosyasına ibraz edilen ... Makasına ait alış ve satış rakamlarının baz alınması, ek raporda davalının ticari defter kayıtlarında yer alan ...'na ait satış tutarı ve adetlerin baz alınmasından dolayı olduğu, iki farklı isimde yer alan ürüne ait adet ve ürün birim fiyatlarının farklı olmasından kaynaklandığı, mahkemenin kök raporda yer alan belgeler üzerinden yapılan hesaplama üzerinden karar vermesi durumunda 2.857,00 TL, ek raporda davalının ticari defter kayıtları üzerinden yapılan hesaplamaya göre karar vermesi durumunda 1.308,43 TL davalının haksız kazanç elde ettiği kanaatine varıldığı bildirmiştir. Bozma öncesi Mahkememiz 2021/24 Esas sayılı dosyasında alınan 25/05/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Kök rapora itirazlar çerçevesinde dosyaya davacı tarafından sunulan uzman ... mütalaasında ve itiraz beyanlarında bahsedilen hususlarda yapılan incelemede; Dosyaya delil olarak sunulan ve uzman mütalaasında incelenen el konulan makas üzerinde yer alan marka şekillerinin, davacı yana ait ... tescil numaralı marka ile benzer olmadığı, kök raporda asıl dava ve karşı dava yönünden varılan kanaatlerin aynen korunduğu, taraflara ait markaların benzerliği yönünden yapılan incelemede; davalı ... ve Dış Tic. A.Ş. adına tescilli ...numaralı şekil markasının, davacı ...A.Ş adına tescilli ... numaralı ... ibareli şekil markası ile benzer kabul edilebilecek nitelikte bir benzerliğin var olmadığı, davalı ... ve Dış Tic. A.Ş. adına tescilli ...numaralı şekil markası ile davacı ... A.Ş. adına tescilli ... numaralı ... ibareli şekil markasının, makas eşyası üzerinde kullanıldıkları biçimiyle, aynı ürün algısı yaratacak nitelikte bir benzerlik algısı yaratmadığı, bilinçli tüketicinin rafta iki ürünü yan yana gördüğünde ayrı ürün olarak algılayabilecek nitelikte farklılığın var olduğu, markaların birbirinden farklı olarak algılandığı, karşı davada hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığı bildirmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEAsıl dava: Davalıların eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklara tecavüz - haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile, 20.000 TL manevi tazminatın ve 10.000 TL itibar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ilişkindir. Karşı dava: ... adına tescilli .... numaralı markanın hükümsüzlüğü ile ceza mahkemesinde el konulan ürünler nedeniyle uğranılan zarardan kaynaklı 5.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminata ilişkindir.Karşı dava yönünden Mahkememizin ... E. - ... K. sayılı ilamı ile verilen kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2024 tarihli... E. - ... K. sayılı ilamının temyiz edilmemesi üzerine kesinleştiği anlaşılmakla 2025/160 Esas sayılı işbu dosya kapsamında Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26/05/2025 tarihli... E. -...K. sayılı ilamı doğrultusunda yalnızca asıl dava yönünden değerlendirme yapılmıştır.Davanın açıldığı tarihte 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK hükümleri yürürlükte olup, daha sonra yürürlükten kalktığı ve 6769 sayılı SMK’nın yürürlüğe girdiği anlaşılmış ise de, davanın 556 sayılı KHK hükümlerine göre görülüp sonuçlandırılması gerekmiştir. Bir markanın TPMK (TPE) marka siciline tescili zorunlu olmamakla beraber markanın 556 sayılı KHK çerçevesinde tescil edilmesinin, marka sahibine, markanın tescil kapsamına giren aynı mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin kullanılmasını önlemeyi talep etme hakkı verir. (9/1-a madde) Tescilli marka sahibinin tescilden doğan haklarının ihlali, marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilir. 556 sayılı KHK’nın 61. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup, buna göre 9/1-a maddesindeki ihlal de tecavüz kapsamında değerlendirilir. (61/a madde) marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek (61/b madde) ve markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için ithal etmek veya ticari amaçla elde bulundurmak (61/c madde) da marka hakkına tecavüz olarak değerlendirilir.556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki KHK.nın 7/l (b) maddesinde; Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan markaların kesinlikle tescil edilemeyeceği belirtilmiştir.556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki KHK.nın 8/1 maddesinde marka tescilinde nisbi red sebepleri sayılmıştır; "Tescil edilmiş veya tescil için başvuru yapılmış bir markanın sahibi tarafından itiraz yapılması durumunda, aşağıdaki hallerde marka tescil edilemez: a) Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı