İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, iş kazası sonucu ödenen tazminatın sözleşme gereği yüklenicilerden rücuen tahsili talebine ilişkin istinaf incelemesi kararı.
Özet: Bir idarenin, yüklenici ortak girişimin sözleşmeden doğan iş yeri operasyonları ve güvenliğine ilişkin sorumlulukları kapsamında meydana gelen bir iş kazası sonucu üçüncü şahıslara ödediği toplam 1.115.802,33 TL tazminatın rücuen tahsili talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi davalıların sözleşme ve teknik şartnamedeki yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle davacı idarenin sorumlu kabul edilemeyeceğine ve davalıların müteselsilen bu bedeli ödemesi gerektiğine hükmetmiş, davalılar ise karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1737
KARAR NO: 2026/939
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/09/2020
NUMARASI: 2015/1199 Esas, 2020/506 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ : 08/07/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili, dava dışı ... vekili tarafından müvekkili idare aleyhine İstanbul 2.İş Mahkemesinin 2012/473 esas sayılı dosyasında dava açıldığını, yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, mahkeme ilamının Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, başlatılan icra takipleri sonucunda müvekkilince toplam 1.115.802,33 TL ödendiğini, yargılama aşamasında ... Ortak girişiminin çalışma yaptığını, davanın ilgili şirkete ihbar edildiğini, olayın vuku bulduğu tarihte yüklenici firma ile müvekkili arasında imzalanan sözleşmeye göre yükümlülüğün müteahhit firmaya ait olduğunu,işin yüklenicisi ortak girişim tarafından 36 aylık işletme periyodunun sözleşme ve zeyilnameye göre 20/08/1998 tarihi itibariyle başladığını, bu durumda işletme periyodunun tamamlanma tarihinin 20/08/2001 olduğunu, davaya konu iş kazasının ise 13/03/2001 tarihinde meydana geldiğini, iş kazasının akabinde alınan raporda eksikliklerin bulunduğunu, sözleşmeye göre yüklenicinin dizayn ilgili her şey ve şartname de dahil işlerin iş yeri operasyonlarının ve yapım yöntemlerinin uygunluğu, sağlanması ve güvenliğinden tamamen sorumlu olacağını, yapım işleri genel şartnamesi uyarınca da davalıların sorumlu olduğunu, buna göre müvekkili tarafından ödenen miktarın sözleşme gereği davalılardan rücuen tahsili gerektiğini belirterek 36.589,17 TL'nin 26/05/2015 tarihinden, 800.237,31 TL- 106.809,93 TL-98.111,19 TL ve 74.054,73 TL'nin 01/06/2015 tarihinden itibaren 1.115.802,33 TL'nin işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ....Aş vekili; dava konusu kazanın sorumluluğun davacıda olduğu 13/03/2001 tarihinde meydana geldiğini, davanın açıldığı tarihte davacının iddia ettiği ödemeleri yapmadığını, müvekkilinin herhangi bir kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını, sorumluluğunun davacıya ait olduğunu belirterek haksız ve dayanaksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Tasfiye Halinde .... A.Ş vekili; müvekkili şirketin tasfiye halinde olduğu ve faaliyet göstermediğini, davaya konu ...Tesisi teknik şartnamesi incelendiğinde ise fiilen davalı müvekkil tarafından gerçekleştirilebilecek hiçbir hizmetin bu şartnamede yer almadığı görülmediğini, ilgili proje incelendiğinde proje kapsamında inşa edilen tesisin inşaatında davalı müvekkilin hiçbir katkısının ve eyleminin bulunmadığını, İstanbul 2. İş Mahkemesi’nin 2012/473 E. 2014/250 K. Sayılı tazminat taleplerine ilişkin dava görülürken davalının ilgili şirkete ihbarından söz edilse de sözü geçen dava, davalı müvekkile usulüne uygun tebliğ ve dolayısıyla ihbar edilmediği gibi esasen gerek sözü geçen davadan ve davaya konu iş kazasından gerekse iş kazasının gerçekleştiği tesisin inşa edildiğinden davalı müvekkilinin, huzurunuzdaki davanın kendisine tebliği üzerine müttali olduğunu belirterek müvekkili lehine açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda, davalıların, sözleşme kapsamında işin yapılacağı yeri görme, varsa riskleri belirleyip işverenle paylaşma, sözleşme konusu yapım işinin kesin kabul tarihine kadar korunması, yapım aşamasında iş sahibinin ve üçüncü kişilerin zarar görmemesi için tüm tedbirlerin alınmasının sağlanması, gerekli sigortaların yaptırılması hususunda sorumlu oldukları, özellikle sözleşme eki teknik şartnamenin ilgili maddesinde, tamamlanan işlerin 36 ay süre ile çalıştırılmasının sözleşme kapsamının bir parçası olduğunun ve bir önceki paragrafta da arıtma sonunda geri kalan artık maddelerin sistemi çalıştıran personele ve ekipmana zarar vermemesi için emniyet ve iyi çalışma koşullarının sağlanmasının sözleşme kapsamındaki yüklenici sorumluluğunda olduğunun kararlaştırıldığı, şu haliyle davalıların yükümlülüklerini yerine getirmekteki eksiklikleri nedeniyle meydan gelen 13/03/2001 tarihli kazada davacı iş sahibi idarenin sorumlu kabul edilemeyeceği, kaza nedeniyle ölen ... mirasçılarına ödenen tazminat tutarlarının tamamı için davalılara rücu edebileceği , davacı tarafından ... mirasçılarına ödenen toplam 1.115.802,33-TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı.... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda; ilk derece mahkemesinin tarafların sunduğu delil ve savunmaları değerlendirmeksizin yalnızca İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/137 Esas sayılı dosyasında aynı tesiste meydana gelen iş kazasına ilişkin verilen ve istinaf ile temyiz incelemesinden geçen emsal karara dayanarak hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğunu, rücu davasına konu olayın ...’e ilişkin emsal dosyadan farklı olarak ...’nın geçirdiği iş kazasına ilişkin olduğunu, taraflar ve deliller aynı olmadığı halde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaksızın önceki dosyadaki gerekçelerin aynen benimsenmesinin savunma ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini savunmuştur.
