Danıştay 13. Daire, Batman Belediyesinin taşınmaz satış ihalesinin iptali davasında, davacının ehliyet ve hukuki menfaat iddialarının temyiz başvurusu üzerine incelenmesi.
Özet: Bir şirket, geçmişte kiraladığı ve parselasyon sonrası belediyeye geçen arazileri ecrimisil ödeyerek kullanmaya devam etmesi nedeniyle, belediyenin bu arazileri satışa çıkarma ihalesinin iptali istemiyle dava açmış; ilk derece mahkemesi, şirketin fuzuli şagil olduğunu ve hukuken korunması gereken meşru bir menfaatinin bulunmadığını belirterek davayı ehliyet yönünden reddetmiş; şirket ise ihalenin hem mevcut ekonomik menfaatini hem de dere yatağında yapılaşma riski taşıyan alanda kamu yararını ihlal ettiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2025/2714 E.  ,  2025/3769 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2025/2714
Karar No:2025/3769
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Ürünleri İnşaat Nakliyat Sanayi ve
Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediyesi (E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Batman Belediye Başkanlığınca Batman ili, ... Mahallesi, ... ada, ..., ... ve ... parsellerde bulunan taşınmazların satışına ilişkin olarak 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 35. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kapalı teklif usulüyle gerçekleştirilecek olan 01/09/2025 tarihli ihalelerin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen kararda; davacının ihaleye konu taşınmazları R.E. isimli şahıstan kiralamak suretiyle kullandığı, taşınmazların da içinde bulunduğu alanda yapılan parselasyon işlemi sonrasında, parsellerin mülkiyetinin davalı Belediye'ye geçtiği, davacı tarafından parselasyon işlemi sonrasında da ecrimisil ödemek suretiyle taşınmazların kullanılmaya devam edildiği belirtilerek dava açılmış ise de, dava tarihi itibarıyla davacının bahse konu taşınmazlarda fuzuli şagil olduğu, ayrıca dava dilekçesinde, taşınmazların satılması durumunda hukuken korunması gereken meşru bir menfaatinin etkileneceği şeklinde bir iddianın da bulunmadığı, dolayısıyla davacı tarafından taşınmazların satışına ilişkin ihalenin iptali isteminde hukuken korunması gereken meşru bir menfaatin ortaya konulamaması karşısında, davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, taşınmazların mülkiyetinin davalı Belediye'ye geçmesinden sonra da Belediyece tahakkuk ettirilen ecrimisil bedelleri ödenerek taşınmazların fiilen kullanılmaya devam edildiği, bu durumun Belediye'nin fiili kullanıma izin verdiğini gösterdiği, kira ilişkisine dayalı kullanım hakkının ecrimisil ödemesiyle devam ettiği, bu haliyle fuzuli şagil olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğu, ihalenin fiilen kullandığı taşınmaz üzerindeki ekonomik ve güncel menfaatini doğrudan etkilediği; taşınmazların dere yatağı üzerinde ve çevresi itibarıyla rekreasyon alanı olarak belirlenmiş bölgede olduğu, bu tür alanlarda yapılaşmanın jeoteknik ve hidrolojik açıdan yüksek risk içerdiği, dere yatağında yapılaşmaya elverişsiz alanda bulunan taşınmazların ihalesine dava açmanın sadece ekonomik bir çıkarla değil, yaşam hakkı ve çevre güvenliği temelli bir kamu menfaatiyle ilgili olduğu, bu bağlamda, açtığı davanın actıo popularıs (halk davası) niteliğinde olduğu, kamu yararının korunmasına hizmet ettiği, taşınmazlar üzerinde kendilerince inşa edilen ve faal olan yapı tesisi bulunduğu, ihale ilanı ile Şartname'de taşınmazların durumuna açıkça yer verilmediği, süregelen kira ilişkisinden hiçbir şekilde bahsedilmediği, davanın hem kişisel menfaati hem de kamu yararı gözetilerek olası bir çevre felaketinin önlenmesi ve can güvenliğinin sağlaması amacıyla açıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz edilen Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Batman Belediye Başkanlığınca Batman ili, ... Mahallesi, ... ada, ..., ... ve ... parsellerde bulunan taşınmazların satışına ilişkin olarak 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 35. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 01/09/2025 tarihinde kapalı teklif usulüyle gerçekleştirilmek üzere ihaleye çıkılmıştır.
Bunun üzerine davacı tarafından söz konusu ihalelerin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davaları idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış olup; iptal davası açılabilmesi için, gerçek ya da tüzel kişiler ile dava konusu edilen işlem arasında makul ve ciddi bir alakanın, başka bir anlatımla menfaat ilgisinin bulunması gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yargı kararlarında ve doktrinde "menfaat" kavramının davacı ile iptalini istediği idari işlem arasındaki bağı, ilgiyi ifade ettiği belirtilmekte ve idari işlem ile dava açan kişi arasında meşru, güncel ve ciddi bir alaka söz konusu ise, davada menfaat bağının bulunduğu kabul edilmektedir. İptal davalarında davacı olabilmek için subjektif bir hakkın ihlal edilmesi şartı aranmamakta, menfaat ihlali yeterli sayılmaktadır.
İptal davasının gerek anılan maddede, gerekse içtihat ve doktrinde belirtilen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin, bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat alakası kurabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü gerekmektedir.
Kişisel, meşru ve güncel bir menfaat alakasının varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi, makul, maddi ve/veya manevi bir alakasının bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır. İptal davaları idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesine, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece de idarenin hukuka bağlılığının ve sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine imkan sağladığından, bu davalarda menfaat alakasının bu amaç doğrultusunda yorumlanması gerekmektedir.
Bu durumda, davacı tarafından, dava konusu ihale ile satışa çıkarılan taşınmazların önceki yıllarda kira sözleşmesine dayanarak, sonrasında ise ecrimisil ödenerek kullanıldığı, taşınmazların üzerinde inşa edilen ve faal durumda olan tesisinin bulunduğunun belirtildiği, yine davacı tarafından, kendisine ilişkin hukuki statüye, taşınmazlar üzerinde tesisin bulunduğuna ve kira ilişkisinin devam ettiğine yönelik bilgilere ihale ilanı ile Satış Şartnamesi'nde yer verilmediği, yapılan zemin etütlerinin zeminin yapılaşmaya uygun olmadığını ortaya koyduğu, Belediyece geçmiş dönemde yapılan tüm etüt çalışmalarının yok sayıldığı, ihale dokümanında bu bilgilere yer verilmeyerek açıkça bu bilgilerin gizlendiği gibi iddialarla bakılan davanın açıldığı dikkate alındığında, davacının böyle bir davayı açmakta menfaatinin, başka bir anlatımla dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekmekte olup, davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 03/12/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.