ise ve aynı mal veya hizmetleri kapsıyorsa,b) Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa.Marka sahibinin ticari vekili veya temsilcisi tarafından markanın kendi adına tescili için, marka sahibinin izni olmadan ve geçerli bir gerekçe gösterilmeden yapılan başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine red edilir. Tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibinin itiraz etmesi üzerine, tescili istenen marka, aşağıdaki hallerde tescil edilmez.a) Markanın tescili için yapılan başvuru tarihinden önce veya markanın tescili için yapılan başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmiş ise,b) Belirtilen işaret, sahibine daha sonraki bir markanın kullanımını yasaklama hakkını veriyorsa,Marka, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir markanın aynı veya benzeri olmakla birlikte, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabilir. Ancak, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir...” 556 sayılı Markaların Korunması hakkındaki KHK.nın 9. maddesinde "Marka Tescilinden Doğan Hakların Kapsamı" aşağıdaki şekilde belirtilmiştir.Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibi, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep edebilir.a) Markanın tescil kapsamına giren aynı mal ve/veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin kullanılması.b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve/veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından, işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.c) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsamına giren mal ve/veya hizmetlerle benzer olmayan, ancak Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescilli markanın itibarından dolayı haksız bir yarar elde edecek veya tescilli markanın itibarına zarar verecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin kullanılması.556 sayılı KHK.nın 42. maddesinde hangi hallerde markanın hükümsüzlüğüne karar verilebileceği düzenlenmiştir. “Aşağıdaki hallerde markanın hükümsüz sayılmasına yetkili mahkeme tarafından karar verilir: a) 7 nci maddede sayılan haller. (Ancak 7 nci maddenin (ı) bendinde belirtilen tanınmış markalarla ilgili davanın " tescil tarihinden itibaren " 5 yıl içerisinde açılması gerekir. Markanın tescilinde kötü niyet varsa iptal davası süreye bağlı değildir.)b) 8 inci maddede sayılan haller. (Ancak, 8 inci maddenin son fıkrası çerçevesinde açılan davada önceki hak sahibi koruma süresinin bitiminden itibaren 2 yıl içerisinde markasını kullanmamışsa bu bir hükümsüzlük nedeni sayılmaz.) 'şeklinde belirtilmiştir.Tescil, marka hakkı bakımından kurucu etkiye sahiptir. Tescil ilkesi uyarınca, herhangi bir markayı ilk defa tescil ettiren kişi marka hakkına sahip olur. Ancak, tescil ilkesi çok katı bir biçimde benimsenmemiş, gerçek hak sahipliğine de belirli bir koruma sağlanmıştır.Tescil ile birlikte marka hakkı sahibi, marka üzerinde mutlak hakka sahip olur. Marka sahibi; Markasının başkaları tarafından kullanılmasının önlenmesini talep edebilir, işaretin ticaret alanında kullanılması yasaklanabilir, marka hakkına tecavüz edildiği takdirde zararının tazmini dâhil çeşitli taleplerde bulunabilir. Marka sahibinin hakları tescil ile birlikte doğsa da, haklar üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayımı tarihiyle hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması halinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller için, başvuru sahibi tazminat davası açabilir. Bu durumda mahkeme, tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.Marka sahibine tescille sağlanan koruma, çeşitli sebeplerle sona erebilir. Bu sebepler arasında markanın hükümsüzlüğüne veya iptaline karar verilmesi halleri de yer almaktadır. 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede markanın geçersiz kılınması için yalnızca hükümsüzlük hâllerine yer verilmiş olup. Mahkeme tarafından verilen hükümsüzlük kararı kural olarak geçmişe etkilidir, kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış kabul edilir.Hukukumuzda kötüniyetli marka tescilinin tanımı yapılmamıştır veya kötüniyetli marka tesciline örnek oluşturabilecek durumlar gösterilmemiştir. Bu durumda, kötü niyetli marka tescilinin neyi ifade ettiğini belirlemek öğreti ve yargı organlarına bırakılmıştır. Kötüniyet kavramı, dürüstlük kuralı ile yakın ilişki içerisindedir. Dürüstlük kuralı uyarınca bir kimseden davranışlarında dürüst, namuslu ve makul olması beklenir. Dürüstlük kuralı ile ilgili olarak Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır." Dürüstlük