Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, COVID-19 pandemisi nedeniyle kapatılan genelevin açılma talebinin reddi kararının hukuka uygunluğunu, halk sağlığı, bulaş riski ve ilgili tüzük yetkisini irdelemektedir.
Özet: COVID-19 pandemisi sırasında kapatılan bir genelevin yeniden açılma talebinin idarece reddedilmesi üzerine açılan davada, ilk derece mahkemesi işletmenin faaliyetine izin verilmesi yönünde karar verirken, bölge idare mahkemesi salgının yayılma riski, sosyal mesafe kurallarının uygulanamaması ve temaslı takibinin imkansızlığı gibi gerekçelerle kapatma kararını hukuka uygun bulmuştur; ancak temyiz incelemesinde, ilgili komisyonun yürürlükteki tüzük kapsamında Covid-19 salgınını önleme yetkisinin bulunmadığı değerlendirilerek, davacının yeniden açılma başvurusunun reddine ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2025/2969 E.  ,  2025/3300 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/2969
Karar No : 2025/3300
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
UETS Kodu: 16321-23566-95366 (E-Tebligat)
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kaymakamlığı
UETS Kodu: 35756-86578-59710 (E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Covid-19 pandemisi sırasında alınan tedbirler kapsamında kapatılan genel evin açılması talebiyle 09/12/2021 tarihinde yapılan başvurunun reddine ilişkin Ayvalık Kaymakamlığı İlçe Hıfzıssıhha Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararına istinaden tesis edilen, Ayvalık İlçesi Zührevi Hastalıklar ve Fuhuşla Mücadele Komisyonu Başkanlığının ... tarih ve ...sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin .. tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Covid-19 salgınının sadece Ayvalık ilçesinde değil, ülkenin tamamında görülen salgın bir hastalık olması ve 01/07/2021 tarihli İçişleri Bakanlığı Genelgesine istinaden Balıkesir İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulunun kararı uyarınca faaliyet konusu nargile salonu/kafesi olan iş yerleri dışında tüm işyerlerinin salgınla mücadelenin temel prensipleri olan temizlik, maske ve mesafe kurallarının yanı sıra Sağlık Bakanlığı Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberinde kendi işkolu/faaliyet alanı için belirlenmiş tüm tedbir ve esaslara uyulması kaydıyla, davaya konu işyerini de kapsar şekilde 01/07/2021 tarihinden itibaren faaliyetlerine devam edeceklerine izin verilmesi karşısında, genelev faaliyetlerinin geçici süreliğine kapatılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Ayvalık İlçe Hıfzıssıhha Kurulu kararının alındığı dönemdeki riskin devam ettiğinden bahisle yeni bir karar alınmasına gerek olmadığı ve yayılım hızının düşmesi ve riskin azalması durumunda konunun tekrar değerlendirileceği yönünde alınan Ayvalık İlçe Hıfzıssıhha Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına dayanılarak, davacının işlettiği genelevin faaliyetine izin verilmesi yönündeki başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Covid-19 kapsamında faaliyeti durdurulan genelevin tekrar faaliyette bulunması talebiyle yapılan başvurunun İlçe Hıfzıssıhha Kurulunun gündemine alındığı ve Kurulca ilçe genelinde salgında vaka sayılarının artma eğilimi olduğu, artış hızının azaltılması ve hastalığın yayılma hızının kontrol altında tutulması amacıyla riskin devam etmesi nedeniyle kapatma tedbiri üzerine yeni bir karar alınmasına gerek olmadığı, yayılım hızının düşmesi ve riskin azalması durumunda konunun yeniden değerlendirileceğinin belirtildiği; uyuşmazlıkta, mevcut koşullarda genelevde çalışan genel kadınların müşterileri ile sosyal mesafeyi koruyamayacağından hastalık bulaşı ihtimalinin artacağı, genel kadınlarda ve diğer genelev çalışanlarında vaka çıkması durumunda, Anayasa'nın özel hayatın gizliliğine ilişkin hükümleri gereği genel kadınlarla birlikte olan şahısların kişisel bilgileri tutulamayacağından temaslı kişilere ulaşılmasının mümkün olmayacağı, bu durumda bu kişilerin toplumda hastalığı yaymaya devam edebileceği ve genel sağlığın korunması, kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanmasının tehlikeye düşeceğinin kabulü gerektiği; Dünya Sağlık Örgütü tarafından corona virüsü kaynaklı Covid-19 hastalığı nedeniyle 11/03/2020 tarihinde pandemi ilan edilmesi ve işlem tarihinde aynı hastalık temelinde ülkemizde de virüs yayılımına bağlı olumsuz etkilerin devam ettiği hususları gözetildiğinde, hastalık bulaşı ve hastalığın yayılmasının önlenmesi amacıyla kamu yararı gözetilerek tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yöndeki Mahkeme kararında isabet görülmediği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Dördüncü Dairesinin 15/05/2025 tarih ve E:2023/12656, K:2025/3063 sayılı kararıyla;
