İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, ticari satımdan kaynaklanan fatura alacağına dayalı itirazın iptali davasında bilirkişi raporu ve sahte fatura iddialarını değerlendirmiştir.
Özet: Bu hukuki evrak, ticari satıştan kaynaklanan 69.018,20 TL tutarındaki ödenmemiş faturalar nedeniyle açılan bir itirazın iptali davasına ilişkin istinaf başvurusunu konu almaktadır; davacı, borcun ödenmediğini ve icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasını talep ederken, davalı ödemenin çeklerle yapıldığını iddia etmekte ve davacı şirketin sahte fatura düzenleme soruşturması kapsamında olduğunu öne sürmekte olup, uyuşmazlığın çözümü için tarafların defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/423
KARAR NO : 2026/1095
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/12/2022
NUMARASI : 2020/568 Esas 2022/964 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 29/04/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 29/04/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalıya; 28.06.2016 tarihli 874922 nolu fatura ile 30.078,20 TL bedelli ve 30.06.2016 tarihli 874923 nolu fatura ile 38.940,00 TL bedelli malların satıldığını, davalının söz konusu malların bedelini ödemediğini, davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı defterleri incelediğinde alacağın varlığının ortaya çıkacağını, bu nedenle fatura bedellerinin ödendiğini ispat etmesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra takibine dayanak 30.078,20 TL bedelli 28.06.2016 tarihli 874922 nolu ve 38.940,00 TL bedelli 30.06.2016 tarihli 874923 nolu iki adet fatura için 25.10.2017 ve 22.02.2018 tarihlerinde ekte sunulu davacı şirket emrine yazılı çekler düzenlendiğini ve çek bedellerinin aynı gün şirket yetkilisi ....'e ödendiğini, ancak Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı İzmir Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkanlığı'nın müvekkili muhatap 23.02.2021 gün ve E-858152-94-000 [A-5387]-A-5387 -E.7057 sayılı yazısı ile müvekkili 2016 dönemi hesap ve defterlerinin vergi kanunları yönünden incelenmek üzere davet edilmiş, görüşmeye gidildiğinde davacı şirketin sahte faturalar nedeniyle incelemeye alındığı, bu nedenle de müvekkilinin davet edildiği bilgisine ulaşıldığını, davacı şirket hakkında Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı İzmir Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkanlığı'nca sürdürülen sahte faturalarla ilgili soruşturmanın akıbetinin sorulmasını talep ettiklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
MAHKEMECE: "... Dava; Faturadan kaynaklı icra takibine itirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
Davacı vekili delil olarak; Aliağa İcra Müdürlüğünün 2019/3587 Esas sayılı dosyası, arabuluculuk son tutanağı, fatura, kayıt ve belgeler, davacı şirkete ait defter, belge ve kayıtlar, tanık anlatımları, yemin ve bilirkişi incelemesine dayanmış, dayanak belgelerini dosyaya sunmuştur.
Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2019/3587 sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklısının davacı, borçlusunun davalı olduğu, takibin 30.078,20-TL ve 38.940,00- TL'lik iki adet faturaya dayalı asıl alacak, 10.955,47-TL ve 8.477,10-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 88.450,77-TL alacak üzerinden yapılan ilamsız icra takibi olduğu, ödeme emrinin davalı-borçlu vekiline 19/08/2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilince 22/08/2019 tarihinde borcu bulunmadığından takibe, borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz edildiği, takibin durduğu tespit edilmiştir.
... Şubesi'nin 01/07/2021 havale tarihli dilekçesi ekinde sunulan ...'e ait 20/02/2018 keşide tarihli 199486 seri numaralı 38.970,00 TL tutarlı ve 20/10/2017 keşide tarihli 199487 seri numaralı 30.578,00 TL tutarlı iki adet çek asılları ve ödeme dekontu asıllarının mahkememiz kasasına alındığı anlaşıldı.
Uyuşmazlık ve çözülmesi gereken sorun; Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2019/3587 Esas sayılı takip dosyasındaki asıl alacak ve dava konusu olan miktar kadar davacı alacağı bulunup bulunmadığı, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın yerinde olup olmadığı noktalarındadır.
Mahkememizin 01/10/2021 tarihli celsesinde verilen ara kararı uyarınca; dosyanın SMMM uzmanı bilirkişiye verilerek, taraf defter ve kayıtları üzerinde gerekli görülmesi halinde yerinde inceleme yapma yetkisi de verilerek uyuşmazlık konusunda rapor düzenlenmesinin istenmiştir.