kuralına aykırı davranış ise hakkın kötüye kullanılmasını teşkil eder. Kötüniyetli marka tescili durumunda dürüst, namuslu olmayan bir davranış, bir işaretin marka olarak tescil ettirilmesi hakkının kötüye kullanımı mevcuttur. Marka sahibi, esasında kendisine tanınmış tescil imkânını ve sağlanan korumayı amaca aykırı kullanmış olmaktadır. Bir hakkın amaca aykırı kullanılması, hakkın kötüye kullanıldığını gösterir. Marka tescili ile kişilere tescilsiz markalardan daha avantajlı, tekelci haklar içeren koruma sağlanır. Sağlanan koruma ise tescille doğmaktadır. Ancak, yalnızca tescil şartına bağlı olarak koruma sağlamak doğru değildir. Temel bir hukuk ilkesi olan dürüst davranma, markanın tescil edilmesinde de genel bir sınır teşkil etmektedir. Bu doğrultuda da; hukuki düzenlemelerde kötüniyetli tescil başvurusu itiraz nedeni, kötüniyetli tescil ise hükümsüzlük nedeni olarak yer almaktadır.556 sayılı Markaların Korunması hakkındaki KHK.nın 61. maddesinde “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller” aşağıdaki şekilde belirtilmiştir.Aşağıda sayılan fiiller marka hakkına tecavüz sayılır.a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 9 uncu maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.c) Markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için gümrük bölgesine yerleştirmek, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutmak veya ticari amaçla elde bulundurmak.d) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.556 sayılı Markaların Korunması hakkındaki KHK.nın 62. maddesinde "Marka Sahibinin Talepleri"Marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibi, mahkemeden, aşağıdaki taleplerde bulunabilir:a) Marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulması,b) Tecavüzün giderilmesi ve maddi ve manevi zararın tazmini,c) Marka hakkına tecavüz dolayısı ile üretilmesi veya kullanılması cezayı gerektiren eşya ile bu eşyaları üretmeye yarayan araç, cihaz, makine gibi vasıtalara el koyulması talebid) (c) bendi uyarınca el konulan ürünler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması, (Bu durumda, söz konusu ürünlerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değer, kabul edilen tazminatı aştığı zaman, marka sahibinin fazlayı karşı tarafa ödemesi gerekir.)e) Marka hakkına tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle bu maddenin (c) bendine göre el koyulan ürünlerin ve araçların üzerlerindeki markaların silinmesi veya marka hakkına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası talebi,f) Marka hakkına tecavüz eden kişi aleyhine verilen mahkeme kararının, masrafları tecavüz eden tarafından karşılanarak, ilgililere tebliğ edilmesi ve kamuya yayın yoluyla duyurulması.556 sayılı Markaların Korunması hakkındaki KHK.nın 66. maddesinde "Yoksun Kalınan KazançMarka sahibinin uğradığı zarar, sadece fiili kaybın değerini değil, ayrıca marka hakkına tecavüz dolayısıyla yoksun kalınan kazancı da kapsar.Yoksun kalınan kazanç, zarar gören marka sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden birine göre hesap edilir:a) Marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre,b) Marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre,c) Marka hakkına tecavüz edenin, markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre.Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle markanın ekonomik önemi, marka hakkına tecavüz edildiği anda geçerlilik süresi ve tecavüz sırasında markaya ilişkin lisansların sayısı ve çeşidi gibi etkenler göz önünde tutulur. Marka:Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır. Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur. TPMK (eski TPE) kayıtlarında: ... numaralı markanın 08 ve 35. sınıflarda davacı - karşı davalı ... (eski unvan: ...ŞİRKETİ) adına, ...numaralı markanın 08. sınıfta davalı - karşı davacı ... ŞİRKETİ adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlarb) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;e) İş şartlarına uymamak;f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,b) Haksız rekabetin men’ini,c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilm esini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. "hükmü yer almaktadır.Haksız rekabet hükümlerinin amacı yasada "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" şeklinde tanımlanmıştır. Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin hükümlerinin uygulanması açısından varlığı gereken iyi niyet kurallarına aykırılık kriteri kaynağını Türk Medenî Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenmiş olan dürüstlük kuralından almaktadır. Bu iyiniyet kuralına aykırı hareketler iktisadi rekabetin kötüye kullanımıdır.Genel anlamdaki haksız rekabet veya özel yasalar gereğince korunan haklara tecavüz nedeniyle bir zarar doğmuşsa veya henüz zarar doğmamış olmakla beraber doğabilecek ise hatta hiçbir zarar söz konusu olmamakla beraber, haklara tecavüz eden kişi bir kazanç elde etmiş ise hakları tecavüze uğrayanın tazminat hakkı vardır. Bu tazminat, T.T.K. 58. maddesinde açıklandığı üzere haksız rekabet yüzünden müşterileri, kredisi mesleki itibarı, ticari işletmesi veya diğer iktisadi menfaatleri bakımından uğranılan zarar veya zarara uğrama tehlikesi varsa, tecavüz edenin elde etmesi mümkün görülen menfaatlerin karşılığı olarak verilebilir. T.T.K. 58/d. bendinde de açıkladığı gibi, haklara tecavüz eden, haksız rekabet sonucunda hak sahibinin esasen hiçbir zarara uğramadığını ileri sürerek tazminattan kurtulamaz. Asıl olan bir hakka tecavüzdür. Bu tecavüz varsa, tecavüze uğramayanın bundan ötürü mütecavizin eyleminin durdurulması, sonuçlarının önlenmesi ve zararının somut olaya göre incelenmesi ve takdir edilmesi gereklidir.Haksız rekabet hallerinden biri TTK 55/1-a-4 maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak iyi niyet kurallarına aykırı bir davranıştır ve haksız rekabet hali olarak nitelendirilir. Madde hükmüne göre karışıklığa yol açabilecek benzerliklere sebebiyet vermek bir haksız rekabet halidir. Maddede sayılan eylemlere bakıldığında; Bir kişiye ait olan ürün, faaliyet veya işleri ile ilgili olarak üçüncü kişinin karışıklığa yol açacak davranışlarda bulunması halinin haksız rekabetin varlığından söz edebilmek için yeterlidir. Davranışın bilerek yapılması veya bilmeyerek yapılmış olması haksız rekabetin varlığını etkileyecek bir unsur değildir. Haksız rekabet hukuku, kişinin emeğinden haksız olarak yararlanılmasını önlemeyi amaçlamaktadır. Haksız rekabetin söz konusu olabilmesi için iktisadi rekabetin suistimal edilmiş olması gerekir. Asıl davada: Davacı taraf, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemler nedeniyle uğranılan zararların tazmini amacıyla maddi, manevi ve itibar tazminatı talep etmiştir.556 sayılı KHK' nın 62.maddesi gereğince; Markası tecavüze uğrayan, şartların varlığı hallinde maddi ve manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir. KHK' nın, marka sahibine tanıdığı diğer talepler gibi tazminat talebinde bulunabilmek için marka hakkına tecavüz şeklindeki haksız fiillin olması ve hukuka uygunluk sebeplerinde birinin olmaması gerekir. Ayrıca maddi tazminata hükmedilmesi için tecavüz fiilin neticesinde zararın oluşması ve davalının/mütecavizin kusurunun da bulunması gereklidir. Kusur şartı, mütecavizin marka sahibinin hakkından haberdar olması, markasının kullanmasının tecavüz oluşturduğunu bilmesi ve buna rağmen tecavüz konusu markayı kullanmaya devam etmesi ile gerçekleşir. 556 sayılı KHK 62/2-b ve TBK 58. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; Marka hakkı tecavüze uğrayan davacının manevi tazminat isteme hakkına sahip olduğu, KHK'da manevi tazminata hangi koşullarda hükmedileceğine ilişkin bir açıklık bulunmadığından Borçlar Kanunu kapsamında davalının eyleminin, davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ve kusur şartının gerçekleştiği kanaatine varılması halinde manevi tazminat talep edilebilecektir.Davacı itibar tazminatı talep etmiştir. Bilindiği üzere “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir”. İtibar tazminatına hükmolunabilmesi için marka hakkına tecavüz edenin markayı "kötü" veya "uygun olmayan bir şekilde" kullanması ve böyle bir kullanım sonucunda "markanın itibarının zarara uğraması" koşullarının ispatı gerekecektir.Mahkememizce itibar edilen 25/09/2014 tarihli kök ve 06/01/2015 tarihli ek raporda da belirtildiği üzere: Davacı ...'nin davaya koru markasının...tescil numaralı "...” markası olduğu, markanın ana unsuru ... olup, "...” ve ... anlamına gelen ingilizce “..." sözcüğünden oluştuğu, "..." tabirinin konfeksiyon sektöründe makaslar için tasvir edici bir özellik olmadığı, "...." şeklini taşıyan bir makasın kaliteli bir makas olarak düşünüldüğü, ... şeklinin makaslarda kullanımla ayırt edicilik kazandığı, davacının marka tescilinden itibaren dava tarihine kadar yaklaşık 8 yıl geçtiği, tescilli markada "..." sözcüğü ... şeklinin altında yer alırken, davacının "..." sözcüğünü ... şeklinin üzerine yazarak kullandığı, davacının kullanımının tescilli markasını değişik şekillerde kullanma olarak değerlendirildiği, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numarasıyla, ... 