Covid-19 pandemisine yönelik tedbir alınmasıda kamu yararı olduğu kabul edilmekle birlikte, Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü incelendiğinde Zührevi Hastalıklar ve Fuhuşla Mücadele Komisyonunun fuhuş yüzünden bulaşan bulaşıcı hastalıkların önlenmesine dair gerekli tedbirleri alabileceği ve Covid-19 bulaşıcı hastalığının yayılmasını önlemek amacıyla söz konusu Tüzük hükümlerinin komisyona yetki vermediği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, işletmenin faaliyete başlaması için davacının başvuru tarihi itibarıyla İçişleri Bakanlığı Genelgesinin davalı idareye gönderildiği, anılan Genelgede tüm işkolları ve faaliyet alanlarında salgın tedbirlerine uyulması kaydıyla 01/07/2021 tarihi itibarıyla faaliyete başlanabileceğinin belirtildiği görülmekle, işlemde bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmadığı,
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına ilişkin istinaf isteminin kabulüne dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:.., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 2021 Haziran ayı içinde yayımlanan İçişleri Bakanlığı Genelgesiyle “Sokağa çıkma kısıtlamalarının sona ereceği 1 Temmuz 2021 Perşembe gününden itibaren tüm iş yerlerinin; ruhsatlarındaki faaliyet konusuna göre ilgili idare tarafından belirlenmiş olan açılış-kapanış saatleri çerçevesinde faaliyet gösterebilecekleri”nin ilan edildiği, davalı Ayvalık Kaymakamlığının 27/06/2021 tarihinde kendi internet sitesinde yayımladığı İçişleri Bakanlığının Genelgesi ile tüm iş kolları ve faaliyet alanlarında, salgınla mücadelenin temel prensipleri olan temizlik, maske ve mesafe kurallarının yanı sıra Sağlık Bakanlığı Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberinde kendi iş kolu/faaliyet alanı için belirlenmiş tüm tedbir ve esaslara uyulması kaydıyla; halihazırda faaliyetlerine ara verilmiş durumda olan tüm iş yerlerinin, 1 Temmuz 2021 Perşembe gününden itibaren tekrar faaliyet gösterebilecekleri duyurusunun yapıldığı, gerek Ayvalık Kaymakamlığı tarafından yapılan duyuruda gerekse bu duyurunun dayanağı İçişleri Bakanlığı Genelgesinde açılmasına karar verilen işletmelerde genelevler ile ilgili bir istisna getirilmediği halde, Anayasa'nın 13. maddesine ve çalışma hürriyeti ile ilgili 48. maddesine aykırı olarak kendisinin ve genelevde çalışan genel kadınların çalışma ve sözleşme hürriyetleri ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; Balıkesir ili, Ayvalık ilçesi, ... Mahallesi, ... Evleri, No:... adresinde bulunan genelevin Ayvalık İlçe Hıfzıssıhha Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile Covid-19 kapsamında geçici olarak kapatıldığı, açılması talebiyle 09/12/2021 tarihinde yapılan başvurunun Covid virüsü yayılım hızının düşmesi ve riskin azalması durumunda konunun tekrar değerlendirileceğine yönelik Ayvalık İlçe Hıfzısıhha Kurulu kararına istinaden Ayvalık İlçesi Zührevi Hastalıklar ve Fuhuşla Mücadele Komisyonu Başkanlığının 07/01/2022 tarihli yazısı ile davacıya bildirilmesi üzerine, temyizen bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın ''Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması'' başlıklı 13. maddesinde, ''Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz'', ''Mülkiyet hakkı'' başlıklı 35. maddesinde, ''Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.'', ''Çalışma ve sözleşme hürriyeti'' başlıklı 48. maddesinde, ''Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir. Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.'' kuralına yer verilmiştir.