Bilirkişi .... tarafından mahkememize sunulan 04/01/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirket yetkilisi .... tarafından sunulan 2016-2017-2018-2019 yıllarına ait Yevmiye Defteri, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin kanuni süresi içinde açılış tasdikleri ile 2017- 2019 yıllarına ait Yevmiye Defterlerinin kapanış tasdiklerinin yapıldığı (2017 yılı Envanter defteri sunulmadığından, açılış tastiğinin yapılıp yapılamadığının tespit edilemediği); ancak 2016- 2018 yıllarına ait Yevmiye Defterlerinin kapanış tasdiklerinin yapılmadığının görüldüğü, taraflar arasında 2016 inceleme döneminde ticari bir ilişkinin var olduğu, davacı ... Resmi Defter kayıtlarında; Davalı ...'ün davacı ...'e 15.08.2019 takip tarihi itibariyle, 69.018,20.-TL tutarında Borçlu olduğunun kaydedildiği, dosya içeriğinde taraflar arasında düzenlenmiş bir sözleşme olmadığı gibi, davacının davalıya çektiği bir ihtarnamede görülmediğinden faiz hesap edilmediği, davalı vekili tarafından 2 haftalık kesin süre içerisinde resmi defterlerin sunulmadığı gibi yeri de bildirilmediğinden davalı ...'ün resmi defterleri incelenemediği, .... . Şubesi Tarafından, gönderilen 03.12.2021 havale tarihli cevabi yazısının ekinde sunulan ...'e ait 199486 seri numaralı 20.02.2018 vadeli 38.940,00.-TL bedelli ve 199487 seri numaralı 20.10.2017 vadeli 30.578,00.-TL bedelli çeklere ait ödeme dekontları ve çeklerin onaylı suretleri incelendiğinde ise; 199487 seri numaralı 20.10.2017 vadeli 30.578,00.-TL bedelli çekin; ...Şti. adına düzenlenildiği; çekin arkasına "...Şti" yazılarak imzalanılmasının altına ise .... isim ve imzasının atıldığı; 25.10.2017 tarihinde ... Şubesi tarafından ....'e ödendiğine ilişkin banka dekontundan görüldüğünü, 199486 seri numaralı 20.02.2018 vadeli 38.940,00.-TL bedelli çekin;.....Şti. adına düzenlenildiği; çekin arkasına "....Şti" yazılarak imzalanılmasının altına ise .... isim ve imzasının atıldığı; 22.02.2018 tarihinde... Şubesi tarafından ....'e ödendiğine ilişkin banka dekontundan görüldüğü bildirilmiştir.
Davaya konu çekler üzerinden imza incelemesi yaptırılmış, bilirkişi.... tarafından sunulan 22/11/2022 tarihli raporda, tetkike konu çeklerin arka yüzleri 1. Ciranta hanelerinde “.... Şti” şirket yetkili/leri adına atılı olan cirantacı imzaları ile ....'ın mevcut mukayese imzaları arasında, farklılıklar bulunduğu belirlenmekle, tetkik konusu çeklerin arka yüzü 1. Ciranta hanelerinde “... Şti” şirket yetkili/leri adına atılı olan cirantacı imzalarının ... elinden çıkmadığı bildirilmiştir.
Davacı vekili icra takibine konu fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmediğini ,davalı ise 2 adet fatura tutarı kadar çek ile ödeme yapıldığını bildirmiştir. ... Şubesince , davalı ...'e ait 199486 seri numaralı 20.02.2018 vadeli 38.940,00.-TL bedelli ve 199487 seri numaralı 20.10.2017 vadeli 30.578,00.-TL bedelli çeklere ait ödeme dekontları ve çeklerin onaylı suretleri gönderilmiş ,199487 seri numaralı 20.10.2017 vadeli 30.578,00.-TL bedelli çekin; ...Şti. adına düzenlenildiği, çekin arkasına "...Şti" yazılarak imzalanılmasının altına ise .... isim ve imzasının atıldığı 25.10.2017 tarihinde ... Şubesi tarafından ....'e ödendiği, 199486 seri numaralı 20.02.2018 vadeli 38.940,00.-TL bedelli çekin; ...Şti. adına düzenlenildiği; çekin arkasına "...Şti" yazılarak imzalanılmasının altına ise ...isim ve imzasının atıldığı; 22.02.2018 tarihinde .... Şubesi tarafından ....'e ödendiğinin tespit edildiği ,çekteki ciranta imzasının davacıya ait olup olmadığı yönünde yapılan imza incelemesinde ciranta imzasının davacı şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edildiği ,
Tüm dosya kapsamı bilirkişi incelemesi ,taraf beyanları ile davacı tarafın defterlerinde, davalının ödeme yaptığını iddia ettiği çekler ile ilgili herhangi bir kaydın bulunmadığı, davalının da bu çekleri davalıya teslimine ilişkin herhangi bir kayıt ve belge sunmadığı ,davalının ticari defterlerini incelemeye sunmadığı , çekler üzerinde yapılan imza incelemesinde çeklerin arka yüzleri 1. Ciranta hanelerinde “.... Şti” şirket yetkili/leri adına atılı olan cirantacı imzalarının .... Şti” şirket yetkilisi ... elinden çıkmadığı, ödeme iddiasını ispat ile yükümlü davalının ödeme iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiş, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalının davacıya olan borç miktarını bilebilecek durumda bulunduğu anlaşıldığından icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile;
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlere;
1-Davanın KABULÜ ile,
Davalının Aliağa İcra müdürlüğünün 2019/3587 E sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 69.018,20 TL asıl alacak bakımından iptaline, takibin 69.018,20 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile DEVAMINA