1.Sulh Ceza Mahkemesi'nin 02.07.2012 tarihli...D.iş dosyasıyla el konulmuş olan 11.344 adet makas içerisinden mahkemeye gönderilen numuneler incelendiğinde; 7 mumara yatık makas üzerinde atbaşına çok benzer bir şekil ve “...” sözcüğünün bulunduğu, makas üzerindeki şeklin davacının ... numaralı markasındaki ... şekline benzediği, davacı markasının sektördeki tanınmışlığı nedeniyle kullanılan ... şeklinin orta düzeydeki tüketicilerin karıştırmasına müsait olduğu, tarafların her birinin aynı sektörde faaliyet gösterdiği, 5.889 adet 7 numara yatık makasta davacının 2003 14396 numaralı markasına iltibasın söz konusu olduğu, el konulmuş olan diğer makaslar için karıştırma ve iltibas bulunmadığı, davacının dava dilekçesinde 556 sayılı KHK'nın 66/2-b maddesi uyarınca yoksun kalınan kazancın tespit edilmesini talep ettiği, talep doğrultusunda 5.889 adet 7 numara yatık Makas üzerinde markayı kullanmak yoluyla ...'in elde ettiği kazancın 1.136,00 TL ve ....A.Ş.'nin elde ettiği kazancın ise 2.857,00 TL olarak tespit edildiği, bu bedelleri davacının, davalılardan talep edebileceği, davalılara ait dava konusu makaslar belirgin şekilde kalitesiz olmadığından, davacının itibar tazminatı talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılarak davalıların eylemlerinin, davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, menine, 1.136,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı ... Tic. A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, 2.857,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kabulüne, 20.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, itibar tazminatı talebinin reddine, haksız rekabete ilişkin davanın reddine, fazlaya dair talebin reddine dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,A)Kesinleşen konularda karar verilmesine yer olmadığına,B)ASIL DAVANIN KISMEN KABULÜNE;1-Davalıların eylemlerinin, davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, menine,2-Maddi tazminat talebi yönünden;-1.136,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı ..Tic. A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine,-2.857,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine,3-Manevi tazminat talebinin kabulüne, 20.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,4-İtibar tazminatı talebinin reddine,5-Haksız rekabete ilişkin davanın reddine,6-Fazlaya dair talebin reddine, 7-Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 1.638,96 TL harcın peşin alınan 668,25 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 970,71 TL 'nin davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Asıl davada davacı tarafından peşin olarak yatırılan 668,25 TL peşin harcın davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 9-Maddi tazminat davası yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince hesap edilen 1.136,00 TL vekalet ücretinin davalı ... Tic. A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine,10-Maddi tazminat davası yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince hesap edilen 2.857,00 TL vekalet ücretinin davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine,11-Marka Tecavüz ve Men davası yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 55.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 12-Manevi tazminat davası yönünden Avukatlak Ücret Tarifesi Gereğince hesap edilen 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 13-Red edilen itibar tazminatına ilişkin davada Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince hesap edilen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara eşit oranda verilmesine, 14-Yargıtay bozma ilamı öncesi ve sonrasında davacı tarafından yapılan 2.499,60 TL posta ve tebligat gideri, 5.250,00 TL bilirkişi ücreti, 21,15 TL başvuru harcı, 3,30 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 7.774,05 TL yargılama giderinden haklı çıktığı oran itibari ile hesaplanan 4.144,95.-TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 15-Yargıtay bozma ilamı öncesinde ve sonrasında davalılar tarafından yapılan 670,00 TL posta ve tebligat gideri, 1.600,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.270,00 TL yargılama giderinden haklı çıktığı oran itibari ile hesaplanan 1.059,69 TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 16- Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatıranlara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde TEMYİZ YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.11/06/2026Katip ...¸e-imzalıdır Hakim ...¸e-imzalıdır