24/04/1930 tarih ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 27. maddesinde, "Umumi hıfzıssıhha meclisleri mahallin sıhhi ahvalini daima nazarı dikkat önünde bulundurarak şehir ve kasaba ve köyler sıhhi vaziyetinin ıslahına ve mevcut mahzurların izalesine yarayan tedbirleri alırlar. Sari ve salgın hastalıklar hakkında istihbaratı tanzim, sari ve içtimai hastalıklardan korunmak çareleri ve sıhhi hayatın faideleri hakkında halkı tenvir ve bir sari hastalık zuhurunda hastalığın izalesi için alınan tedbirlerin ifasına muavenet eylerler."; 28. maddesinde, "Umumi hıfzıssıhha meclislerinin mukarreratından mahalli vazifeler ve salahiyetler arasında bulunan işler vali veya kaymakam tarafından icra olunur ve istizana muhtaç olanlar kaymakamlıkça vilayetten ve vilayetçe Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinden sorulur."; 57. maddesinde, "Kolera, veba (Bübon veya zatürree şekli), lekeli humma, karahumma (hummayi tiroidi) daimi surette basil çıkaran mikrop hamilleri dahi - paratifoit humması veya her nevi gıda maddeleri tesemmümatı, çiçek, difteri (Kuşpalazı) - bütün tevkiatı dahi sari beyin humması (İltihabı sahayai dimağii şevkii müstevli), uyku hastalığı (İltihabı dimağii sari), dizanteri (Basilli ve amipli), lohusa humması (Hummai nifası) ruam, kızıl, şarbon, felci tıfli (İltihabı nuhai kuddamii sincabii haddı tifli), kızamık, cüzam (Miskin), hummai racia ve malta humması hastalıklarından biri zuhur eder veya bunların birinden şüphe edilir veyahut bu hastalıklardan vefiyat vuku bulur veya mevtin bu hastalıklardan biri sebebiyle husule geldiğinden şüphe olunursa aşağıdaki maddelerde zikredilen kimseler vak'ayı haber vermeğe mecburdurlar. Kudurmuş veya kuduz şüpheli bir hayvan tarafından ısırılmaları, kuduza müptela hastaların veya kuduzdan ölenlerin ihbarı da mecburidir."; 64. maddesinde, "57 nci maddede zikredilenlerden başka her hangi bir hastalık istilai şekil aldığı veya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde o hastalığın veya her hangi bir hastalık şeklinin memleketin her tarafında veya bir kısmında ihbarı mecburi olduğunu neşrü ilâna ve o hastalığa karşı bu kanunda mezkür tedabirin kaffesini veya bir kısmını tatbika Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti salahiyettardır."; 72. maddesinde, "57 nci maddede zikredilen hastalıklardan biri zuhur ettiği veya zuhurundan şüphelenildiği takdirde aşağıda gösterilen tedbirler tatbik olunur:
1 - Hasta olanların veya hasta olduğundan şüphe edilenlerin ve hastalığı neşrü tamim
eylediği tetkikatı fenniye ile tebeyyün edenlerin fennen icap eden müddet zarfında ve sıhhat memurlarınca hanelerinde veya sıhhi ve fenni şartları haiz mahallerde tecrit ve müşahede altına
vaz'ı.