Ayrıca müvekkilinin ...Tesisinin yapım ve işletimine ilişkin tüm yükümlülüklerini sözleşme ve teknik şartname hükümlerine uygun şekilde yerine getirdiğini, tesisin tasarımının ve işletme esaslarının davacı ... tarafından belirlendiğini, sözleşme ve şartnamede yer almayan hususlardan dolayı yükleniciye kusur yüklenemeyeceğini, kazanın meydana geldiği tarihte tesisin 36 aylık işletme sürecinin üçüncü döneminde bulunması nedeniyle işletme yetki ve sorumluluğunun münhasıran ...’ye ait olduğunu, müvekkilinin bu dönemde yalnızca bakım, gözetim ve danışmanlık hizmeti verdiğini, arızaların ... tarafından bildirilmesi üzerine çözüm önerisi sunmakla yükümlü bulunduğunu, çalışan sayısındaki azalma ve personel kayıtlarının da bu durumu doğruladığını , müteveffanın ... personeli olduğunu, ...’nin daha önce de benzer atıksu arıtma tesislerini işleten deneyimli bir idare olarak personelini eğitme ve denetleme yükümlülüğünü taşıdığını, bu nedenle kazanın meydana gelmesinde kusur ve sorumluluğun tamamen davacı ...’ye ait olduğunu, müvekkiline kusur izafe edilerek rücu tazminatına hükmedilmesinin eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayandığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı Tasfiye Halinde .... A.Ş. vekili istinafında; ilk derece mahkemesince müvekkili şirketin 03.09.1990 tarihli ortak girişim sözleşmesine dayanılarak diğer davalılarla birlikte müteselsilen sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu olayın meydana geldiği tarihte ortak girişim sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerin müvekkili bakımından sona erdiğini ve ortak girişim kapsamındaki tüm hak ve borçların diğer davalı.... A.Ş. tarafından üstlenildiğini, bu hususa ilişkin sözleşmenin dosyaya sunulmasına rağmen mahkemece değerlendirilmediğini, müvekkili şirketin faaliyet alanının yalnızca fore kazık uygulamaları olduğunu, ortak girişime de bu teknik yeterliliği nedeniyle dâhil edildiğini, ancak dava konusu ...Tesisi işinde teknik şartname kapsamında müvekkili tarafından gerçekleştirilen herhangi bir imalat veya faaliyetin bulunmadığını, bu nedenle ortak girişim sözleşmesinin somut projede fiilen uygulanmadığını ve müvekkilin eserin yapımında hiçbir katkısının olmadığını, tesisin kesin kabulü ve devir işlemlerinin doğrudan ... tarafından gerçekleştirildiğini, davacı idarenin de tüm sözleşmesel ilişkiyi yalnızca bu şirketle yürüttüğünü, buna rağmen müvekkilin dava dışı bırakılmayarak haksız şekilde sorumlu tutulduğunu, olay tarihinde eser sözleşmesinin üçüncü dönem işletme sürecinde bulunulması nedeniyle yüklenicilerin ancak idarenin bildirimde bulunması halinde bakım ve gözetim yükümlülüğü altında olduklarını, davacı tarafından böyle bir bildirim yapılmadığını, ayrıca bilirkişi raporlarının da iş kazasının müteveffanın kendi ihmali sonucu meydana geldiğini ortaya koyduğunu, bu durumda illiyet bağının kesildiğini ve kusur yüklenemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının müvekkili yönünden kaldırılmasını talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalılar ise yüklenicidir.