69.018,20 TL üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatının (13.803,64 TL) davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının gerek yasa gerekse de usul hükümlerine aykırılıklar barındırdığını, karara dayanak tutulan bilirkişi raporunda; Dava konusunun davacı yanca başlatılan 28.06.2016 ve 30.06.2016 tarihli iki adet fatura alacağına ilişkin başlatılan 69.018,20 TL asıl alacak ve 19.432,57 TL faizi ile toplam 88.450,77 TL'lik icra takibine yapılan itirazın iptali olduğu, davacının faturalara ilişkin müvekkile ihtarname gönderip göndermediğinin tespit edilemediği, buna dayalı olarak faiz hesaplamasının yapılamadığı, davacının sunduğu ticari defterlerden, alacağa konu ettiği faturaların kayıtlı olduğu 2016 - 2018 yıllarına ait yevmiye defterlerinin kapanış takdiklerinin yapılmadığı, ayrıca 2017 yılına ait envanter defterinin sunulmadığı (bu nedenle açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılıp yapılmadığının tespit edilemediği), davacının kapanışını yapmadığı 2016 yılı defterinde 30.06.2016 tarihinde kaydı yapılan iki adet fatura alacağının müvekkil hesabına kaydı yapıldıktan sonra borcun 2017, 2018, 2019 yılı defterlerine de tahakkuk ettirdiği ancak buna mukabil; müvekkilin keşide ettiği çeklere ilişkin hiçbir ticari defterde kayda rastlanmadığı gibi -defterlerde bu faturalar dışında başkaca bir borç ya da ticari ilişki tespit edilemediği, müvekkilin düzenlediği 199487 seri numaralı 20.10.2017 vadeli 30.578,00 TL bedelli ve 199486 seri numaralı 20.02.2018 vadeli 38.940,00 TL bedelli iki adet çekin davacı "... Şti" adına düzenlendiği, bu çeklerin arkasının davacı şirket tarafından ciro edilerek ... tarafından bağlı bulunduğu ... Şubesinde 25.10.2017 ve 22.02.2018 tarihlerinde tahsil edildiği hususlarının tespit edildiğini, Türk Ticaret Kanunu’nda belirtilen açıklamalar ve Yargıtay'ın da vermiş olduğu kararlarda, ticari defterlerin sahibinin lehine delil olabilmesi için yasaya uygun olarak tutulmalarının şart olduğunu, yevmiye defterinin Yasa’ya uygun tutulmuş sayılabilmesi için ise, Türk Ticaret Kanunu’nun 70 inci maddesinin son fıkrasına göre yıl sonu tasdikinin bulunması gerektiğinin belirtildiğini, tüm bu yasal düzenlemeler ışığında usullere uygun olarak tutulmamış olan davacı ticari defterlerinin sahibi lehine delil olmayacağı gibi müvekkilinin de aleyhine delil olamayacağını, davacının defterlerindeki tespitler ve yukarıda ifade edilen amir yasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının alacaklı olduğu iddiasına dayanak gösterdiği 2016 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yapılmadığını, bu nedenle "Tasdik işlemlerinin kanuni süresi içerisinde yaptırılması" hükmüne aykırılık bulunduğunu, davacıya ait diğer defter kayıtlarında müvekkilinin kendisine keşide ettiği çekleri de kaydetmediğinin görüldüğünü, yine bilirkişi raporunda özellikle belirtilerek davacının, saklaması gereken belgeler arasında müvekkili ile imzalanmış bir sözleşme olmadığı gibi müvekkiline gönderilmiş bir ihtarname olmadığı tespitinin bulunduğunu, müvekkili ile davacı arasında başkaca bir ticari ilişki bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin ödeme için keşide ettiği ve fatura bedelleri ile uyumlu bulunan çeklerin münhasıran bu borç için olduğunun aşikar olduğunu, müvekkilinin keşide ettiği çekin ibrazı sırasında ciro silsilesini incelemek ya da hamilin şirketin yetkilisi olup olmadığını bilmek ya da arkasındaki ciro imzalarının gerçek olup olmadığını araştırmak gibi bir yetkisinin bulunmadığını, müvekkilinin tek yetkisinin çek bedellerini ibraz tarihinde bankada hazır etmek olduğunu, aksi durumda karşılıksız çek keşide etme suçuyla karşı karşıya kalacağının aşikar olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; İlk derece mahkemesince aldırılan bilirkişi raporlarının denetime elverişli ve açık olmasına davalının ödeme savunmasında bulunmuş olmasına dolayısıyla ispat yükünün davalı tarafa geçmiş olmasına davalı tarafça sunulan iki adet çekin davacı şirket lehine düzenlenmiş olmasına, ancak çeklerin arka bölümünde davacı şirket adına yapılan cirodaki imzanın davacı şirketin yetkilisine ait olmadığının bilirkişi raporuyla ortaya konulmuş olmasına, dolayısıyla davalının ödeme savunmasını sunduğu delillerle ispatlayamamasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/12/2022 tarih, 2020/568 Esas ve 2022/964 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 4.714,63 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 1.178,66 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 3.535,97 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın re'sen taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/04/2026