2 - Hastalara veya hastalığa maruz bulunanlara serum veya aşı tatbikı.
3 - Eşhas, eşya, elbise, çamaşır ve binaların ve fennen intana maruz olduğu tebeyyün eden sair bilcümle mevaddın fenni tathiri.
4 - Hastalık neşreden haşarat ve hayvanatın itlafı.
5 - Memleket dahilinde seyahat eden eşhasın icap eden mahallerde muayenesi ve eşyalarının tathiri.
6 - Hastalığın sirayet ve intişarına sebebiyet veren gıda maddelerinin sarf ve istihlakinin men'i.
7 - Dahilinde sari ve salgın hastalıklardan biri zuhur eden umumi mahallerin tehlike zail oluncaya kadar set ve tahliyesi."; "Zührevi hastalıklarla mücadele" başlıklı beşinci faslında 105. maddesinde, "Frengi ve bel soğukluğu ve uyumşak şankr müptelaları bütün resmi sıhhat müesseselerinde veya Hükumet ve belediye tabipleri tarafından parasız tedavi edilir."; 128. maddesinde, ''Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve Dahiliye Vekaletleri’nin müştereken bir nizamname neşrederek umumi kadınlar ve evlerin tabi olacakları hükümler ve bu fuhuş yüzünden intişar eden hastalıkların ve bilhassa zührevi hastalıkların sirayetine mani olacak tedbirleri tespit ve yine müştereken tatbik edecekleri, umumi kadınlarla umumi evler ve bunlara benzer mahallerin bu nizamnamede tarif ve tahdit olunacağı'' kurala bağlanmıştır.
1593 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan 128. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 19/04/1961 tarih ve 10786 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü'nün 4. maddesinde, "Zührevi Hastalıklar ve Fuhuşla Mücadele Komisyonlarının görevleri "a) Fuhuş yüzünden bulaşan zührevi hastalıkların yayılmasını önlemek için gereken tedbirleri almak, b) Zührevi hastalıkların ve fuhşun zararlarını ve yayılmasını önlemeye dair olan kanun ve tüzüklerin gereği gibi uygulanmasını sağlamak, c) Teşkilatın hesaplarını denetlemek."; ''İcra Kısmı'' başlıklı 8. maddesinde, ''Komisyonun icra kısmı; genel kadınlarla, fuhuşu sanat ve geçim vasıtası yapan 23 üncü maddedeki kadınların ve genel evlerin tesbit ve tescili, gizli fahişelerle gizli fuhuş yapılan yerlerin meydana çıkarılması, muayenesine lüzum görülen şahısların getirilmesi, kapanması gereken yerlerin kapatılması ve zührevi hastalıklar ve fuhuşla mücadele komisyonları tarafından alınan kararların uygulanması ve yürütülmesi için mahallin en yüksek polis amirinin gözetim ve sorumluluğu altında yeteri kadar ahlak zabıtası memuru veya sivil polisle, katip ve dosya memurlarından ibarettir.'' düzenlemesine yer verilmiştir.
Umuma açık istirahat ve eğlence yerleri olarak faaliyet yürüten pavyon, diskotek, bar ve gece kulüplerinin faaliyetleri İçişleri Bakanlığının 15/03/2020 tarih ve E.5240 sayılı "Coronavirüs Tedbirleri" konulu yazısına istinaden ikinci bir genelge yayımlanana kadar geçici olarak durdurulmuş; 27/06/2021 tarihinde İçişleri Bakanlığınca yayımlanan genelgede tüm işkolları ve faaliyet alanlarında salgın tedbir ve esaslarına uyulması kaydıyla (temizlik, maske ve mesafe ile iş kolları için belirlenmiş tüm tedbirler) 01/07/2021 tarihi itibarıyla faaliyete başlanabileceği belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Olayda; davacı tarafından faaliyetleri durdurulan genelevin tekrardan işletmeye açılması talebiyle yapılan başvurunun Ayvalık Kaymakamlığı İlçe Hıfzıssıhha Kurulunun gündemine alındığı ve Kurulca ilçe genelinde salgında vaka sayılarının artma eğilimi olduğu, artış hızının azaltılması ve hastalığın yayılma hızının kontrol altında tutulması amacıyla riskin devam etmesi nedeniyle kapatma tedbiri üzerine yeni bir karar alınmasına gerek olmadığı, yayılım hızının düşmesi ve riskin azalması durumunda konunun yeniden değerlendirileceği yönünde 03/01/2022 tarihli kararın alındığı ve söz konusu kararın başvuruya konu iş yerinin faaliyet alanı dikkate alınarak Ayvalık İlçesi Zührevi Hastalıklar ve Fuhuşla Mücadele Komisyonu Başkanlığına gönderilerek takibinin yapılmasının sağlandığı anlaşılmaktadır.