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan 03/09/1990 tarihli İstanbul ...Tesisi Yapım İşine ilişkin eser sözleşmesi ve eki teknik şartname hükümleri kapsamında, davacı idarenin dava dışı işçinin ölümü nedeniyle mirasçılarına ödediği tazminatı sözleşme hükümleri uyarınca yüklenicilere rücu edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümleri, Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ve öğretide kabul edilen ilkeler birlikte değerlendirildiğinde; yüklenici, üstlendiği işi işinin ehli ve basiretli bir tacir gibi, sözleşme, teknik şartname ve diğer sözleşme eklerine, fen ve sanat kurallarına uygun şekilde yerine getirmek, eseri ayıpsız olarak tamamlamak, işin yapımı sırasında iş sahibinin ve üçüncü kişilerin zarar görmemesi için gerekli tüm teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlüdür.
Bu yükümlülük, yüklenicinin eser sözleşmesinden kaynaklanan özen borcunun doğal sonucudur. İşin yapımı sırasında veya sözleşme kapsamında yürütülen işletme sürecinde meydana gelen zararlarda, iş sahibinin denetim yetkisinin bulunması veya bazı işlemleri bizzat yürütmesi, tek başına yüklenicinin sözleşmeden doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Yapım İşleri Genel Şartnamesi ile diğer sözleşme ekleri de sözleşmenin ayrılmaz parçası niteliğinde olup tarafları bağlamakta, bu düzenlemelerin mahkemece re'sen gözetilmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamındaki deliller, sözleşme hükümleri ve teknik şartname birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu iş kazasının meydana geldiği tarihte, yüklenicilerin sözleşmeden doğan işletme, güvenlik ve koruma yükümlülüklerinin devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda yüklenicilerin, tesisin güvenli şekilde işletilmesi, personelin zarar görmesini önleyecek teknik tedbirlerin alınması, sistemin güvenli çalışmasının sağlanması ve sözleşmede öngörülen işletme yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden sorumlu oldukları açıktır.
Davalıların, kazanın meydana geldiği tarihte işletme sorumluluğunun tamamen davacı idareye geçtiği, kendilerinin yalnızca danışmanlık veya bakım hizmeti sundukları yönündeki savunmaları, sözleşme ve teknik şartname hükümleriyle bağdaşmamaktadır. Zira sözleşme hükümleri uyarınca yüklenicilerin otuz altı aylık işletme süresince güvenli işletmenin sağlanmasına ilişkin sorumlulukları devam etmektedir. İş sahibinin denetim yükümlülüğünün bulunması veya personelin davacı idare çalışanı olması da yüklenicinin sözleşmeden doğan özen borcunu ortadan kaldıran bir neden olarak kabul edilemez.
Diğer taraftan davalı ... A.Ş.'nin ortak girişim kapsamındaki yükümlülüklerinin sona erdiği ve fiilen işin yapımında görev almadığı yönündeki savunmaları da dosya kapsamıyla doğrulanmamaktadır.
Davacı ile davalılar arasında imzalanan eser sözleşmesi ve ortak girişim ilişkisi uyarınca yükleniciler iş sahibine karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olup, davalı tarafından ileri sürülen iç ilişkiye dair düzenlemeler iş sahibini bağlamaz. Ortak girişim ortakları arasındaki görev paylaşımı veya sonradan yapılan iç düzenlemeler, iş sahibine karşı üstlenilen sözleşmesel sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı gibi üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilecek nitelikte de değildir.
İlk derece mahkemesince, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, teknik şartname, Yapım İşleri Genel Şartnamesi ve dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davalı yüklenicilerin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemeleri nedeniyle meydana gelen iş kazasından sorumlu oldukları, davacı idarenin ölen işçinin mirasçılarına ödediği tazminatın tamamını davalılardan rücuen talep edebileceği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Aynı iş kazasında yaşamını yitiren diğer işçiye ilişkin açılan davada verilen karar da eldeki uyuşmazlık bakımından emsal nitelikte olup, anılan davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 2018/1045 Esas, 2018/920 Karar sayılı ilamı ile davacı tarafın istinaf başvurusu kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış, davanın kabulü ile davalıların ödenen bedelin tamamından sorumlu tutulmalarına karar verilmiş; söz konusu karar Yargıtay 6. Hukuk Dairesince de onanmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalıların vekillerinin istinaf başvularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ..../09/2020 tarih ve 2015/... Esas, 2020/..ar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalıların vekillerinin istinaf başvularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,
2-Davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 76.220,46 TL nisbi istinaf karar harcından davalılarca ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 19.057,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 57.163,46 TL harcın davalılardan ayrı ayrı alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalılar tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 08/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.