İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin, trafik kazası sonucu sürekli ve geçici iş göremezlik nedeniyle sigorta şirketinden istenen maddi tazminat kararına ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, 24.10.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu ağır yaralanan davacının kalıcı ve geçici iş gücü kaybı nedeniyle sigorta şirketinden talep ettiği maddi tazminat davasına ilişkin istinaf incelemesini konu almakta olup, ilk derece mahkemesinin 293.385,92 TL maddi tazminata hükmettiği kararına karşı, davacının faiz başlangıcı ve türü, davalının ise poliçe limiti aşımı, illiyet bağı, yaşam tablosu ve kusur oranı gibi konularda yaptığı itirazlar değerlendirilerek, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kaza ile maluliyet arasındaki illiyet bağının ve tazminat hesaplamasında TRH 2010 tablosunun kullanımının uygun olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R ESAS NO : 2023/1923 KARAR NO : 2026/1484İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ: 17/07/2023NUMARASI : 2020/365 Esas - 2023/593 KararDAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan TazminatDAVA TARİHİ: 27/07/2020KARAR TARİHİ: 17/06/2026Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24.10.2015 tarihinde müvekkilinin sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracı seyir halinde iken, ...’nin idaresinde bulunan, davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı strafor yüklü TIR’ın dorsesinden düşen straforlardan kurtulmak isterken ...’in idaresindeki ... plakalı araç ile çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin ağır yaralandığını ve bu kaza neticesinde sakat kaldığını, bahse konu kaza ile ilgili tüm evrakların Aliağa 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/64 esas sayılı ve 2017/783 karar sayılı dosyasında bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; müvekkilin sürekli/kalıcı iş gücü kaybı ve mutat iştigalinden geri kaldığı ve çalışamayarak geçici iş göremez hale gelmesi ve gelir kaybına uğraması nedeniyle de toplam 100,00-TL maddi tazminatın davalı sigortaya başvuru tarihini müteakip 8.işgünü bitimi tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından müvekkili şirkete gönderilen 04.08.2020 tarihli müzekkereye dair müvekkili şirketin cevap yazısı ve eklerini müvekkili şirket adına dilekçe ekinde sunulduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davanın kabulü ile; 276.034,39 TL sürekli iş göremezlik ve 17.351,53 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 293.385,92 TL maddi tazminatın 09/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; faiz taleplerinin kısmen reddedildiğini,öncelikle dava konusu trafik kazasına sebebiyet veren ... plakalı araç ...olup ticari bir araç olduğunu, bahse konu kazada ticari amaçla işletilmesi sırasında meydana geldiğini, bu sebeple maddi tazminata yönelik ticari faiz talep ettiklerine rağmen mahkemece bu taleplerinin değerlendirmeye alınmadan yasal faize hükmedildiğini, faiz başlangıcının da hasar dosyasının açıldığı tarihten itibaren 8 iş günü sonuna denk gelmesi gerekirken hatalı hesaplandığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; poliçe limiti 290.000 TL olmasına rağmen, poliçe limitinin üzerinde hüküm kurulduğunu, kaza ile maluliyet arasında illiyet bağı olmadığını, poliçe başlangıç tarihi 01/06/2015'ten önce olduğundan pmf yaşam tablosuna göre hesaplama yapılması gerekirken trh2010 yaşam tablosunun kullanılmasının hatalı olduğunu, hesaplanan tazminattan teknik faiz indirimi uygulanması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamı dışında olduğunu, istinafa konu edilen kararda 09.08.2017 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmişse de usulüne uygun başvuru yapılmadığını, şirketin temerrüde düşmediğini, müterafik kusurun değerlendirilmediğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından; 24/10/2015 tarihinde, davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile, davalı tarafından ... poliçesi ile sigortalanan ve ...’nin sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazası sonucunda yaralanan davacının, sürekli ve geçici iş göremezlik zararının tahsili talebiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun, yaralanma bölgesi ile uyumlu uzmanlar tarafından oluşturulan ATK 2.İhtisas Dairesi tarafından, dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak, kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına gör, kaza ile maluliyet arasında illiyet bağı bulunmadığına değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre, PMF 1931 yaşam tablosunun ve 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları). Kazaya ilişkin tutulan trafik kazası tespit tutanağında davacının emniyet kemeri takmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığı gibi, aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusura yönelik istinaf itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Dava tarihi itibariyle, 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup, davacılar vekilinin dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvurduğu ancak eksik belge verildiğinden işlem yapılamadığı, eksik belge ile müracaat yapılmış olsa dahi başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulü ile davalının temerrüde düşmüş olacağının kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Ancak; davalı vekilinin cevap dilekçesinden anlaşıldığı üzere, davacı vekilinin yazılı başvurusu üzerine hasar dosyasının 26/07/2016 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, davalının, 26/07/2016'dan itibaren 8 iş günü bitimine denk gelen 05/08/2016 tarihi itibariyle temerrüde düşeceği gözetilmeksizin, faizin 09/08/2017'den itibaren işletilmesi doğru görülmemiştir.Yine dava dilekçesinde ticari faiz talep edilmiştir. ... plakalı aracın trafik kaydında kullanım amacı ticari ve kullanım şekli yük nakli olarak açıklanmıştır. Bu durumda kazaya sebebiyet veren araç ticari nitelikte tır olmasına ve dava dilekçesinde ticari faizi talep edilmesine rağmen HMK’nın 26. maddesine ve talebe aykırı biçimde yasal faize hükmedilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle bu hususa değinen davacı vekili istinaf talebi yerindedir.TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve sürekli işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden, davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğunun sona erdiğine ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/12431 E. - 2025/23675 K. sayılı kararı). Ancak 276.034,39 TL sürekli iş göremezlik ve 17.351,53 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 293.385,92 TL maddi tazminatın, davalı sigorta şirketince, 05/02/2015- 05/02/2016 tarihlerini kapsar şekilde düzenlenen ... poliçesi limiti 290.000 TL'yi geçtiği gözetilmeden, poliçe limitini aşacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.Bu nedenle; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :A-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:1-290.000,00 TL maddi tazminatın 05/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli olan 19.809,90 TL karar ve ilam harcının, başlangıçta yatırılan 54.40 TL peşin + 1.003,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.057,40 TL harçdan mahsubu ile eksik kalan 18.752,50 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 54,40 TL peşin harç, 54,40 TL başvuru harcı, 7,80 TL vekalet harcı, 1.003,00 TL tamamlama harcı, 1.070,00 TL Adli Tıp Kurumu faturası ve 3.650,00 TL tebligat/posta/bilirkişi gideri olmak üzere toplam 5.839,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafça yatırılan ve harcanmayan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;1-Davacı ve davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendilerine iadesine,2-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,3-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/06/2026