Bu bakımdan, davacının başvurusunun reddine ilişkin işlem her ne kadar Ayvalık İlçesi Zührevi Hastalıklar ve Fuhuşla Mücadele Komisyonu Başkanlığının ... tarih ve ...sayılı işlemi gibi görünmekte ise de esasen bu işlemin Ayvalık Kaymakamlığı İlçe Hıfzıssıhha Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının bildirimine ilişkin işlem olduğu açıktır.
Nitekim yukarıda yer verilen mevzuat değerlendirildiğinde, İlçe Hıfzıssıhha Kurullarının gerek 1593 sayılı Kanun'un 57. maddesinde sayılan gerekse anılan maddede sayılmamakla birlikte salgın hastalık niteliği taşıyan hastalıklarla ilgili gerekli tedbirleri alma hususunda yetkilerinin bulunduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır.
Uyuşmazlıkta; 27/06/2021 tarihinde İçişleri Bakanlığınca yayımlanan genelgede tüm işkolları ve faaliyet alanlarında salgınla mücadelenin temel prensipleri olan temizlik, maske ve mesafe kurallarının yanı sıra Sağlık Bakanlığı Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberinde kendi iş kolu/faaliyet alanı için belirlenmiş tüm tedbir ve esaslara uyulması kaydıyla halihazırda faaliyetlerine ara verilmiş durumda olan tüm iş yerlerinin 01/07/2021 tarihi itibarıyla faaliyete başlayabileceği belirtilmiştir.
Bu durumda, İçişleri Bakanlığı Genelgesi kapsamında Hıfzısıhha Kurullarınca aynı doğrultuda alınan kararlar ile uygulanan tedbirlerin kaldırılmasına yönelik düzenlemelerin bütün iş yerlerini kapsamadığı, yalnızca söz konusu tedbirlere riayet edebilecek iş kolu/faaliyet alanları için 01/07/2021 tarihi itibarıyla faaliyetlere başlanmasına müsade edildiği şeklinde yorumlanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davacının faaliyet gösterdiği iş kolu/faaliyet alanı dikkate alındığında, salgınla mücadele kapsamında temel prensipler olan maske, mesafe ve hijyen kurallarına riayet edilerek faaliyet gösterilmesi olanaklı olmadığından, davacının başvurusunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık; istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü, kararın kaldırılması, davanın reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3.Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 17/12/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının, Danıştay Dördüncü Dairesinin 15/05/2025 tarih ve E:2023/12656, K:2025/3063 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
KARŞI OY
(XX) -1. Uluslararası Andlaşmalar ve AİHM Kararları
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" başlıklı 8. maddesinde, "1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir." kuralı bulunmaktadır.
25/07/1951 tarihinde yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler İnsan Ticaretinin ve İnsanların Fuhuş Yoluyla Sömürülmesinin Yasaklanması Sözleşmesi'nin başlangıç kısmında “Fuhuş ve bunun beraberinde fuhuş amacıyla insan ticareti, insan onuru ve değeri ile bağdaşmamaktadır ve bireyin, ailenin ve toplumun refahını tehlikeye atmaktadır.” ifadesine yer verilmiştir.
30/1/2003 tarihli ve 4804 sayılı Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek İnsan Ticaretinin, Özellikle Kadın ve Çocuk Ticaretinin Önlenmesine, Durdurulmasına ve Cezalandırılmasına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanunla onaylanması uygun bulunan, Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek İnsan Ticaretinin, Özellikle Kadın ve Çocuk Ticaretinin Önlenmesine, Durdurulmasına ve Cezalandırılmasına İlişkin Protokol'ün 3. maddesinde "Bu Protokol’un amaçları bakımından: (a) “İnsan ticareti”, kuvvet kullanarak veya kuvvet kullanma tehdidi ile veya diğer bir biçimde zorlama, kaçırma, hile, aldatma, nüfuzu kötüye kullanma kişinin çaresizliğinden yararlanma veya başkası üzerinde denetim yetkisi olan kişilerin rızasını kazanmak için o kişiye veya başkalarına kazanç veya çıkar sağlama yoluyla kişilerin istismar amaçlı temini, bir yerden bir yere taşınması, devredilmesi, barındırılması veya teslim alınması anlamına gelir. İstismar terimi, asgari olarak, başkalarının fuhuşunun istismar edilmesini veya cinsel istismarın başka biçimlerini, zorla çalıştırmayı veya hizmet ettirmeyi, esareti veya esaret benzeri uygulamaları, kulluğu veya organların alınmasını içerecektir. (b) İnsan ticaretinin (a) bendinde belirtilen yöntemlerden herhangi biriyle yapılmış olması halinde, mağdurun bu istismara razı olup olmaması durumu değiştirmeyecektir... " kuralına yer verilmiştir.
11/06/1985 tarihli ve 3232 sayılı Kanun'la katılmamız uygun bulunan, 14/10/1985 tarihli ve 18898 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi'nin 6. maddesinde, "Taraf Devletler kadın ticareti ve fahişeliğin istismarının her şekliyle önlenmesi için yasama dahil, gerekli bütün önlemleri alacaklardır." kuralı yer almaktadır.
2. Anayasa hükümleri
Anayasa'nın;
- "Başlangıç" bölümünde, "Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu",
- "Devletin temel amaç ve görevleri" başlıklı 5. maddesinde, "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.",
- "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı" başlıklı 17. maddesinin ilk fıkrasında, "Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.",
- "Ailenin korunması ve çocuk hakları" başlıklı 41. maddesinde "Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar...",
- “Gençliğin korunması” başlıklı 58. maddesinde “… Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.”
kurallarına yer verilmiştir.
3. Türk Ceza Kanununun fuhuşla ilgili hükümleri
26/09/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun;
- "İnsan ticareti" başlıklı 80. maddesinde " (1) Zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle kişileri ülkeye sokan, ülke dışına çıkaran, tedarik eden, kaçıran, bir yerden başka bir yere götüren veya sevk eden ya da barındıran kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası verilir.
(2) Birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen ve suçu oluşturan fiiller var olduğu takdirde, mağdurun rızası geçersizdir. ...",
- "Fuhuş" başlıklı 227. maddesinde “(1) Çocuğu fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran, bu maksatla tedarik eden veya barındıran ya da çocuğun fuhşuna aracılık eden kişi, dört yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu suçun işlenişine yönelik hazırlık hareketleri de tamamlanmış suç gibi cezalandırılır.
(2) Bir kimseyi fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran ya da fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanılarak kısmen veya tamamen geçimin sağlanması, fuhşa teşvik sayılır.
(3) Fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünleri veren, dağıtan veya yayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden iki bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
(4) Cebir veya tehdit kullanarak, hile ile ya da çaresizliğinden yararlanarak bir kimseyi fuhşa sevk eden veya fuhuş yapmasını sağlayan kişi hakkında yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.
(5) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların eş, üstsoy, kayın üstsoy, kardeş, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da kamu görevi veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(6) Bu suçların, suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(7) Bu suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
(8) Fuhşa sürüklenen kişi, tedaviye veya psikolojik terapiye tâbi tutulabilir.”
kuralları yer almaktadır.
4. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin özünün insan onuruna ve özgürlüğüne saygıya dayanmakta olduğunu vurgulamıştır. Mahkeme, Sözleşme ile korunmuş olan "yaşamın kutsallığı ilkesi"ni yadsımaksızın "yaşamın kalitesi kavramı"nın 8. madde bakımından önem arz ettiğini belirtmiştir (Pretty/Birleşik Krallık, § 65). Bu suretle Mahkeme, Sözleşme’nin 8. maddesinin kişisel özerklik ve yaşam kalitesi unsurlarını da içerdiğini kabul etmiştir.
Anayasa Mahkemesi, “Fuhuş, sadece bu kapsamında kalan davranışta bulunan kişileri değil bu olgunun var olduğu toplumdaki diğer bireyleri sağlık, ahlak ve kişi -özellikle kadın- hakları gibi birden çok yönden ve derinden etkilemektedir. Rızasıyla fuhşu ifa eden yetişkin bireylerin bir taraftan bu rızalarının geçerliliği tartışmalıyken, diğer yandan bu şekilde yapılan eylemlerin bir eğitim veya yetenek unsuruna bağlanması suretiyle meslek sayılması insan haysiyetiyle bağdaşmaz niteliktedir. Fuhşun mesleki faaliyet çerçevesinde değerlendirilmesi insan bedeninin (özellikle kadın bedeninin) ekonomik pazar hâline getirilmesine yol açacaktır ki bu durum insan hakları açısından gerileme niteliğinde sayılmaktadır.” ifadelerine yer vererek “rızayla yapılan fuhuşun meslek sayılmasının insan haysiyetiyle bağdaşmayacağı” ve “fuhşun özel hayata saygı kapsamında korunması gereken bir unsur olmadığı” sonucuna varmıştır. (S.K.(B.), B. No: 2014/18275, 4/7/2018, § 56, 57)
Fuhuş, para veya başkaca maddi bir menfaat karşılığı cinsel ilişki kurulmasıdır. Fuhşa zorlamanın insanlık dışı veya onur kırıcı muamele olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamakta olup, fuhuş, günümüzde pek çok insan hakları belgesinde "modern anlamda kölelik" olarak kabul edilen insan ticaretinin de önemli bir parçasını teşkil etmektedir.
Fuhuşu meslek edinen kişilerin kendi hür iradeleri ile rıza gösterip göstermediği konusu tartışmalı olsa da suç örgütleri veya yakınlarının aldatması veya zorlamasıyla yapılan fuhuşun rıza dahilinde yapıldığının varsayılamayacağı açıktır.
Belirtilen nedenlerle, davanın reddine ilişkin ısrar kararının onanmasına yönelik kararın esasına katılmakla birlikte; dava konusu Tüzüğün dayanağı olan ve Anayasa'nın 152. maddesi bağlamında davada uygulanacak norm niteliğinde olan ve fuhuşun yasal hale gelmesine imkan sağlayan 1593 sayılı Kanun'un 128. maddesinde yer alan “Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve Dahiliye Vekaletleri müştereken bir yönetmelik neşrederek umumi kadınlar ve evlerin tabi olacakları hükümler ve bu fuhuş yüzünden intişar eden hastalıkların ve bilhassa zührevi hastalıkların sirayetine mani olacak tedbirleri tesbit ve yine müştereken tatbik ederler.Umumi kadınlarla umumi evler ve bunlara benzer mahaller bu yönetmelikte tarif ve tahdit olunacaktır.” kuralında yer alan “umumi kadınlar ve evlerin tabi olacakları hükümler” ve “Umumi kadınlarla umumi evler ve bunlara benzer mahaller bu yönetmelikte tarif ve tahdit olunacaktır.” ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olduğu ve anılan hükümlerin iptali amacıyla Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği düşüncesiyle usul yönünden çoğunluk düşüncesine katılmıyorum.